I- GİRİŞ

Yurt dışında çalışan sigortalıların çalışmalarının sosyal güvenlik bakımından değerlendirilmesi ilk olarak 2147 sayılı Kanun’un yürürlüğe konulmasıyla başlamıştır. Bu Kanun ile yurt dışında çalışanlar hizmetlerinin tamamını borçlanabilmekteydiler(1). 3201 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına kısmi borçlanma imkânı da sağlanmış ve yurt dışında çalışması fazla olanların aleyhine durum çözüme kavuşturulmuştur(2).

3201 sayılı Kanun’a göre çıkma izni alarak Türk vatandaşlığını kaybedenlerin Türk vatandaşlığında geçirdikleri süreleri borçlanma hakları bulunmamakla birlikte uygulamada iş mahkemelerine ciddi bir iş yükü getiren ve sigortalıları mağduriyete uğratan sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkelerdeki işe başlama tarihinin kabulü ile ilgili mevzuatta 6552 sayılı Kanunla değişiklik yapılmıştır(3). Ancak sigortalıların bu düzenlemeden faydalanabilmeleri açılmış olan davalardan feragat şartına bağlanmış ve davalarından feragat edenlerin yargılama giderine hükmedilmeyecekleri belirtilmiştir.

Bu çalışmada; yurt dışı borçlanması yapacak sigortalılar için Yasa gereği bir ön şart olarak getirilen davalardan feragat etmenin sigortalılar açısından sonuçları ve yurt dışı borçlanmalarına getirilen düzenlemenin ayrıntıları hakkında bilgi verilecektir.

II- İŞE BAŞLAMA TARİHLERİNDE UYGULAMA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI MI?

Bilindiği üzere; 6552 sayılı Kanun ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşme hükümleri gereği ilk işe başlama tarihleri akit ülkede işe başlama tarihi olarak kabul edileceklerden sigortalılık sürelerini borçlananların akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilecektir.

Buna göre ülkemizin imzalamış olduğu sosyal güvenlik sözleşmelerinden; Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Bosna Hersek, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Gürcistan, Hırvatistan, Hollanda, İsviçre, Kanada, Kebek, KKTC, Lüksemburg, Makedonya ve Slovakya’da ilk defa işe girmiş olan sigortalıların işe başlama tarihleri Türkiye’de ilk defa sigortalı oldukları tarihten önce ise akit ülkedeki işe başlama tarihi Türkiye’deki işe başlama tarihi olarak kabul edilecektir.

Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunanların ise ilk işe giriş tarihi Türkiye’de çalışmaları yoksa borcun ödendiği en son tarihten, Türkiye’de çalışmalarının başladığı tarihten önceki yurtdışı süreleri borçlanılmış ise Türkiye’de ilk defa çalışılmaya başlanılan tarihten, borçlanılan gün kadar geriye gidilerek belirlenmesine devam edilecektir(4).

III- DAVADAN FERAGAT ETMENİN HÜKÜM VE SONUÇLARI

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir(5). Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. 6552 sayılı Kanunla 3201 sayılı Kanun kapsamında dava açanların davadan feragat edilmesi hâlinde davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Her iki düzenlemeden de faydalanabilmenin ortak koşulu olarak düzenlemelerin yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihi öncesi SGK aleyhine açılmış davalardan vazgeçme şartı getirilmiştir. Buna göre sigortalılar davalarından vazgeçtiklerini gösterir ilgili mahkemelerden alacakları yazı ya da ilgili mahkeme kaleminin şerhini taşıyan dilekçeyi SGK’ya ibraz etmeleri gerekir. SGK, bu durumda olan dosyaların tespit etmesi halinde, davadan vazgeçmeleri durumunda dava konusu taleplerine istinaden işlem yapılacağı hususunda dosya sahiplerine bilgi verecektir. Ayrıca SGK, Hukuk Müşavirliği aracılığıyla Kurum avukatlarına yönelik olarak Kurum aleyhine 3201 sayılı Kanun’dan dolayı açılan davalarda, savunmalarımızın söz konusu değişikliklere göre yapılması gerektiğini bildirmiştir.

Bu durumda Kurum aleyhine 3201 sayılı Kanun’un birinci maddesi ile beşinci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açılmış ve henüz sonuçlanmamış davalarda Kurum avukatları savunmalarını son yasal düzenlemelere göre hazırlayacaklardır. Bu bağlamda söz konusu süreçte yargılamanın davacının lehine olan hükmün uygulanması yönünde devam etmesi hali beklenecektir. Oysa söz konusu dava açanların davadan feragat etmeleri halinde 3201 sayılı Kanun’a eklenen geçici sekizinci madde hükmü gereği davacı yargılama giderlerine mahkûm edilmemesine rağmen feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracaktır. Söz konusu yargılama giderleri; celse, karar ve ilam harçları, dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri, dosya ve sair evrak giderleri, geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler, keşif giderleri, tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler, vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti ve yargılama sırasında yapılan diğer giderleri kapsar. Madde metninde yer alan vekâlet ücreti davanın kabulü halinde davalıdan davanın reddi halinde ise davacıdan alınarak davalı veya davacı vekiline ödenecek vekâlet ücretidir. Davacı vekilinin davacıyla arasında yapmış olduğu vekâlet için tayin edilen ücret ise feragat halinde Kurum vekiline ödenecek vekâlet ücretinden ayrıdır.

Burada belirtmemiz gerekirse; davacının yargılama devam ederken yapacağı feragat yargılama giderlerinin mali külfetini ortadan kaldırmakla birlikte davacı avukatının davanın kabulü halinde davalı idareden alacağı vekâlet ücretine ait borcu karşılamamaktadır. Bu durum davacı taraf avukatının feragat sonucu Kurum’dan vekâlet ücreti alamaması sonucunu doğuracaktır. Dolayısıyla da davacı avukatı vekâlet ücretini müvekkilinden talep edecek ve davacının avukatın vekâlet ücretini yüklenmesi söz konusu olabilecektir. Ancak feragat etmeyerek yargılamanın devamı yönünde talepte bulunan davacı söz konusu yasa hükmünden faydalanabilmek için yargılamanın sonucunu bekleyecek, bu sürede de Kurum’dan alacağı muhtemel aylığından mahrum kalmış olacaktır.

IV- SONUÇ

İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan 6552 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle SGK aleyhine dava konusu olan ve sigortalıları mağduriyete uğratarak Kurum’u gereksiz yargılama giderlerine hükmettiren yurt dışı borçlanma uygulamalarında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden faydalanabilmenin ortak koşulu olarak Kurum aleyhine açılan davalardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Devam eden davalardan feragat ise hüküm ve sonuçları bakımından sigortalılara farklı sonuçlar doğurmaktadır. Bu yönüyle sigortalıların feragat etmeden önce söz konusu ihtimalleri göz önünde bulundurmalarında fayda bulunmaktadır.



*           Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Denetmeni

(1)         Mustafa KURUCA - Murat ÖZDAMAR, Tüm Yönleriyle Emeklilik, Yaklaşım Yayınları, 2013, s. 568

(2)         A. Can TUNCAY, Sosyal Güvenlik Hukuku­nun Esasları, Legal Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul 1998, s. 356

(3)         11.09.2014 tarih ve 29116 sayılı (mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(4)         SGK, 2014/30 sayılı Genelge, Bkz.

             http://uye.yaklasim.com/filezone/yaklasim/tummevzuat/sgk_genelgeleri/2014_30.htm

(5)         04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Yazarlar : 'ARİF TÜRKER KIZILOVA'


Yazar: Arif Türker KIZILOVA*

Yaklaşım Dergisi / Ocak 2015 / Sayı: 265