Yeşim
Yeşim
02 Şubat 2016 Salı 11:45
Avukatın istifası - haklı istifa • haksız istifa • sonuçları
T.C.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Esas No:2009/9343
Karar No:2010/2815

Avukatlık Kanunun'un 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” Ve “Avukatlık Asgari Üret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “.....avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır.” Hükümleri gereğince avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. (Bkz.Aynı doğrultuda Bkz.HGK. 23.03.1983 4/562156; HGK. 03.07.1987 3/92-599; 13. HD. 2005/15433 E. 2008/3694 K.; 13.HD. 2008/6280 E. 2008/11580) Ancak haksız azil halinde olduğu gibi, avukatın haklı olarak vekillikten istifa etmesi halinde de, işe devam etme olanağı mevcut olmadığından, avukat, haklı istifa tarihi itibariyle muaccel olan vekalet ücreti alacağının ödetilmesini talep edebilir.

Borçlar Kanunu'nun 396/1. maddesine göre vekillikten istifa her zaman mümkün olup, bu istifa vekalet ilişkisini ileriye doğru sona erdiren bozucu ve yenilik doğuran bir işlemdir. Vekilin istifa hakkını her zaman kullanması da mümkündür. Ancak istifa haklı değil ve müvekkil de bu nedenle zarara uğramışsa, vekil bu zarardan sorumludur. Avukatlık Ka-nunu'nda ise haksız istifa halinde, vekil yönünden Borçlar Kanunu'ndaki aynı konuya ilişkin açıklanan bu düzenlemelere göre daha ağır bir sorumluluk esası getirilmiştir. Gerçekten de, Avukatlık Kanunu'nun 174/1 maddesinde, “üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat ücret talebinde bulunamaz.” Hükmü mevcut olup, bu hükümle, vekaletten haklı bir neden olmadan istifa eden avukatın, Borçlar Kanunundaki vekalet akdine ilişkin genel düzenlemelerden farklı olarak, herhangi bir zarar şartı olmadan da müvekkile karşı sorumlu tutulduğu görülmektedir. Anılan düzenlemeye göre, haksız olarak işi bırakan, vekaletten istifa eden avukat, ücrete hak kazanamadığı gibi, aksine bir hüküm mevcut değilse aldığı peşin ücretleri, kullanmadığı masraf avanslarını da iş sahibine iade etmek zorundadır.

Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa;

Davacılar, davalı avukatın vekaletten tek taraflı ve haksız olarak istifa ettiğini ileri sürerek, peşin ödenmiş olan vekalet ücretinin iadesi için eldeki davayı açmış, davalı ise davacıların isteği ve rızası ile vekaletten istifa ettiğini, bu nedenle peşin ödenmiş olan vekalet ücretinin talep edilemeyeceğini savunmuş, birleştirilen davada da aynı nedenlerle bakiye vekalet ücreti alacağının tahsilini talep etmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere istifanın haksız olması halinde avukat ücrete hak kazanamayacağından, davada öncelikle davalının vekaletten istifasının haklı olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Hemen belirtmek gerekir ki bu konudaki ispat yükü, davalı avukata aittir. Başka bir ifade ile, davalı avukat, vekaletten haklı olarak istifa ettiğini yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür.

Somut olayda davalı avukat, her ne kadar davacı müvekkillerinin, dava yolunun uzun bir süreç olması nedeniyle davadan vazgeçeceklerini belirterek, vekaletten çekilmesini istediklerini, bu şekilde davacıların isteği doğrultusunda vekaletten çekildiğini, nitekim bu hususu, 25.01.2007 tarihli ihtarla da, “..vekilliğinizden isteğiniz üzerine istifa ediyoruz.” Şeklindeki açıklama ile müvekkillerine bildirdiğini savunmuşsa da, vekaletten, müvekkillerin isteği ve talimatı ile istifa ettiğini kanıtlayamamıştır.

O halde davalının vekaletten istifa etmesi, “haksız istifa” niteliğinde olup, Avukatlık Kanunu'nun 174/1. maddesi gereğince de haksız istifa halinde vekil ücrete hak kazanamayacağı gibi, daha önce aldığı peşin ücreti de iade etmekle yükümlü olduğundan, mahkemece davacı müvekkiller tarafından ödenen peşin ücretin iadesi konusunda açılan asıl davada, 25.000 Doların iadesine karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde asıl davanın da reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA 09.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.hukukmedeniyeti.org
Son Güncelleme: 02.02.2016 11:48
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177