04 Kasım 2015 Çarşamba 10:19
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

T.C.

YARGITAY

Yirmiüçüncü Ceza Dairesi

 

E:2015/2377

K:2015/3355

T: 08.07.2015

 

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Finansal Kiralama Sözleşmesi

Ertelemenin Şarta Bağlanması

Etkin Pişmanlık

Adli Para Cezası Miktarının Tayini

Yasal ve Yeterli Gerekçe

 

Özet: Finansal kiralama sözleşmesi ile teslim aldıkları aracı, borcun ödenmemesi üzerine kendilerine tebliğ olunan ihtarnameye rağmen süresi içinde katılan şirkete iade etmeyen sanıkların eylemi hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.

 Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanıklar hakkında, ertelemenin, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulmasının ve adli sicil kaydına göre daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olan sanığa verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmelidir.

 Kanun koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan belirlendiği hallerde, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırın üzerinde belirlenmesi yasaya aykırıdır.

 (5237 s. TCK m. 51/2-3, 52, 155, 168)

 Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

 Sanıkların, katılan şirketten Konya 3. Noterliği'nin 06.03.2008 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile teslim aldıkları yükleyici aracını, borcun ödenmemesi üzerine kendilerine tebliğ olunan ihtarnameye rağmen süresi içinde katılan şirkete iade etmediklerinin iddia edildiği somut olayda, sanık savunmaları, finansal kiralama sözleşmesi, ihtarname, haciz tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

 5237 sayılı Kanunun 51/2. maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı Kanun'un 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanun'un 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkânının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanıklar hakkında ertelemenin, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulması ve sanık İsa'nın adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olmasına rağmen verilen cezanın ertelenmesine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

 Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi kanun koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmasa da, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmesi,

2- 5237 sayılı TCK'nın 51/3. maddesinde, cezası ertelenen sanıklar hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirleneceği ve bu sürenin alt sınırının, mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacağı hüküm altına alınmasına rağmen, cezası ertelenen sanıklar hakkında, herhangi bir denetim süresi belirlenmeyerek ve denetim süresince herhangi bir yükümlülük yüklenip yüklenmeyeceği veya uzman kişi görevlendirilip görevlendirilmeyeceği hususlarında bir karar verilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "30 gün", "25 gün" ve "500 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve "80 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle ve hüküm fıkrasına, "TCK'nın 51/3. maddesine göre sanıklar hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 08.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 04.11.2015 10:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol