19 Şubat 2016 Cuma 11:24
Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu, Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma

 T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

 

E. 2010/2357

K. 2010/2913

T. 10.3.2010

 

TAKSİRLE BİRDEN FAZLA KİŞİNİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLMA ( Uçuş Ekibinin Yetersiz ve Eğitimlerinin Eksik Olması Gibi Eksikliklerin Yanında Yere Yakınlık Alarm Sistemi Cihazının Arızalı Olması - Mevcut Eksiklikler İle Kaza Arasında İlliyet Bağının Olduğu )

HAVA TAŞIYICISININ SORUMLULUĞU ( Yazılı Şekil Yerine Getirilerek Uçak Sub-Charter Kira Anlaşması Yapılmış Olması Hukuki Sorumluluğu Paylaşmak Olarak Kabul Edilse Bile Cezai Sorumluluğu Bertaraf Edemeyeceği )

• UÇUŞ EKİBİNİN YETERSİZ VE EĞİTİMLERİNİN EKSİK OLMASI ( Eksikliklerin Yanında Yere Yakınlık Alarm Sistemi Cihazının Arızalı Olması/Mevcut Eksiklikler İle Kaza Arasında İlliyet Bağının Olduğu - Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma )

• CEZAİ SORUMLULUK ( Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu - Yazılı Şekil Yerine Getirilerek Uçak Sub-Charter Kira Anlaşması Yapılmış Olması Hukuki Sorumluluğu Paylaşmak Olarak Kabul Edilse Bile Cezai Sorumluluğu Bertaraf Edemeyeceği )

• ALT SÖZLEŞMELER ( Yolcuların Biletleri Satın Aldığı Şirketin Uçakla İlgili Yaptığı Alt Sözleşmelerin Yolcuları Bağlamayacağı - Hukuki Sorumlulukta Rücu Kabul Edilse Bile Cezai Yönden Rücunun Mümkün Olmadığı )

5237/m.85/2

2920/m.119, 120, 124, 125

ÖZET : Kaza raporuna göre uçuş ekibinin yetersiz ve eğitimlerinin eksik olması gibi eksikliklerin yanında, yere yakınlık alarm sistemi cihazının arızalı olması gibi teknik eksikliklerin de olduğu dikkate alındığında, mevcut eksiklikler ile kaza arasında illiyet bağının olduğu, şüphelilerin eylemlerinin taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma olarak kabul edilmesi gerekir.

Yazılı şekil yerine getirilerek uçak Sub-Charter kira anlaşması yapılmış olması hukuki sorumluluğu paylaşmak olarak kabul edilse bile, cezai sorumluluğu bertaraf edemez. Ayrıca sözleşmenin kazadan bir gün önceye ait adi yazılı şekilde olması muvazaa yönünden araştırılmalıdır.

Yolcuların biletleri satın aldığı şirketin uçakla ilgili yaptığı alt sözleşmelerin yolcuları bağlamayacağı, hukuki sorumlulukta rücu kabul edilse bile, cezai yönden rücunun mümkün olmadığı gözetilmelidir.

DAVA : Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan şüpheliler Zeynel, T.Mustafa, A.Murat ve M.Şerif haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Keçiborlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.02.2009 tarihli ve 2009/580 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ( Burdur Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı )'nca verilen 29.05.2009 tarihli ve 2009/570 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Tüm dosya kapsamına göre, D... B... Hava Taşımacılığı A.Ş. envanterinde yer alan ve Sub-Charter kira anlaşması çerçevesinde A... J... Havacılık A.Ş. adına İstanbul-Isparta seferini yapan MD-83 tipi yolcu uçağının 30.11.2007 tarihinde düşmesi sonucu 57 kişinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olmaktan dolayı şüpheliler hakkında yapılan soruşturma sonucunda, olayda sorumluluklarının olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ise de,

1-Nihai kaza raporuna göre olayın uçuş ekibinin yayınlanmış alçalma planlarındaki usulleri doğru uygulamamaları, hava aracının bulunduğu arazi yapısını ve coğrafi konumu doğru değerlendirememeleri, uçuş ekibi ve kontrol elemanlarının alet işarlarını değerlendirmede yetersiz kalmaları, pilotların eğitimlerinin eksik olması, risk puanı yüksek Süleyman Demirel Havaalanı'na gece operasyonu düzenlenmemesi ve pilotların bu havaalanına ilk defa uçurulması gibi eksikliklerin yanında, geliştirilmiş yere yakınlık alarm sistemi ( EGPWS ) cihazının arızalı olması ve bu cihazın uyarı ve alarm sesli mesajı bildiren ses üretici arızası nedeniyle uçuş ekibine uyarı sağlamaması gibi teknik donanım eksikliklerinin olduğu dikkate alındığında, şüphelilerin eyleminin taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma olarak kabul edilmesi gerektiği, taksirin şekilleri olan tedbirsizlik ( önlemsizlik ) ve dikkatsizlik ( özensizlik ) unsurlarının olayımızda mevcut olduğu, mevcut eksiklikler ile kaza arasında illiyet bağının bulunduğu, şüphelilerin basiretli bir tacir gibi davranmadıkları, sözleşmeyle sorumluluktan kurtulmaya çalıştıkları,

2-2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 119 ve Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre yazılı şekil yerine getirilerek A... J... Havacılık A.Ş. ile D... B... Hava Taşımacılığı A.Ş. arasında 29.11.2007 tarihli uçak Sub-Charter kira anlaşması yapılmış olması hukuki manada sorumluluğu paylaşma olarak kabul edilse bile, cezai sorumluluğun bertaraf edilemeyeceği, ayrıca sözleşme tarihinin kazadan bir gün önceye ait olmasının muvazaa yönünden araştırılması gerektiği, milyonlarca dolarlık sorumluluk gerektiren bu tür devir sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı,

3- 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 120. maddesindeki "Yolcunun ölümü veya herhangi bir cismani zarara uğraması halinde, bu zarara sebebiyet veren kaza hava aracında veya iniş veya biniş sırasında meydana geldiği takdirde, taşıyıcı sorumludur." Aynı Kanun'un 125. maddesindeki "Taşıyıcının sorumluluğunu tamamen veya kısmen kaldıran veya 124. maddede sözü geçen sözleşme veya onu değiştiren protokolde belirtilmiş olan sorumluluk sınırını indirmeyi amaçlayan her şart hükümsüzdür." hükümleri karşısında, yolcuların biletlerini A... 3... Havacılık A.Ş.'den aldıkları, şirketin uçakla ilgili yaptığı alt sözleşmelerin yolcuları bağlamayacağı, hukuki sorumlulukta rücu kabul edilse bile cezai yönden rücunun mümkün olmadığı, aksinin kabulü halinde tüm sorumluluğun devir sözleşmeleri ile taşeron şirketlere devredilerek hukuki ve cezai yaptırımların kolayca bertaraf edilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli delil olduğu halde kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yapılan itirazın kabulü yerine yasal olmayan gerekçeyle reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 21.01.2010 gün ve 2953 sayılı Kanun'un yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2010 gün ve 19381 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Burdur Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.05.2009 tarih ve 2009/570 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Son Güncelleme: 19.02.2016 11:26
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol