Rahmi
Rahmi
31 Ekim 2015 Cumartesi 20:35
Sizi savunmak istiyorum ama...

 Sizi değil basın özgürlüğünü savunuyorum

30 Ekim 2015

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü cemaat çıkarlarını, hukukun da, demokrasinin de, ifade özgürlüğünün de, gazeteciliğin de üstünde tuttuğunuzu biliyorum.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü elimi klavyeye her götürüşümde aklıma cemaatçi polislerinizin “darbeci” diye tutuklamaya gittiği Yarbay Ali Tatar’ın banyoda kafasına sıkarak intihar etmesini unutamıyorum. Bir de eşinin ve kızının hâlâ sakladığı o kirli manşetlerinizi.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Klavyeye elimi her götürdüğümde, Türkan Saylan ölümü beklediği o evinin camından eliyle “Sus” işareti yaparak bana bakıyor.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Klavyeye elimi her götürdüğümde ölüm döşeğindeki Kuddisi Okkır’ın tavana sabitlenmiş gözleri aklımdan çıkmıyor.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü “terör örgütü yöneticisi” diye tutukladığınız Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk’un savunma yapamadan ve aklandığını göremeden ölümünü unutamıyorum. Bir de isimleri bu satırlara sığmayacak kadar çok olan acı çektirdiğiniz insanlar ve ailelerini.

Operasyonların parçasıydınız

Bunları düşününce sizi savunmak içimden gelmiyor. Çünkü polis oldunuz, savcı oldunuz hatta hakim olup hüküm verdiniz. Ama hiçbir zaman vicdanı hür, kalemi hür bir gazeteci olamadınız.

 

Çünkü gazetecilik size göre, bir araçtı yalnızca. Her türlü güç odağına karşı yapılan, herkese eşit mesafede durularak yapılabilen bir meslek olduğunu hiç öğrenemediniz.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü gazete binasının basılmasından şikayetçi olduğunuzda aklıma cemaatinizin polislerinin basıp sahte delil koyduğu gazete merkezleri ve internet sitelerinin büroları aklıma geliyor.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü polisin televizyon binanıza zorla girmesinden şikayetçi olduğunuzda aklıma cemaat polislerinin sabaha karşı bastıkları evlerde yatağında pijamalarıyla ağlayan çocuklar geliyor.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü sizin körü körüne desteklediğiniz hatta parçası olduğunuz o operasyonlardaki hukuksuzlukları anlatmaya çalışan gazeteciler için “Ama onlar gazeteci değil terörist, acele etmeyin yargıya güvenin” dediğiniz aklıma geliyor.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü cemaatin suç işleyen polisleri, hukuku cemaat çıkarlarına alet eden çeteci savcıları, haksız, hukuksuz kararlar veren cemaatçi hakimleri savunduğunuz kadar gazetecileri ve basın özgürlüğünü savunmadığınız aklıma geliyor.

Sizi savunmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Çünkü öldürülen gazeteci Hrant Dink cinayetindeki cemaatçi polisleri aklamak için hâlâ ve hâlâ yalana aracılık yapmanızı affedemiyorum.

Kayyum atayarak gazetecilerin mesleklerinin ellerinden alındığını gördükçe sizi savunmak istiyorum inanın ama içimden gelmiyor. Çünkü amacınızın basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü olmadığını biliyorum. O yüzden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun “Sizi değil hukuku savunuyorum” sözünden esinlenerek sizi değil basın özgürlüğünü savunuyorum.

Sizlerin zamanında ortak olduğunuz zulüm kadar, polis gücüyle gazete ve televizyon basılmasına isyan ediyorum.

Gazetecilere, haberi savunan gazetecilere karşı yapılan hoyratlığa, işlerinden atılmalarına en güçlü şekilde itiraz ediyorum.

Sizi savunmak içimden gelmese de basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünüzü savunuyorum. Hem de size ve yaptıklarınıza rağmen.

Son Güncelleme: 31.10.2015 20:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177