04 Şubat 2014 Salı 16:25
TAHSİS TALEBİ
 T.C.

 

YARGITAY

 

21. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/12830

 

K. 2011/8096

 

T. 17.10.2011

 

• YAŞLILIK AYLIĞI ( 506 Sayılı Yasanın Geçici 81. Maddesine Göre Koşulların Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Belirlenmesi Gerektiği )

 

• TAHSİS TALEBİ ( Yaşlılık Aylığı - 506 Sayılı Yasanın Geçici 81. Maddesine Göre Koşulların Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Belirleneceği )

 

• YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRE ( Almanya'da Geçen Çalışmalardan 5000 Günü Kuruma Borçlanarak 30 Yıldan Fazla Sigortalılık Süresiyle 5000 Gün Prim Ödemesi Bulunduğu - 506 Sayılı Yasanın Geçici 81. Maddesine Göre Koşulların Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Belirleneceği )

 

• MADDİ HATA ( Bozma Kararının Maddi Hataya Dayalı Olduğu ve Kamu Düzenini İlgilendiren Davalarda Davalı Yararına Usuli Kazanılmış Hak Yaratmayacağı )

 

• USULİ KAZANILMIŞ HAK ( Bozma Kararının Maddi Hataya Dayalı Olduğu ve Kamu Düzenini İlgilendiren Davalarda Davalı Yararına Usuli Kazanılmış Hak Yaratmayacağı )

 

506/m.Geç.81

 

ÖZET : Dava yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkindir.Mahkeme bozmaya uyarak ilamda belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.Somut olayda davacının sigortalılık başlangıç tarihinin ... olduğu ve tahsis talep tarihi olan ... tarihi itibariyle 3201 Sayılı Kanun kapsamında Almanya'da geçen çalışmalarından 5000 günü kuruma borçlanarak 30 yıldan fazla sigortalılık süresiyle 5000 gün prim ödemesi bulunduğu açık olmakla davacının yaşlılık aylığı şartlarının 506 Sayılı Yasaya eklenen geçici 81. madde hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğinden tahsis talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, Dairemiz bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu ve kamu düzenini ilgilendiren bu davada davalı yararına usulü kazanılmış hak yaratmayacağı kabul edilmelidir.

 

DAVA : Davacı, 01.04.2008 tarihinden itibaren 3201 Sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

 

Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi davacı vekilince de duruşmalı olarak talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme dair dava. H.U.M.K.nun 435/2 maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

 

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine, Davacının temyizine gelince:

 

2- )Dava: davacının 01.04.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.

 

Mahkemece istemin kabulüne dair verilen 15.10.2008 tarihli karar Dairemizin 14.12.2009 tarihli kararıyla davacının 4447 Sayılı Kanunun 17. maddesiyle 506 Sayılı Yasaya eklenen geçici 81 maddesinin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde Türkiye'de sosyal sigortalar kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi bu tarihde. 3201 Sayılı Kanun kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmadığı, bu durumda davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 Sayılı Kanun kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 12.03 .2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 Sayılı Kanunun 60/A-b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak 18.01.2011 tarihli kararla istemin reddine karar verilmiştir.

 

Davacının Sigortalılık başlangıç tarihinin 21.10.1974 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 20.03.2008 tarihi itibariyle 3201 Sayılı Kanun kapsamında Almanya'da geçen çalışmalarından 5000 günü Kuruma borçlanarak 30 yıldan fazla sigortalılık süresiyle 5000 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 12.03.2008 tarihinde yürürlükte olan 506 Sayılı Kanunun 60/A-b maddesi uyarınca mı yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 Sayılı Kanunun 17 maddesiyle 506 Sayılı Yasaya eklenen geçici 81 hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.

 

506 Sayılı Kanunun geçici 81/A maddesi: bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlarla sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanacağını kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 20.02.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 Sayılı Kanunun 60/A-b maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün prim ödemesi gerektiğini kabul etmiştir.

 

Diğer yandan, her ne kadar bozma kararına uyma usulü kazanılmış hak doğurur ise de. usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldıran yeni bir içtihadı birleştirme kararının çıkması, geçmişe etkili yeni bir Kanunun yürürlüğe girmesi, usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptali, maddi hataya dayalı bir bozma kararına uyma gibi durumlar usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olur. Yargıtay H.G.K.nun 2004/21-298 E. 2004/252 K., 2003/11-277 E. 2003/295 K„ 2006/15-275 E. 2006/366 K., 2001/2-430 E. 2001/ 432 K., 2006/4- 519 E. 2006/ 527 K. numaralı kararları da bu yöndedir.

 

Somut olayda davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 21.10.1974 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 20.03.2008 tarihi itibariyle 3201 Sayılı Kanun kapsamında Almanya'da geçen çalışmalarından 5000 günü kuruma borçlanarak 30 yıldan fazla sigortalılık süresiyle 5000 gün prim ödemesi bulunduğu açık olmakla davacının yaşlılık aylığı şartlarının 25.08.1999 tarih ve 4447 Sayılı Kanunun 17. maddesiyle 506 Sayılı Yasaya eklenen geçici 81. madde hükümlerine göre belirlenmesi yolunda Yargıtay H.G.K.nun 29.09.2010 gün ve 2010/10-471 E, 2010/439 K, ve 2010/10-472 E, 2010/440 K. Ve 2010/21-302 E, 2010/438 K, sayılı ilamları gereğince davacının 20.03.2008 tarihli tahsis isteminin kabulü gerektiği. Dairemiz bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu ve kamu düzenini ilgilendiren bu davada davalı yararına usulü kazanılmış hak yaratmayacağı kabul edilmelidir.

 

Bu durumda Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

 

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

 

SONUÇ :  Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Son Güncelleme: 04.02.2014 16:25
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177