04 Şubat 2014 Salı 16:12
SİGORTALILIK SÜRESİNİN HESABI

 

T.C.

 

YARGITAY

 

HUKUK GENEL KURULU

 

E. 2011/21-318

 

K. 2011/466

 

T. 6.7.2011

 

• YAŞLILIK AYLIĞI ALMAYA HAK KAZANDIĞININ TESBİTİ ( Sigortalılık Süresinin Hesabında Daha Önce Sigortalı Olarak Türkiye'de Tescili Olmayanların 506 S.K. Geçici Md. 81'in Yürürlük Tarihinden Sonra Yürürlük Tarihinden Öncesine Ait Devreye İlişkin Olarak Yapacakları Borçlanmaların Geçici 81. Md. Uygulamasında Gözetilmesi Gerektiği )

 

• SİGORTALILIK SÜRESİNİN HESABI ( Yaşlılık Aylığı Almaya Hak Kazandığının Tesbiti - Daha Önce Sigortalı Olarak Türkiye'de Tescili Olmayanların 506 S.K. Geçici Md. 81'in Yürürlük Tarihinden Sonra Yürürlük Tarihinden Öncesine Ait Devreye İlişkin Olarak Yapacakları Borçlanmaların Geçici 81. Md. Uygulamasında Gözetilmesi Gerektiği )

 

506/m.Geç.81

 

3201-1/m.5

 

ÖZET : Dava, davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumuna yaptığı borçlanma dikkate alınarak yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir. Yerel Mahkemenin, davacının yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresinin hesabında, daha önce sigortalı olarak Türkiye'de tescili olmayanların 506 Sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin yürürlük tarihinden sonra, yürürlük tarihinden öncesine ait devreye ilişkin olarak yapacakları borçlanmaların, Geçici 81. madde uygulamasında gözetilmesi gerektiğini kabulle ve bu yolla 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanarak kazandığı sigortalılık süresini de dikkate alarak, davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığını 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesindeki koşullara göre belirlemesi ve bu değerlendirme ile ilk kararda direnmesi usul ve yasaya uygundur.

 

DAVA : Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Balıkesir 1.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.05.2009 gün ve 2009/91 E. - 2009/337 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 15.06.2010 gün ve 2009/8167 E. - 2010/6926 K. sayılı ilamı ile;

 

( ... Dava, davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumuna yaptığı borçlanma dikkate alınarak 01.07.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.

 

Mahkemece, davacının yurtdışında çalışmaya başladığı 20.4.1971 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitiyle 01.07.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine ve bu tarihten itibaren her bir aylığın ödenme tarihi esas alınarak ay be ay yasal faiz işletilmek suretiyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.

 

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1.4.2007-30.6.2008 arasında 450 gün 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılık primi ödediği, 3201 sayılı Yasaya göre borçlanma talebinde bulunup 20.4.1971-30.11.1974 ve 1.1.1976-14.3.1981 tarihleri arası 3.167 günlük süreyi borçlanıp ( 11.085 $ karşılığı ) 15.888,13 TL yi 17.8.2006 tarihinde ödediği, 17.8.2006 tarihinde 6.3.1973-6.11.1974 tarihleri arası askerlik süresini borçlanıp ödediği, 30.6.2008 tarihli aylık talebinin 15 yıllık süresinin 30.10.2012 tarihinde tamamlanacağından reddedildiği, Kurumca 18.3.2009 tarihli işlemle davacının tahsisinin 23.9.2008 tarihinde reddedilmiş olsa da, Almanyadaki çalışılan borçlanma süresi ile sonradan başvurduğu ve borçlandığı askerlik süresinin çakıştığı, bu yüzden düzeltilen borçlanma tahakkuk cetveline göre yurt dışı borçlanması süresinin 20.4.1971-28.2.1973 ve 7.1.1976-14.3.1982 tarihleri arası 2.895 gün, askerlik borçlanma süresi 600 gün ve isteğe bağlı sigortalılık süresi 450 gün olmak üzere toplam 3.945 gün primi ödenmiş süresinin olup, sigortalılık başlangıcının yurt dışı borçlanma süresi olan 2.895 gün ve askerlik borçlanma süresi olan 600 gün toplamı 3.495 gün karşılığı ( 9 yıl 8 ay 15 gün ) kadar geriye gidildiğinde sigortalılık başlangıç tarihinin 16.7.1997 olacağı ve buna göre 15 yıl sigortalılık süresini 16.7.2012 tarihinde dolduracağının belirtildiği görülmektedir.

 

Davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya'da geçen ve askerlikle çakışma sonrası düzeltilen borçlanma tahakkuk cetveline göre 20.4.1971-28.2.1973 ve 7.1.1976-14.3.1982 tarihleri arası 2.895 çalışma gününe isabet eden 10.132,50 dolar karşılığını 17.8.2006 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyerek borçlandığı, tahsis talep tarihi olan 30.6.2008 tarihinde 37 yıl 2 ay 10 gün sigortalı ve 3.495 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 17.8.2006 tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa'nın 60/A-b maddesi uyarınca mı, yoksa 23.05.2002 tarih ve 4759 sayılı Yasa'nın 3 maddesi ile değişik 506 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 81/C madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.

 

506 sayılı Yasa'nın geçici 81/C-a maddesine göre, 23.05.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini, erkek ise 55 yaşını doldurmaları ve 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları ve istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanabileceği kabul edilmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 17.8.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa'nın 60/A-b maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün prim ödemesi gerektiğini kabul etmiştir.

 

Somut olayda davacı, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya'da geçen ve askerlikle çakışma sonrası düzeltilen borçlanma tahakkuk cetveline göre 20.4.1971-28.2.1973 ve 7.1.1976-14.3.1982 tarihleri arası 2.895 çalışma gününe isabet eden 10.132,50 dolar karşılığını 17.8.2006 tarihinde Kuruma ödemiştir. 4447 sayılı Yasa'nın 17. maddesi ile 506 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 81/C maddesinin yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihinde Türkiye'de Sosyal Sigortalar Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanma da bulunmamaktadır.

 

Bu durumda, davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 17.8.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa'nın 60/A-b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.07.2009 gün ve E:2009/21-309, K:2009/322 sayılı kararı da bu doğrultudadır.

 

O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır... ),

 

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

KARAR : Dava, yurtdışı borçlanması nedeniyle 01.11.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.

 

Davacı vekili, müvekkilinin Almanya'da 20.04.1971 - 14.03.1982 tarihleri arasında çalıştığını ve yurtdışında çalıştığı sürenin 2.895 günlük kısmını 3201 Sayılı Yasaya göre borçlanarak, borcunu 17.08.2006 tarihinde ödediğini ve bu işlemi takiben 06.03.1973 - 06.11.1974 tarihleri arasında askerlikte geçen süreyi de borçlanmak suretiyle 17.08.2006 tarihinde borçlanma bedelini ödediğini, ayrıca 01.04.2007 - 30.06.2008 tarihleri arasında 450 gün 506 Sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılık primi ödediğini, yasal koşulları yerine getirmiş olması nedeni ile 30.06.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, Kurumca talebinin reddedildiğini, esasen müvekkilinin ilk sigortalılık başlangıcının, yurtdışında ilk defa işe girdiği 20.04.1971 tarihi olduğunu, bu suretle yasal sigortalılık süresini doldurduğunu ve yaşlılık aylığına hak kazandığını, Kurum işleminin yerinde bulunmadığını belirterek;müvekkilinin ilk sigortalılık başlangıcının 20.04.1971 tarihi olduğunun ve 30.06.2008 tarihinde yaptığı talebe göre 01.07.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ( Devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü ) Başkanlığı vekili, yurtdışında çalışan sigortalıların ilk sigortalılık başlangıcının borçlanmaya ilişkin borcunu ödediği tarihten borçlandığı süre kadar geriye gidilerek tesbitinin gerektiği, yurtdışında çalışmaya başladığı tarihin ilk sigortalılık süresi olarak kabulünün mümkün olmadığı, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davacının yasal koşulları yerine getirmediğinden yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, müvekkili kurumca yapılan işlemin yerinde bulunduğu belirtilerek, davanın reddini istemiştir.

 

Yerel mahkemece, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4.maddesinde yer alan;bir kimsenin Türk sigortasına girişten önce bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edileceği hükmüne göre yurtdışında ilk defa işe girdiği 20.04.1971 tarihinin sigortalı çalışma başlangıç tarihi olarak kabulü ile davacının yasal koşulları yerine getirdiği gerekçesiyle;davanın kabulü ile Haziran/2008 ayında yaptığı talebe göre, 01.07.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.

 

Davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire;yukarıda metni yazılı gerekçe ile hükmün bozulmasına oyçokluğuyla karar vermiş, yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Direnme hükmünü, davalı vekili temyiz etmiştir.

 

Dosya kapsamından;20.04.1953 doğum tarihli davacının ( erkek ), yurtdışına çıkmadan önce Türkiye'de herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi hizmeti ve tescili bulunmamakta olup, Alman rant sigortasına girişinin ise 20.04.1971 tarihi olduğu;davacının fiili askerlik hizmetinin de 06.03.1973 - 06.11.1974 tarihleri arasında yapıldığı anlaşılmaktadır.

 

Davalı Kurum, borçlanılan yurt dışı çalışma sürelerini dikkate alarak, 3201 Sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca sigortalılığın başlangıç tarihini, borcun tamamen ödendiği tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülerek bulmuş, bulduğu bu sigorta başlangıç tarihinden itibaren 506 Sayılı Kanunun Geçici 81.maddesinde yapılan değişikliğin uygulanmaya başlandığı 23.05.2002 tarihine kadar ki sigortalılık süresini gözeterek, kademeli geçişte ( yaşlılık aylığı tahsisine ) esas alınacak sigortalılık süresini belirlemiştir.

 

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında davacının sigortalılık başlangıç tarihinin Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29/4. maddesi uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başladığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde uyuşmazlık bulunmamaktadır.

 

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanuna dayalı olarak, 4759 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra borçlanma yapılması halinde; yaşlılık aylığı tahsis koşullarının 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddedeki kademeli geçiş şartlarına göre belirlenip belirlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

 

Uyuşmazlığın kaynağını 506 sayılı Kanuna 4447 sayılı Kanun ile eklenen, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve sonrasında 4759 sayılı Kanun ile bir bölümü değişikliğe uğrayan Geçici 81. madde oluşturmaktadır.

 

Anılan madde uyarınca, yaşlılık aylığı bağlama koşulları, 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.09.1999 ve 4759 sayılı Kanunun kabul edildiği 23.05.2002 tarihindeki "sigortalılık süresi"nin "kaç yıl" olduğu dikkate alınarak kademeli şekilde belirlenmektedir.

 

Yaşlılık aylığı tahsisi için aranan koşullardan biri olan sigortalılık süresi, sigortalının sosyal güvenlik mevzuatına tabi olarak ilk defa çalışılmaya başladığı sigortalılık başlangıç tarihi ile aylık talep tarihi arasındaki süredir.

 

Burada, 4759 Sayılı Kanunun kabul edildiği 23.05.2002 tarihinde geçerli sigortalılık süresinin hesabında, 4759 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra yapılacak borçlanma ile kazanılan sürenin dikkate alınıp alınamayacağı hususu önem taşımaktadır.

 

Bu hususun çözümü için de yurt dışındaki vatandaşların sosyal güvenliklerinin sağlanması bakımından getirilen "yurt dışı hizmet borçlanması" mevzuatının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Yurt dışındaki vatandaşların sosyal güvenliklerinin sağlanmasına yönelik ilk düzenleme, 1978 yılında çıkarılan 2147 sayılı "Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunu" olup, bilahare halen yürürlükte bulunan ve önceki Kanundan yararlananların kazanılmış haklarını saklı tutan 3201 sayılı "Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun" yürürlüğe girmiştir.

 

3201 Sayılı Kanun uyarınca yurt dışı hizmet borçlanması, yurt dışında geçmiş sürelerin Türkiye'de geçmiş gibi değerlendirilmesi imkanını tanımaktadır. Bu Kanun hükümlerine göre borçlanılan yurt dışı çalışma süresi, bedelinin ödenmesi halinde, ait olduğu devrede dikkate alınarak, tahsis istemi yönünden bir değerlendirme yapılmalıdır.

 

İkili uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde özel hüküm bulunmayan veya sözleşme imzalanmayan ülkelerdeki çalışmalarını borçlananlar yönünden sigortalılık başlangıcının ve dolayısıyla sigortalılık süresinin nasıl hesaplanacağı ise 3201 Sayılı Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir.

 

Anılan maddeye göre, Türkiye'de tescili bulunan sigortalılar yönünden sigortalılık başlangıcı, tescil tarihinden itibaren borçlanılan süre kadar geriye gidilerek bulunacak tarih; tescili olmayanlar yönünden ise, borcun tamamen ödendiği tarihten borçlanma süresi kadar geriye gidilerek bulunacak tarihtir.

 

Ancak bu kabule göre, Türkiye'de sigortalı olarak tescili bulunanlar 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin sigortalının lehine olan kademeli geçiş hükmünden yararlanırken, tescili bulunmayanların ise daha sonra yurt dışı hizmet borçlanması yolu ile kazanılan sigortalılık süresinden yararlanamaması şeklinde bir adaletsizlik ortaya çıkmaktadır. 4956 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra borçlananların, borçlandığı sürelerin Geçici 81. maddenin 4956 sayılı Kanun ile değişikliğe uğradığı 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresinin hesabında dikkate alınmayarak, Geçici 81. maddeden yararlandırılmaması, 3201 Sayılı Kanun ile sigortalılara tanınmış olan hakların ortadan kaldırılmasını sonucunu da doğurmaktadır.

 

Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2010 gün ve 2010/10-471 E. 2010/439 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/10-472 E.2010/440 K.; 20.10.2010 gün ve 2010/10-499 E. 2010/532 K; 29.09.2010 gün ve 2010/21-302 E., 2010/438 K; 06.04.2011 gün ve 2010/10-692 E. 2011/71 K; 20.04.2011 gün ve 2011/10-159 E. 2011/201 K.; 20.04.2011 gün ve 2011/10-169 E. 2011/209 K.; 20.04.2011 gün ve 2011/10-168 E.2011/208 K.; 27.04.2011 gün ve 2011/21-25 E. 2011/224 K; 27.04.2011 gün ve 2011/10-7 E, 2011/228 K; 29.04.2011 gün ve 2011/10-172 E. 2011/248 K. sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır.

 

Açıklanan hukuksal nedenler karşısında; Yerel Mahkemenin, davacının yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresinin hesabında, daha önce sigortalı olarak Türkiye'de tescili olmayanların 506 Sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin yürürlük tarihinden sonra, yürürlük tarihinden öncesine ait devreye ilişkin olarak yapacakları borçlanmaların, Geçici 81. madde uygulamasında gözetilmesi gerektiğini kabulle ve bu yolla 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanarak kazandığı sigortalılık süresini de dikkate alarak, davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığını 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesindeki koşullara göre belirlemesi ve bu değerlendirme ile ilk kararda direnmesi usul ve yasaya uygun olup, kararın onanması gerekir.

 

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 06.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx

Son Güncelleme: 04.02.2014 16:14
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol