30 Aralık 2014 Salı 15:06
Güncel Yargıtay Ceza Dairesi Kararları
 T.C

YARGITAY

Beşinci Ceza Dairesi

E:2014/5592

K:2014/9460

T: 02.10.2014

 

·                  İhaleye Fesat Karıştırma

·                  Kasten Yaralama

·                  Suçların İçtimai  

·                  Bileşik Suç  

·                  Fikri İçtima  

·                  Kemik Çıkığı

 

 

Özet: Sadece TCK'nın 86/1. maddesi kapsamındaki kasten yaralama eyleminin aynı yasanın 235/2-c maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçu bakımından bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında değerlendirildiği, kasten yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmelidir.

 

(5237 s. TCK m. 42, 43, 44, 53/3, 86/1, 87/3,235/2-c, 3-a)

(5271 s. CMK m. 233, 234)

 

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

 

Hükmolunan cezaların miktarına göre koşulları bulunmadığından sanıklar Bülent ve İlhan müdavilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle I incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

 

Tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanıkların üzerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçunun zarar göreni olan Sağlık Bakanlığının, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hükümler kurulması,

 

Sanıklar Bülent ve Orhan hakkında kasten yaralama suçundan kurulan BK hükümlerin incelenmesinde;

 

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih 2012/6-1523 Esas, 2013/66 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; 5237; sayılı TCK'nın hazırlanmasında "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Bunun istisnaları, suçların içtimai bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Bu kuralın istisnaları ise TCK'nın "suçların içtimai" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde düzenlenmiştir.

 

5237 sayılı TCK'nın benimsediği sistematik içerisinde gerçek içtima kuralının istisnalarından olan ve öğretide bir normun diğeri tarafından tüketilmesi ilkesi altında görünüşte içtimanın bir türü olarak incelenen bileşik suç, anılan Kanunun 42. maddesinde; "Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir" şeklinde tanımlanmış ve bu tür suçlarda içtima            hükümlerinin uygulanmayacağına yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 13.02.1984 gün ve 322-64 sayılı Kararında da; "eriyen ve eriten başka bir ifade ile kaynaşan suçlardan biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı sebebini teşkil ettiğinde bu hususun yasada açıkça gösterilmesi şarttır ve bu şart suç ve cezaların kanuniliğinin gereğidir" denilerek bileşik suçta unsur ya da ağırlaştırıcı nedeni oluşturan suçun, bileşik suç olarak düzenlenen bağımsız suçun içinde mutlaka ve ayrıca gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Gerçek içtima kuralının istisnalarından bir diğeri olan ve fikri içtimayı düzenleyen TCK'nın 44. maddesi, "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan do­layı cezalandırılır" şeklindedir. Fikri içtimanın söz konusu olabilmesi için gerekti olan ilk şart, fiilin tek olmasıdır. Bu maddenin gerekçesinde verilen örneklerden kanun koyucunun fiilden, hareketi anladığı, hareket teorisine üstünlük tanıdığı sonucunu çıkarmak mümkündür. Yerleşmiş yargısal kararlarda, fiilin tek olması koşulu, hareketin tek olmasına bağlı olarak kabul edilmiştir.

TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtimanın uygulanabilmesi için Öncelikle görünüşte içtima ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekli olup; görünüşte içtima ilişkisinin bulunması durumunda fikri içtima hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda TCK'nın 235/2-c maddesinin bileşik suç olarak düzenlendiği ve aynı Kanunun 42. maddesinde bileşik suçlarda içtima hükümlerinin uygulanamayacağının belirtilmiş olması karşısında fikri içtima hükmünün tatbik imkânının bulunmadığı, ancak sadece TCK'nın 86/1. maddesi kapsamındaki kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında değerlendirildiği, 6459 sayılı Kanunun 12. maddesi ile uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermek amacıyla kasten yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunacağı düzenlemesinin getirildiği, uygulamada TCK'nın 87. maddesi kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında bulunmadığında duraksama bulunmadığı gibi öğretide ağırlıklı olarak TCK'nın 87. maddesi kapsamına girecek şekilde yaralama eyleminin TCK'nın 235/2-c maddesine unsur olarak katılan cebir suçu kapsamında kabul edilemeyeceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, suç tarihinde sanıkların Gölköy Devlet Hastanesi 2007 yılı malze­meli yemek ihalesine iştirak edip teklif veren katılan İsmail'e yönelik eylemleri sonucunda yaralanan katılana İlişkin düzenlenen 22.12.2006 tarihli kesin adli rapor içeriğinde, klaviküler eklem seperasyonu (omuz çıkığı) meydana geldiği anlaşılan olayda; suç tarihinin 12.12.2006 olduğu, 5560 sayılı Kanunla 5237 sayılı TCK'nın 87/3. maddesinde yapılan değişikliğin 19.12.2006 tarihinde yü­rürlüğe girdiği, değişiklik öncesi yasa metninde kemik çıkığına yer verilmediği; buna göre sanıkların kasten yaralama eylemlerinin aynı Kanunun 86/1. maddesi kapsamında kalacağı gözetilip ihaleye fesat karıştırma suçunun sübutu halinde bunun cebir öğesini oluşturacağı gözetilmeden yazılı şeklide hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık Bülent hakkında TCK'nın 58/6-7. maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi altsoyları üze­rindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluklarının koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyları dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kul­lanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ile Sağlık Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden esası incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 02.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

Beşinci Ceza Dairesi

E: 2013/4650

K: 2014/9815

T: 16.10.2014

 

·         Görevi Yaptırmamak için Direnme

·         Hakaret

·         Haksız Tahrik

·         Karşılıksız Çek Keşide Etmek

 

Özet:  Şikayetçiler hakkında sanığa yönelik hakaret suçundan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararları verilmesi karşısında yüklenen suçların söz konusu haksız davranışlar nedeniyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve eylemlerin öncelik sonralık ilişkisi nazara alınarak TCK’nın 29 ve 129. maddelerinin tartışılması gerektiği gözetilmelidir.

Sanığın adli sicil kaydında yer alan 3167 sayılı Kanunun 16/1 maddesinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçlarının 6273 sayılı Kanunun 3. maddesi ile idari yaptırtma dönüştürüldüğü dikkate alınıp. CMK nın 231 maddesinin 6 fıkrasında yer alan diğer kofulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

(5237 s. TCK m. 29, 43, 51, 53/3, 125/3-a, 4,

129, 265)

(5271 5s CMK m. 226/1, 232/2-b, 231/6)

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekte dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine.

Ancak;

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulurken, CMK'nın 226/1. maddesine aykırı biçimde ek savunma hakkı tanınmadan iddianame içeriğinde yer almayan TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Müşteki zabıta görevlileri hakkında sanığa yönelik hakaret suçundan hükümlerin açıklanmasının gen bırakılması kararlan verildiği halde yüklenen suçların söz konusu haksız davranışlar nedeniyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve eylemlerin öncelik sonralık ilişkisi gözetilerek TCK’nın 29 ve 129. maddelerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması,

Temel cezalar aft sınırdan ve farklı sürelerle belirlendiği halde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden ertelemeye ilişkin denetim sürelerinin 2 yıl olarak tayini,

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmolunan kısa süreli hapis cezalan ertelendiği halde TCK'nın 53/1. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilerek aynı Yasanın 53/4. maddesine aykırı davranılması, ayrıca hakaret suçundan verilen ve kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun hiç uygulanamayacak, altsoyu dışındakiler yönünden ise hapis cezasının infazı tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

TCK'nın 51. maddesi uyarınca cezaların ertelenmesi I teciline karar verilmesi,

Gerekçeli karar başlığında, davaya katılmalarına karar verilen zabıta görevlileri Halil, Ceyhun, Ali ve Hakkı'nın ad ve soyadlarına yer verilmeyerek CMK'nın 232/2-b maddesine muhalefet edilmesi,

Sanığın adli sicil kaydında yer alan 3167 sayılı Kanunun 16/1. madde sinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçlarının 6273 sayılı Kanunun 3. maddesi ile idari yaptırıma dönüştüğü nazara alınarak, CMK'nın 23 i. maddesinin 6. fıkrasında yer alan diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet hükmü bulunduğundan bahisle hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanığın temyiz İtirazları bu İtibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 16.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

Son Güncelleme: 30.12.2014 17:35
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177