Rahmi
Rahmi
29 Kasım 2015 Pazar 11:58
Allah hepimize böyle onurlu bir yaşam ve ölüm nasip etsin.

 Allah hepimize böyle onurlu bir yaşam ve ölüm nasip etsin. Önemli olan nasıl öldürüldüğümüz değil nasıl yaşadığımızdır Bizler her saniyemizi halkımızın değerlerine kutsallarına bağlılıkla geçireceğiz. Sayın Elçi böyle demişti. Elçi, son saniyesine kadar barışı ağzından eksik etmedi. Onun mirası budur, bizler topraklarımızda çok acı gördük; kan gördük; savaşlar gördük. Her gün cenazeler kaldırdık, morg kapılarında büyüdük. Bunu bir kader olarak kabul etmedik, elbet topraklarımıza barış gelecek. Bunda ısrarcı olacağız, Elçi’nin son sözleri bizim de sahipleneceğimiz barış bayrağıdır. Kan, savaş, ölüm istemedik. Topraklarımızda özgürce yaşamak istedik.

Gerçekler yakıcıdır ama birilerinin söylemesi gerekir, hakikati gizleyerek hiçbir yere ulaşamayacağımızı bilenlerdi Elçi, bedel ödemek gerekir. Koşullar ne olursa olsun cesur olmayı gerektirir, rüzgarın estiği yola göre değil, her koşulda bedel ödemeyi gerektirir.

Elçi, yatağında yastığında ölmeyeceğini bilenlerdi. Hepimiz böyle çıkmadık mı yola? Çocuklarımız torunlarımız yataklarında rahat ölsünler diye canımızı ortaya koyduk, bizi yıldıramazlar böyle.

Sevgili eşinin de belirttiği binlerce onbinlerce faili meçhul karşılayacak. Hepsi çok tanıdık, hikayeleri aynı. Tıpkı Kürdistan toprakları gibi acılıdır yaşam öyküleri. Her birinin yaşam öyküsü acı tarihi, topraklarımızın tarihiyle aynıdır.

Seni Allah’a emanet ediyoruz. Çok şükür ki yüz binlerce dostumuz var, Kürt ile Türk ile demokrasiye inanan yüz binler bugün arkandan ağıt yakıyor.

Bu siyasi cinayetin tam olarak aydınlanacağından şüphemiz var. Haklı şüphemiz var, geçmişte o kadar çok yaşandı ki topraklarımızda benzer acılar yaşandı. Hiçbirinin arkasından failler yakalanacak diye içimiz rahat uğurlayamadık. Çünkü bu devlet hiçbir zaman hepimizin devleti olmadı. Herkes devleti kendi mülkü gibi kullandı. Hepimizin olsun diye, ortak yönetim olsun diye çok uğraştık; uğraşıyoruz. Ama Kürt halkı şunu iyi biliyor; Tahir’i öldüren devlet değil, devletsizliktir.

Çünkü biliyoruz ki bugün barış elçisi başkanımızın arkasından ‘oh olsun’ diyen on milyonlar da var. Ankara’da bu acıyı yüreğinde hissetmeyen bir yönetim, anlayış var. Nasıl bizim yönetimimiz diyebiliriz. Acıda bile ortaklaşamayan bir toplumu nasıl bir arada tutabiliriz. Tahir Başkanın mirası emaneti yükü ağırdır, ama halkımız bu ağır yükü taşırken tarihi sorumluluğu unutmayacak. Biz bu özgürlük kervanını varması gereken yere ulaştırana kadar herkesle ortak mücadeleyi büyüterek yürüteceğiz. Gözün arkada kalmasın, böyle olmasını istemezdik.


Son Güncelleme: 29.11.2015 12:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol