04 Şubat 2014 Salı 14:20
YURT DIŞI BORÇLANMASI
T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2008/17686

K. 2010/2644

T. 1.3.2010

 

• YURT DIŞI BORÇLANMASI ( Yaşlılık Aylığı Bağlanması İstemi - Değerlendirilen Sürelerin Aylık Tahsisinde Gözetilebilmesi İçin Tahakkuk Ettirilen Borçlanma Bedelinin 23.05.2002 Tarihinden Önce Kuruma Ödenmiş Olması Gerektiği )

 

• YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASI İSTEMİ ( Yurt Dışı Borçlanması - Değerlendirilen Sürelerin Aylık Tahsisinde Gözetilebilmesi İçin Tahakkuk Ettirilen Borçlanma Bedelinin 23.05.2002 Tarihinden Önce Kuruma Ödenmiş Olması Gerektiği )

 

• YURTDIŞINDA GEÇEN ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN BORÇLANMA BEDELİ ( 23.05.2002 Tarihinden Sonra 20.09.2006 Tarihinde Ödeyen Davacının Yaşlılık Aylığı Bağlanması İçin Gereken Şartlarının Borçlanılan Süre Gözetilmeksizin 23.05.2002 Tarihindeki Sigortalılık Durumuna Göre Belirleneceği )

 

3201-1/m.6

 

506/m.Geç.81

 

ÖZET : Dava, yurt dışı borçlanması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Sigortalılara yurtdışında geçen çalışmalarını borçlanabilme olanağı veren 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilen sürelerin aylık tahsisinde gözetilebilmesi için; tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin 23.05.2002 tarihinden önce Kuruma ödenmiş olması gerekir.

 

Yurtdışında geçen çalışmalarına ilişkin borçlanma bedelini, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun geçici 81. maddesini değiştiren 4759 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen 23.05.2002 tarihinden sonra, 20.09.2006 tarihinde ödeyen davacının, yaşlılık aylığı bağlanması için gereken şartlarının, borçlanılan süre gözetilmeksizin, 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık durumuna göre belirlenmesi gerekir. Hal böyle olunca; bu tarihtede davacının Türkiye'de mevcut hiçbir sigortalılığı olmadığı belirgin olduğundan; 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yaptığı 20.09.2006'da düzenlenen koşulların gerçekleşmiş olması halinde davacıya yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olacaktır.

 

DAVA : Dava, yurt dışı borçlanması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

 

Mahkeme, davacının, sigortalılık süresi başlangıcının 25.05.1984 tarihi olduğunun ve 01.02.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.

 

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Ercan Özkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

 

KARAR : 1- ) Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29. maddesinde, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edileceği belirtilmiş olup; buna göre mahkemenin, 24.05.1966 tarihinde doğan ve Almanya'da 25.05.1984 tarihinden itibaren çalıştığı anlaşılan davacının, sigortalılık süresi başlangıcını 25.05.1984 tarihi olarak kabul etmesi isabetlidir.

 

2- ) Davacıya yaşlılık aylığı bağlanması kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;

 

Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60. maddesinde, yaşlılık aylığından yararlanma koşulları düzenlenmiştir. Sigortalıya, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak gerekir. Söz konusu madde, 08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilerek, mevcut aylık bağlama şartları ağırlaştırılmış ve maddedeki değişikliğin yürürlük tarihi olan 08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olanlar için 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 81. madde ile geçiş hükümleri getirilerek, sigortalılar kademelendirilmiştir. Anılan maddenin ( B ) ve ( C ) bentlerinin Anayasa Mahkemesinin 23.02.2001 gün ve 42/41 sayılı kararı ile iptalinden sonra, 01.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren 23.05.2002 tarihli 4759 sayılı Kanunla yeniden düzenleme yapılarak bazı farklılıklarla kademeli geçiş sistemi korunmuştur.

 

Somut olayda; 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında borçlanma işlemi yapmadan önce Türkiye'de sigortalılığı olmayan davacının, 25.05.1984-19.09.2004 tarihleri arasında Almanya'da geçen 5000 gün çalışmasının 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma primini ödeyerek 11.01.2008 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

 

Uyuşmazlık; yaşlılık aylığında kademeli geçişi öngören 4759 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan borçlanma ile kazanılan sigortalılık süresi gözetilerek tespit edilen sigorta başlangıç tarihi ve sigortalılık süresinin, yaşlılık aylığı tahsis koşullarının belirlenmesinde gözetilip gözetilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

 

Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/ 21-36, 80; 08.07.2009 gün ve 2009/21-309, 322 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sigortalılara yurtdışında geçen çalışmalarını borçlanabilme olanağı veren 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilen sürelerin aylık tahsisinde gözetilebilmesi için; tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin 23.05.2002 tarihinden önce Kuruma ödenmiş olması gerekir.

 

Yurtdışında geçen çalışmalarına ilişkin borçlanma bedelini, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun geçici 81. maddesini değiştiren 4759 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen 23.05.2002 tarihinden sonra, 20.09.2006 tarihinde ödeyen davacının, yaşlılık aylığı bağlanması için gereken şartlarının, borçlanılan süre gözetilmeksizin, 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık durumuna göre belirlenmesi gerekir. Hal böyle olunca; bu tarihtede davacının Türkiye'de mevcut hiçbir sigortalılığı olmadığı belirgin olduğundan; 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yaptığı 20.09.2006 düzenlenen koşulların gerçekleşmiş olması halinde davacıya yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olacaktır.

 

3- ) Öte yandan, 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde yer alan "sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı vazgeçilemeyeceği" hükmü gözetildiğinde; primlerini ödediği 3201 sayılı Kanun kapsamında olan borçlanmaya ilişkin olarak sosyal güvenlik hakkından davacı vazgeçemez ise de; 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 79. maddesiyle değişik 3201 sayılı Kanunun 4. maddesindeki "Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların haksahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir." düzenlemeside bozma üzerine yürütülecek yargılamada gözönünde bulundurulmalıdır.

 

Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

 

O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

 

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye Asuman Celkan ve Fatih Arkan'ın muhalefetlerine karşı; Başkan Süleyman Caner, Üyeler; Coşkun Öztürk, Coşkun Öztürk ve Neslihan Sever'in oylarıyla ve oyçokluğuyla, 01.03.2010 gününde karar verildi.

 

 

Son Güncelleme: 04.02.2014 14:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol