06 Mayıs 2011 Cuma 16:19
MEYDANDAKİ ÖLÜLER
Adım başında bir gazete ölüsü”
Pazar günü, 34 yıllık işçi afişin gölgesindeki 1 Mayıs buluşması sonrasında Taksim’den Dolmabahçe’ye doğru yürürken her tarafa saçılmış basılı kağıtları görünce Can Yücel’in bu dizesini anımsadım nedense. Gazete ölüsü diye bir sözü onun gibi bir şairin söylemiş olmasında bir anormallik yok elbette. Ama meydandan ayrılıp, İTÜ’nün önünden Dolmabahçe’ye doğru inerken rastladığım gazete ölülerinin anımsattıkları ılık bir hüzün rüzgarı olup yaladı yüzümü.
Pazar, 1 Mayıs, Taksim, Dolmabahçe ve İTÜ…
…ve Beyazıt Meydanındaki ölü,
…ve Deniz,
…ve Vedat’ın kan izleri,
…ve uzadıkça uzayan bir kortejin arkasında yürüyor gibiydim, katledilmiş devrimcilerden oluşmuş.
***
Ölü kağıt parçalarından her biri, gün boyu üzerinde dolaştığımız bu alanlarda öldürülen devrimcilerin cesetleri üzerine kapatılmış gazeteler gibi sanki. Her birinin ardında şanlı bir direnişin ölü tanıklarının yüzleri gizli…
34 yıldır o afişin gölgesinde yatıyor hala 34 can, üzerleri gazeteyle örtülmüş. Kürsünün üstünde Kemal Türkler, altında Onat Kutlar.
Meydan kan gölü…
Polis tarafından pencereden atılarak katledilen Vedat Demircioğlu’nun cesedi, İTÜ’nün duvarı dibinde. Kan izleri yerde duruyor hala.
“Kan İzlerini Takip Et” diye yazmışlar beyaz kağıt üstüne.
Kan izlerini takip ediyorum. Yine polis tarafından katledilen ve Nazım’ın adına şiir yazdığı Beyazıt Meydanındaki Ölü’ye varıyor izler. (1)
Beyazıt Meydanı’nda ölüler yatıyor. Kanlı Pazar günü polis gözetiminde iki genç katlediliyor. Kanları yerde duruyor, üstlerinde gazete ölüleri.
…ve Taylan Özgür yatıyor bir yanda, bedeninde resmi kurşun, üstünde gazete ölüleri.
…ve parçalanmış 8 körpe beden. Üstlerinde 33 yıl önceki gazeteler.
***
Darağaçları da meydanlara kurulurmuş eskiden. Sonra, utançtan mı korkudan mı bilinmez, dört duvar arkasına mahpushane avlularına kurulmaya başlanmış. Cellatlar işlerini rahat yapsın diye belki de…
Gözlerini kırpmadan çıkartmışlardı sehpaya Deniz’i ve 17’sinde Erdal’ı…
***
Bugün 6 Mayıs. İdamlarından 39 yıl sonra, şu saatlerde Ankara’da Karşıyaka mezarlığından Halit Çelenk uğurlanıyor. Yoldaşları, ağabeyleri ve avukatları Halit Çelenk yollanıyor Deniz’lerin yanına. Arkasında binlerce Deniz, binlerce Taylan, binlerce Vedat ve Erdal…
***
“…
Islak bir istasyona iniyorum akşamları
Adım başında bir gazete ölüsü
Bozuk bir şemsiye gibi kapanıyor gün
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol