26 Şubat 2014 Çarşamba 13:58
HAKSIZ ŞİKAYET NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ
 Davacı İ... vekili Avukat ... tarafından, davalı S... aleyhine 27/12/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 
Dava, haksız şikayet nedeni ile manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalının ...Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, müvekkilinin davalıya ait incir ağacının dallarını kestiği, davalıya hakaret ettiği, davalının taşınmazında görüntü ve ses kaydı yaptığı, davalının taşınmazı üzerindeki moloz yığınlarını dağıttığını belirterek şikayetçi olduğunu, ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaptığı soruşturma neticesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verdiğini, davalının yaptığı iftiralarla davacının kişilik haklarını ağır biçimde zarara uğrattığını, beyanla maddi ve manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.

Davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, şikayetin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Davaya konu olayda davalı, davacı İ...'ın mevzuata aykırı hareket etmesi sebebiyle kendisi dışında 18 kişiyle birlikte davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını,davacı hakkında imar kanuna aykırılıktan ...Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, 18 kişi ile birlikte davacı hakkında yapmış olduğu başvurulardan sonra davacının sürekli olarak kendisini rahatsız edecek tutum ve davranışlar içerisine girdiğini, kendisinin ...'da bulunmadığı bir sırada sorumlusu olduğu 1477 parseldeki incir ağacının dallarını kestiğini, 07/04/2010 tarihinde davacı ile karşılaştığında davacıya, ağaçla ilgili bir sorunu varsa bu sorunu kendisine söylemesini istediğinde davacının "gelirsem bacaklarını kırarım,s....de sana mı soracağız,ananı sinkaf ederim,kim buranın sahibi çıksın ortaya gelsin de göstereyim ben ona, istediğim ağacı keserim, manzaramı kapatıyorsa "diyerek tehdit ve hakarette buluduğunu, davacının hiç alakası olmadığı halde sorumlusu olduğu 1477 parselde ki çalışmaları sırasında başkasına ait bahçeden izinsiz olarak görüntü ve ses kayıtları yaptığını, kendisine e-mail çektiğini, yine sorumlusu bulunduğu 1477 no lu parselde ki hafriyattan çıkan molozu bulunduğu yerde dağıttığını, beyan ederek şikayetçi olmuştur. 

...Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,iddiaya konu fotoğrafların kaçak inşaat nedeniyle çekildiği,bu sebeble özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun unsurlarının tam olarak gerçekleşmediği, şüphelinin müştekiyi tehdit ettiğine dair kamu davası açmaya yeter bir delil bulunmadığından Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmiştir.

Dosya kapsamında dinlenen tanıklardan H... davalı S...'ın inşaat işlerinde çalıştığını,davacının birkaç kez evinin üstüne çıkarak fotoğraf çektiğini, kendilerini belediyeye şikayet edeceği yönünde sözler söylediğini, defalarca belediyeden, jandarmadan, SGK' dan insanlar geldiğini, davacının amacının kendilerini oyalayarak iş yaptırmamak olduğunu, davacının kendisine "Benim sizin ile bir derdim yok, benim S... hanım ile bir meselem var" dediğini beyan ettiği, diğer tanıklarda özet olarak, köylerinin sit bölgesi olduğunu, davacının imar kanununa aykırı davranışlarda bulunması nedeniyle şikayette bulunduklarını, davacınında şikayet dilekçesini davalının organize ettiğini düşünerek ona husumet beslediğini, misilleme olarak ses kaydı yaptığını, fotoğraf çektiğini, incir ağacını kestiğini beyan etmişlerdir. Ayrıca şikayet dilekçesinde bahsi geçen e maillerin davacı tarafça davalıya gönderildiği de sabittir.

Bu kapsamda davacı hakkındaki şikayet bir bütün olarak değerlendirilerek, iddialar konusunda zayıfta olsa bazı somut belirtiler (emareler) bulunduğu; şikayetin, olağan kuşku üzerine ve somut belirtilere dayandırılarak yapıldığı sonucuna varılmak gerekir.

Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 

SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kararara.com
Son Güncelleme: 26.02.2014 13:59
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol