Bülent Soylan
Bülent Soylan
Yazarın Makaleleri
İşsiz gençler, işini kaybetmişler ve “işsizlik fonu aslında bir vergi mi?”
'İşsizlik Fonu” Türkiye'de işini kaybetmiş olanları korumak ve kollamak üzere 1999 yılında 4447 Sayılı Kanunla kurulmuş. Amacı belli. 2016 yılına gelene kadar bu fonda tam 130 milyar lira toplanmış. 'O zamanki para-bu zamandaki...
KÖPRÜYÜ KİM YAPTI?, İŞÇİSİNE PARAYI KİM ÖDEDİ? HASILATI KİM TOPLAYACAK?
Hani 'siyaset algı yönetimidir” derler ya… Aynen öyle. Ama herhalde her ülkede değil de daha çok bizim gibi 'algı” ile yönetilen, geniş kitlelerin işleri öyle derinliğine göremediği toplumlarda. Algı dediğin de Televizyonda...
Bu düzen mutlaka siyaset kurumuyla dalga geçiyor olmalı
Kutsal kitap, 'Hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu” der bilirsiniz. İnançta da hayatın günlük akışında da bu böyledir tabii... Peki sonuç? Bazen bilen, bazen bilmeyen öne çıkarılır. Siyasette örneğin: 'Erbab-ı siyasete 'doğru...
Temmuzların en sıcağı ve “kontrolsuz güç” güç değildir
Bizde epeyce bilinen bir sözdür: 'Kontrolsuz güç, güç değildir” Acaba kim söylemiş diye merak edip internette şöyle bir dolaşınca kaynağı ortaya çıktı.. Meğerse ünlü bir otomobil lastiği firmasının 80'li yıllarda kullandığı...
Uzun ince bir yolda politikacı ya da devlet adamı olmak
Sir William Churchill (1874-1965) Şüphesiz önceleri sadece bir İngiliz politikacısıydı. İkinci Dünya Savaşı'nda izlediği politika dolayısıyla dünyanın büyük 'devlet adamları” arasına girdi. O Churchill, 13 Mayıs 1940 tarihinde...
“Vahşi batı” kanarya sevenler derneğini ne zaman sever?
Haydi, asıl konuya bir fıkrayla girelim: Kumar oynamanın çok sıkı takip edildiği bir ülkede adamlar 'Kanarya Sevenler Derneği gibisinden tanıtılan bir yerde 'kare”yi kurmuş, hararetle poker oynarken o mekânı aniden polis basıyor....
“Emperyalizmle gölge boksu” ya da sakın ola işin aslı gözden kaçmasın
Ortalık hala karışık bu günlerde değil mi… Hayatımız neredeyse sürekli 'son dakika” Kimse kimsenin dediğine pek inanmasa da, insanlar yine de sorular sorup karşısındakinden yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyor: -'Arkası gelir...
Meydanlardaki halkımız neyin teminatı o “teminat” neleri gözden kaçırmamalı
Ülkemizde yaklaşık bir aydır döne döne 15 Temmuz kalkışması anlatılıyor değil mi… Televizyonlarda açık oturumlar, Gazetelerde haberler, köşe yazıları, Siyasi partilerden ev gezmesindeki yurttaşa kadar hemen herkes kendine göre bu konuda...
Tekkeli zaviyeli demokrasimiz ile nereye kadar gidiliyorsa o kadar
Bizim televizyoncuların, gazetecilerin çok sık kullandığı sözlerindendir bilirsiniz; 'Ortalık aydınlanınca felaketin boyutları da ortaya çıktı” denir. Evet, o kapkara 15 Temmuz gecesinin hemen sabahında olmasa da, günler ilerledikçe...
“Biz neymişiz be abi” ya da “şimdi bu işin sırası mıydı?”
Mazhar-Fuat-Özkan üçlüsünün söylediği o şarkıyı bilirsiniz mutlaka: Hani 'Peki peki anladık” diye başlayıp sayar döker… Her şeyden sen anlarsın İlk önce sen başlattın En önce sen yavaşlattın En uzağa sen gittin En çabuk...
Siyasetin desteğindeki tarikatlar ve emperyalizme asker yetiştirmek
Türkiye neyse ki, emperyalizmin bir 'kukla”yı öne sürerek kurguladığı o büyük planı bozdu şimdilik. Becerebilselerdi, ardından kim bilir daha hangi hainlikler gelirdi diye düşünmek bile akla zarar… Siyaseten bazı ciddi görüş ayrılıklarımız...
Ah şu Osmanlı hayranlığının neden sona ermediğini bir anlayabilsek
Son zamanlarda bu topluma müthiş bir 'Osmanlı” hayranlığı pompalanıyor farkındaysanız. Hastanelere Osmanlı döneminden isimler konuyor, Köprülerde padişah isimleri, İkinci Abdülhamit yerlere göklere sığdırılamıyor, Osmanlı Ocakları,...
Ver yapsınlar, işletsinler arabalar kısa yoldan gitsin de peki biz nereye doğru?
Önce hikâyeyle başlayalım… Adam, kalabalıkça bir bara gitmiş ve daha kapıdan girerken bağırmış: Heeeeyt barmen…! Herkese içki ver, içebildiği kadar içsinler; bu gün bütün hesaplar benden! Aman ne hoş… Böyle bir fırsatın her zaman...
Türkiye ekonomisinde “dönülmez akşamın ufku” mu yaşanıyor?
Bilirsiniz, Bizde 'umutsuz” ya da 'geri dönüşü olmayan” durumlar için söylenmiş özlü sözler vardır. 'Battı balık yan gider” deriz örneğin, Hastasından umudunu kesen doktorlara atfen de şöyle söylenir: 'Bundan sonra...
Bir ekonomi sınavına ne kadar hazırız? Haydi bilgilerimizi ölçelim bakalım
Kimilerimiz 'ben bu ekonomi işinden hiç anlamam” falan dese de, Türkiye ekonomisinin önünde hepimizi ilgilendiren bir büyük sınav var. Beceremezsek batacağız, becerebilirsek çıkacağız milletçe. Dolayısıyla hepimiz bu işin nasıl olacağını...
Ülke işsizlikle boğuşurken şu “üretimi” vergilendirmekten niye vazgeçmeyiz ki?
'Bir ülkenin gelişmesinde, insanlarının refahını sağlamada 'En itici güç” nedir acaba?” diye sorulduğunda 'Üretimdir” desek acaba itiraz edenimiz bulunur mu? Bence –soruyu tam anlayamamış olmak dışında- buna pek karşı...
Bu ara Türkiye ekonomisi için de bir olağanüstü hal ilanı gerekmez mi?
Farkında mısınız, Türkiye'de hemen her şeyin 'olağanüstü hal” kapsamında olduğu kabul edilip yine her alanda sürekli 'olağanüstü” bir şeyler yapılıyor da, her nedense 'Bu ekonomide yaşanan olağanüstü hal” konusunda...
Memleketin, denizini, güneşini, manzarasını bile satamıyorsak nasıl dönecek bu çark ?
Bir kere bizim 'memleket” çöken bir imparatorluğun külleri üzerine kurulmuş, Sermaye birikimi yetersiz. Bütün gayret 'öbür dünya”nın nimetlerine yönelik olduğu için; bu dünyanın ekonomisinden başka bilim, eğitim, sanat işlerine...
Yoksulları nasıl vergilendiriyoruz, o ağır yüklerini nasıl yok edebiliriz?
Bir 'sosyal” 'hukuk” devletinde yoksullardan vergi alınır mı? Ya da siyasetçilere soralım; 'Siz bu devletin mali yükünün kısmen de olsa yoksulların sırtına yüklenmiş olduğunuzun farkında mısınız?” Cevabın ne olacağını...
Sıkı durun, bu aralık ayında da “zam şampiyonu” sivri biber
Sıkı durun, bu aralık ayında da  'zam şampiyonu” sivri biber Büyük usta Aziz Nesin'in 'Kazık Bana Giriyor” hikâyesini okumuş olmalısınız. Okumadınızsa, internetten de olsa arayın, bulun, okuyun. Çok sade bir anlatımla...