Rahmi
Rahmi
30 Eylül 2016 Cuma 16:13
Hapis Cezasının Seçenek Yaptırımlardan Birine Çevrilmesi Zorunluluğu

 

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2013/8-816

K. 2015/39

T. 10.3.2015

• ONSEKİZ YAŞINDAN KÜÇÜK SANIK ( Seçenek Tedbir Gereklerini Yerine Getirmeyen Çocuk Sanık Hakkında T.C.K.'nun 50. Md. 1. Fıkrasında Seçenek Tedbirlere Hükmedilmesi Gerekirken Hapis Cezası İnfaz Edildiği - Sanığın Hapis Cezası Cinsinden Mahkumiyeti Olmadığı Kabul Edileceği/Hükmolunan 3 Ay 10 Gün Hapis Cezası Seçenek Yaptırımlara Çevrileceği )

• HAPİS CEZASI SEÇENEK YAPTIRIMA ÇEVRİLMESİ ( Seçenek Tedbir Gereklerini Yerine Getirmeyen Çocuk Sanık Hakkında T.C.K.'Nun 50. Md. 1. Fıkrasında Seçenek Tedbirlere Hükmedilmesi Gerekirken Hapis Cezası İnfaz Edildiği - Hapis Cezası Cinsinden Mahkumiyeti Olmadığı Kabul Edileceği/Hükmolunan 3 Ay 10 Gün Hapis Cezası Seçenek Yaptırımlara Çevrileceği )

• SEÇENEK YAPTIRIM ( Hapis Cezasının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi - Seçenek Tedbir Gereklerini Yerine Getirmeyen Çocuk Sanık Hakkında T.C.K.'nun 50. Md. 1. Fıkrasında Seçenek Tedbirlere Hükmedilmesi Gerekirken Hapis Cezası İnfaz Edildiği/Hapis Cezası Cinsinden Mahkumiyeti Olmadığı Kabul Edileceği )

5237/m.50/3

ÖZET : Uyuşmazlık; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nun 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. Hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası TCK'nun 50. maddesinin 1. fıkrasına göre seçenek tedbire çevrilen ancak seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmeyen çocuk sanık hakkında hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilmeyerek, adli para cezası dahil TCK'nun 50. maddesinin 1. fıkrasında yer alan diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinden, sanığın hapis cezası cinsinden mahkumiyetinin olmadığı kabul edilmelidir. Buna göre de, sanığa hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasının TCK'nun 50. maddenin 3. fıkrası gereğince aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

DAVA : 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanık A. B.'un aynı kanunun 15/1, 5237 sayılı TCK'nun 31/3, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 260 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 13.09.2012 gün ve 236-402 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 09.04.2013 gün ve 36220-11202 sayı ile;

"... Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak:

Suçu işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası nedeniyle TCK'nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceği gözetilmeyerek aynı maddenin 4. fıkrasına aykırılık yapılması,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına...",

Karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 15.06.2013 gün ve 264073 sayı ile;

“... 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar' başlıklı 50. maddesinin 3. fıkrası, 'Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir' şeklinde düzenleme altına alınmıştır.

Bu düzenlemeye göre, daha önceden hapis cezası cinsinden mahkumiyeti bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin 1. fıkrasında yazılı bulunan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

Somut olayda, suça sürüklenen çocuk A. B. kayden 20.05.1995 doğumlu olup suçun işlendiği 20.02.2012 tarihi itibariyle 17 yaşında olup çocuktur. Ayrıca, adli sicil kaydına göre, hapis cezası cinsinden geçmiş mahkumiyeti olan Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2010 gün ve 22-300 sayılı ilamı ile hükmolunan 10 ay hapis cezasına ilişkin ilamın kanun yararına bozma ile suça sürüklenen çocuk lehine TCK'nun 50/3. maddesinin uygulanması gerektiği düşüncesi ile bozulması gerektiği, sabıkasına konu diğer ilamların ise TCK'nun 50/3. Maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkemece, suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin 3. fıkrasının amir hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı bulunan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmemesi yasaya aykırıdır.

Bu itibarla, Özel Dairenin, sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin 3. fıkrası gereğince aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı bulunan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmemesi nedeniyle yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermesi yerine yazılı şekilde hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermesinde isabet görülmemiştir...”,

Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur

5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 26.11.2013 gün ve 12839-28117 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nun 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Olay tarihinde sanığın üzerinde kesici kısmı 8 cm, sap kısmı 10 cm olan bıçak ele geçirildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 27.02.2012 tarihli ekspertiz raporuna göre bıçağın, 6136 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında yasak niteliğe haiz sustalı çakı benzerlerinden olduğu, sanığın bıçağı bir arkadaşından meyve kesmek için aldığını savunduğu,

Olay tarihinde 18 yaşından küçük olan sanığın sabıka kaydında para cezasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin birden çok ilamların olduğu, Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2010 gün ve 22-300 sayılı ilamında, sanık hakkında 10 ay hapis cezasına hükmedildikten sonra TCK'nun 50/1-c. maddesi uyarınca 2 yıl süreyle meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla bir eğitim kurumuna devam etme tedbirine çevrilmesine karar verildiği ancak sanığın tedbire uymaması nedeniyle 26.10.2010 tarihinde 10 ay hapis cezasının tamamının infazına karar verilip, 27.09.2011 tarihinde de infaz edildiği,

Yerel mahkemece “sanığın sabıkasının bulunması ve mahkememizce yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir kanaatın oluşmaması dolayısıyla şartları oluşmamakla sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, verilen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve ertelenmesine kanunen ve takdiren yer olmadığına” şeklindeki gerekçeyle sanığa hükmolunan cezanın seçenek yaptırıma çevrilmemesine karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

5237 sayılı TCK'nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesi; “ ( 1 ) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;

a ) Adli para cezasına,

b ) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,

c ) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,

d ) Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,

e ) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,

f ) Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,

Çevrilebilir.

( 2 ) Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.

( 3 ) Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.

( 4 ) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın ( a ) bendine göre adli para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.

( 5 ) Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.

( 6 ) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.

( 7 ) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir” hükmünü içermektedir.

Maddenin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren üçüncü fıkrasında, seçenek yaptırımlara çevirmenin zorunlu olduğu haller düzenlenmiş olup, buna göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak kaydıyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile suç tarihinde onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum olduğu kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur. Burada hakime takdir hakkı tanınmamış olup, şartların oluşması halinde fıkrada belirtilen sürelerdeki hapis cezalarını maddenin birinci fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu kılınmıştır. Kanun koyucu seçenek yaptırımlara çevirme noktasında bir sınırlama getirmemiş, hapis cezasının birinci fıkrada belirtilen seçenek yaptırımlardan herhangi birine çevrileceğini belirtmiş, nitekim madde gerekçesinde; “bu hâllerde, mahkeme kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevirecektir” denilmek suretiyle kısa süreli hapis cezasının para cezası dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.

Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için maddenin altıncı fıkrası üzerinde de durulması gerekmektedir.

Söz konusu fıkrada kısa süreli hapis cezası yerine hükmolunan tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesinin hukukî sonuçları düzenlenmiş olup, hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkemece kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilecek ve bu karar derhâl infaz edilecektir. Bu durumda, uygulamada asıl mahkumiyet kısa süreli hapis cezası olacaktır. Hükmolunan seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda ise, aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilecektir.

Öte yandan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan "Adli para cezasının infazı" başlıklı 106. maddesinin uyuşmazlıkla ilgili 4. ve 11. fıkralarında ise;

“ ( 4 ) Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır...

( 11 ) İnfaz edilen hapsin süresi, adli para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adli para cezasının tahsili için ilam, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adli para cezası tahsil edilir” hükmü yer almakta olup, çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezaların hapse çevrilemeyeceği, ancak amme alacaklarının tahsili yöntemine başvurularak tahsil edileceği öngörülmüştür.

Kanunun diğer seçenek yaptırımların infazını düzenleyen 109. maddesinde ise kısa süreli hapis cezası yerine Türk Ceza Kanununun 50. maddesine göre hükmedilen seçenek yaptırımların infazında uygulanacak rejimin tüzükte gösterileceği belirtilmektedir.

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 51. maddesinin uyuşmazlıkla ilgili bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazına ilişkin 3. fıkrasında da; "a ) Bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazı, hükümlünün mahkeme kararıyla en az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkanı da bulunan eğitim kurumunda eğitime tabi tutulması suretiyle yerine getirilir,

b ) Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosu, ilgili kurumlarla işbirliği yaparak, bölgelerinde bulunan eğitim kurumlarını belirler ve mahkemelere verir,

c )Kesinleşen bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımını içeren ilâm Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca ilâm denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğüne ya da bürosuna gönderilir. Bu birimlerce yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvuru halinde hükümlüye eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir" şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Geçerli bulunan hukuk kurallarına göre suç oluşturan fiili işlediği sabit olan kişiye verilecek cezanın amacı başlangıçta kefaret ( ödetme ) anlayışına dönük iken, zaman içerisinde bu anlayıştan vazgeçilerek hükümlünün ıslahı ve topluma kazandırılması hedeflenmiştir. 5275 sayılı Kanunun 3. maddesinde de; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir hayat biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu açıklanmıştır.

Birleşmiş Milletler Teşkilatınca kabul edilip ülkemiz tarafından 14 Eylül 1990 tarihinde imzalanan ve 09.12.1994 gün ve 4058 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan "Çocuk Haklarına Dair Sözleşme"nin 3/1. maddesi; "Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir"; 37. maddesi, "Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır", 40. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, "1. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.

4. Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır " hükümlerini ihtiva etmektedir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun "Temel ilkeler" başlıklı dördüncü maddesinin ( i ) bendinde ise; " ( 1 ) Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla;...

i ) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması,

İlkeleri gözetilir" şeklinde düzenleme öngörülmüştür.

Görüldüğü gibi, çocuk sanıklar hakkında verilen hükümlerin infazının ana amacı çocuk haklarının korunması, çocuğun gelecekte yeniden suç işlemekten uzak kalabilmesi ve böylece toplumun da yeni suçlardan korunmasının yanısıra, onun yeniden sosyalleşmesinin temini ile topluma kazandırılmasıdır. Çocuk sanık hakkında hükmolunan ve son çare olarak düşünülen hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı mümkündür, ancak bu ceza kısa süreli olup TCK'nun 50. maddesi uyarınca adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilmişse, adli para cezasının ödenmemesi ya da seçenek yaptırımların yerine getirilmemesi halinde artık kısa süreli hapis cezasının tamamen ya da kısmen infazına karar verilemeyecektir.

Çocuk sanıklar hakkında, sadece adli para cezasının infazı açısından bir istisna getirilerek hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezaların hapse çevrilemeyeceği ancak amme alacaklarının tahsili yöntemine başvurularak tahsil edileceğinin düzenlenmiş olması ve diğer seçenek yaptırımlar yönünden böyle bir istisnaya yer verilmemesi nedeniyle TCK'nun 50. maddesinin 6. fıkrasının çocuk sanıklar hakkında da uygulanmasının mümkün olduğu ileri sürülebilir ise de; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 4/i maddesinde çocuk haklarının korunması amacıyla özgürlüğü sınırlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması ilkesine işaret edilmesine göre, tıpkı adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezanın hapse çevrilmesi yasağına benzer şekilde, diğer seçenek yaptırımların gereğini yerine getirmeyen çocuk sanık hakkında da kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilemeyeceği ve adli para cezasına çevrilme de dahil olmak üzere diğer seçenek yaptırımlara hükmolunması seçeneklerinin değerlendirilmesi gerektiğinin kabulü kanun koyucunun amacına daha uygun olacaktır.

Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 gün ve 789-56 ve 10.06.2014 gün ve 180-324 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Uyuşmazlık konusunun bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan sanığa verilen hapis cezası miktarı itibariyle kısa süreli olup, bu cezanın TCK'nun 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilmesi için sanığın daha önce hapis cezası cinsinden mahkumiyetinin bulunmaması gerekmektedir.

Somut olayda sanığın sabıkasında yer alan para cezasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin ilamların TCK'nun 50/3. maddesinin uygulanmasına engel oluşturmayacağı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte sanığın sabıkasında bulunan Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2010 gün ve 22-300 sayılı ilamında, hırsızlık suçundan 10 ay hapis cezasına hükmedildikten sonra TCK'nun 50/1-c maddesi uyarınca 2 yıl süreyle meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla bir eğitim kurumuna devam etme tedbirine çevrilmiş, sanığın tedbire uymaması nedeniyle 26.10.2010 tarihinde 10 ay hapis cezasının tamamının infazına karar verilerek 27.09.2011 tarihinde de infaz edildiğinden TCK'nun 50/3. maddesinin uygulanmasına engel teşkil edeceği düşünülebilirse de, hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası TCK'nun 50. maddesinin 1. fıkrasına göre seçenek tedbire çevrilen ancak seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmeyen çocuk sanık hakkında hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilmeyerek, adli para cezası dahil TCK'nun 50. maddesinin 1. fıkrasında yer alan diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinden, sanığın hapis cezası cinsinden mahkumiyetinin olmadığı kabul edilmelidir. Buna göre de, sanığa hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasının TCK'nun 50. maddenin 3. fıkrası gereğince aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

Aksinin kabulü halinde yaşı küçük sanığın TCK'nun 50/1. maddesinde düzenlenen hapis cezasına seçenek yaptırıma uymaması nedeniyle hapis cezasının infazı yerine maddede belirtilen başka bir seçenek yaptırıma çevrilmesi gerekirken hapis cezasının tamamen infazına karar verilip infaz edilmesi suretiyle sanığın aleyhine bir işlem yapıldıktan sonra bu aykırılık devam ettirilerek sanığın sabıkasında yer alan bu ilam dikkate alınarak hakkında seçenek yaptırıma karar verilmemesi suretiyle ikinci kez aleyhe hukuka aykırı bir sonuç kabul edilmiş olacaktır.

Diğer taraftan kabule göre, 18 yaşından küçük olan sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası nedeniyle TCK'nun 53/4. maddesine aykırı olarak aynı maddenin 1. fıkrasında düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmesi de kanuna aykırıdır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK'nun 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin ve suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında TCK'nun 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- ) Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- )Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.04.2013 gün ve 36220-11202 sayılı düzelterek onama kararının KALDIRILMASINA,

3- )Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.09.2012 gün ve 236-402 sayılı hükmünün, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK'nun 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin ve suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında TCK'nun 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,

4- ) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2015 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi. 

yarx

Son Güncelleme: 30.09.2016 16:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177