21 Kasım 2012 Çarşamba 10:37
Hem Usulden Hem Esastan Ret Kararı Verilemez
 

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/1890

K. 2012/8380

T. 27.3.2012

• ALACAĞIN TAHSİLİ ( Alacağın Zamanaşımına Uğradığı Kabul Edildikten Sonra Davanın Hem Usulden Hem Esastan Reddi Sonucuna Varılacak Şekilde Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu - Davanın Usulden Reddi İşin Esasının İncelenmesine Engel Teşkil Edeceği )

• USULDEN REDDEDİLEN DAVA ( İşin Esasının İncelenmesine Engel Teşkil Edeceği/Alacağın Tahsili - Davanın Hem Usulden Hem Esastan Reddi Sonucuna Varılacak Şekilde Karar Verilemeyeceği )

• ZAMANAŞIMI ( Sebebiyle Reddedilen Davadan Sonra Davanın Hem Usulden Hem Esastan Reddi Sonucuna Varılacak Şekilde Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu - Davanın Usulden Reddi İşin Esasının İncelenmesine Engel Teşkil Edeceği )

• HEM ESASTAN HEM USULDEN REDDEDİLEN DAVA ( Alacağın Zamanaşımına Uğradığı Kabul Edildikten Sonra Bu Şekilde Karar Verilemeyeceği - Alacağın Zamanaşımına Uğraması )

6100/m.114,115

ÖZET : Dava, alacağın tahsili istemidir. Mahkemece "...davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı ve reddi gerektiği, kaldı ki davacının ev alınması için para verdiğini iddia ettiği, buna ilişkin sözleşme veya başkaca bir delil sunamadığı, davalının da bu paraların alınan borca karşılık olarak gönderildiğini söylediği, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, toplanan delillere göre iddianın sabit olmadığı kanaatine..." varıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Bu durumda, alacağın zamanaşımına uğradığı kabul edildikten sonra, uyuşmazlığın esasına ilişkin de irdeleme yapılmak suretiyle davanın hem usulden hem esastan reddi sonucuna varılacak şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki davanın usulden reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Buna rağmen mahkemece davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, Türkiye'de mülk edinmek için davalıya 03.01.2007 tarihinde 10.400 Euro, 21.12.2006'da 4.000 Euro, 29.01.2007'de 2.972 Euro olmak üzere toplam 17.372 Euro gönderdiğini, aradan geçen zamana rağmen davalının kendisi üzerine herhangi bir satış gerçekleştirmediğini, taşınmaz mülkiyetinin devrine dair bu sözleşmenin şekli şartları haiz olmaması sebebiyle tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde karşılıklı olarak iade etmeleri gerektiğini ileri sürüp, işbu ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacı ile arkadaşlıklarının bulunduğunu, davacıya Konak inşaattan daire alımı hususunda yardımcı olduğunu, bu daire alımına ilişkin 1.600 Euro para aldığını, bunu da davacı adına inşaat yetkilisine teslim ettiğini, hatta bu durumun davacı ile şirket arasındaki sözleşmede de açıkça belirtilmiş olduğunu, ancak davacının henüz satışa yanaşmadığını, aralarındaki arkadaşlık ilişkisi nedeniyle 21.000 Euro davacıya borç verdiğini, davacının bu borcun 17.372 Euro sunu banka kanalıyla, geri kalanını da Türkiye'ye geldiğinde elden ödediğini ve borcunun kalmadığını, açılan davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, ayrıca davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1 )Mahkemece "...davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı ve reddi gerektiği, kaldı ki davacının ev alınması için para verdiğini iddia ettiği, buna ilişkin sözleşme veya başkaca bir delil sunamadığı, davalının da bu paraların alınan borca karşılık olarak gönderildiğini söylediği, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, toplanan delillere göre iddianın sabit olmadığı kanaatine..." varıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Bu durumda, alacağın zamanaşımına uğradığı kabul edildikten sonra, uyuşmazlığın esasına ilişkin de irdeleme yapılmak suretiyle davanın hem usulden hem esastan reddi sonucuna varılacak şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki davanın usulden reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Buna rağmen mahkemece davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2 )Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenler ile hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 21.11.2012 11:14
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol