SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİMİNİN KESİLMESİ

            EMEKLİ  OLUP ÇALIŞANLARI CEZALANDIRMAKTIR.

 

            I- GİRİŞ:

           

            Bilindiği gibi, kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından emekli aylığı almakta iken  5510 sayılı Kanun’un 4/a kapsamında sigortalı bir işte çalışanlardan, aldıkları ücretleri üzerinden    % 30 oranında,  kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışan veya Anonim Şirket,  (Yönetim Kurulu üyeleri ve 01.10.2008 önce sigortalı olan  Kurucu ortakları ) Limited Şirket ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket ortakları olanlardan, aldıkları emekli aylıklarından % 15’ı oranında  Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilmektedir.

 

            Ancak, çalışan emeklilerden  Sosyal Güvenlik Destek Primi adı altında kesilen bu primin, iş kazası ve meslek hastalığı hali hariç, hiçbir maddi yararı bulunmamakta ve geleceğe ait bir faydası veya avantajı da olmayacaktır. Bu bakımdan, emekli iken  çalıştığı için aylıklarından ve ücretlerinden  kesilen  Sosyal Güvenlik Destek Primi,  bir nevi “Emekliyi Cezalandırma Priminiteliğindedir.  Oysa ki, yapılması gereken şey, çalışan ve üreten emeklileri cezalandırmak değil, bilakis maddi yönden taltif  ederek, çalışmaya ve üretmeye teşvik etmektir.

 

            İlk defa  1986 yılında 3279 sayılı Kanun  ile  emekli olduktan sonra sigortalı olarak bir işte çalışanlar   için uygulamaya giren Sosyal Güvenlik Destek Primi uygulaması  ile ilgili gelişmeler ve bu uygulamanın  kısmen yanlış olduğu, çalışan ve çalışmayan emekliler arasında  nimet / külfet bakımından eşitsizlik yarattığı ve çalışan emekliler aleyhine sonuçlar doğurduğu  ve dolayısıyla adaletsiz bir uygulama olduğu, bu makalemin konusu olacaktır.

 

            II- SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİMİ KİMLERDEN KESİLMEKTEDİR:

 

            Türkiye’de ilk defa, 29.04.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3279 sayılı Kanunu 1. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yapılan değişiklikle, “Kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından malullük veya emekli aylığı almakta iken bu Kanuna tabi sigortalı bir işte çalışanların 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden 63 üncü madde hükmüne göre Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir.” Hükmü getirilmiş ve böylece 1986 tarihinden  beri Türk Sosyal Güvenlik Sistemine  girmiş olan ve ilk gününden beri yanlış yönleri tartışıla gelen bu uygulama devam etmektedir.

 

             Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/5/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.” Hükmüne istinaden, 05.06.1986 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylıkları kesilmeksizin, işyerinden aldıkları ücretlerinden % 6’sı işçi hissesi, % 18’ı işveren hissesi olmak üzere toplama  % 24 oranında  Sosyal Güvenlik Destek Primi  kesilmekteydi.   

 

            Daha sonra, 08.09.1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan  4447 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un 63. maddesinde yapılan bir düzenlemeyle  % 24 olan Sosyal Güvenlik Destek Primi oranı, % 30 olarak değiştirilmiştir.  Bu prim % 7,5 işçi hissesi, % 22,5 işveren hissesi olarak kesilmekte ve ödenmektedir.

 

            Ayrıca, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nda, 4447 ve 5073 sayılı Kanunlarla eklenen EK madde ile (1) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi kesileceği hükme bağlanmıştı. Bu  % 10 oranı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 14. maddesi ile kademeli olarak yükseltilmiş ve 2011 yılından itibaren % 15 olarak sabitlenmiştir.

 

            III- EMEKLİ OLDUKTAN SONRA ÇALIŞANLAR CEZALANDIRILIYOR:

           

            1- Kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından emekli olup, emekli aylığı ile geçinemediği için  Kanun’un 4/a kapsamında sigortalı bir işte girerek çalışanlardan, aldıkları ücretleri üzerinden  işçi hissesi olarak %  7,5  oranında SGDP kesilmektedir.

            2- Emekli olduktan sonra boş oturmak istemeyip, bir bakkal, manav vs. dükkanı  açarak   kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışanlardan, SGK’dan almakta oldukları emekli aylıklarından her ay % 15 oranında SGDP kesilmektedir.

            3-  Yine emekli olduktan sonra  bir şirket kuran veya kurulu bir şirkete ortak olanların da almakta oldukları emekli aylıklarından diğerleri gibi  % 15 oranında SGDP kesilmektedir.

            Emekli iken gerek kendi adına bağımsız çalışan ve gerekse bir şirket ortağı olarak çalışanlar arasında olsun yüzlerce, binlerce işçi çalıştırmak suretiyle istihdam yaratan,  milyonlarca sigorta primi  ve  vergi ödeyen insanlar ve şirketler vardır. Kendilerine hiçbir yarar sağlamadığı halde, sırf çalıştıkları için emekli aylıklarından SGDP adı altında kesinti yapılması yanlıştır ve büyük bir haksızlıktır.

            Emekli olup çalışmayan, parklarda çekirdek çıtlatan, kahvelerde kağıt oynayıp boşa zaman harcayan veya sahillerde, sayfiye yerlerinde, havuz başlarında keyif çatıp zamanını çok iyi değerlendiren  emekliler ile aldığı emekli aylığı ile geçinemediği için çalışan  emekliler arasında sosyal güvenlik haklarından yararlanmak bakımından (iş kazası ve meslek hastalığı hakkı hariç) hiçbir fark yoktur. Tek fark, çalışan, üreten, istihdam yaratan ve vergi verenlerden % 15 oranında “Çalışma Cezası Primi” kesilmesi, çalışmayanlardan herhangi bir kesintinin olmamasıdır.   

 

            IV- KESİLEN SGDP KANUNA GÖRE HİÇ BİR YARAR SAĞLAMIYOR:

           

            Gerek çalışan emeklilerin  emekli aylıklarından kesilen % 15 oranındaki Sosyal Güvenlik Destek Priminin ve gerekse de hizmet akdiyle çalışan emekli olan  işçilerin ücretlerinden işçi hissesi olarak  % 7,5 oranında kesilen Sosyal Güvenlik Destek Priminin hiçbir maddi yararı  veya avantajı olmadığı gibi, bu primlerin geleceğe ait bir faydası da yoktur. Söyle ki;

 

1-  Kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından malullük veya emekli aylığı almakta

iken kanuna tabi bir işyerinde hizmet akdine istinaden yeniden çalışmaya başlayan ve  Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olanlar, bu çalışmalar sebebiyle hastalık ve analık sigortası hükümlerinden yararlanamazlar. Yani, hastalanmaları veya kadın işçinin doğum yapması nedeniyle istirahatlı/raporlu  oldukları günlere ait  istirahat parası (geçici iş göremezlik ödeneği) alamazlar,

             

2-     Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, sigortalılık süresinden sayılmaz,

 

3-     Bu çalışma süreleri için 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen

hizmetlerin birleştirilmesi hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz,

 

            4- Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak yapılan hizmetler için ödenen bu  primlerin toptan ödemesi yapılmaz,  yani geri verilmez.

 

Peki  % 15 ve % 7.5 oranlarında alınan bu primler ne için alınmaktadır? SGDP adı altında

alınan bu primler, sadece ve sadece, çalışırken  meydana gelecek iş kazası veya meslek hastalığı haklarından yararlanmak için  alınmaktadır.

 

            Madem ki, alınan SGDP iş kazası veya meslek hastalığı haklarından yararlanmak için alınan bir primdir,  o halde 5510 sayılı Kanunun  81. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlike ağırlığına göre belirlenen % 1 ila % 6,5 oranların alınması gerekir.

 

            V- SONUÇ:

 

            Sigortacılıkta alınan her primin  karşılığında bir hizmetin verilmesi ve ileride olabilecek muhtemel bir riskin  karşılanması temel bir kuraldır.  Verilmeyen bir hizmet, alınmayan bir yükümlülük için ne ad altında olursa olsun prim alınması, Sosyal Güvenlik Kurumunun kuruluş amacına ve temel felsefesine aykırıdır. 

            Her kesin ve her kesimin mutabık olduğu gibi, her külfetin bir nimeti ve her nimetin de bir külfeti olmalıdır. Bir maddi yükümlülük varsa, (ki vardır. SGDP ödenmektedir.) bunun karşılığında da bir hakkın olması gerekir. Sadece iş kazası ve meslek hastalığı haklarından yararlanmak için alınması gereken primin de, kanunda bu sigorta kolu için belirlenmiş olan  % 1 ila 6,5 oranlarında olması gerekir. Aksi taktirde, emekli olup çalışanlardan  % 15 ve % 7,5 oranlarında alınmakta olan Sosyal Güvenlik Destek Priminin neye karşılık alındığının tatmin edici bir izahı yapılamaz.  21.11.2011  

                                                                                                           Ahmet Ağar

                                                                                               Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374   Fax : 0312- 4199371

e-posta : [email protected]

Web : www.ahmetagar.kom

 

 

1  -  25/8/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 38 maddesi

       22/1/2004 tarih ve 5073 sayılı Kanunun 15 maddesi