Rahmi
Rahmi
02 Aralık 2015 Çarşamba 20:13
6102 sayılı TTK'ya göre iflasın ertelenmesi güncel kararları

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/4438

K. 2015/5405

T. 13.7.2015

• İFLASIN ERTELENMESİ İSTEMİ ( Bilirkişi Raporunda Şirket Aktiflerinin Rayiç Değerlerine Göre Borca Batıklık Miktarı Yeniden Belirlenmediği Gibi Hesap Hareketleri Konusunda Daha Ayrıntılı Bir İnceleme Gerektiği Belirtildiği - Mahkemece Bilirkişi Raporunun Hüküm Kurmaya Elverişli Olmadığı Gözetilerek Yeni Bilirkişi Raporu Alınacağı )

• BİLİRKİŞİ RAPORUNA YAPILAN İTİRAZLARIN KARŞILANMASI ( İflasın Ertelenmesi - Bilirkişi Raporunda Davacının İmzaladığı Borç Yapılandırma Protokollerinin İyileştirme Projesine Katkısının Ne Olduğu Tartışılmadığı ve Rapora Yapılan İtirazlar Yeni Rapor Alınmadan ve Gerekçede Usulüne Uygun Karşılanmaksızın Hüküm Tesis Edilmesinin İsabetsizliği )

• HÜKÜM KURMAYA ELVERİŞLİ OLMAYAN BİLİRKİŞİ RAPORU ( İflasın Ertelenmesi İstemi - Bilirkişi Raporunda Şirket Aktiflerinin Rayiç Değerlerine Göre Borca Batıklık Miktarı Yeniden Belirlenmediği Gibi Hesap Hareketleri Konusunda Daha Ayrıntılı İnceleme Gerektiği Belirtildiği/Mahkemece Bilirkişi Raporunun Hüküm Kurmaya Elverişli Olmadığı Gözetileceği )

2004/m.179

6102/m.377

ÖZET : Dava; iflasın ertelenmesi istemine ilişkindir. Somut olayda, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda şirket aktiflerinin rayiç değerlerine göre borca batıklık miktarı yeniden belirlenmediği gibi, "Ortaklar hesabına yapılmış olan kayıtların belgelerinin ve dayanaklarının olup olmadığı, şirket ortağının şirketten olan alacağının veya varsa borcunun kayyım tarafından denetlenmesi ve doğrulanması konusunda takdir mahkemenindir." denilerek, hesap hareketleri konusunda daha ayrıntılı bir inceleme gerektiği belirtilmiştir. Öte yandan, ek bilirkişi raporunda davacının imzaladığı borç yapılandırma protokollerinin iyileştirme projesine katkısının ne olduğu tartışılmamış ve bu rapora davacı vekilince yapılan itirazlar yeni bir rapor alınmadan ve gerekçede usulüne uygun karşılanmaksızın hüküm tesis edilmiştir. Bu durumda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun borca batıklığın tespiti ve iyileştirme projesinin samimiyeti içermediği ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, davacı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazı karşılanıp, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Davacının açmış olduğu iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirketin borca batık olduğunu ve sunulan iyileştirme projesi uygulandığında bu halden kurtulabileceğini ileri sürerek, İİK nın 179. vd maddeleri uyarınca davacı şirketin iflasının 1 yıl ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi ve kayyım raporu ile dosya kapsamına göre; davacı şirketin 31.07.2013 bilanço tarihi itibariyle 337.910,33 TL tutarında borca batık durumda olduğu, 31.07.2013 tarihi itibariyle davacı şirketin özkaynakları tutarının 10.081,61 TL olduğu, 300.000,00 TL olan sermayesinin tamamının ödendiği, iyileştirme projesinde belirtilen sermaye artışının yapıldığı, ne var ki Ortaklar Hesabının, Kasa Hesabı gibi işlendiği, birçok işlemin kasa hesabı yerine ortaklar hesabına kaydedildiği, şirket ortağı F. T.'in, şirketten birçok kez para çektiği, birçok kez de geri ödeme yaptığı, şirkete senet verdiği, bir çok kez de şirket adına harcama yaparak borcunu kapattığı, senedin niçin verildiğinin anlaşılmadığı ve bu işlemlerin açıklamalarının bulunmadığı, bu durum muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olmadığı, bilirkişi heyetine sunulan 30.11.2013 tarihli bilançoda özkaynak toplamının yanlış olduğu, bu yönler itibariyle davacı şirketin iflas ertelenmesine ilişkin talebinin iyiniyetli olmadığı, mahkemece alınan tüm iflas tedbirlerine rağmen, 4 aylık bir süreçte şirketin aktif toplamının alacaklılar zararına azaldığı, davacı şirketin aktiflerinin azalarak, 01.08.2013 - 30.11.2013 döneminde ( 4 ay ) 100.588,78 TL zararının arttığı, şirket ortağının yaptığı bu işlemlerin iyileştirme projesiyle uyumlu olmadığı, işlemlerin dayanak belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle bu işlemlerin gerçekliğinin ispata muhtaç olduğu, şirketin sunduğu iyileştirme projesinde Ağustos 2013 ile Aralık 2013 dönemi için 15.000,00 TL net kâr öngörüldüğü ancak bilirkişi ve kayyım raporlarına göre 30.11.2013 tarihi itibari ile şirketin 586.958,06 TL zarar ettiği, bu verilere göre şirketin 2013 yılındaki hedeflerini tutturamayacağını gösterdiği, borca batık olan davacı şirketin iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı gibi, uygulanabilirliğinin de bulunmadığı, şirketin mali durumunun giderek daha da bozulduğu, borca batıktan kurtulma olasılığının bulunmadığı gerekçesiyle iflasın ertelenmesine talebinin reddine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 426... sicil nosuna kayıtlı H... Gıda Maddeleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti ünvanlı şirketin iflasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, iflas erteleme istemine ilişkindir. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur ( İİK'nın m.179 ). İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir ( 6102 sayılı TTK'nın m. 377, İİK'nın m.179 vd. ). Mahkeme, İİK'nın 166/2. maddesine uygun ilan yapmalı, borca batıklık, 6102 sayılı TTK'nın 377. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK'nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu ( borca batıklık bilançosu ) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda ( muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hakimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden ) HMK'nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir.

Ayrıca, somut verilere dayalı, çelişmeyen öngörüler içeren, özellikle sermaye ve/veya kârlılık artışını netleştiren unsurların varlığının, proje için vazgeçilmez hususlar olduğu gözden kaçırılmamalı; iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun bu yolla tespiti cihetine gidilmelidir.

Hakim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.

Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re'sen tespiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir.

Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.

Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.

Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman ( teknik ) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için, borca batıklık olgusunun öncelikle gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Davacı şirketin borca batık olduğunun doğru olarak tespiti halinde; iyileştirme projesinin, bütüncül bir değerlendirmeyle, 6102 sayılı TTK'nın 377. maddesi kapsamında nakit sermaye konulması dâhil nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içerip içermediği, İİK'nın 179. maddesi anlamında ciddî ve inandırıcı olup olmadığı ve HMK'nın 29. maddesinde açıklanan dürüstlük kuralına uygun davranma yükümlülüğüne ve gerçeğe uygun bir biçimde hazırlanıp, hazırlanmadığı, eş deyişle, iyileştirme projesinde yapılacak olanların tek tek maliyetinin, hangi ekonomik kaynaktan sağlanacağı, her bir proje kaleminin zaman olarak en geç hangi tarihte yapılacağı, yapılacak olanların ayrı ayrı borca batıklık üzerindeki zaman ve oran olarak etkisinin somutlaştırılması ve böylece iyileştirme projesinin neden ciddi ve inandırıcı olduğunun ayrıntılı ve zaman içinde sayısal olarak, denetlenmeye elverişli nitelikte olması gerekmekte olup, bu özellikte olmayan iyileştirme raporlarına ve bunlara dayalı düzenlenen bilirkişi ve kayyım raporlarına göre ne iflasın ertelenmesine karar verilebilir ne de iflas erteleme talep eden şirket alacaklıları aleyhine sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Mahkemece, bu niteliği haiz olmayan iyileştirme projeleri sunulduğunda iflasın ertelenmesini isteyen şirkete uygun bir süre verilerek, açıklanan özellikteki projenin sunulmasının ve soyut içerikli projenin somutlaştırılmasının sağlaması ve verilen sürede iyileştirme projesini sunmayan şirketin iyiniyetli olmadığı kabul edilerek, sadece borca batıklığı tespit ettirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan özellikteki iyileştirme projelerinin sunulması halinde alınacak bilirkişi ve kayyım raporlarından sonra talep halinde ve gerektiğinde, hüküm tarihine kadar sadece gerekli tedbirlere karar verilmeli ve tarihlerine uygun şekilde proje kalemleri yerine getirilmediği takdirde tedbirler kaldırılarak, iflasın ertelenmesi ve ihtiyati tedbir müesseselerinin kötüye kullanılmasının önüne geçilmelidir.

İyileştirme projesi, sadece şirketin mevcut işleyişinin devamı ve tedbir kararlarıyla borca batıklıktan kurtulabileceğine ilişkin olması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 377. maddesindeki nakit sermaye konulması, dış kaynaktan nakit girişi, sermaye artışı, yeni ortak alınması, şirketin mevcut işleyişi sonucu şayet mümkün ise kâr ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermesi, İİK'nın 179. maddesinde aranan ciddî ve inandırıcı özellikleri haiz olması gerekir.

Mahkemece önce, şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve bu kapsamda borca batıklığın tespiti, bu şartın yerine geldiğinin anlaşılması halinde de iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi gerektiğinden, alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi ve kayyım raporlarını, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini açık ve somut dayanaklarla değerlendiren; açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması, raporun sadece sonuç bölümüne değil, bütün kapsamına bakılması suretiyle bir karar verilmesi gerekir.

İflas erteleme davalarında, erteleme isteyen davacı şirketin mali durumunun mahkemece, yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Diğer yandan, kayyımın görevlerinden biri de erteleme sürecinde şirketin mali durumundaki değişiklikler ve şirket yetkililerinin iyileştirme projesine riayeti konusunda mahkemeye bilgi vermektir. Kayyım raporlarında şirketin denetlendiği her döneme ilişkin aktif ve pasif durumunun ayrıntılı olarak açıklanması ve verilen ihtiyati tedbirlerle birlikte davacı şirketin mali durumunda düzelme olup olmadığı, iyileştirme projesinin uygulanıp uygulanmadığı ve borca batıklıktan kurtulma yolunda somut adımlar atılıp atılmadığı hususlarının ayrıntılı ve denetime elverişli olarak açıklanması gerekir. Mahkemece, kayyım raporlarının yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda hazırlanıp hazırlanmadığı denetlenmeli, bu hususları içermeyen eksik ve yetersiz denetim ile hazırlanan raporlara itibar edilmemelidir.

Somut olayda, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda şirket aktiflerinin rayiç değerlerine göre borca batıklık miktarı yeniden belirlenmediği gibi, "Ortaklar hesabına yapılmış olan kayıtların belgelerinin ve dayanaklarının olup olmadığı, şirket ortağı F. T.'in şirketten olan alacağının veya varsa borcunun kayyım tarafından denetlenmesi ve doğrulanması konusunda takdir mahkemenindir." denilerek, hesap hareketleri konusunda daha ayrıntılı bir inceleme gerektiği belirtilmiştir. Öte yandan, 26.12.2013 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının imzaladığı borç yapılandırma protokollerinin iyileştirme projesine katkısının ne olduğu tartışılmamış ve bu rapora davacı vekilince yapılan itirazlar yeni bir rapor alınmadan ve gerekçede usulüne uygun karşılanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Bu durumda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun borca batıklığın tespiti ve iyileştirme projesinin samimiyeti yönünden yukarıda açıklanan ilkeleri içermediği ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, davacı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazı karşılanıp, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı şirket yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yerel Mahkeme İlamı

T.C.

İSTANBUL

ANADOLU 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2013/290

KARAR NO : 2014/10

KARAR TARİHİ : 22/01/2014

DAVA : Mahkememizde görülmekte bulunan İflas ( İflasın Ertelenmesi ) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili H... Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin F. T. ve L. T.'den oluşan ilk ortaklık yapısı ile 1999 yılında kurulduğunu, 300.000,00 TL sermayeli davacı şirketin merkezinin ... ... İstanbul olup halen tek ortağı ve münferit müdürünün F. T. olduğunu, 2013 Temmuz sonu itibariyle bünyesinde 19 personel istihdam ettiğini, davacı şirketin kurulduğu ilk yıllarda Konsantre Meyve Aromalı ve Meyveli İçeceklere bulanıklılık veren emilsiyonlar ve içecek compoundları üretimleri ile 2002 yılında üretim kapasitesini artırdığını, 2003 yılından itibaren de hazır kahve karışımları sıcak çikolata, sahlep üretimi ve paketlemesi, hazır kahve gold ve klasik, kahve beyazlatıcısı ve türk kahvesi gibi ürünlerin paketlemelerini yapan bir hale geldiğini, bu ürünlere yönelik makine yatırımları yaptığını, 2010 yılında üretim hattına türk çayı, harmanlama ve paketleme işini ardında da meyve aromalı içecek tozları, cafe sektörüne yönelik milkshake ve smoothıe tozları üretmeye başladığını, standart olarak yapılan bu üretimlerin dışında içecek konusunda ar-ge içerikli müşteriye özel ürünler üretmek ve reçete desteği vermek ağırlıklı işler yaptığını, davacı firmanın satış ağı içerisinde en büyük pazarının Ege ve Akdeniz bölgesindeki oteller olup bu otellere içecek tedariği yapan ve kendi otomatik makine yatırımı bulunan 10 markanın yukarıda bahsedilen tüm ürünlerde üretim ve paketlemesi yaptığını, bunun dışında pazarlama kanalları arasında sayılabilecek otel, restaurant, cafeterya ve kahvehane çalışan toptancı firmalar olduğunu, hammaddelerinin ağırlıklı olarak şeker, kahve, kahve kreması ve kakao ile çeşitli meyve aromaları, sıvı içecek şuruplarında kullanılan katkı maddeleri olduğunu, şeker ve aromaları yerli üretim olarak tedarik ettiğini, diğer grupların ise ithalatçı firmalardan tedarik edildiğini, davacı firmanın 2012 yılında kakaoyu kendisi ithal ederek maliyetleri düşürme yoluna girdiğini, şirketin 2008 yılında ortaya çıkan ekonomik kriz nedeniyle ve sektördeki bazı firmaların iflasın ertelenmesi sürecinde olması hasebiyle fiyatların düşmesinden kaynaklı kar marjının düştüğünü, ödemeler dengesinin bozulduğunu, dışarıdan kaynak kullanmak zorunda kaldığını, krizin etkisiyle faiz oranlarının yükseldiğini, işletmenin borçlanma maliyetlerinin arttığını, ayrıca işletmenin bir kısım önemli hammaddeler yönünden ithalata dayalı üretim yapan bir işletme olmasından dolayı kurlardaki değişimin işletmenin mali yapısındaki bozukluğu derinleştirdiğini, 2011 yılında gerçekleşen döviz kurlarındaki artışın şirketin maliyetlerini direk artırdığını ve mali yapısını bozduğunu, zaten düşük kar marjı ile üretilen ürünlerin kur farkından kaynaklanan maliyet artışları nedeniyle şirketin dar boğaza sürüklendiğini, faaliyetlerin finansmanında kullanılacak açıkların banka kredileri kullanılmak suretiyle giderilmeye başlandığını, ödemeler dengesinin sekteye uğramaması için yüksek maliyetli krediler kullanılması nedeniyle şirketin yüksek oranda faiz ödemeye başladığını, uzun vadeli satışların bedeli olarak alacağa karşılık elde edilen müşteri çeklerinin de faktoring şirketlerine verilerek finansman ihtiyacı karşılanmaya çalışıldığını, ancak bu işlemler nedeniyle yüksek maliyetlere katlanıldığını, ödemeler dengesindeki bozulmanın tedarikçilerden mal alım vadelerinin uzamasına neden olduğundan ilave vade farkları ödenmeye başlandığını, sektördeki genel olarak finansal kriz olduğundan aynı dalda faaliyet gösteren ülkenin önde gelen firmalarının da iflasın ertelenmesi sürecine girdiklerini, neticede ödemeler dengesinin sekteye uğramaması için yabancı kaynak kullanımı sonucunda maliyetlerin yükselmesi, vade farkları, kurlarda şirket aleyhine yükselişler yaşanması, faktoring maliyetleri gibi nedenlerden dolayı bir süre sonra işletme faaliyetlerinin finansmanının sağlanamaz duruma geldiğini, bu çerçevede satışlar ve tahsilatlarda yavaşlama trendine girildiğini, böylece şirketin borca batık duruma geldiğini, ekonomik kriz nedeniyle yönetim tarafından alınan tedbirlerin yetersiz kalması, düşen kar marjları, döviz kurlarında gerçekleşen artış nedeniyle beklenen olumlu sonuçların alınamadığını, şirkete ait bir kısım borçların şirketin kendi imkanlarıyla kaynak temin edilemediği durumlarda ortakların şahsına ait nakit mevcutlar kullanılarak ödendiğini, şirketin global krizin etkileri ve dış kaynak kullanımı, katlandığı yüksek maliyetleri satışları nedeniyle oluşan kısa vadeli borçlanma ihtiyacının finansman planlamasında bir takım hatalar yapılmasını tetiklediğini, faiz oranlarındaki ve aleyhte kur farklarındaki artışın işletmenin borçlanma maliyetini ve faiz baskısını artırdığını, şirketin sahip olduğu teknoloji, tecrübe ve referanslar ile yeni iş alma konusunda sıkıntı duymadığını, gelecek dönem içinde borç baskısının da kaldırılabilmesi halinde mali yapının kuvvetleneceğini ancak kısa vadeli borçlar cebri icra tehdidi ve şirketin bu sebeple faaliyet gösteremez hale gelmesinin planlanan çalışmalar ve iyileştirme planlarını engelleyerek şirketin sonunu getireceğini, müvekkili şirketin fabrikasında imalat faaliyetlerine devam ettiğini, potansiyel ve referanslara fazlasıyla sahip olduğunu, bütün bu potansiyele ve referanslara rağmen şirketin mali yönden zora düştüğünü, kısa vadeli borç baskısı, icra tehdidi nedeniyle çalışmalarındaki verimi ve gayreti kaybetmeye başladığını, davacı firmayı ayakta tutmak, borçlarını ödemesini sağlamak ve müzayaka halini sona erdirmek amacıyla bir iyileştirme projesi hazırlandığını, iyileştirme projesine göre 2013 yılına kadar şirkete konulmak üzere 175.000,00 TL tutarında nakdi sermaye artışı yapılacağını, şirkete yeni ortak veya ortaklar alınması yoluyla yeni ortağa yapılacak hisse devri karşılığında alınacak paranın şirkete kaynak olarak konulacağını, şirketin 4.341.259,01 TL tutarındaki borçlarının tamamının kısa vadeli borçlardan oluştuğunu, şirketin uzun vadeli yabancı kaynak borcu bulunmadığını, nakit akım tablosu ile borç ödeme stratejileri gereğince şirketin borçlarını ödeyebilecek durumda olduğunu, iyileştirme projesine göre mevcut borçların tasfiyesine yönelik olarak maksimum 3 yıllık bir periyod öngörüldüğünü, bu periyod kapsamında akılcı ve gerçekçi adımlarla hem borçların tasfiyesinin sağlanacağını hem de borca batık bir firmanın tekrar ticari hayata katılmasının sağlanacağını, sunulan iyileştirme projesi uyarınca alınacak önlemler sonucu şirketin borca batıklıktan kurtulma ümidinin bulunduğunu, bu durumun alacaklılarında lehine olduğunu belirterek İİK 179. Vd maddeleri uyarınca davacı şirketin iflasının ertelenmesine, şirket aleyhine açılmış ve açılacak icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, şirketin malvarlığının korunması için gerekli yasal tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Müdahiller dosyada mübrez dilekçelerinde özetle; Davaya müdahil olarak kabullerine, ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Dava; Hukuki niteliği itibariyle TTK'nun 376/3, 377 ve İİK 179. Vd. Maddeleri uyarınca davacı H... Gıda Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin iflasının ertelenmesine talebine ilişkindir.

Davacı şirkete ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden sicil dosyası celp edilmiş, davacı şirketin faaliyet merkezinin T... İstanbul olmasından dolayı mahkememizin yetki ve görev alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.

Davacı şirket 31/07/2013 tarihli bilançoya göre borca batık olduğunu bildirerek ve buna ilişkin bilançoları ve iyileştirme projelerini sunarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuş, talep üzerine İİK'nun 179/A maddesinin emredici hükümleri gereği 23/09/2013 tarihli karar ile davacı şirkete kayyım atanarak şirketin malvarlığının korunması için ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.

İflasın ertelenmesi kararı verilebilmesi için 1. koşul borca batık olma halidir. Şirket aktiflerinin şirket borçlarını karşılamaya yetmemesi ve pasiflerin aktiflerden fazla olması gerekmektedir. TTK 376/3 maddesi uyarınca düzenlenecek ara bilançonun aktiflerin piyasa değerine göre hazırlanması ve borca batıklığın buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Mahkememizce davacı şirketin aktifinde yer alan stok ve demirbaşların uzman bilirkişi eliyle inceleme tarihi itibariyle piyasa değerleri araştırılmış ve teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09/10/2013 tarihli rapor dosyaya ibraz edilmiştir. Aktiflerin piyasa değerlerine göre borca batıklık hali ve iyileştirme projesinin gerçekçi olup olmadığının denetlenmesi amacıyla davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce re'sen seçilen uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılmış ve 07/11/2013 tarihli mali bilirkişi kurulu raporu alınmıştır. Mali bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı şirket 31/07/2013 bilanço tarihi itibariyle 337.910,33 TL tutarında borca batık durumdadır. Ayrıca mali bilirkişi raporunda 31/07/2013 tarihi itibariyle davacı şirketin öz kaynakları tutarının 10.081,61 TL olup 300.000,00 TL olan sermayesinin tamamının ödendiği, iyileştirme projesine göre 2013 yılı içinde 175.000,00 TL sermaye artışı yapılacağı, ayrıca iyileşme sürecinde alacak, maliyet ve giderlerin düşürülmesi ve maliyetlerin düşürülmesi etkinliğin arttırılması suretiyle en azından 2004 yılının ilk çeyreğinden itibaren bu sayede sağlanacak fon kaynaklarının şirket borçlarının ödenmesindeki ivmeyi hızlandırması, şirkete yeni ortak veya ortaklar alınması suretiyle borca batıklıktan çıkmanın planlandığı belirtilmiştir.

İflasın ertelenmesinin maddi koşulları şirketin borca batık olması ve mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması durumundadır. Davacı şirketin iyileştirme projesinde 2013 yılı içerisinde 175.000,00 TL nakdi sermaye artışı yapılacağı öngörülmüş, kayyım raporunda da anlaşılacağı üzere iyileştirme projesinde belirtilen sermaye artışı yapılmıştır. Ne var ki ortaklar hesabının kasa hesabı gibi işlendiği, birçok işlemin kasa hesabı yerine ortaklar hesabına kaydedildiği, şirket ortağı F. T.'in şirketten birçok kez para çektiği birçok kez de geri ödeme yaptığı, şirkete senet verdiği, bir çok kez de şirket adına harcama yaparak borcunu kapattığı 30/11/2013 tarihinde kadar 11 ay içinde ortaklar hesabına takribi 950 adet ( her iş gününde ortalama 3 adet ) kayıt yaptığı, davacı şirket defterlerinde 30/11/2013 tarihinde şirket ortağı F. T.'in şirkete 200.000,00 TL senet verdiğine dair kayıt bulunduğu, bu senedin niçin verildiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı, aynı tarihte F. T. Hesabının 341.055,53 TL alacaklandırılıp 780.236,34 TL borçlandırıldığı, bu kayıtların sonunda F. T.'in 3.962, 66 TL alacaklı hale getirildiği bu işlemlerin açıklamalarının bulunmadığı, şirket ortağının şirketten kayıtlarda yer alan 3.962,66 TL alacaklı olduğu konusunda gerçekçi bir değerlendirmenin yapılamadığını, özetle kasa hesabına kaydedilmesi gereken bir çok işlemin ortaklar hesabına kaydedildiği, ortaklar hesabının kasa hesabı gibi kullanıldığı, bu durum muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olmadığı, şirket ortağının kayıtlarda yer alan 3.962,66 TL kadar alacaklı olduğunun geçerli belgelere dayanıp dayanmadığının tespit edilemediği, bilirkişi heyetine sunulan 30/11/2013 tarihli bilançoda öz kaynak toplamının yanlış olduğu, bu yönler itibariyle davacı şirketin iflas ertelenmesine ilişkin talebinin iyi niyetli olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Ayrıyeten iflasın ertelenmesine ilişkin davanın açıldığı tarihten itibaren mahkemece alınan tüm iflas tedbirlerine rağmen 4 aylık bir süreçte şirketin aktif toplamının alacaklılar zararına azaldığı, davacı şirketin aktiflerinin azalarak 01/08/2013-30/11/2013 döneminde ( 4 ay ) 100.588,78 TL zararının arttığı, şirket ortağı F. T.'in şirkete 200.000,00 TL senet verdiğine dair kayıt bulunduğu, bunun alt belgesinin bulunmadığı, aynı tarihte F. T.'in 451.055,00 TL alacaklandırıldığı, bu işlemlerin açıklamaları olmadığından şirket ortağının yaptığı bu işlemlerin iyileştirme projesiyle uyumlu olmadığı, işlemlerin dayanak belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle bu işlemlerin gerçekliğinin ispata muhtaç olduğu, şirketin sunduğu iyileştirme projesinde Ağustos 2013 ile Aralık 2013 dönemi için 15.000,00 TL net kar öngörüldüğü ancak bilirkişi ve kayyım raporlarına göre 30/11/2013 tarihi itibari ile şirketin 586.958,06 TL zarar ettiği, bu verilere göre şirketin 2013 yılındaki hedeflerini tutturamayacağını gösterdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

İflas erteleme müessesesinin amacı borca batık olan işletmelerin sağlıklı bir şekilde tekrar ticaret hayatının içerisinde yer almasını sağlamaktır. Davacı şirketin borca batık olduğu sabit ise de yukarıda açıklandığı üzere bilirkişi heyeti raporlarında da belirtildiği gibi iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı gibi uygulanabilirliğinin de bulunmadığı, şirketin mali durumunun giderek daha da bozulduğu, borca batıktan kurtulma olasılığının bulunmadığı yönünde mahkememizde vicdani kanı hasıl olduğundan davacı şirketin iflasın ertelenmesi talebinin reddi ile iflasına karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Koşulları oluşmayan iflasın ertelenmesine talebinin REDDİNE,

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 426... sicil nosuna kayıtlı H... GIDA MADDELERİ SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ ÜNVANLI ŞİRKETİN İFLASINA,

İflasın 22/01/2014 saat 10:19 itibari ile açılmasına,

İflas kararının mahkememiz yazı işleri müdürlüğünce derhal İstanbul Anadolu İflas Müdürlüğüne bildirilerek ilan ve tasfiye işlemlerinin yapılmasına,

İflas avansının yazı işleri müdürlüğü tarafından iflas müdürlüğüne aktarılmasına,

Alınması gereken 25.20 TL harçtan 24.30 TL indirilerek bakiye 0,90 KRŞ'un davacıdan tahsiline,

Davacı tarafça sarfedilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Kullanılmayan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine,

Kararın taraflara tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar davacı vekili ile müdahiller S. Ö. ve N. Ö. vekili, K... Gıda Tic. A.Ş vekili, K... Faktoring A.Ş. vekili, Y... K... Tic. A.Ş vekili yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/02/2014

 

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/3784

K. 2014/3888

T. 20.5.2014

• KAYYIM ATANMASI KARARININ İLANI ( Kayyım Atanmasına Dair Karar İle Kayyımın Görevleri Yetkilerinin ve Sınırlarının Derhal İlan Edileceği/Ticaret Siciline Tescili/Bu Eksiklik Tamamlanmadan Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu - İflas Erteleme )

• ERTELEME TALEBİNİN İLANI ( Tirajı 50.000'in Üzerinde Olan ve Yurt Düzeyinde Dağıtımı Yapılan Gazetelerden Biri İle Birlikte İflâs Edenin Muamele Merkezinin Bulunduğu Yerdeki Bir Gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde İlan Edileceği - İflas Erteleme )

• VEKALETNAMEDE ÖZEL YETKİ BULUNMAMASI ( İflasın Ertelenmesi Davası - Davacı Şirket Vekilinin İflas Ertelemeye Dair Özel Yetkisinin Olmadığı/Usulüne Uygun Vekaletname Sunmak İçin Süre Verileceği/Bu Eksiklik Giderilmeden Hüküm Kurulamayacağı )

• İFLAS ERTELEME MASRAFLARI ( İflasın Kamu Düzenine Dair Olması Sebebiyle Masrafların Vezneye Peşin Olarak Yatırılacağı/Yatırılmaması Halinde Gideri Ödemesi Gereken Taraftan Alınmak Üzere Hazineden Ödenmesine Hükmedileceği - Uyuşmazlığının Esasının İncelenerek Karar Verilmesi Gerektiği )

• İFLAS ERTELEME DAVASINDAN FERAGAT ( Zorunlu Borca Batıklık Bildirimini İçerdiği/Şirket Borca Batık Durumda İse İflasına Karar Verileceği - Davanın Feragat Sebebiyle Reddinin Mümkün Olmadığı )

• BİRLEŞEN DAVA ( İflasın Ertelenmesi - Birleşen Davanın Derdestlik Dava Koşulu Sebebiyle Usulden Reddine Karar Verileceği/Birleştirilmiş Olsa Dahi Her Dava Bağımsızlığını Koruyacağından Her Dava Dosyası İçin Ayrı Ayrı Hüküm Kurulması Gerektiği )

• HASIMSIZ OLARAK AÇILAN DAVA ( Müdahillerin Gerekçeli Kararda Dahili Davalı Olarak Yazılmış Olmalarının Hatalı Olduğu - Davanın Hasımsız Açıldığı - İflas Erteleme )

2004/m.166,178,179,181

6098/m.504

6100/m.29,74,77,114,115,120,266,297,324,325

6102/m.377

ÖZET : Asıl ve birleşen dava, iflas ertelenmesi istemine ilişkindir.

Kayyımın atanmasına dair karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflasın ertelenmesine dair talep 166. maddenin 2. fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilan ve ticaret siciline tescil ettirilir.

Vekilin iflas veya iflasın ertelenmesi talebinde bulunabilmesi için vekaletnamesinde bu konuda özel yetki bulunmalıdır. Davacı vekiline iflas ve iflasın ertelenmesi yetkisini içeren usulüne uygun bir vekaletname sunması için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.

İflasın kamu düzenine dair olması sebebiyle, iflasın ertelenmesini isteyen, bu kararın ilanı, gerekli yerlere bildirilmesi, atanacak kayyım için belirlenecek ücreti ve alınacak erteleme tedbirlerinin uygulanması için gerekli masrafları avans olarak mahkeme veznesine peşin yatırmalıdır. İflas avansı, dava şartı olan gider avansı olmayıp, tamamlatılabilir. Kesin süreye uyulmaması halinde, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir. Mahkemece, gerekli masrafların bu şekilde karşılanması ve uyuşmazlığının esasının incelenmesi gerekirken davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddi bozmayı gerektirir.

Mahkemece, asıl dava ile aynı tarihte açılan birleşen davada, iflas erteleme davasından feragat edilmiş olup, iflas davalarında karar verilmeden önce davadan feragat mümkün ise de iflasın ertelenmesi talebinin içinde mahkemeye yapılacak zorunlu bildirim bulunduğundan, erteleme talebinden feragat edilse bile şirket borca batık durumda ise iflasına karar verilmesi gerektiğinden, davanın feragat sebebiyle reddi mümkün değil ise de, aynı taleplerle ilgili asıl davanın derdest olduğu gözetilerek, birleşen davanın derdestlik dava koşulu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hükmün gerekçe bölümünde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında birleşen davayla ilgili herhangi bir hüküm oluşturulmaması, hukuka aykırıdır. Birleştirilmiş olsa dahi her dava bağımsızlığını koruyacağından her dava dosyası için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.

Gerekçeli karar başlığında, davanın hasımsız olarak açılmış olduğu gözardı edilerek müdahillerin, "Dahili Davalı" olarak yazılmış olmaları da, HMK'nın297/1-b. maddesi hükmüne aykırı olmuştur.

DAVA : Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili asıl ve birleşen davada, konfeksiyon ve tekstil alanında faaliyet gösteren davacının, dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik krizin yanı sıra üçüncü kişi lehine verilen teminat senedinin icra takibine konu edilerek üretim tezgahlarına ve ürünlere haciz konulması sebebiyle borca batık duruma düştüğünü, iyileştirme projesinin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulabileceğini ileri sürerek, davacının iflasının bir yıl ertelenmesine karar verilmesini istemiş, birleşen davadan feragat ettiğini bildirmiştir.

Müdahillerden E... Pazarlama ve Tic. A.Ş. vekili, davacının iflasını istemiş, diğer müdahiller sadece müdahale talebinde bulunmuşlardır.

Mahkemece, iddia, müdahil beyanları ve dosya kapsamına göre, İİK'nın 181. maddesinin 160. maddesine yaptığı atıf sebebiyle 25.01.2013 tarihli oturumda bilirkişi ücreti, kayyım maaşları ve talimat gideri toplamı 9.100,00 TL gider avansının yatırılması için davacı vekiline HMK'nın 324/1-2. maddesi gereği verilen kesin süreye rağmen gider avansının yatırılmadığından bilirkişi incelemesi ve kayyım raporu alınamadığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.

1- )Asıl ve birleşen dava, iflas ertelenmesi istemine ilişkindir.

İflasın ertelenmesi geçici bir mali darboğaza düşen şirketlerin hayatiyetini koruması, istihdam ve milli ekonomiye katkı sağlaması için öngörülen geçici bir hukuki himaye yoludur. İflasın ertelenmesi bir şans kurumu olmayıp, alacaklıların durumunu zorlaştırmak ve bir şirket tasfiyesi yolu olarak kabul edilemez. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur ( İİK'nın 179 ). İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir ( 6102 Sayılı TTK'nın 377, İİK'nın 179vd. ). Mahkeme, İİK'nın 166/2. maddesine uygun ilan yapmalı, borca batıklığı, TTK'nın 377. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK'nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tesbit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu ( borca batıklık bilançosu ) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek, borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda ( muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hakimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden ) HMK'nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmesi ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir.

Diğer yandan, somut verilere dayalı, çelişmeyen öngörüler içeren, özellikle sermaye ve/veya karlılık artışını netleştiren unsurların varlığının, proje için vazgeçilmez hususlar olduğu gözden kaçırılmamalı; iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun bu yolla tespiti cihetine gidilmelidir. Hakim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya karlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.

Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re'sen tesbiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer deliller toplanmalı, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir.

Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.

Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.

Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine dair uzman ( teknik ) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için, borca batıklık olgusunun öncelikle gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Davacı şirketin borca batık olduğunun doğru olarak tespiti halinde; iyileştirme projesinin, bütüncül bir değerlendirmeyle, TTK'nın 377. maddesi kapsamında nakit sermaye konulması dahil nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içerip içermediği, İİK 'nın 179. maddesi anlamında ciddî ve inandırıcı olup olmadığı ve HMK'nın 29. maddesinde açıklanan dürüstlük kuralına uygun davranma yükümlülüğüne ve gerçeğe uygun bir biçimde hazırlanıp, hazırlanmadığı, eş deyişle, iyileştirme projesinde yapılacak olanların tek tek maliyetinin, hangi ekonomik kaynaktan sağlanacağı, her bir proje kaleminin zaman olarak en geç hangi tarihte yapılacağı, yapılacak olanların ayrı ayrı borca batıklık üzerindeki zaman ve oran olarak etkisinin somutlaştırılması ve böylece iyileştirme projesinin neden ciddi ve inandırıcı olduğunun ayrıntılı ve zaman içinde sayısal olarak, denetlenmeye elverişli nitelikte olması gerekmekte olup, bu özellikte olmayan iyileştirme raporlarına ve bunlara dayalı düzenlenen bilirkişi ve kayyım raporlarına göre ne iflasın ertelenmesine karar verilebilir ne de iflas erteleme talep eden şirket alacaklıları aleyhine sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Mahkemece, bu niteliği haiz olmayan iyileştirme projeleri sunulduğunda iflasın ertelenmesini isteyen şirkete uygun bir süre verilerek, açıklanan özellikteki projenin sunulmasının ve soyut içerikli projenin somutlaştırılmasının sağlaması ve verilen sürede iyileştirme projesini sunmayan şirketin iyiniyetli olmadığı kabul edilerek, sadece borca batıklığı tespit ettirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan özellikteki iyileştirme projelerinin sunulması halinde alınacak bilirkişi ve kayyım raporlarından sonra talep halinde ve gerektiğinde, hüküm tarihine kadar sadece gerekli tedbirlere karar verilmeli ve tarihlerine uygun şekilde proje kalemleri yerine getirilmediği takdirde tedbirler kaldırılarak, iflasın ertelenmesi ve ihtiyati tedbir müesseselerinin kötüye kullanılmasının önüne geçilmelidir.

İyileştirme projesi, sadece şirketin mevcut işleyişinin devamı ve tedbir kararlarıyla borca batıklıktan kurtulabileceğine dair olmamalı, TTK'nın 324. maddesindeki nakit sermaye konulması, dış kaynaktan nakit girişi, sermaye artışı, yeni ortak alınması, şirketin mevcut işleyişi sonucu şayet mümkün ise kar ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermeli, İİK'nın 179. maddesinde aranan ciddî ve inandırıcı özellikleri haiz olmalıdır. İflas erteleme davalarında, erteleme isteyen davacı şirketin mali durumunun mahkemece, yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Diğer yandan, kayyımın görevlerinden biri de erteleme sürecinde şirketin mali durumundaki değişiklikler ve şirket yetkililerinin iyileştirme projesine riayeti konusunda mahkemeye bilgi vermektir. Kayyım raporlarında şirketin denetlendiği her döneme dair aktif ve pasif durumunun ayrıntılı olarak açıklanması ve verilen ihtiyati tedbirlerle birlikte davacı şirketin mali durumunda düzelme olup olmadığı, iyileştirme projesinin uygulanıp uygulanmadığı ve borca batıklıktan kurtulma yolunda somut adımlar atılıp atılmadığı hususlarının ayrıntılı ve denetime elverişli olarak açıklanması, bu hususları içeren yeterli denetim ile raporların hazırlanması ve mahkemece de kayyım raporlarının yukarda açıklanan hususlar doğrultusunda denetlenmesi gerekir.

Bu durumda, mahkemece önce şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve bu kapsamda borca batıklığın tespiti, bu şartın yerine geldiğinin anlaşılması halinde de iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi gerektiğinden, alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi ve kayyım raporlarını, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini açık ve somut dayanaklarla değerlendiren; açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması, raporun sadece sonuç bölümüne değil, bütün kapsamına bakılması suretiyle bir karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, mahkemece iflas erteleme talebinin, davacı şirketin merkezi Silifke'de olduğu halde, İİK'nın 166/2. madde hükmü uyarınca bu yerde yayınlanan mahalli gazetede ilan ettirilmesi gerekirken, buna uyulmadığı dosya kapsamından ve gerekçeden anlaşılmaktadır. Oysa, İİK'nın dava tarihinde yürürlükte olan 179/a bendinde "Mahkeme erteleme kararının hüküm fıkrasını, 166. maddenin 2. fıkrasındaki usulle ilan eder ve gerekli bildirimleri yapar" hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede erteleme talebinin ilanına dair bir hüküm bulunmamakta ise de, Yargıtay İçtihatları uyarınca erteleme talebinin İİK'nın 166/2. maddede yazılı usulle ilanı gerekli görülmektedir. Nitekim, İİK'nın dava tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 Sayılı Kanun ile değişik 179/a maddesinin 1. ve 2. fıkraları, "Mahkeme, iflasın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarının onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alır.

Kayyımın atanmasına dair karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflasın ertelenmesine dair talep 166. maddenin 2. fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilan ve ticaret siciline tescil ettirilir. Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar." hükmünü içermektedir.

Bu durumda, mahkemece kayyım atanmış ise de, erteleme talebi usulünce ilan ve tescil edilmemiş, diğer hususların ilanı ve tescili de yapılmamıştır. Anılan hüküm, iflas erteleme yargılamasına dair usul hükmü olup, derhal uygulanması gerektiğinden, bu hükümde yer alan hususların ilanı ve ticaret siciline tescili de yapılmalıdır.

Diğer yandan, dava sırasında yürürlüğe giren HMK'nın 74. ve TBK'nın 504. maddeleri uyarınca vekilin iflas veya iflasın ertelenmesi talebinde bulunabilmesi için vekaletnamesinde bu konuda özel yetki bulunmalıdır. Davacı vekiline iflas ve iflasın ertelenmesi yetkisini içeren usulüne uygun bir vekaletname verilmediğinden, yetkisiz vekilce takip edilen davada HMK'nın 77. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru olmamıştır.

Mahkemece, 25.01.2013 tarihli oturumda 8 numaralı ara kararı ile "...kayyımların ilk 6 ay maaş toplamı olan 6.000 TL ve bilirkişi ücreti toplamı olan 3.000,00 TL ile dosyanın İstanbul'a gidiş dönüş masrafı olan 100,00 TL'nin ( genel toplam 9.100,00 TL ) iki haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafından yatırılmasına, davacı tarafından verilen iki haftalık kesin süre içinde 9.100,00 TL yatırılmadığı takdirde HMK'nın 324/1-2. maddesi gereği bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına ve kayyım atanmasının davanın niteliği gereği şart olduğundan dolayı davacı vekili tarafından kayyım ücreti yatırılmadığı takdirde tedbirlerin kaldırılacağının ve dosyanın hali hazır durumuna göre karar verileceğinin veya davanın reddedileceğinin ihtarına, ( ihtar edildi )" şeklinde hüküm oluşturulmuş, davacı vekilinin ara karara uymadığı, verilen kesin süre içerisinde 9.100,00 TL'nin yatırılmadığı, davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, iflasın kamu düzenine dair olması sebebiyle, İİK'nın 181. maddesi yollamasıyla 160. maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini isteyen, bu kararın ilanı, gerekli yerlere bildirilmesi, atanacak kayyım için belirlenecek ücreti ve alınacak erteleme tedbirlerinin uygulanması için gerekli masrafları avans olarak mahkeme veznesine peşin yatırmalıdır. İflas avansı, HMK'nın 120. maddesinde düzenlenen ve dava şartı olan gider avansı olmayıp, tamamlatılabilir. Kesin süreye uyulmaması halinde, HMK'nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılarak gerekli masrafların karşılanması gerekir. Dairezimin yerleşik uygulaması bu yöndedir. Mahkemece, anılan madde uyarınca, gerekli masrafların bu şekilde karşılanması ve uyuşmazlığının esasının incelenmesi, yukarda açıklanan eksikliklerin giderilmesi ve belirtilen araştırma ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Öte yandan, 6100 Sayılı HMK'nın 297/2. maddesi 'Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.' hükmünü içermektedir. Birleştirilmiş olsa dahi her dava bağımsızlığını koruyacağından her dava dosyası için ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece, asıl dava ile aynı tarihte açılan birleşen davada, iflas erteleme davasından feragat edilmiş olup, iflas davalarında karar verilmeden önce davadan feragat mümkün ise de iflasın ertelenmesi talebinin içinde mahkemeye yapılacak zorunlu bildirim bulunduğundan, erteleme talebinden feragat edilse bile şirket borca batık durumda ise iflasına karar verilmesi gerektiğinden, davanın feragat sebebiyle reddi mümkün değil ise de, aynı taleplerle ilgili asıl davanın derdest olduğu gözetilerek, birleşen davanın derdestlik dava koşulu sebebiyle 114/1-ı ve 115/2. madde uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hükmün gerekçe bölümünde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında birleşen davayla ilgili herhangi bir hüküm oluşturulmaması, HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olmuştur.

Gerekçeli karar başlığında, davanın hasımsız olarak açılmış olduğu gözardı edilerek müdahillerin, "Dahili Davalı" olarak yazılmış olmaları da, HMK'nın297/1-b. maddesi hükmüne aykırı olmuştur.

2- ) Bozma nedenine göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, asıl ve birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/4820

K. 2012/1576

T. 1.3.2012

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Rayiç Tespiti Yapılmaması ve Sadece Kasa ve Banka Kayıtlarından Hareketle Denetime Elverişli Olmayan Belirlemeler Yapıldığı - Dosyaya Muhasebe ve İşletme Tekniği Açısından Nitelikli Hiçbir Veri Konulmamasının İsabetsiz Olduğu )

• ERTELEME SÜRESİ ( İflasın Ertelenmesi İstemi - Erteleme Süresi Beş Yıl İle Sınırlandırıldığı Düşünüldüğünde Tedbirlerle Sağlanan Sonuç Yargıtay İncelemesinin Yapıldığı Tarih İtibariyle Bu Süre Dolduğu/Erteleme Kararı Kesinleşmeden Ertelemenin Uzatılmasına da Karar Verilemeyeceği )

• RAYİÇ TESPİTİ YAPILMAMASI ( Sadece Kasa ve Banka Kayıtlarından Hareketle Denetime Elverişli Olmayan Belirlemeler Yapıldığı/Dosyaya Muhasebe ve İşletme Tekniği Açısından Nitelikli Hiçbir Veri Konulmamasının İsabetsiz Olduğu - İflasın Ertelenmesi İstemi )

• ERTELEMENİN UZATILMASI ( Erteleme Kararı Kesinleşmeden Ertelemenin Uzatılmasına da Karar Verilemeyeceği )

2004/m.179

6762/m.324

6102/m.377

ÖZET : Dava, iflasın ertelenmesi istemidir. Yargılama boyunca TTK.'nın 324. maddesine aykırı olarak, gerçek anlamda rayiç tespiti yapılmamıştır. Sadece kasa ve banka kayıtlarından hareketle, denetime elverişli olmayan belirlemeler yapılmış, dosyaya muhasebe ve işletme tekniği açısından nitelikli hiçbir veri konulmamıştır.

Gerek mahkemenin ilk kararında ve gerek bozma kararında T. Kalkınma Bankası AŞ.'den alınacak kredinin, projenin en büyük kaynağı olduğu vurgulanmış fakat bu kredi sözleşmesi imzalanmamıştır. Bu durum dahi başlı hacına projenin hayata geçirilmesinin imkânsız olduğunu ortaya koymaktadır. İİK.'nun 179 vd. maddelerine göre erteleme süresinin beş yıl ile sınırlandırıldığı düşünüldüğünde, tedbirlerle sağlanan sonuç Yargıtay incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle bu süre dolmuştur. Öte yandan erteleme kararı kesinleşmeden ertelemenin uzatılmasına da karar verilemez.

DAVA : İstemcinin iflasın ertelenmesi talebi üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı istemin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil T. İş Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : İstemci vekili, iflasın ertelenmesine karar verilmesinden sonra şirketlerinin mahkemeye sunduğu proje çerçevesinde faaliyetlerine devam edip borçlarının bir kısmını ödediğini, şirketlerinin ürün vererek, nakit ödemede bulunarak toplam 415.054,46 TL'si bankalara ve diğer alacaklılar ile isçilerine borç ödemesinde bulunduğunu, şirketlerinin borçlarını ödemedeki ısrarı ve iyi niyetli yaklaşımlarının piyasada da şirketin itibarının yeniden kazanılmasına neden olduğunu, alacaklılarla yapılan görüşmeler neticesinde toplam 721.449,86 TL borç için vade farksız 36 aya varan erteleme ve yeniden yapılandırma yapıldığını, şirket ortaklarından Abdullah T.'in ileride sermaye artırımlarında kullanılmak üzere şirkete borç verdiğini ve bunun 127.050,00 TL'sinin hammadde alımında kullanıldığını belirterek iflasın ertelenmesi kararının 20.06.2008 saat 14.30'dan itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmesini istemiştir.

İstemci vekilinin iflasın ertelenmesinin uzatılmasına yönelik yaptığı başvuru, mahkemenin 2009/72 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş ve 19.01.2010 tarihinde verilen karar ile bu dosyadan tefrik edilerek 2010/58 Esas sayılı dosya numarasını almış ve daha sonra 17.03.2011 tarihinde 2009/72 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Mahkemece, iddia, müdahil beyanları, benimsenen bilirkişi ve kayyım raporları ile tüm dosya kapsamına göre, iflasın ertelenmesini talep eden şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesini mahkemeye sunduğu, dilekçeye ekli iyileştirme projesi ile mali durumunun iyileşme umudunun bulunduğu, iflasın ertelenmesi durumunda, iyileştirme projesinde sunulan ve mahkemece de bilirkişiler ve kayyım tarafından denetlenmek sureti ile ciddi ve inandırıcı olduğuna kanaat getirilen iyileştirme önerilerine göre iyi niyet kuralları içerisinde gerekli gayretleri gösterdikleri, personel sayısını arttırdığı, ham ve yardımcı madde tedarikinde bulunan firma yetkililerinin destek sözü vererek üretimin artırılması konusunda garanti verdikleri ve desteklerinin fiilen gerçekleştirildiği, alacaklı firmalara ve bankalara ödemelerde bulundukları, şirketin iyileştirme projesinde öngördüğü hedeflerin somut, inandırıcı ve gerçekleştirilebilir hedefler olduğu, bu dönemde şirketin yeniden yapılanarak personel sayısını ve üretimi artırarak ödemelerde bulunması nedeniyle mali krizden çıkma ihtimalinin bulunduğu, iyileştirme süresi içerisinde iyileştirme projesinde öngörülen köklü ve ciddi yeniden yapılanma gerçekleştirildiği takdirde kayyım raporları da gözetilerek erteleme süresinin uzatılıp uzatılmayacağı konusunda sürenin bitiminde karar verilmesi olanağı bulunduğu, dolayısıyla şirkete bu aşamada bir fırsat ve şans verilmesi gerektiği, zira mobilya sektöründe önemli bir satış ve pazar payına sahip olan ve şu anda l stajyer öğrenci, 3 çırak ve 40 kişi olmak üzere 44 kişi çalışan ve tam kapasite çalıştığında 150 kişiye iş ve istihdam sağlayan şirketin iflasına karar verilmesinin hem alacaklılar hem de şirkette istihdam edilen isçiler yönünden ciddi sorunlar doğuracağı, rehinli alacaklılar dışında diğer alacaklıların alacaklarına kavuşmasının mümkün olamayacağı, kamu alacaklılarının ve ulusal ekonominin iflastan dolayı zarar göreceği, aksine erteleme halinde gerekli yapısal değişiklikler yapılarak kayyım denetiminde şirketin hukuki, mali ve finansman yönünden iyileştirilmesi sağlandığı takdirde alacaklıların iflasa nazaran daha iyi durumda olacakları, daha fazla alacaklının tatmin edilebileceği, şirketin hali hazır elinde bulunan duran varlık tabir edilen gayrimenkullerin ipotekli olduğu, az personel ve az üretimle alacakların çok azının karşılanabileceği, hâlbuki erteleme halinde mahkemece ciddi ve inandırıcı bulunan iyileştirme projesinin gerçekleşmesi halinde piyasa borçlarının da rahatlıkla ödenebileceği, davacı şirketin teminatlı teminatsız ayrımı yapmaksızın tüm borçlarını ödeme niyet ve kararlılığında olduğu, piyasadaki itibarının yüksek olduğu, dolayısı ile iflasın ertelenmesinin uzatılmasının iflasa nazaran gerek davacı şirketi gerek tüm alacaklılar, gerekse ulusal ekonomi yönünden yararlı olduğu anlaşılmakla, davanın, kabulü ile davacı şirketin iflasının ertelenmesinin 26.04.2011 tarihinden itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmiştir.

Kararı, müdahil T. İş. Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

İflasın ertelenmesi başvurusu 14.02.2007 günü yapılmış, mahkemece verilen 20.06.2008 günlü karar Yüksek 19. Hukuk Dairesi'nce bozulmuştur. Bozma kararında istemci şirketin ticari kayıtlarını yasaya uygun biçimde tutmadığı, projenin zamana ve belirsiz olaylara bağlı olduğu, tedarik ve satış konusunda somut verinin bulunmadığı ve T. Kalkınma Bankası AŞ. tarafından kredi verilmesi beklenmeden, sadece beş gün önce dosyanın kararı çıkartılmasının hatalı değerlendirme niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.

Bozma sonrasında mahkemece bozma kararı içeriğinde belirtilen hususların hiç biri değerlendirilmemiş ve karar gerekleri yerine getirilmemiştir. İflas erteleme müessesesi, alacaklıların yararının korunması yanında, geçici bir ekonomik darboğaz yaşayan şirketlerin, bu durumdan kurtulması ve sürdürülebilir bir işletme haline gelmesi için yasaya konulmuştur. Bu müessese, somut veri ve faaliyetlere dayanır, yoksa bir fırsat ve şans müessesesi değildir. İşçiler bakımından iflasın ciddi sorunlar doğurması fikri, borca batık bir şirketin ulusal ekonomi içinde sürekli sorun yaratması gerçeğini açıklamaktan uzaktır. Bozma sonrasında dahi ticari kayıtların düzelmemiş olması karşısında, bir ihtimale bağlı olarak profesyonel yönetime geçilmesi ümidinden bahsedilmesi de erteleme müessesesinin ciddiyeti ile bağdaşmamaktadır. Geçirilen sürece borca batıklık, borç ve kâr kalemleri net biçimde belirlenememiştir. Esasen bu durum, şirketin erteleme konusunda ciddi ve inandırıcı olmadığının en büyük göstergesidir.

Yargılama boyunca TTK.'nın 324. maddesine aykırı olarak, gerçek anlamda rayiç tespiti yapılmamıştır. Sadece kasa ve banka kayıtlarından hareketle, denetime elverişli olmayan belirlemeler yapılmış, dosyaya muhasebe ve işletme tekniği açısından nitelikli hiçbir veri konulmamıştır.

Gerek mahkemenin ilk kararında ve gerek bozma kararında T. Kalkınma Bankası AŞ.'den alınacak kredinin, projenin en büyük kaynağı olduğu vurgulanmış fakat bu kredi sözleşmesi imzalanmamıştır. Bu durum dahi başlı hacına projenin hayata geçirilmesinin imkânsız olduğunu ortaya koymaktadır.

İİK.'nun 179 vd. maddelerine göre erteleme süresinin beş yıl ile sınırlandırıldığı düşünüldüğünde, tedbirlerle sağlanan sonuç Yargıtay incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle bu süre dolmuştur.

Öte yandan erteleme kararı kesinleşmeden ertelemenin uzatılmasına da karar verilemez. Kaldı ki, istemcinin 20.06.2008 saat 14.30'dan itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına ilişkin talebinin asılarak iflasın 26.04.2011 tarihinden itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmesi de kabul şekli itibariyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'un 74. maddesine aykırıdır.

Eksik incelemeye, hatalı ve hukuk dışı değerlendirmelerle verilen hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Son Güncelleme: 02.12.2015 20:17
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177