Rahmi
Rahmi
06 Mart 2016 Pazar 20:22
Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi'nde 'Ben de varım' diyenler İzmir'de buluştu
 24 Şubat’ta bir deklarasyonla yola çıkan Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi ilk kitlesel toplantısını İzmir Tepekule Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdi.

Toplantı, ilk çağrıcılar Barış Terkoğlu, Enver Aysever, Hüseyin Aygün, Kemal Okuyan, Orhan Gökdemir ve Özlem Şen Abay'ın katılımıyla yapıldı.

"15 YILLIK DESPOTİK REJİMİN BAŞARISIZLIĞI BİZ OLACAĞIZ"

İlk konuşmayı gazeteci-yazar Barış Terkoğlu yaptı. Terkoğlu şunları söyledi:

Bu topraklarda son 15 yılda despotik rejimi yaratan AKP, kendisine kendisi gibi bir muhalefet yarattı. Demek istediğim şu: Yıl 1946, Türkiye'de gericilik yeniden canlandığında, türbeler açıldığında, ilkokullara din dersi konulduğunda, imam hatipler açıldığında o dönemin Başbakanı, bundan 70 yıl önce, gericilikle ancak onun politikalarıyla mücadele edebileceğine inanıyordu. Bu büyük bir hataydı. 70 yıl sonra aşağı yukarı aynı yerdeyiz. Gericilik anaokullarına kadar girmişken, 'biz gericiliğin daha iyisini yaparız' demek ya da cuma namazlarına çağrıyla muhalefet yapılacağını sanmak... Hiç lafı uzatmaya, eğip bükmeye gerek yok. Laiklik anayasada, parti programlarında, duvarlarda, kitaplarda var ama laikliği savunmak, laikliğin arkasında durmak adeta yasaklanmış durumda. Biz laikliği savunmak için, laikliği politik bir mücadelenin ana unsuru haline getirmek için yola çıkmış bulunuyoruz. Biz kişisel ve özel yaşamın konusu olan inancın, toplumsal ve siyasal kuralları belirleme aracı haline getirilmesine karşıyız. Aklın ve bilimin hakim olduğu bir toplumsal düzeni istiyoruz. Okullarda, işyerlerinde, sokaklarda dinsel dayatmalara, dinsel baskılara karşı durmanın yollarını arayacağız. Bu gidişatı tersine çevireceğiz. Bu topraklarda, gericilikle mücadele için zemin var, buna inanıyoruz. Nefes aldığımız her yeri bu gerici anlayıştan temizleyeceğiz. Bunu yaparken ne emperyalistlerden, ne büyük sermayeden hiçbir şekilde korkmayacağız. Bu 10-15 yıllık despotik rejimin başarı olarak kaydettiği ne varsa, biz o despotik rejimin başarısızlığı olacağız. Bugün burada ilk toplantımızı İzmir'de yapıyoruz. İnanıyorum ki İzmir'in dağlarında daha kırmızı çiçekler açtıracağız. 

"İMAM HATİPLEŞME PROGRAMININ ÜÇ ADIM SONRASI IŞİD'TİR"

İkinci konuşmayı yapan CHP eski Milletvekili Hüseyin Aygün ise şunları söyledi:

Gericilik uzun yıllar yasaklanan bir sözcüktür. Gericilik dendiğinde dindarlar incinir deniyordu. Oysa gericiler ve gericilik vardır. İnsanların kafasını kesiyor, Diyanet'in içinde yuvalanıyor, sapıkça fetvalar veriyor. Gericinin var olduğunu göstermek için, insanlığın birikimini yok etmek isteyen bir güç olduğunu kanıtlamak için, bu hareketin adını Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi koyduk. Gericilik ilericiliğin zıddıdır ve insanlığın akıl mantık yoluyla tüm birikimini yok ettiler. İslamcı faşizm sözü bile pek çok soruşturmaya konu oldu. Faşizmin en saf, en rafine hali İslamcı faşizmdir. Biz bunu söylemekten imtina etmeyeceğiz. Hareketimiz başlar başlamaz bir şey dikkatimi çekti. Ak-it denen çete, bizleri hedef gösterdi, isimlerimizi yayınladı. Bu alçaklar takımı, daha önce Danıştay üyelerini hedef göstermişti ve türban kararından dolayı Danıştay üyesi öldürülmüştü. Yine bu alçak takımı Anayasa Mahkemesi üyelerini, Can Dündar ve Erdem Gül'ü bıraktılar diye hedef gösteriyorlar. Aydınlanma Hareketi, Ak-it ve benzerlerinin düşmanıdır, bunu burdan ilan edelim. Can güvenliğimiz için, bu alçaklara Türkiye'yi bırakmamak için ilan edelim. Dindar nesil dediler. Açık konuşalım, dindar nesil dedikleri şey IŞİD'tir. Bunu ben söylemiyorum. İhsan Eliaçık adlı müslüman hareketin içinden gelen ve bazı olumlu özellikler de taşıyan bir yazar söylüyor. Şu andaki imam hatipleşme programının üç adım sonrası IŞİD’tir. O halde Aydınlanma Hareketi, dindar nesil projesini de karşısına alacak ve savaşacaktır. Ilımlı islam diyorlar, ılımlı islamı ABD yarattı. Dünyanın başına bela oldu. Aydınlanma Hareketi olarak, ılımlı islam diye bir şey olmadığını da olmadığını söylemeliyiz. İslamcılığın siyasallaşmış her türlüsü faşizmdir ve son hali insanların kafasını kesmeye adaydır. Din sadece insanların vicdanlarındadır. Onun dışında hiçbir alanda yer almamalıdır. 

"GERİCİLİĞİN ENSESİNDE BOZA PİŞİRECEĞİZ"

Kemal Okuyan konuşmasında şunları vurguladı: 

Gericilikle mücadele Türkiye'de yeni başlamıyor ama çok mevzi kaybettik. Bir başlangıç ilkesi koyduk bu harekete başlarken. Şudur o ilke: Bizler, savunmaya çekilerek, günü kurtarmaya çalışarak devam edemeyiz. O zaman bize yaşam hakkı tanımayacaklar. Biz kaybettiğimiz mevzileri ancak üstlerine giderek kazanabiliriz ve sandığımızdan daha zayıf olduklarını da görürüz. Çok somut olacağız bu mücadelede. Tüm okulları imam hatip mi yapmaya çalışıyorlar? İmam hatipleri kapatacağız. Zorunlu din dersi mi koydular? Mücadeleyi ortaklaştıracağız, zorunlu derslere karşı mücadele edeceğiz. Diyanet İşleri denilen münasebetsizlikle mücadele edeceğiz. Yeni kimlik kartlarının çiplerine insanların din kayıtlarını mı gizlemeye çalışıyorlar? Devletin elinde insanların inancına dair tek bir kayıt bırakmayacağız. Dinselleşmeye karşı, halkın örgütlü özgücüyle mücadele edeceğiz. Örgütlü gücümüz dışında hiçbir şeye güvenmemeyi öğreneceğiz. Güvene güvene bu hale geldik. 27 Mayıs sonrasında dahi dinselleşmenin önünün açılmasında TSK’nin payı vardır. Herkes Kenan Evren’e bağlar ama ondan önce de 'din dersi almayanlar anarşist oluyor' diyen Cevdet Sunay vardı. Dinin siyasal alana girişinin nedeni, insanların uyanmasını engellemektir. Sermaye sınıfı bunun için dinselleşmeden yanadır. TSK de düzen bekçisi de son tahlilde. İçinde yurtsever, antiemperyalist unsurlar olabilmiştir ama TSK’den laikliğe sahip çıkmasını beklemek kuzuyu kurda teslim etmek demektir. TSK’den laikliğe dönük bir hamle beklemiyoruz zaten. Sanılıyor ki Türkiye'de profil olarak çağdaş görüntü veren, tırnak içinde 'çağdaş sermaye', gericiliğe karşı bir güvence. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Koç grubunun AKP dönemindeki kâr oranlarına bakarsanız, neden büyük sermayenin gericiliğin önünde durmayacağını görürsünüz. Gericilik ile toplum çıkarlarına saldırılar atbaşı gider. Siyaseti ve toplumu din ele geçirirse, orada toplum diye bir şey kalmaz, cemaatleşirsiniz. Tüpraş, Tekel, Sümerbank'ın özelleştirilmesidir Türkiye'de gericilik. Siz hiç bu insanların emekçinin hakkından bahsettiğini duydunuz mu? Ama emeğinin hakkını aramak için mücadele eden işçilere bildiri dağıtıyorlar, 'patronun rızkını yiyorsunuz günaha giriyorsunuz' diyorlar. Nerde bir işçi direnişi varsa, orda İslamcılar bildiri dağıtıyorlar. Gericiliğin arkasında para vardır ve emperyalizm vardır. Obama 'ılımlı islam yayılmalıdır' diyor. Ilımlı islam diye bir şey yok. İnsanların vicdanlarında inanma ve ibadet etme hakkı var o kadar, ılımlı islam gericiliktir. Toplumsal hayat ve devlet illeri, dine göre organize edilmez. Bunun kavgasını vereceğiz ve avantajımız çok büyük. Türkiye'de bu konuda sanılanın çok ötesinde büyük bir tepki var. Biz bu tepkiyi açığa çıkarmak için çıktık yola. Aklımızla ve örgütlülüğümüzle bu işin üstesinden geliriz. Gericiliğin ensesinde boza pişireceğiz."

"CUMHURİYETİ ÇOKTAN ÖLDÜRDÜLER, ÖLÜYÜ KALDIRMAK İÇİN İMAMLARI İKTİDARA GETİRDİLER"

Orhan Gökdemir de konuşmasında şunları ifade etti:

Cumhuriyeti öldüren sadece AKP değil. Cumhuriyeti Kenan Evren ve yandaşları öldürdüler, ölüyü ortada bıraktılar. Ölüyü kaldırmak için imam gerekiyordu. Bu imamları iktidara getirdiler. Ancak bu arkadaşalr imam olmakla yetinmediler, sarayda sultan oldular. İlerici ve laik değerlerden geriye ne kaldıysa hepsini yok ettiler. Şu anda Türkiye'yi getirdikleri bir ehliyetsizlik halidir. Ama cumhuriyeti düzleyemeyecekler ve karşılarında büyük bir direnç görecekler. İşleri o kadar da kolay değil. Kendileri de zaten bunun farkındalar. 90’lı yıllarda 'Huzur İslâm'da' diye arabaların arkasına yazarlardı. Böyle diyerek geldiler, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirdiler. Bu aydınlanma mücadelesi sadece Türkiye'yle ilgili değil tüm Ortadoğu'nun kaderiyle ilgili bir olay. Yeni bir dünya yaratmak zorundayız. Bu gericilik karşısında ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız.

"BU ÜLKENİN KADINLARININ FITRATINDA BOYUN EĞMEMEK VARDIR"

Özlem Şen Abay ise şöyle konuştu: 

​Bu karanlıktan en fazla nasibi alanlar, karanlık içinde boğulan kadınlar. İlki Cansel. Cansel Kayseri'de babasının tabancasıyla intihar etti. Çünkü taciz edilmek bir çeşit suçtu ve karalanmaktı. Aynı kader İstanbul'un orta yerinde bir başka kadın arkadaşımızın başına geldi. O kadın arkadaşımızın başına gelen değil de, o arkadaşımızın neden o saatte dışarda olduğu tartışıldı. Gerçek failleri gizlemek içindir bu tartışmalar. Gerçek failleri çok iyi tanıyoruz. Gerçek fail bu düzenin kendisidir. Asıl fail, gerici düzenin ta kendisidir. Bir yandan kadınlar ucuz işgücü olarak görüp sömürülüyor, bir yandan da onları 'namuslu kadın' imajı yaratılarak evlere hapsedilmek isteniyor. Özgürlüğü ve eşitliği savunan, sokağa çıkan kadın ise namussuz olarak yaftalanıyor. İşte bu düzen hüküm sürsün diye, bu cinayetlerin failleri iyi hal indirimleriyle adeta affediliyor. Gericilik tahakkümü, tahakküm ise şiddeti doğuruyor. BUnun sonucunda da kadın cinayetleri çığ gibi artıyor. Bu düzen, kadınların sokağa çıkmasını istemiyor. Bu ülkenin kadınlarının fıtratında boyun eğmeme var. Tüm boyun eğmeyen kadınları Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi'nde örgütlenmeye davet diyorum. Bu gericiliği bu topraklardan hep birlikte def edeceğiz. Bu karanlıktan nemalananları da hiç unutmayacağız. Zorunlu din dersi okullardan kalkmadan gericilikle mücadele olmaz. Resmi evraklardan din hanesi kaldırılmadan gericilikle mücadele olmaz. Ülkemizi bu karanlığa mahkum eden herkesten hesap soracağız. Tüm hak ihlallerini hukuki ve siyasi zeminde mücadele edeceğiz. İl il, sokak sokak dolaşarak tüm hak ihlallerine karşı örgütleneceğiz. Bu karanlıktan ancak örgütlenerek çıkarız. 

"BU HAREKETİ İMZA TOPLAMAK İÇİN DEĞİL SOMUT MÜCADELE SÜRDÜRMEK İÇİN KURDUK"

Enver Aysever konuşmasında şunları söyledi: 

Biz bu hareketi beş yüz kişiden imza alalım sonra eve gidelim, rakı sofrasına oturalım diye kurmadık. Twitterdan sallamak için de kurmadık. Moda olan bildirilerden değil bu. İmzayı at, yan gel yat. Böyle değil. Bu Türkiye'de böyle bir aymazlığa hakkımız yok. 

Arkamızda zengin bir birikim var. Türkiye'nin aydınlanma geleneğini, birikimini kimse küçümsemesin. Önceki gün çok değerli şairimizi, Ahmet Oktay'ı yitirdik. Niceleri gerimizde kaldı. Bu birikimi hiçbir şekilde yok edemezler.

Kimseden dilencilik yapmayacağız. CHP’den de HDP’den de bir şey istemeyeceğiz. Peki napacağız? Somut işler yapacağız. Elimizde bir gündem var. İmam hatiplerin eski haline dönmesi, bir ihtiyaç varsa imam okullarının ihtiyaç kadar olması için mücadele vereceğiz. Resmi evraklardan din hanesinin kaldırılmasının için mücadele edeceğiz. Zorunlu din derslerinin kaldırılması için mücadele edeceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın şişkin bütçesiyle mücadele edeceğiz. Bunun için tüm hukuki girişimlerde bulunacağız. Türkiye’nin her yerinde, gericilik yönünde atılan adımları teke teker takip edeceğiz ve hukuki girişimlerde bulunacağız. Bu toplantıları Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştireceğiz. Buradan bir adım bile geri adım atmayacağız. Bütün bunları sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz. Bugün burada, yarın Türkiye'nin her yerinde "ben de varım" diyenlerle iletişim kuracağız. Hak ihlallerini, gericiliğin insanlarımız ve toplumsal yaşam üzerinde kurmaya kalktıkları tahakkümü, hukuksuzlukları birbirimize haber vereceğiz, bütün bunların üstüne gideceğiz. Kimse çocuğunu okula yollarken, onun aklını acaba nelerle dolduracaklar diye düşünmesin, kadınlar aşağılanmasın, toplumsal hayattan dışlanmasın, bilim, sanat, kültür, insanlık yaşasın diye. Buna var mısınız, yüksek sesle "ben de varım" diyor musunuz?

KAYNAK: http://haber.sol.org.tr/turkiye/gericilige-karsi-aydinlanma-hareketinde-ben-de-varim-diyenler-izmirde-bulustu-148139

 

Son Güncelleme: 06.03.2016 20:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177