Yargıtay Kararları Özetleri

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2008/9-641

K. 2008/649

T. 22.10.2008

 

·         İşçi Alacaklarının Tahsili

·         Gerçek Ücret

 

Özet: İş sözleşmesinin tarafları arasında ücret miktarı konusunda çıkabilecek ihtilaflarda gerçek ücretin her türlü delille ispatı mümkündür. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler belirtilmek suretiyle ilgili meslek örgütlerinden sorularak, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmesi gerekir.

(818 s. BK m. 323)

(4857 s. İş K. m. 8, 32, 37)

 

 

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2011/17-569

K. 2011/710

T. 30.11.2011

 

  • Rücuen Tazminat
  • Zamanaşımı
  • Ceza Zamanaşımının Uygulanması

 

Özet: Davacı sigorta şirketi, sigorta ettirene ödeme yapmakla zarar sorumlularına karşı sigorta ettirenin yerine geçer. Sigortacının tabi olduğu zamanaşımı, sigorta ettirenin zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabidir ve aynı tarihte başlar.

Sigorta araçta meydana gelen hasar ile ölümlü kaza olayı tek olup,  ikisi birbirinden ayrılamaz.

Maddi tazminat istemine ilişkin davalarda, dava konusunun cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde bu sürenin uygulanacağı, kaza sonrasında bir kişinin hayatını kaybettiği, bu sürenin maddi tazminat isteminde bulunabilecek her iki taraf için de uygulanması gerektiği, kazaya neden olan kişi hakkında bir ceza davasının açılmamış olmasının, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına engel olmayacağı gözetilerek, uygulanması gereken zamanaşımı  süresi ceza zamanaşımı süresi olup, mahkemece işin esasına girilerek deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

(6762 s. TTK m. 1301)

(2918 s. Trafik K. m. 109/1,2)

(818 s. BK m. 60)

 

 

T.C.

YARGITAY

BİRİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/3541

K. 2011/6083

T. 23.05.2011

 

  • Elatmanın Önlenmesi
  • Ecrimisil
  • Harcın Alınması veya Tamamlanmasının Tarafların İsteklerine Bırakılmaması

 

Özet: Dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteği bakımından çekişmeli taşınmazla ilgili olarak davacı tarafından bir değer belirtilmediği gözetilmek suretiyle, davacıya çekişme konusu taşınmaz malın değerinin sorularak açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde keşfen değerin saptanması, belirlenecek değer üzerinden nispi tarifeye göre harcın tamamlatılması gerekir. 492 sayılı Harçlar Yasası harcın alınması ve tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.

(492 s. Harçlar K. m. 16, 30, 32)

(1086 s. HUMK m. 413, 492)

 

T.C.

YARGITAY

BİRİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/8806

K. 2011/10610

T. 20.10.2011

 

  • Tapu İptali ve Tescil
  • Yolsuz Tescil

 

Özet: Taşınmaz satışının vekil aracılığıyla yapılması, vekilin vekaletnamede taşınmaz satışına dair bir yetkisinin bulunmaması, yapılan temlik işlemine davacının bir icazetinin olmaması halinde vekaletname taşınmaz mülkiyetinin naklini sağlamayacağından, buna dayalı olarak satış yapılamaz. Satış yetkisi bulunmadığı halde yapılan taşınmaz temliki yolsuz tescil niteliğini taşır.

(4721 s. MK m. 1023, 1025)

 

T.C.

YARGITAY

İKİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/2727

K. 2012/204

T. 16.01.2012

 

  • Boşanma
  • Velayetin Kaldırılması
  • Kişisel İlişki Kurma Hakkı

 

Özet: Velayet hakkının kaldırılması, ana ve babanın çocukları ile kişisel ilişki kurma hakkını da ortadan kaldırmaz. Ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça ana-babanın ikisiyle de düzenle bir biçimde kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakkı, çocuğun temel haklarındandır. Bu tür kişisel ilişki çocuğun sadece yüksek yararları gerektirdiği takdirde veya  ana ve babanın bu haklarını amacına aykırı kullanmaları halinde kısıtlanabilir veya engellenebilir.

(Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 9/3)

(Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m. 4/2)

 

T.C.

YARGITAY

İKİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/21386

K. 2012/2205

T. 09.02.2012

 

  • Karşılıklı Boşanma
  • Sadakat Yükümlülüğü

 

Özet: Medeni Kanun’un 185/3. Maddesinde yer alan eşlerin sadakat yükümlülüğü evlilik birliği süresince geçerlidir. Boşanma yönünde oluşan karar kesin hüküm halini alıncaya kadar bu yükümlülük devam eder. Bu yükümlülüğün ihlali, diğer taraf bakımından boşanma sebebi oluşturur. Davacı-karşı davalı (koca)’nın, kendi davasının kabulü ile verilen boşanma kararı henüz kesinleşmeden bir başka kadınla birlikte yaşamaya başladığı ve bu kadından bir çocuğunun bulunduğu ileri sürülmüş ve bu iddia temyiz aşamasında sunulan nüfus kaydı ve diğer delillerle doğrulanmıştır.  Ortaya çıkan bu yeni hadise,”davalı tam kusurlu” kabul edilerek karşı boşanma davası reddedilen kadının davasının sonucunu ve tarafların kusur durumları ile boşanmanın fer’i sonuçlarını etkileyecek niteliktedir.

(4721 s. MK m. 185)

 

T.C.

YARGITAY

ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/12778

K. 2011/16774

T. 31.10.2011

 

  • Alacağın Tahsili
  • İtirazın İptali
  • Yetim Aylığı Bağlanan Kişinin Ölümünün Bildirilmemesi
  • Görev

 

Özet: Emekli Sandığı Kanunu’ndan doğacak uyuşmazlıkların çözümünde genel mahkemeler görevli olup, görev hususu mahkemenin her aşamasında hâkim tarafından kendiliğinden gözetilmelidir.

(1086 s. HUMK m.7)

 

T.C.

YARGITAY

ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/11511

K. 2011/19028

T. 29.11.2011

 

  • Sebepsiz Zenginleşme
  • Borcun Tahsili

 

Özet: Sebepsiz zenginleşme için, bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Davalı alacaklının borcun tahsili için hukuki yollara başvurmuş ve alacağını tahsil etmiş olması halinde sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez.

(818 s. BK m. 61, 62)

 

 

T.C.

YARGITAY

DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/12404

K. 2012/437

T. 18.11.2012

 

  • Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat
  • Zararın Hesaplanması

 

Özet: Davalı sürücünün asli kusuru ile meydana gelen trafik kazasında davacıların muhtelif derecelerde yaralandıkları, kazadan kısa bir sonra davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılandığı gerekçesi ile davalıları ibra ettikleri, bu kapsamda davalıların davacı tarafa araba verdiği anlaşılmakla; ibranamenin manevi zararı da kapsadığı, davacılara teslim edilen  “araba” ile manevi zararın karşılandığı kabul edilmelidir. Manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkei gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemez. Aynı olay nedeniyle yeniden manevi tazminat istenemeyeceği gözetilmelidir.

(818 s. BK.m. 41, 47)

                                                                                              T.C.

YARGITAY

DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/12396

K. 2012/548

T. 19.01.2012

 

  • Haksız Eylem Nedeniyle Tazminat
  • Rücu Davası
  • Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet

 

Özet: Hakkında açılan ve kesinleşen ceza davasında davalı kusurlu bulunduğu ve mahkumiyet kararı verildiğine göre, bu maddi olgu hukuk hakimi yönünden bağlayıcıdır. Mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak tarafların meydana gelen trafik kazasından kusur oranları saptanmalı ve kusurları oranında sorumluluklarına karar verilmelidir.

(818 s. BK m. 41,53)

 

T.C.

YARGITAY

BEŞİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/15057

K. 2012/1539

T. 09.02.2012

 

  • İmar Uygulamasına Tabi Tutulan Taşınmaz ile Uygulama Sonucu Verilen Taşınmaz Arasındaki Değer Farkının Tahsili
  • Görev

 

Özet: İmar uygulamasına tabi tutulan taşınmaz ile uygulama sonucu tahsis edilen taşınmaz arasındaki değer farkı, idarenin işleminden kaynaklandığından davanın idari yargıda görülmesi gerekir.

(1086 s. HUMK m. 7)

 

 

T.C.

YARGITAY

ALTINCI HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/11257

K. 2012/134

T. 16.01.2012

 

  • Önalım Hakkı
  • Satışın Noter Aracılığıyla Bildirilmemesi
  • Hak Düşürücü Süre

 

Özet: Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açmak suretiyle kullanılır. TMK’nın 733/3.maddesi hükmüyle, yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.

Taşınmaz paydaşlarından Maliye Hazinesi, payını, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 45. Maddesi gereğince ihaleye çıkarıp satması durumunda, satışın paydaşlara noter aracılığı ile bildirilmesi gerekir.

(4721 s. MK m. 733/3)

(2886 s. DİK m. 45)

 

T.C.

YARGITAY

YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/4185

K. 2011/4686

T. 07.07.2011

 

  • Tescil
  • Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliği
  • Kanun Yararına Temyiz

 

Özet: Adalet Bakanlığı’nın yazılı emir talebinde yer alan dava konusu tüm taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğine göre, 249 ada 70 ve 72 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmamış olması isabetsiz olduğu gibi, dava konusu olmayan 249 ada 71 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslının tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğü’ne iadesine karar verilmesi gerekirken olumlu veya olumsuz karar verilmemesi de isabetsizdir.

(4721 s. MK m. 713)

(1086 s. HUMK m. 429)

 

T.C.

YARGITAY

YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/5932

K. 2011/5923

T. 11.10.2011

 

  • Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat
  • Gerçek Zarar

 

Özet: Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerli olup, zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.

Alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine ilişkin olduğu, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edildiği, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verildiği görülmüştür. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez. Hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerin sorulup saptanması, işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması, gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekir.

(818 s. BK m. 41)

 

T.C.

YARGITAY

SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/1028

K. 2011/6O69

T. 21.11.2011

 

  • Katkı Payı Alacağı

 

Özet: Taraflar, 05.03.1986 tarihinde evlenmiş, 20.03.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 15.09.2006 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bir yıl içinde başka mal rejimini seçmediklerinden 4721 sayılı TMK’ nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 20.03.2006 tarihine kadar yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Taraflar arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.

(4721 s. MK m.178, 202, 225/2)

(743 s.MK m.152,170)

(4722 s. MKYK m.10/1)

T.C.

YARGITAY

SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/5084

K. 2011/7468

T. 22.12.2011

 

  • Tapu İptali ve Tescil
  • Zilyetlikle Kazanma
  • Anayasa Mahkemesi Kararlarının Geriye Yürümezliği

 

Özet: Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nın 713/2.fıkrasında yer alan “maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nın 713/1 ve 2. Fıkraları gereğince topunun hukuki değerini yitirdiğini gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali  ve tescil davasıdır.

TMK’nın 713/2.fıkrasında yer alan “…. Ölmüş…” ibaresinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ve iptal edilmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmi Gazete’de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına 17.03.2011 gününde karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi iptal  kararlarının ya da kanunların geriye yürümezliği ilkesinin istisnalarını kamu düzeni, genel ahlak kuralları ile kazanılmış hak ilkesi oluşturmaktadır.

Yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihinden önce açılmış bulunan davalar bakımından maliki 20 yıl önce ölmüş ve o tarihten dava tarihine veya kayıt maliki adına bulunan tapu kaydının intikal gördüğü tarihe kadar diğer kazanma koşulları yanında 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür davalar bakımından kazanılmış (müktesep) hakkın kabulü gerekir. Uyuşmazlığa konu yapılan tapu kaydı; malikin ölüm tarihinden itibaren 20 yıllık kazanma süresi geçtikten sonra intikal görmüş ise, bu tür intikal gören kayıt hukuken bir değer taşımaz ve intikal maliklerine herhangi bir hak bahşetmez. Yine dava açmamış ancak; Anayasa Mahkemesi’nin verdiği yürürlüğünün durdurulması karar tarihi olan 17.03.2011 tarihinden önce hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğunun da kabulü gerekmektedir. Bu gibi hak sahiplerinin 17.03.2011 tarihinden önce veya sonra dava açmalarının bir önemi bulunmamaktadır.

(4721 s. MK m. 713)

 

T.C.

YARGITAY

ONUNCU HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/8194

K. 2011/15524

T. 21.11.2011

 

  • Vatandaşlıktan Çıkma
  • Yurt Dışı Çalışma Süresinin Borçlanılması

 

Özet: 3201 sayılı Kanun’un 1. Ve uygulama yönetmeliğinin 2.maddesine göre; Türk vatandaşı olarak yurt dışında gerçekleşen çalışmalarını borçlanabileceklerdir. Ancak; Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonraki dönemde gerçekleşen hizmetlerin borçlanılması mümkün değildir.

(3201 s. YÇTHK m.1)

(403 s. TVK m. 20)

(5901 s. TVK m. 25)

 

T.C.

YARGITAY

ONUNCU HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/7465

K. 2011/16239

T. 28.11.2011

 

  • Prim Borcu İçin Yapılan İcra Takibi

 

Özet: Prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer işyerlerinde ise üst düzey yönetici ya da yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunması gerekir.

Belediyesi Meclis Kararı ile, Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı’na meclis asil üyesi olarak seçilen davacının, üst düzey yönetici veya kanuni temsilci sıfatıyla, anılan Başkanlığın zamanaşımı dolmayan sürelere ilişkin prim borçlarından sorumluluğu bulunmaktadır.

(4081 s. ÇMKK m. 4, 6, 7, 22)

(506 s. SSK m. 2, 80/12)

(5510 s. SSGSSK m. 88/20)

 

T.C.

YARGITAY

ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/5205

K. 2011/9022

T. 19.07.2011

 

  • Film Gösterim Bedellerinin Ödenmemesi
  • Maddi Tazminat
  • Haksız Fiil
  • Temerrüt Faizi

 

Özet: Dava konusu 48 adet filmin tümünün mali hak sahibinin davacı olduğu, davacının mali haklarının başka bir şirkete devrine ilişkin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK’ da sinema eserlerinin koruma süresinin aleniyet tarihinden itibaren 20 yıl olarak belirlendiği, aynı Yasa’da koruma süresi sona erdikten sonra devralan kişinin sahibi bulunduğu mali hakların sona ereceği, 21.02.2001 tarih 4630 sayılı Kanun ile koruma süresinin 70 yıla çıkarıldığı, dava konusu filmlerin mali haklarının davacıya döndüğü halde, davalılarca davacıdan izin alınmadan kullanıldığı görülmüştür. RTÜK’ten dava konusu filmlerin davalı tarafından kaç kez gösterildiğine dair belgenin okunaklı suretinin gelmesi beklenmeli, koruma süresi sona eren dava konusu 48 adet filme ilişkin  mali haklar, 4630 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 03.03.2001 tarihinde davacı şirkete döndüğüne göre, inceleme de bu tarihten yapılmalıdır.

Davacı, mali haklara tecavüz halinde, rayiç bedelin üç katına hükmedilmesini isteyebilir. Davalılar kusursuz olsalar bile sorumluluktan kurtulamazlar.

Davalıların eylemi haksız fiil teşkil ettiğinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.

(5846 s. FSEK m. 29, 59, 68/1, 54/1)

 

T.C.

YARGITAY

ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2009/29889

K. 2010/11388

T. 06.05.2010

 

  • Haczedilmezlik Şikayeti

 

 

Özet: 506 sayılı Kanun’un geçici 20. Maddesi kapsamında kurulan Sandıklarca bağlanan aylıkların haczi mümkün olmayıp, 506 sayılı Kanun’un 128. Maddesi uyarınca kurulmuş olan Sandıklardan alınan maaşların haczi mümkündür. Borçlunun maaş aldığı Vakıf Sandığının statüsü incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

(506 s. SSK geçici  m.20)

(5510 s. SSGSSK m. 93/1)

(2004 s. İİK m. 83)

 

T.C.

YARGITAY

ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/5394

K. 2011/22099

T. 15.11.2011

 

  • Kamulaştırmasız Elatma Nedeniyle Tazminat
  • Faiz

 

 

Özet: Kamulaştırmasız elatmaya ilişkin ilamlarda; ilamın kesinleştiği tarihe kadar yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise hüküm altına alınan tazminatlara Anayasa’nın değişik 46/son maddesi hükmü uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı uygulanmalıdır.

(2709 s. Anayasa m. 46/son)

(3095 s. Faiz K. m. 1)

 

T.C.

YARGITAY

ONÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/3109

K. 2011/10387

T. 29.06.2011

 

  • Tazminat
  • Kredi Kartı Kullanımından Doğan Sorumluluk

 

 

Özet: Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır. Kart şifresi gizli tutulmalıdır, aksi halde kart sahibi sorumludur.

(5464 s. BKKKK m. 12, 15, 16, 20, 89)

 

T.C.

YARGITAY

ONÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/16591

K. 2011/12147

T. 13.09.2011

 

  • Vekalet Ücreti Alacağı
  • Devir ve Temlik

 

Özet: Davacı avukatın, davalı ile imzalamış olduğu avukatlık ücret sözleşmesi gergince, icra dosyalarını takip etmekte iken, davalının tüm dosyalarını dava dışı başka bir şirkete temlik etmesi halinde, avukat ile davalı arasında sözleşmenin feshi, avukatın azli ya da sulh bulunmadığından,  sözleşme ve Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiş olan bu durumlarda ödenmesi öngörülen  vekalet ücretlerinin talep edilmesi mümkün değilse de, dava konusu dosya alacaklılarının başka bir şirkete temlik edilmesi nedeniyle, bu dosyalar bakımından temlik tarihi itibariyle vekalet görevi fiilen sona eren, ancak bu tarihe kadar görevini yerine getiren davacı avukata, belli bir miktar avukatlık ücreti ödenmesi gerekir. Davacının üzerine aldığı işleri sonuçlandırmasına engel olan ve gerek taraflar arasındaki sözleşmede, gerekse Avukatlık Kanunu’nda ayrıca düzenlenmeyen davalının, fona devredilen bankalarla ilgili yapılan yasal düzenleme gereğince devir ve temlik aldığı alacakları, kendisinin de hasılat paylaşımlı alacak satış vaadi sözleşmesi çerçevesinde başka bir şirkete devir ve temlik etmiş olduğu bu özel durum nedeniyle, sözleşmeden kaynaklanan tüm vekalet ücretlerinin talep edilmesi de mümkün değildir. Davalının itirazında bildirmiş olduğu dosyalarla ilgili herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığı araştırılıp, bu tahsilat nedeniyle davacıya ücret ödemesi yapılıp yapılmadığı araştırılarak takip konusu dosyalarla ilgili vekaletin başladığı tarihten, temlikle vekaletin sona erdiği tarihe kadar, davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf etmiş olduğu emek ve mesaisine karşılık hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücretleri tespit edilip, bu miktarların ödetilmesine karar verilmesi gerekir.

(1136 s. Av. K. m. 164)

 

T.C.

YARGITAY

ONDÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/2850

K. 2011/4689

T. 08.04.2011

 

  • Yüklenicinin Temliki İşlemine Dayalı Tapu İptali ve Tescil
  • Delil Sözleşmesi

 

Özet: Davalı arsa sahipleri ile yüklenici şirket arasında villa yapımı için arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiş, yüklenici şirket ile davacı arasında haricen düzenlenen sözleşmeye göre parseller üzerine yapılacak iki adet villanın anahtar teslimi olarak davacıya satıldığı görülmüştür. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yükleniciye şahsi hak sağlar. Koşulları yerinde ise kazandığı şahsi hakka dayanarak yüklenici arsa sahibini bir şey vermeye veya yapmaya zorlayabilir. Şahsi hak kazanan yüklenici bu hakkını doğrudan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi arsa sahibinin rızası gerekmeksizin ve ancak yazılı olmak koşulu ile üçüncü bir kişiye de temlik edebilir.

Arsa sahibi ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunan yükleniciden, sözleşmede ona bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü temlik alan üçüncü kişinin arsa sahibini ifaya zorlayabilmesi için, temliki öğrenen borçlu, temlik almasaydı önceki alacaklıya karşı ne tür def’iler ileri sürebilecekse, aynı def’ileri yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir. Yüklenici arsa sahibine karşı öncelikli edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye temlik etmişse, üçüncü kişi arsa sahibini ifaya zorlayamaz. Mahkemece, tüm sözleşme içeriklerinin delil sözleşmesi niteliğinde olduğu ve yüklenicinin halefi durumundaki davacıyı da bağlayacağı gözetilerek, yüklenici şirketin davalı arsa sahiplerine karşı edimlerini yerine getirip getirmediğinin araştırılması gerekir.

(818 s. BK m. 162, 181)

(1086 s. HUMK m. 287)

 

T.C.

YARGITAY

ONDÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/3185

K. 2011/7135

T. 02.06.2011

 

  • Yüklenicinin Temliki İşlemine Dayalı Tapu İptali ve Tescil
  • Yükleniciye Temlik Yasağı

 

Özet: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yükleniciye kişisel hak sağlar. Yüklenici, kazandığı kişisel hakkını doğrudan arsa sahiplerine karşı ileri sürebileceği gibi, üçüncü kişilere de temlik edebilir. Alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında arsa sahibinin rızasına ihtiyaç olmaksızın yazılı olarak yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Temlik işlemi yapılırken borçlunun rızası gerekmez ise de temlikin geçerliliği için kanun veya sözleşme ile ya da işin mahiyeti icabı temlik yapan kişinin men edilmemiş olması gerekir.

(818 s. BK m. 162/1, 163, 364)

 

T.C.

YARGITAY

ONBEŞİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/6956

K. 2011/6863

T. 25.11.2011

 

  • Köy Yolu Genişletilmesi ve Sanat Yapılarının İmalatı
  • Sözleşmenin İfası Sırasında Meydana Gelen Sel Felaketi
  • Doğal Afetlere Karşı All Risk Sigortası

 

Özet: Taraflar arasındaki sözleşmede yüklenicinin yapılan işin biten kısımları için su baskını vs. doğal afetlere karşı all risk sigortası yaptırmak zorunda olduğu hükmüne yer verilmiştir. Yüklenicinin yaptığı yolun bir kısmında sel felaketi nedeniyle bozulmalar olduğu görülmüş, yüklenicinin all risk sigortası yaptırmış olması halinde hasarın sigorta kapsamında kalarak bedelinin ödenip ödenmeyeceği araştırılmamıştır. Sigorta uzmanı bilirkişiden rapor alınarak, all risk sigortası yapılması durumunda dava konusu edilen hasar miktarının sigorta kapsamında sayılıp sayılmayacağı incelettirilmeli, sigorta kapsamında kalacağı anlaşıldığında sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hasar bedelini yüklenicinin isteyemeyeceği gözetilerek dava reddedilmelidir.

(6762 s. TTK m. 1269)

 

 

T.C.

YARGITAY

ONBEŞİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/6040

K. 2011/6961

T. 28.11.2011

 

  • Tahkim Sözleşmesi
  • Dava Dilekçesi
  • Talep Sonucu

 

Özet: Dava dilekçesinde talep sonucunun açık şekilde gösterilmesi gerekir. Hakemde dava açılması, dava dilekçesinin hakeme verilmesi ile gerçekleşir. Ancak talep sonucu belli olmayan bir dilekçenin dava dilekçesi olarak kabulü mümkün değildir. Talep edilmemiş bir şey veya iki tarafın iddialarından her biri hakkında karar verilip verilmediği, bozma nedeni olabilecek aykırılıkların bulunup bulunmadığının saptanması da dava dilekçesindeki talep sonucunun belli olması ile olur.

(1086 s HMUK m. 179, 533, 535)

 

T.C.

YARGITAY

ONALTINCI HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/556

K. 2010/1145

T. 19.02.2010

 

  • Kadastro Tespitinde Taşınmazın Mer’a Olarak Sınırlandırılması
  • Tespitin İptali
  • Davaların Birleştirilmesi Zorunluluğu

 

Özet: Çekişmeli taşınmazın tespiti, mer’a olarak sınırlandırılmak suretiyle yapılmış, çekişmeli taşınmazın bazı bölümleri hakkında değişik kişiler tarafından tespitin iptali istemiyle mahkemenin farklı esas numaralarında kayıtlı, davalar açılmıştır. Aynı taşınmaz hakkında açılan davaların daha kısa zamanda, daha az emek harcanarak ve daha az masrafla sonuçlandırılması, tarafların bildirecekleri tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, aynı taşınmazın değişik bölümleri hakkında hüküm kurulması için aynı taşınmaz hakkında tespitin iptali istemiyle, açılan davaların birleştirilerek görülmesi zorunlu olup, açılan davaların ayrı ayrı görülerek hüküm kurulması isabetsizdir.

(1086 s. HUMK m. 45)

 

T.C.

YARGITAY

ONALTINCI HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/7850

K. 2011/681

T. 07.02.2011

 

  • Alacaklısını Zarara Uğratmak Kastıyla Mevcudunu Eksiltmek Suçu
  • Şikayet Dilekçesi İle Bağlılık
  • Hakimin Re’sen Araştırma Zorunluluğunun Bulunmaması

 

Özet: Şikayet dilekçesinde, sanıkların hangi eylemleriyle alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mal varlığından neleri eksilttiği somut olarak belirtilmediğinden, şikayetçinin dilekçe veya beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olması, kimin re’sen araştırma sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle sanıkların beraatlerine karar verilmesi isabetlidir.

(2004 s. İİK m. 351)

 

T.C.

YARGITAY

ONYEDİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/1829

K. 2012/269

T. 19.01.2012

 

  • Tasarrufun İptali
  • Aciz Belgesi

 

Özet: Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için, kat’i ya da geçici aciz belgesinin bulunması gerekir. Mahkemece kendiliğinden gözetilen bu husus davanın görülebilme koşuludur. Aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasında hatta hükmün Yargıtay’ca onanması veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Alacaklı davacı her takip dosyası için borçlunun yapmış olduğu tasarruflarla ilgili belli bir miktar sınırlaması olmaksızın alacağını tahsil edinceye kadar iptal davası açabilir.

(2004 s. İİK m. 277, 143, 105)

 

T.C.

YARGITAY

ONYEDİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/11274

K. 2012/350

T. 23.01.2012

 

  • İstihkak Davası
  • Haczin Kaldırılması
  • Davanın Konusuz Kalması

 

Özet: Davacı üçüncü kişinin satın aldığı plastik kaynak makinası ile dava dışı bir şirkete ait aracın haczedildiği, istihkak davası açılarak haczin kaldırılması istendiği, mahkemece dava konusu mahcuzların alacaklı ile borçlu arasında imzalanan icra takibine dayanak rehin sözleşmesi kapsamında kaldığı, üzerlerinde marka ve etiketlerin sökülerek borçluya ait kamyonlarla götürülmek istenirken haczedildiği, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığı iddiasıyla davanın reddine karar verilmişse de başka bir mahkeme kararıyla takip borçlusu şirketin iflasına karar verildiğinden, borçlu hakkındaki takipler ve hacizler hükümden sonra düşmüş, dava konusuz kalmıştır.

(2004 s. İİK m. 96 vd., 193/2)

 

T.C.

YARGITAY

ONSEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/9504

K. 2011/11040

T. 01.11.2011

 

  • Kamulaştırma Bedelinin Tespiti
  • Taşınmaz Malın İdare Adına Tescili
  • Davacı Yararına Vekalet Ücreti

 

Özet: Kamulaştırma yapma yetkisine sahip kuruluşların, kamulaştırma yapmaları halinde, kamulaştırılan taşınmaz malın değerinin tam karşılığını, taşınmaz malın malikine kural olarak ödemek zorundadırlar. Hakim, adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeline hükmetmelidir. Hakim karar verirken taşınmaz malikinin eline geçecek bedelin miktarının kamulaştırılanın değerine uygun olup olmadığını gözetmesi gerekir. Mahkemece hükmolunan şeyin tahammülü dikkate alınarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.

(2942 s. Kamulaştırma K. m. 10)

 

 

T.C.

YARGITAY

ONSEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/4854

K. 2011/11118

T. 01.11.2011

 

  • Mecburi Hizmet Yükümlülüğünden Kaynaklanan Eğitim Giderinin Tahsili

 

Özet: Pratisyen hekim olan davalının, diyaliz eğitimi için gönderildiği hastanede, diyaliz eğitimi sonunda iki yıl çalışmak için taahhütte bulunması, noterde düzenlenen bu yüklenme senedinin hata, hile veya zorla kendisine imza ettirildiğini de ileri sürmemesi karşısında, davalının serbest iradesi ile davacı idareye böyle bir taahhütname vermesini yasaklayan yasal bir düzenleme olmadığından, taahhütname davalıyı bağlar. Davalı mecburi hizmetle yükümlüdür. Yerine getirmediği takdirde tazminattan sorumludur.

(657 s. DMK m. 224, 225)

 

T.C.

YARGITAY

ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/4149

K. 2011/7619

T. 07.06.2011

 

  • Tahkim Mahkemesi Kararının Tenfizi
  • Tahkim Şartının Yok Hükmünde Olması

 

Özet: Tenfizi istenen karar Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim mahkemesi’nce verilmiş olup taraflar arasındaki sözleşmede bu kurum tahkim mahkemesi olarak kararlaştırılmadığı için ortada tarafların anlaşmasına uygun hakem mahkemesinden verilmiş bir karar bulunmamaktadır.

(5718 s. MÖHUK m. 62)

 

T.C.

YARGITAY

YİRMİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/13008

K. 2011/11516

T. 13.10.2011

 

  • Tapu Kaydının İptali ve Tescil

 

Özet: Davacı, Hazine adına tapuda  kayıtlı taşınmazın tapusunun iptalini tapu kaydına dayalı olarak talep ettiğine göre, dayanılan tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile varsa revizyonları belirlenip, tapunun çekişmeli taşınmaza uyup uymadığı ve kapsamı içerisinde kalıp kalmadığının, ayrıca tapu kapsamında kalsa dahi taşınmazın orman olup olmadığının usulünce araştırılması zorunludur.

5613 sayılı Yasa’nın 6/2. Maddesi uyarınca iskan mevzuatından doğan bütün davalarda uygulanması gereken 3667 sayılı Yasa’nın 3. Maddesine göre temlik tarihi ile tapulama tespit tarihi arasında bir yıldan fazla süre geçtiğinde ancak bedel isteğinde bulunulabileceği dikkate alınmalıdır.

(2510 s. İskan K.m. 23 (3667 değişik K.m.3))

(5613 s. K.m.6)

 

T.C.

YARGITAY

YİRMİBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/10719

K. 2010/9782

T. 12.10.2010

 

  • Zorunlu Sigortalı Olduğunun Tespiti
  • Primi Alınan Süreler

 

Özet: Davacının vergi ve oda kayıtlarının bulunmadığı tarihler arasındaki dönemde, davacının 1992 affından yararlanarak geriye doğru sigortalılık süresi yönünden prim ödemesinde bulunduğu, davacıdan prim tahsil edip ödenen primleri yıllarca kullanan ve davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyiniyetten uzak olduğundan davacının primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.

(1479 s. Bağ-Kur K.m.24)

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner134

banner137

banner138

banner139

300*250(6) -->