banner190
31 Ocak 2013 Perşembe 13:36
Hukuk Dairesi Kararı
Daire:17
Tarih:2012
Esas No:2012/12662
Karar No:2012/13378
Kaynak:Kişisel arşiv
İlgili Maddeler:İİK 278
İlgili Kavramlar:TASARRUFUN İPTALİ
T.C.
YARGITAY
17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12662
KARAR NO : 2012/13378
Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2011
NUMARASI : 2009/661 – 2011/194
DAVACI : Yapı ve Kredi Bankası A.Ş
DAVALILAR : 1- Şerife Kasapoğlu
2- Mehmet Naci Dinçer
3- Mustafa Kuru
4- Murat Kuru
5- Yahya Necati Aksoy
BİRLEŞTİRİLEN DAVA
MAHKEMESİ : İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2011/62
DAVACI : Yapı ve Kredi Bankası A.Ş
DAVALILAR : 1- Şerife Kasapoğlu
2- Mustafa Kuru
3- Murat Kuru
4- Yahya Necati Aksoy

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı
nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar Şerife ve Mehmet
Naci vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili, davalı borçlu Şerife aleyhine icra takibi
yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu
taşınmazlarından birini davalı Mehmet Naci’ye, bir kısmını davalılar Mustafa ve Murat’a satışına
davalılar Mustafa ve Murat’ın da aldıkları taşınmazları davalı Yahya Necati’ye satışlarına ilişkin
tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şerife vekili ile davalı Mehmet Naci vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap
vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazların satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğu, davalı
Mustafa ile Murat’ın Şerife’nin ortağı olduğu fabrikanın bulunduğu köyde ikamet ettikleri ve taşınmazları aldıktan kısa süre sonra borçlu Şerife’nin kocasının teyze oğlu
olan davalı Yahya Necati Aksoy’a sattıkları, davalı Mehmet Naci’nin de davalı borçlunun ortağı
olduğu şirket ile aynı sanayi bölgesinde faaliyette bulunduğu gerekçesi ile davanın tüm
taşınmazlar açısından kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Şerife vekili ve davalı Mehmet Naci
vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Borçlu Şerife vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, dosya içeriğine, kararın dayandığı
delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik
bulunmamasına, davalı Mehmet Naci’ye yapılan satış dışındaki tasarruflarda edimler arasında aşırı
fark bulunmasına, İİK'nın 278/III-2 maddesinde edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde
sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmesine, 3. kişiler tarafından taşınmazın
tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı
delillerle kanıtlanamamasına, edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde 3. kişilerin iyi
niyet iddiasının dinlenemeyeceğine ayrıca davalı Mustafa ile Murat’ın Şerife’nin ortağı olduğu
fabrikanın bulunduğu köyde ikamet etmelerinden dolayı ve taşınmazları aldıktan kısa süre sonra
borçlu Şerife’nin kocasının teyze oğlu olan davalı Yahya Necati Aksoy’a sattıkları hususları
nazara alındığında bu davalıların borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını
ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olmaları nedeniyle tasarrufların iptali
gerekeceğine (İİK. 280/I) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre borçlu Şerife vekilinin sair
temyiz itirazlarının reddi ile davalı Mehmet Naci dışındaki davalılara yapılan tasarrufların
iptaline yönelik hükmün onanması gerekir.
2- Davalı Mehmet Naci vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın
278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davalı Mehmet Naci’ye yapılan satışta bedel farkının bulunduğu gerekçesine de
dayanılmış ise de varılan bu sonuç yerleşik Daire uygulamalarımıza da aykırı düşmektedir. Bedel
farkının iptal nedeni olarak kabul edilmesi için satış bedeli ile taşınmazın tasarruf tarihindeki
gerçek değeri arasında mislini aşan bir farkın oluşması gerekir. Oysa bahsi geçen tasarrufta tapuda gösterilen değer 50.000 TL olup gerçek değer
de 85.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda bedel farkının olduğu söylenemez. Adı geçen
davalının borçlu ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir
delil de yoktur. Ayrıca 3. kişinin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını
ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda da gösterilen deliller
yeterli değildir. Davalı 3. kişinin uzun yıllar İstanbul’da yaşadığı ve sonradan Denizli’de şirket
kurarak çalışmaya başladığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki
borçlunun ortağı olduğu şirket ile 3. kişinin şirketi aynı işkolunda faaliyet göstermediği gibi
adresleri itibariyle de birbirine komşu olmadıkları gelen kayıtlardan anlaşılmaktadır. Kaldı ki
taşınmazın şirketten değil ortağı olan Şerife’den vekil kullanılmak suretiyle satın alınmış
olmasından dolayı davalı 3. kişi Mehmet Naci’nin borçlu Şerife’nin alacaklılarından mal kaçırmak
ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilmeyi zorlaştıracağı da bellidir. Bu
durumda davalı Mehmet Naci’nin borçlu Şerife’nin alacaklılarından mal kaçırmak ya da
alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilip bilemeyeceği hususu üzerinde yeniden
durulması ve davacının dayanmış olduğu yemin delilinin de mevcut olduğu gözetilerek oluşacak
duruma göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde değildir.
3- Davaların birlikte görülerek neticelendirilmesi sonucu her bir dava için ayrı ayrı hüküm
kurulması ve her davanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği
gibi aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan her bir davalının tasarrufunun da kendisi
açısından değerlendirilerek sonuçlarının belirlenmesi giderek yargılama giderlerinden
sorumluluklarının gösterilmesi yerine yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Şerife vekilinin sair temyiz
itirazlarının reddi ile davalı Mehmet Naci dışındaki davalılara yapılan tasarrufların iptaline
yönelik hükümlerin ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Mehmet Naci
vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ve (3) numaralı bentte yazılı nedenlerle de borçlu ve Mehmet
Naci’nin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
peşin alınan harcın istek halinde davalı Şerife ve Mehmet Naci'ye geri verilmesine 03/12/2012 tarihinde
oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A.Velioğlu A.Ş.Sertkaya L.E.Köksal M.Özcan S.Kul

Son Güncelleme: 31.01.2013 13:51
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol