04 Şubat 2014 Salı 14:37
KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ
 T.C.

 

YARGITAY

 

10. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/1675

 

K. 2010/5981

 

T. 26.4.2010

 

• KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ ( 506 S. Kanun Kapsamındaki İsteğe Bağlı Sigortalılığa İlişkin Ödemesi Gereken Prim ve Ferilerinden Fazla Yaptığı Ödemelerin Karşıladığı Süre Kadar İsteğe Bağlı Sigortalı Olarak Kabul Edilmesi Gerektiği )

 

• YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASI İSTEMİ ( Hak Kazanabilmek İçin Gerekli Malullük Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Gün Sayısının Primlerinin Ödenmiş Olması Gerektiği - Gerekli Prim Gün Sayısını Tamamlanmak İçin Yaptığı Askerlik Hizmeti Borçlanma Primini Ödemiş Olduğu Gözetilerek Karar Verilmesi Gerektiği )

 

• PRİM ÖDEME GÜN SAYISI ( Yaşlılık Aylığına Hak Kazanabilmek İçin Gerekli Malullük Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Gün Sayısının Primlerinin Ödenmiş Olması Gerektiği - Gerekli Prim Gün Sayısını Tamamlanmak İçin Yaptığı Askerlik Hizmeti Borçlanma Primini Ödemiş Olduğu Gözetilerek Karar Verilmesi Gerektiği )

 

506/m.60, 62, 85, Geç.81

 

1479/m.24, 25, 26

 

5510/m.Geç.7

 

ÖZET : Dava, Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Davacının, 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılık prim ödemeleri dikkate alınarak, davalı Kuruma sorulmak suretiyle belirlenecek olan; davacının, uyuşmazlık konusu olmayan 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığa ilişkin ödemesi gereken prim ve ferilerinden fazla yaptığı ödemelerin, karşıladığı süre kadar; Yine, ... tarihinden itibaren yaptığı ödemelerinin de, ... tarihinden itibaren başlamak kaydıyla karşıladığı süre kadar 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilerek, yaşlılık aylığı bağlama koşullarının oluşup oluşmadığı irdelendikten sonra karar verilmesi gerekir.

 

Eldeki davada 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81. maddelerine göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanabilmek için; gerekli malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları gün sayısının primlerinin ödenmiş olması şarttır. Bu yönde, yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim gün sayısını tamamlanmak için yaptığı askerlik hizmeti borçlanma primini ödemiş olduğu gözetilerek, 506 sayılı Kanunun 62. maddesi gereğince, davacıya, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmelidir.

 

DAVA : Dava, Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

 

Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

 

Hükmün, davalının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

 

KARAR : 1- ) 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesinde, “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi ( geçmişe etkili olmaması ) kuralı uyarınca, davanın yasal dayanaklarının 506 sayılı Kanunun 85 ile, 1479 sayılı Kanunun 24 ve devamı maddeleri olduğu belirgindir.

 

506 sayılı Kanunun 85. maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için; “Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak...” koşulu aranmaktadır. Bu maddeye göre, isteğe bağlı sigortalı olmak için dilekçe ile davalı Kuruma başvuruda bulunmak gerekir. Yazılı başvuru bulunmasa da prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılık iradesini ortaya koyan sigortalının dahi bu çerçevede isteğe bağlı sigortalı olarak kabulü mümkündür. Sosyal Güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden itibaren isteğe bağlı sigortalılıkları sona erer.

 

Sosyal güvenlik mevzuatımızda isteğe bağlı sigortalılığa olanak tanınmasının amacı, sigortalıları, çalışma hayatında sıkça rastlanan, sürekli ve düzenli iş bulma güçlüğü karşısında, uzun süreli sigorta kolları bakımından sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakmayarak, sosyal güvenlik hakkının belirli sigorta kolları bakımından aktif olarak sürdürülebilmesini sağlamaktır.

 

Öte yandan, 1479 sayılı Kanunun; 26. maddesine göre, “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.” Dava konusu dönem itibariyle yürürlükte olan 24. maddesine göre, “I - Sigortalı sayılanlar: Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; a ) Esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, ...Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 25. maddesine göre, “Bu Kanunun 24. maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise, Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibaren başlatılır... Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar. Bu Kanuna tabi sigortalılık; a ) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri, b ) Gelir vergisinden muaf olanların, Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği, ...tarihten itibaren, ... sona erer.” 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi hükmü uyarınca Bağ-Kur sigortalılığı için; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığı asıldır. Herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların başkaca bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmamaları koşulu ile Bağ-Kur'lu sayılmaları yasa gereğidir. Bu tür çalışmanın yasal karinesi ise çalışmanın niteliğine göre vergi kaydı ve bu kaydın bulunmaması halinde Esnaf ve Sanatkar Sicili veya meslek kuruluşları kayıtlarıdır.

 

Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde eldeki davada; davacının, vergi kaydı olan ve primlerini ödediği 21.11.1995 - 31.12.1997 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığının iptal edilmesi ve isteğe bağlı sigortalılığının sona erdiği 21.11.1995 tarihi ile yeniden isteğe bağlı sigortalı olma iradesi olarak kabul edilmesi gereken Kuruma prim ödediği 25.02.2003 tarihini takip eden aybaşı olan 01.03.2003 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

 

Bu yönde, gecikme zamları ile birlikte olsa dahi toplu prim ödemelerinin geriye yönelik isteğe bağlı sigortalılık hakkı kazandırmayacağı Kuralı Dairemizin yerleşik uygulamasıdır.

 

Ancak, davacının, 26.01.1996 - 08.04.1997 tarihleri arasında yaptığı 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılık prim ödemeleri dikkate alınarak, davalı Kuruma sorulmak suretiyle belirlenecek olan; davacının, 01.05.1991 - 21.11.1995 tarihleri arasındaki uyuşmazlık konusu olmayan 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığa ilişkin ödemesi gereken prim ve ferilerinden fazla yaptığı ödemelerin, 01.01.1998 tarihinden itibaren karşıladığı süre kadar; Yine, 25.02.2003 tarihinden itibaren yaptığı ödemelerinin de, 01.03.2005 tarihinden itibaren başlamak kaydıyla karşıladığı süre kadar 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilerek, yaşlılık aylığı bağlama koşullarının oluşup oluşmadığı irdelendikten sonra karar verilmesi gerekir.

 

Kuşkusuz, davacının itirazı olması halinde; isteğe bağlı sigortalılık sürelerine ilişkin konuda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği bozma üzerine sürdürülecek yargılamada gözardı edilmemelidir.

 

2- ) Kabule göre, eldeki davada 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81. maddelerine göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanabilmek için; gerekli malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları gün sayısının primlerinin ödenmiş olması şarttır. Bu yönde, yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim gün sayısını tamamlanmak için yaptığı askerlik hizmeti borçlanma primini 27.02.2004 tarihinde ödemiş olduğu gözetilerek, 506 sayılı Kanunun 62. maddesi gereğince, davacıya, 01.03.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yaşlılık aylığı başlangıcının 01.05.2003 tarihi olarak tespit edilmiş olması isabetsizdir.

 

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

 

O halde, davalının avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

 

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

Son Güncelleme: 04.02.2014 14:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177