Yeşim
Yeşim
15 Ocak 2015 Perşembe 16:09
Güncel Yargıtay Ceza Daireleri Kararları
 T.C.
YARGITAY
Onuncu Ceza Dairesi
E:2013/13007
K:2014/1359
T:28.02.2014


  • Uyuşturucu Madde Ticareti Yapmak
  • Uyuşturucu Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma
  • Suçların İçtimai
  • Fikri İçtima

Özet:
Evine gelen ve haklarında “ kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ” suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan kişilere uyuşturucu madde vermek ve onların aldıkları uyuşturucu maddeleri evinde kullanmalarına rıza göstermekten ibaret eylemin sadece TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasında yer alan suçu oluşturacağı, ayrıca, aynı Kanun’un 190. maddesinde belirtilen “ özel yer, donanım ve malzeme sağlama ” niteliğinde olmayacağından “uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma ” suçunun unsurlarının oluşmayacağı gözetilmelidir.
(5237 s. TCK m. 188/3, 190)
Dosya incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesi:
Sanığın birden fazla kişiye ayrı ayrı uyuşturucu madde verip vermediği saptandıktan sonra, sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile eleştiri dışında yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafîinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B) Uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan kurulan hükmün incelenmesi:
Olay günü evine gelen ve haklarında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan kişilere uyuşturucu madde vermek ve onların aldıkları uyuşturucu maddeleri evinde kullanmalarına rıza göstermekten ibaret eyleminin sadece TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında yer alan suçu oluşturduğu, aynı Kanun'un 190. maddesinde belirtilen "özel yer, donanım ve malzeme sağlama" niteliğinde olmadığı, dolayısıyla sözü edilen maddede tanımlanan "uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma" suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafîinin temyiz itirazları bu nedenle yerin de olduğundan, hükmün (BOZULMASINA), 28.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



T.C.
YARGITAY
Onbirinci Ceza Dairesi
E: 2013/24782
K: 2014/8743
T: 06.05.2014


  • Mühür Bozma
  • Suçun Unsurları
  • Mühürleme Tutanağı 
  • Seçimlik Ceza

Özet:
Yasaya uygun biçimde konulan bir mührün varlığı, mühür bozma suçunun ön koşulu olduğundan suç tarihi itibariyle elektrik dağıtım şirketi tarafından sanığın kaçak elektrik kullanımının engellenmesine yönelik bir mühürleme ve bunun sonucun da gerçekleşen mühür bozma tutanağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği gözetilmelidir.
TCK’nın 203/1 maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi halinde kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi aynı yasanın 50/2 maddesine aykırıdır.
(5237 s. TCK m. 50/2, 203/1)
Başbakanlık Özelleştirme idaresi Başkanlığınca, Dairemize gönderilen 12.11.2013 tarih ve 29415146-2525 sayılı cevabi yazıya göre, F... Elektrik Dağıtım A.Ş'nin suç tarihinden sonra 31.12.2010 tarihinde özelleştirilmiş olduğu belirlenerek yapılan incelemede gereği görüşüldü;
Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılı suç tarihinin 22.07.2010 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
TCK'nın 203. maddesi, esasta bir şeyin saklanmasını veya varlığının olduğu gibi muhafazasını sağlamak üzere, kanunun veya yetkili makamların emrine uyularak konulmuş mührün kaldırılmasını cezalandırmaktadır. Burada mühürleme işleminin amacı Devlet yönetiminin bir şeyi koruma altına alma ve başkalarının tasarrufunu önleme iradesinin konulan mühürle açıklanması olup, bu iradeyi etkisiz duruma getirerek onu ihlal eden herhangi bir eylem gerçekleştiği takdirde suç işlenmiş olacaktır. Bu nedenle, yasaya uygun biçimde konulan bir mührün varlığı, mühür bozma suçunun ön koşuludur. Elektrik sayaçların da bulunan ve bakanlık mührü olarak adlandırılan mühürlerin sayaçların imali aşamasında konulup amacının, üretilen sayacın uluslararası standartlara uygun olarak üretildiği ve bu standartlara uygun tüketimi kaydettiğini açıklayıcı maliyette bulunduğu, bu mühürlerin sayaçlara takılması işlemiyle elektrik dağıtım şirketlerinin bir ilgisinin bulunmadığı, bakanlık mühürlerine müdahale edildiği tespit edilmesi halinde, sayaçların imali aşamasında konulan bakanlık mührünün anılan Yasa ve maddesinde belirtilen mühür olarak kabul edilemeyeceğinden yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı, suç tarihi itibariyle elektrik dağıtım şirketi tarafından sanığın kaçak elektrik kullanımının engellenmesine yönelik bir mühürleme ve bunun sonucunda gerçekleşen mühür bozma tutanağı bulunması halinde ise mühür bozma suçundan bahsedilebileceği cihetle;
1- Sanık hakkında mühür bozma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan davada sanığın yüklenen suçu kabul etmediği, dosya içerisinde katılma kurum görevlilerince suç tarihi olan 22.07.2010 öncesine ait herhangi bir mü hürleme tutanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer  bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve suç unsurlarının tespiti bakımından; 5237 sayılı TCK'nın 203/1. maddesinde düzenlenen mühür bozma suçunun gerçekleşmesi için önceden yapılmış usulüne uygun mühürleme bulunması gerektiğinden, 22.07.2010 tarihinden önce katılan kurum görevlilerince yapılmış bir mühürleme işlemi bulunup bulunmadığının araştırılarak varsa tutanağın aslı veya onaylı suretlerinin dosya arasına getirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmedin, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a-) Sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 203/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmesine rağmen belirlenen kısa süreli hapis cezası TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmek suretiyle aynı Yasanın 50/2. maddesine aykırı davranılması,
b-) Suçtan doğrudan zarar gören müşteki kurum adına vekilinin 26.05.2011 tarihli oturumundaki katılma istemi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden şikayetçi kurum lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca istem gibi (BOZULMASINA), aleyhe temyiz olmadığından ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 06.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.


T.C.
YARGITAY 
Onbirinci Ceza Dairesi
E: 2012/27271
K:2014/11081
T: 05.06.2014


  • Özel Belgede Sahtecilik
  • Mutat Sorgulama
  • Aldatma Kabiliyeti 
  • Faydasız Sahtecilik
  • Mağdurun Belirlenmesi

Özet:
Sanığın, bankadan kredi almak için sunduğu sahte maaş bordrosunun geçerliliği hakkında banka tarafından mutat olarak sorgulama yapılması durumunda, belgenin sahte olduğunun anlaşılacağının muhakkak olması nedeniyle, aldatma kabiliyetinin bulunmayacağı, mutaden sorgulanmaması halinde ise, fiilen belgede belirtilen maaşı aldığının saptanması durumunda 5237 sayılı TCK’nın 211. maddesinin, belgenin bankaya sunul- mamasına rağmen kredinin verilmesi durumundaysa “faydasız sahtecilik” hususlarının tartışılması gerektiği gözetilmelidir.
Sahtecilik suçlarında mağdur suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olup, suçun konusunu oluşturan ve bankadan kredi alabilmek amacıyla sahte olarak düzenlenen maaş bordrosunda ismi kullanılan şikayetçi şirketin suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle kamu davasına katılma hakkı bulunmamaktadır.
(5237 s. TCK m. 207/1, 211)
(5271 s. CMK m. 231/6-c, 237)
1- Sanığın, bankadan kredi almak için sahte maaş bordrosu düzenlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; aşamalarda suça konu belgeyi bankaya verdikten sonra banka tarafından teyit amaçlı şirketin telefonla arandığını savunması, sanık müdafiinin de temyiz dilekçesinde; sanığın sahte olarak düzenlediği iddia olunan bordroda gösterilen maaş miktarını gerçekte de aldığını belirtmesi karşısından öncelikle ilgili bankadan sanığın kredi başvurusu akabinde teyit amaçlı katılan şirketin aranıp aranmadığı hususunun sorulması uygulamasının bu tür başvurularda mutat olup olmadığının belirlenmesi mutat olduğunun belirlenmesi durumunda, belgenin sahte olduğunun anlaşılacağının muhakkak olması nedeniyle, belgenin aldatma kabiliyetinin bulunmadığının gözetilmesi, uygulamanın mutad olmadığının yani kuşku üzerine belgenin doğruluğunun sorulduğunun belirlenmesi durumunda; suça konu belge bankaya sunulmasa bile kredi verilip verilmeyeceği şirketten suç tarihinde sanığa yapılan ödemelere ilişkin belgeler var ise bunların getirtilmesi, şayet banka aracılığı ile ücretleri ödeniyorsa ilgili bankadan ödemelere ilişkin belgelerin araştırılmasından sonu sanığın gerçekten suça konu belgedeki belirtilen maaşı aldığının saptanması durumunda, 5237 sayılı TCK'nın 211. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması suça konu belge bankaya sunulmasa bile kredi verilip verilmeyeceği de araştırılarak eylemin "faydasız sahtecilik" kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a-) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 gün ve 2008/25-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramanın kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, somut olayda; sanık, kredi almak için sahte olarak düzenleyip bankaya sunduğu gelir durumunu gösterir belge ile katılan şirketi ne şekilde somut zarara uğrattığı açıklanıp gösterilmeden engel teşkil eden sabıka kaydı da bulunmayan sanık hakkında, "katılan şirketin zararlarını karşılamamış olması" yönündeki yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Sahtecilik suçlarında mağdur suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olup, suçun konusunu oluşturan ve bankadan kredi alabilmek amacıyla sahte olarak düzenlenen sanığın ne kadar maaş aldığını gösterir belgenin katılan yit kete karşı kullanılmaması nedeniyle yüklenen özel belgede sahtecilik suçundun şikayetçi şirketin doğrudan zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, katılma kararı verilerek lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın H/l maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddeci uyarınca (BOZULMASINA), 05.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

Son Güncelleme: 15.01.2015 16:12
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol