Bülent Soylan
Bülent Soylan
Yazarın Makaleleri
Kendi sesinden başkasına tahammülü olmayan para ve sessizliğin güzelliği
Karadenizliler için anlatılan fıkrayı bilirsiniz… Hani, takımın amigosu taraftarlara maçta ne zaman ve nasıl tezahürat yapacaklarını sıkı sıkı tembihlerken 'Hepiniz benim işaretime dikkat edeceksiniz uşaklar, ben elimi kaldırdığımda...
Bundan sonra “her şey bizim parayla” demek iyi hoş da, keşke öyle olabilse
Memlekette artık her şey bizim parayla ödenecek… İyi, güzel… Ama birileri birileriyle 'ödeşirken”, hesaplar doların o günkü kuruna göre çıkarılıp 'tediye” bizim paradan yapılıyor olacaksa, eskilerin; 'Ayvaz kasap hep...
Herkesin cambaza baktığı Türkiye ve yakında bizde de atları vururlar mı?
Ekimin 21'i Amerika'nın 'Kara Perşembe”si olarak hatırlanır. Borsa çökmüş, şirketler batmış, insanlar işsiz kalmış ve uzunca bir sefalet dönemi başlamıştır. Etkisi yıllarca, İkinci Dünya Savaşına kadar sürer. Şu...
Dolarizasyon, yabancı paraya yönelme, ekonomimiz ve devlet
Döviz fiyatları hemen her an yeni sürprizler yaparken yurttaşlarımız haklı olarak kafalarında oluşan bazı soruların cevaplarını bulmaya çalışıyor. -Nereden düştük biz bu hallere? -Kriz geldi mi, gelecek mi?  -Dolar daha ne kadar yükselir?...
Dolar kuru yada “iki yiğit çıktı meydane ikisi de birbirinden merdane”
Yazıya başlarken kurları izlediğim ekrana son bir kere daha göz attığımda Dolar 3.40 dolaylarındaydı. İlk satırımda bu seviyede iken son satıra geldiğimde kaç olacağını bilemiyorum ama, 'alt tarafı bir rakam” değil mi? 'son...
Benim dolarla ne işim olur demenin dayanılmaz aymazlığı üzerine
Bu günlerde ve muhtemelen uzunca bir dönem 'işimiz iş”. Durum berbat; bankacılık sektörünü yabancılara kaptırmışız, ülkenin dış borcunu çevirecek parayı bulmak giderek zorlaşıyor… Peki bunlar 'dert” ise öncelikle kimin...
Sıkı durun, bu aralık ayında da “zam şampiyonu” sivri biber
Sıkı durun, bu aralık ayında da  'zam şampiyonu” sivri biber Büyük usta Aziz Nesin'in 'Kazık Bana Giriyor” hikâyesini okumuş olmalısınız. Okumadınızsa, internetten de olsa arayın, bulun, okuyun. Çok sade bir anlatımla...
Yoksulları nasıl vergilendiriyoruz, o ağır yüklerini nasıl yok edebiliriz?
Bir 'sosyal” 'hukuk” devletinde yoksullardan vergi alınır mı? Ya da siyasetçilere soralım; 'Siz bu devletin mali yükünün kısmen de olsa yoksulların sırtına yüklenmiş olduğunuzun farkında mısınız?” Cevabın ne olacağını...
Memleketin, denizini, güneşini, manzarasını bile satamıyorsak nasıl dönecek bu çark ?
Bir kere bizim 'memleket” çöken bir imparatorluğun külleri üzerine kurulmuş, Sermaye birikimi yetersiz. Bütün gayret 'öbür dünya”nın nimetlerine yönelik olduğu için; bu dünyanın ekonomisinden başka bilim, eğitim, sanat işlerine...
Bu ara Türkiye ekonomisi için de bir olağanüstü hal ilanı gerekmez mi?
Farkında mısınız, Türkiye'de hemen her şeyin 'olağanüstü hal” kapsamında olduğu kabul edilip yine her alanda sürekli 'olağanüstü” bir şeyler yapılıyor da, her nedense 'Bu ekonomide yaşanan olağanüstü hal” konusunda...
Ülke işsizlikle boğuşurken şu “üretimi” vergilendirmekten niye vazgeçmeyiz ki?
'Bir ülkenin gelişmesinde, insanlarının refahını sağlamada 'En itici güç” nedir acaba?” diye sorulduğunda 'Üretimdir” desek acaba itiraz edenimiz bulunur mu? Bence –soruyu tam anlayamamış olmak dışında- buna pek karşı...
Bir ekonomi sınavına ne kadar hazırız? Haydi bilgilerimizi ölçelim bakalım
Kimilerimiz 'ben bu ekonomi işinden hiç anlamam” falan dese de, Türkiye ekonomisinin önünde hepimizi ilgilendiren bir büyük sınav var. Beceremezsek batacağız, becerebilirsek çıkacağız milletçe. Dolayısıyla hepimiz bu işin nasıl olacağını...
Türkiye ekonomisinde “dönülmez akşamın ufku” mu yaşanıyor?
Bilirsiniz, Bizde 'umutsuz” ya da 'geri dönüşü olmayan” durumlar için söylenmiş özlü sözler vardır. 'Battı balık yan gider” deriz örneğin, Hastasından umudunu kesen doktorlara atfen de şöyle söylenir: 'Bundan sonra...
Ver yapsınlar, işletsinler arabalar kısa yoldan gitsin de peki biz nereye doğru?
Önce hikâyeyle başlayalım… Adam, kalabalıkça bir bara gitmiş ve daha kapıdan girerken bağırmış: Heeeeyt barmen…! Herkese içki ver, içebildiği kadar içsinler; bu gün bütün hesaplar benden! Aman ne hoş… Böyle bir fırsatın her zaman...
Ah şu Osmanlı hayranlığının neden sona ermediğini bir anlayabilsek
Son zamanlarda bu topluma müthiş bir 'Osmanlı” hayranlığı pompalanıyor farkındaysanız. Hastanelere Osmanlı döneminden isimler konuyor, Köprülerde padişah isimleri, İkinci Abdülhamit yerlere göklere sığdırılamıyor, Osmanlı Ocakları,...
Siyasetin desteğindeki tarikatlar ve emperyalizme asker yetiştirmek
Türkiye neyse ki, emperyalizmin bir 'kukla”yı öne sürerek kurguladığı o büyük planı bozdu şimdilik. Becerebilselerdi, ardından kim bilir daha hangi hainlikler gelirdi diye düşünmek bile akla zarar… Siyaseten bazı ciddi görüş ayrılıklarımız...
“Biz neymişiz be abi” ya da “şimdi bu işin sırası mıydı?”
Mazhar-Fuat-Özkan üçlüsünün söylediği o şarkıyı bilirsiniz mutlaka: Hani 'Peki peki anladık” diye başlayıp sayar döker… Her şeyden sen anlarsın İlk önce sen başlattın En önce sen yavaşlattın En uzağa sen gittin En çabuk...
Tekkeli zaviyeli demokrasimiz ile nereye kadar gidiliyorsa o kadar
Bizim televizyoncuların, gazetecilerin çok sık kullandığı sözlerindendir bilirsiniz; 'Ortalık aydınlanınca felaketin boyutları da ortaya çıktı” denir. Evet, o kapkara 15 Temmuz gecesinin hemen sabahında olmasa da, günler ilerledikçe...
Meydanlardaki halkımız neyin teminatı o “teminat” neleri gözden kaçırmamalı
Ülkemizde yaklaşık bir aydır döne döne 15 Temmuz kalkışması anlatılıyor değil mi… Televizyonlarda açık oturumlar, Gazetelerde haberler, köşe yazıları, Siyasi partilerden ev gezmesindeki yurttaşa kadar hemen herkes kendine göre bu konuda...
“Emperyalizmle gölge boksu” ya da sakın ola işin aslı gözden kaçmasın
Ortalık hala karışık bu günlerde değil mi… Hayatımız neredeyse sürekli 'son dakika” Kimse kimsenin dediğine pek inanmasa da, insanlar yine de sorular sorup karşısındakinden yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyor: -'Arkası gelir...