11 Aralık 2014 Perşembe 16:00
BANKANIN KEFALET MİKTARINI AŞACAK ŞEKİLDE HAKSIZ İCRA TAKİBİ
 YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/4350 
KARAR: 2014/7832

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, müvekkilinin, davadışı A... ile davalı arasındaki genel kredi sözleşmesinde 35.000-TL limitle müteselsil kefil olduğunu, müvekkilinin bu kefaleti gereğince çeşitli tarihlerde bankaya toplam 32.935-TL yatırdığını, davadışı diğer kefil A...'nun da 2.100-TL yatırdığını, müvekkili ile diğer kefilin toplamda bankaya 35.035-TL para yatırdığını, böylece müvekkilinin ve diğer kefilin bankaya borçlarının kalmadığını, ancak öğrendiklerine göre davalı bankanın müvekkili ve diğer kefil hakkında icra takibi hazırlığında olduğunu, bankanın ihtarname keşide etmiş olduğunu, davalı bankanın kefalet miktarını aşacak şekilde haksız icra takibine girişmek istemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, kefil olunan 35.000-TL'nin davalı bankaya ödenmesi nedeniyle müvekkilinin davalıya borcu kalmadığının tespitine ve davalı aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili, davacının işbu davayı açmasında hukuki yarar olmadığını, müvekkili banka tarafından davacı hakkında başlatılmış bir icra takibi olmadığını, davacıya gönderilen ihtarnamenin davacıyı borçlu kılmayacağını, davacı ve diğer kefil tarafından yapılan ödemenin 35.000-TL olup, davacının sorumlu olduğu tutarı ödemiş olduğunu ve davacı tarafından yatırılan bu bedele itiraz etmediklerini, davacıdan yatırdığı bu miktarlar dışında talep edilen bir tutar da olmadığını beyanla, davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin müvekkilinin kefalet borcunu ödediğini, davalı bankanın müvekkiline ihtar çekilmesine rağmen takip yapmayacaklarına dair beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle kötüniyet tazminatına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, davalı banka vekilininse aşamalardaki beyanlarında, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığını, davacının kefalet bedelini ödediğini kabul ettiklerini beyan ettiği, banka tarafından çekilen 09/11/2012 tarihli ihtarda davacı kefile ilişkin olarak "...kefil sıfatı ile yukarıda belirtilen borçtan imzalamış oldukları sözleşmelerde belirtilen limitler çerçevesinde sorumludurlar" ibaresine yer verilerek ihtar çekilmiş olduğu, davacı kefilin kredi sözleşmesinden üzerine düşen borcu ödemiş olduğu, bu nedenle hakkında başlatılan bir icra takibi de olmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine ve davalı vekilinin talep ettiği kötüniyet tazminatının da şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı banka tarafından davacıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilmiş ve ihtarnamenin davanın açıldığı gün davacıya tebliğ edildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.




kararara.com
Son Güncelleme: 11.12.2014 16:01
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol