Rahmi
Rahmi
12 Mart 2016 Cumartesi 12:03
PKK’nin  rejimin otoriterleşmesine katkısı ve Türkiye demokratlarının sorumluluğu

Rahmi Ofluğlu
HDP, Haziran 2015 seçimlerinde Selahattin Demirtaş'ın  “Seni başkan yaptırmayacağız” söylemi  ile  %2-3  Türklerin oyunu almayı başardı. Kasım seçimlerine HDP’den umutlar azalarak gidildi.

PKK, RTE’nin savaş stratejisine evet diyerek rejimin otoriterleşmesinin önünü açarken  Kürt sorununun mecliste çözümünün önünü kapattı. İktidar askeri çözümü kararlı bir biçimde uygulayarak MHP’nin PKK üzerinden prim yapmasının önemli ölçüde önünü kapattı.

İktidarın askeri çözümü uygulamaya koyması ve PKK’ye karşı kararlı bir mücadele yapması bir taraftan MHP’yi eritirken diğer taraftan da HDP’yi siyasi arenadan silmenin önünü açtı, HDP’nin eş başkanlarının tutuklanması gündeme geldi..

Kandil, HDP’ye “hangi çözümü ürettin , ne işe yaradın da savaşı durdurun diyorsun” şeklindeki açıklamaları ile parlamenter çözüme inançsızlığını ortaya koymuştur. HDP olası bir erken seçimde Türklerden aldığı %2-3 oyu büyük ölçüde kaybederek baraj altında kalabilir.

PKK neden parlamenter çözüm istemiyor?

Kandil ve şürekâsı büyük bir gücü ellerinde bulunduruyorlar ve uluslararası arenada söz sahibiler.  Kürt sorununa mecliste bulunacak bir çözümde Kandil ve şürekâsının bu imtiyazlı durumlarını devam etmesi mümkün olmayacaktır.

TBMM’den çıkacak bir çözüm en fazla bir genel af olabilir, Kandil ise genel af değil askeri ve siyasal iktidarlarının devamını istiyor, kısaca statü istiyor.

Kürtlerin demokratik, kültürel haklarına sonuna kadar saygı duyuyoruz ancak ayrı devlet veya gevşek federasyon için savaş akıl dışıdır. Dünyada sınırlar kalkarken yeni sınırlar icat etmek çağdaş bir tutum değildir. Önemli olan Türkiye’de yaşayan insanların mutluluğu ve geleceğidir. Bu savaş pis bir savaştır ve Türkiye’nin hızla dinci faşist bir rejime gitmesine büyük katkı vermektedir.

Savaş tamtamları çalan bir kısım ulusalcı, aşırı milliyetçi kesimler de tıpkı PKK gibi Türkiye’nin bölünmesine ve diktaya katkı vermektedirler.

Eğer, Türkiye demokratları Kürt sorunu karşısında açık bir tavır alamazlarsa, anlaşılabilir bir çözüm ile meydanlara çıkıp bu pis savaşa karşı cesur bir tutum ortaya koyamazlarsa, bu alçak ve pis  savaş devam eder  ve bizden sonrakilere etnik ve mezhep savaşları içerisinde  kanlı bir gelecek bırakırız.

Türkiye aydınları her türlü ırkçılığa ve gericiliğe karşı ortak mücadeleye omuz vermeli, sessiz kalmamalıdırlar.

 adaletbiz

 

 

Son Güncelleme: 12.03.2016 12:07
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177