09 Ekim 2014 Perşembe 17:28
Avukatın vekalet ücreti talep etmesinde dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi,  2013/8076 esas sayılı ve 2014/5065 karar sayılı kararı

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı … Bankası AŞ avukatınca duruşmalı, davalı M… tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Bankası TAŞ vekili avukat T… ile davalı asil M… ve vekili avukat H… ile davacı vekili avukat Y…’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılardan M…’e vekaleten diğer davalıya karşı, …18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/445 esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıp takip ettiğini, ne var ki davalılar arasında 16.3.2012 tarihinde sulh sözleşmesi imzalandığını, mahkemece talep üzerine davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, bu durumda Avukatlık Kanununun 165. maddesi gereğince her iki davalının da kendisine karşı gerek akdi, gerekse karşı taraf vekalet ücretinden sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 33.446,50 TL vekalet ücretinin faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın kabulüne, itirazın iptaline, asıl alacağın %40’ı oranında inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan M…’in tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davalı … Bankası A.Ş.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Davacının, davalılardan M…’e vekaleten diğer davalıya karşı, …18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/445 esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıp takip ettiği, yargılama devam etmekte iken, taraflar arasında anlaşma zemininin oluştuğu, davacı avukatın da katıldığı ön hazırlık safhasından sonra taraflar arasında bütün ihtilafların halli için bir protokol hazırlanarak 16.3.2012 tarihinde imzalandığı, sonrasında da davacı tarafından 2.4.2012 tarihinde vekalet görevinden istifa edildiği anlaşılmaktadır.

Avukatlık Kanununun 165.maddesinde, “sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf, avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar.” Hükmü mevcut olup, davacı, davalıların sulh olduklarını ileri sürerek, her iki davalıdan da vekalet ücretinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.

Davalılardan … Bankası A.Ş., davacı avukat tarafından diğer davalıya vekaleten Banka hakkında açılan menfi tespit davası devam etmekte iken, davacının 1.3.2012 tarihli dilekçeyle kendilerine başvurarak, “iki tarafın birbirinden herhangi bir talepte bulunmaksızın” sulh talebinde bulunduğunu, talebin Banka tarafından da uygun görülerek sulh sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmede de açıkça belirtildiği üzere, karşılıklı olarak vekalet ücreti talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla davacıya karşı vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarından, kendileri hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Dosyada mevcut olan, davacı avukat tarafından … Bankası A.Ş. …Bölge Müdürlüğüne verilen 1.3.2012 tarihli dilekçede; “söz konusu davaya konu borçtan müvekkilin sorumlu olmadığı, ancak müvekkilinin taşınmazları üzerine konulan hacizler nedeniyle herhangi bir tasarrufta bulunamadığı ve büyük ekonomik zarara uğradığı, Banka ile müvekkili arasındaki uyuşmazlığın sona erdirilmesi amacıyla uzlaşma teklifinde bulunduklarını, buna göre her iki tarafın da birbirlerinden herhangi bir talepte bulunmaksızın karşılıklı olarak anılan takip ve davadan feragat edecekleri” belirtilmiş, Banka tarafından da bu teklif kabul edilerek 16.3.2012 tarihinde sulh anlaşması imzalanmıştır.

Anılan sözleşmede, “davalı M…’in vekili davacı avukatın 1.3.2012 tarihinde sulh teklifinde bulunduğu, iş bu teklifin … Bankası A.Ş. tarafından değerlendirilerek tarafların anlaştıkları, buna göre menfi tespit davasının davacısı olan M…’in, …18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/445 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu menfi tespit davasından feragat etmeyi ve iş bu dava nedeniyle yargılama gideri, vekalet ücreti ve her türlü tazminat talep etmemeyi gayrikabil rücu kabul ve taahhüt ettiği, yine davalı … Bankası A.Ş.nin de, M…’in iş bu davadan feragat etmesi akabinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmeyeceği” belirtilmiştir. Her ne kadar sulh sözleşmesi davalılar tarafından imzalanmış olup, davacı avukat tarafından imzalanmamışsa da, sözleşmenin “Şart ve Esaslar” başlıklı bölümünde, davacı avukatın imzasının bulunduğu 1.3.2012 tarihli sulh teklifine atıfta bulunularak, bu teklifin … Bankası tarafından değerlendirilmek suretiyle tarafların anlaşmaya vardıkları açıklanmıştır.

O halde sulh sözleşmesinin avukatın bilgisi dahilinde ve bu yöndeki çalışmaları sonucunda imzalandığı anlaşılmaktadır. Gerek davacı avukatın imzasının bulunduğu 1.3.2013 tarihli sulh teklifine ilişkin dilekçede, “her iki tarafın da birbirinden herhangi bir talepte bulunmayacakları”nın, gerekse bu teklife atıfta bulunulan sulh sözleşmesinde, “menfi tespit davasında tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmeyeceklerinin” kararlaştırılmış olması karşısında, bu şekilde davalı … Bankası A.Ş.ne “hiçbir vekalet ücreti ödemeyeceği” konusunda güven verildikten sonra, davacı avukatın sulh sözleşmesine muvafakatı bulunmadığından bahisle, Avukatlık Kanununun 165. Maddesine dayanarak davalı … Bankası A.Ş.’nden vekalet ücreti talep etmesi dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırıdır. O halde, davalı … Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde adı geçen davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : 1. bent gereğince, davalı M…’in tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı … bankası yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacı ve davalı M…’ten alınarak davalı … bankasına ödenmesine, 1.490,25 TL kalan harcın davalı M…’ten alınmasına, 25.2.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mahkemenin usul ve yasaya uygun olan kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki düşüncesine katılamıyoruz.

Başkan Üye

kaynak:
Son Güncelleme: 09.10.2014 17:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177