13 Aralık 2015 Pazar 22:35
Anonim Şirket Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi        

 E: 2013/10171

K: 2014/8779

T: 08.05.2014

 

Anonim Şirket Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu

İspat Yükü

 

"İçtihat Metni"

 MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/02/2013

NUMARASI : 2011/24-2013/31

 Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2013 tarih ve 2011/24-2013/31 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan TMSF vekili ile davalılardan H.. A.. ve S.. S.. vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı adına denetim kurulu üyeleri, 2003 ve 2004 faaliyet yıllarını kapsayan denetim kurulu raporları ile davalıların şirket zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin ortakların ilk sermaye apel ödemesini ticari bir faaliyete dayanmaksızın, güvence temin etmeden, tahsilini imkansızlaştıracak şekilde U.. Grubuna dahil S..Digital İletişim A.Ş'ye aktardıklarını, 127.650,40 TL'nin kasa hesabında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmadığını, gerekli takin yapılmayarak bu meblağın zarar dönüşmesine sebebiyet verildiğini, denetim kurulu üyelerinin de TTK'nın kendilerine yüklediği kontrol ve uyarı görevlerini yapmadığını, davalılardan Y.. B.. ve Y.. A..'un denetçi, diğer davalıların ise yönetim kurulu üyesi olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, temlik alan TMSF dava değeri 168.664,50 TL olarak ıslah etmiş ve davalıların kişi bazında sorumlu oldukları tutarları belirtmiştir.

Davalı C.. Ç.. vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, zararın da ispatlanması gerektiğini savunmuştur.

Davalı M.. Ö.., denetim kurulu raporunun tek yanlı düzenlendiğini, görevde olduğu dönemde kasa sayımı yapılmadığını, zararın ispatının gerektiğini beyan etmiştir.

Davalı H.. A.. vekili, denetçilerin apel alacakları için dava haklarının bulunmadığını belirterek, husumet, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.

Davalı Yusuf Y.. A.., denetim kurulu uyelerinin rücu edilemez şekilde ibra edildiklerini, davanın husumet yönünden de reddinin gerektiğini savunmuştur.

Davalı H.. K.., iddiaların dayanaksız olduğunu, sorumluluğun dayanağının somut olarak gösterilmediğini belirtmiştir.

Davalı H.. T.. vekili, zamanaşımı, husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırımı bedelini borç verme yoluna giden yönetim kurulunun ve denetçilerin, geri tahsili için tedbirleri almaları gerektiği, 41.014,10 TL'lik kısımla ilgili nema elde edilemediği, ıslah dilekçesine göre bu tutardan yönetim kurulu üyeleri C.. Ç.., H.. T.. ve denetçi Y.. B..'ın sorumlu olmadıkları, ancak TMSF'ye devredilen S.. Digital A.Ş. ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre bu tutarın ticari borçlar hesabına aktarıldığı TMSF tarafından 13.02.2004 tarihinde şirkete el konulduğu, aynı tarihli tutanakta kasada bulunması gereken 127.650,40 TL'nin bulunmadığının tespit edildiği, davalılar S.. S.., H.. A.., H.. K.., M.. Ö.. ile denetçi Y.. A..'un kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri, S.. Digital A.Ş'ye verilen tutar yönünden ıslah dilekçesindeki sorumluluk miktarlarına göre bu davalıların da sorumlu olmadıkları, kasa açığının tespit edildiği 13.02.2004 ve dava açılma kararının alındığı 14.04.2006 tarihleri nazara alındığında TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davalılar S.. S.., H.. A.., H.. K.., M.. Ö.. ve Y.. A.. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, 127.650,40 TL'nin 10.000 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalılardan tahsiline, davalılar C.. Ç.., H.. T.. ve Y.. B.. aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, temlik alan TMSF vekili ile davalılardan H.. A.. ve S.. S.. vekilleri temyiz etmiştir.

1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin tüm, davacı TMSF vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2)Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir. Davalı M.. Ö.., denetim kurulu raporunun tek yanlı düzenlendiğini, görevde olduğu dönemde kasa sayımı yapılmadığını, zararın ispatının gerektiğini beyan etmiştir.Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketten ticari bir neden olmaksızın grup şirketlerine para aktarılmasıdır. Davacı şirket ortaklarınca paranın davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğunun, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

3)Ayrıca, davacı tarafça alacağın zarar tarihinden itibaren faiziyle tahsili talep edilmiş, mahkemece dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiştir. Ancak, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların temerrüdü için ihtar gerekmez. Bu nedenle mahkemece davacı alacağına haksız eylem tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.

4)Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi hükmü uyarınca davacı TMSF’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekillerinin tüm, temlik alan TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle temlik alan TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temlik alan TMSF yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6.540,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan H.. A.. ve S.. S..'den ayrı ayrı alınmasına, 08/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 13.12.2015 22:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol