Rahmi
Rahmi
25 Ağustos 2017 Cuma 13:06
Cezada hukuki delil, AİHS 6/1

6. Ceza Dairesi         2017/728 E.  ,  2017/953 K.

"İçtihat Metni"

Katılanlar ..., ..., ...'a yönelik yağmaya kalkışma suçundan sanıklar ... ve ... hakkındaki verilen beraat hükümlerine ilişkin Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 04.10.2007 gün, 2005/343 Esas ve 2007/333 sayılı kararın katılanlar ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesi 14.05.2013 gün 2010/18295 - 2013/11147 sayılı kararı ile;

"Yakınanlar tarafından verilen ve Mahkemece çözümü yaptırılan ses kayıtlarındaki konuşmaların eksiksiz bir biçimde belirlenmesi ve sesin sanık ...'a ait olup olmadığının tespiti amacıyla ses kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra delillerin takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, " gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 gün 2013/356- 2013/500 sayılı kararı ile;

“Bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce yapılacak inceleme; müdahil tarafça herhangi bir hakim ya da yetkili makamın kararı olmaksızın sanık ...'a ait olduğu iddiası ile mahkememize sunulan dinleme kayıtlarının delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Sanığın üzerine atılı bulunan yağmaya teşebbüs suçunun tarihi 5271 sayılı CMK'nun yürürlük tarihi olan 01/06/2005 tarihinden önceki bir döneme rastlayan 23/11/2004'tür. 01/06/2005 tarihinden önce 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri İle Mücadele Kanunu hükümlerine göre, iletişimin tespiti sınırlı olarak sayılmış suç tipleri bakımından, yine sınırlı durumlarda yapılmaktayken, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 18. maddesi uyarınca 4422 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, 5271 sayılı CMK’nun 135. maddesi ile yeniden düzenlenmiş, düzenleme ile iletişimin tespiti yapılabilecek suçların sayısı artırılmış, bu suçlar arasında hırsızlık ve yağmaya ilişkin suçlar sayılmamıştır. 5271 sayılı CMK’nun 138. maddesi, yürürlükten kalkan 4422 sayılı Kanundan farklı olarak, bir başka suçun işlendiği şüphesini uyandıracak şekilde tesadüfen elde edilen delillerin değerlendirilmesi olanağını tanımış, bu delillerin dikkate alınabilmesi için de sözkonusu suçun CMK'nun 135. maddesinde sayılan suçlardan olması gerektiğini belirtmiştir. 01/05/2005 tarihinden öncede yürürlükte bulunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90/son maddesi gereğince; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." denilmektedir. Bu bağlamda; Anayasamızın 90. maddesinde dayanağını bulan ve 4 Kasım 1950 tarihinde Roma'da imzalanıp 19 Eylül 1953 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi" yürürlüktedir. Bu düzenlemenin uygulaması gereği incelenen AİHM'nin Khan/United Kingdom, 35394/97, 12.05.2000 tarihli davasına konu olan gizlice kaydedilen bilgilerin kullanılması ve delil olarak değerlendirilmesi konusunda verdiği kararda, bu tür bilgilerin kullanılmasının AİHS'nin 6/1. maddesinde yeralan adil yargılanma gereklerine ters düşmediğini belirtmiş ancak bunun için yine AİHS'nin 8/2. maddesinde yorumlandığı gibi, "yasayla öngörülmüş" olma şartına bağlanmıştır. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Ceza Yargılaması, Kurum ve Kavramları S. Cengiz, F. Demirağ, T. Ergül, J. McBride, D. Tezcan sh 159-160)

Tüm bu anlatılanların ışığı altında mahkememizce yapılan değerlendirme çerçevesinde; sanık ... hakkında iletişimin tespitine ilişkin kaydın yasa dışı elde edilmiş delil niteliğinde olduğu, yasa dışı elde edilmiş delillerle, T.C. Anayasası’nın 20, (03/10/2001 gün ve 4709 sayılı Yasanın 15. maddesi ile eklenen) 38/6, AİHS’nin 6, 8 ve CMK’nun 217/2 maddesi uyarınca, ayrıca temel ilkeleri belirten Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2006 gün, 2006/5.MD-154 esas-2007/145 karar, 14.04.2006 gün, 2007/5.MD-23 esas-2007/167 karar ve 22.01.2008 gün, 2007/5.MD-101 esas-2008/3 karar numaralı ilamları da dikkate alınarak hüküm kurulması yoluna gidilemeyeceği kanaatine varılarak mahkememizin 04/10/2007 gün ve 2007/333 Karar sayılı ilamının müdahiller vekili tarafından temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 14/05/2013 gün ve 2010/18295 Esas, 2013/11147 Karar sayılı bozma ilamında yeralan düşünceye katılma imkanı bulunamamış ve bozma yönündeki ilama direnilmesi gerektiği kanaati ile sanıkların üzerlerine atılı bulunan yağmaya teşebbüs suçundan, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e madde gereği ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.", gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir.

Bu hükmün katılanlar ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma" istekli 14.11.2014 gün ve 2014/16332 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilen dosya;

5271 sayılı CMK'nın 307/3. madde ve fıkrasının 2. cümlesini değiştiren ve geçici 10.maddesini düzenleyen, 07/12/2016 gün, 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 36. maddesi uyarınca; "Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gelen ve henüz karara bağlanmamış olan dosyaların, öncelikle kararına direnilen Daire tarafından incelenmesinin zorunlu kılınması karşısında;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığının 07/12/2016 gün, 2014/748 Esas ve 2016/796 sayılı kararı ile Dairemize gönderilen dosya, yeniden incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

"Yakınanlar tarafından verilen ve Mahkemece çözümü yaptırılan ses kayıtlarındaki konuşmaların eksiksiz bir biçimde belirlenmesi ve sesin sanık ...'a ait olup olmadığının tespiti amacıyla ses kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra delillerin takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması," yönlü, Dairemizin 14.05.2013 gün 2010/18295 - 2013/11147 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesi 26.11.2013 gün 2013/356- 2013/500 sayılı ilamındaki direnme kararı yerinde görülmediğinden,

CMK'nın 307/3.maddesi gereğince, mahkemenin direnme kararı konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 25.08.2017 13:10
Anahtar Kelimeler:
Cezada Hukuki DeliAİHS 6/1
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol