23 Kasım 2012 Cuma 10:13
12 Eylül davası: Darbeciler aklanıyor, Türkiye halkı yargılanıyor

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı 12 Eylül davası, cevapsız kalan sorularla devam ediyor. AKP rejiminin darbecileri yargılamak konusundaki samimiyetine dair birçok kuşku kısa sürede gerçekliğe dönüşürken, dava 12 Eylül'cülerin Türkiye toplumunu yargıladığı bir kürsüye dönüşmüş durumda.

Evren ve Şahinkaya'nın sadece darbe gerçekleştirmek suçundan yargılandığı mahkeme süreci, sanıkların ifadeleri sayesinde 12 Eylül faşizmini aklayan bir tarih yazımına da meşruiyet sağlamakta. Bu koşullarda, darbelerle hesaplaşılması ve darbecilerin yargılanması değil, Evren ve Şahinkaya nezdinde tüm 12 Eylül ruhunun aklanması söz konusu oluyor.

12 Eylül'ün sahibi kim?
Dava sürecinde dikkati çeken tutarsızlıkların en başta geleni, Türkiye tarihini köklü biçimde etkilemiş olan bir siyasal müdahelenin sadece dönemin komutanlarından Evren ve Şahinkaya'nın kişisel tercihlerine indirgenmesi oluyor. Savcılık tarafından hazırlanan iddianame, baştan aşağı anti-komünizm ve emekçi düşmanlığı kokan ifadeleriyle, bizzat 12 Eylül'ün resmi söylemini kullanıyor. Öte yandan 12 Eylül darbesine çeşitli düzeylerde destek vermiş birçok kişi ve kurum ise, yargılama sürecinin dışında tutuluyor.

En başta Türkiye sermaye sınıfının ve ABD'nin 12 Eylül darbesindeki rolü, bu dava sayesinde karanlığa itiliyor. Oysa TÜSİAD tarafından alkışlarla karşılanan darbe, sermaye sınıfının göz bebeği olan Turgut Özal'ın 24 Ocak kararlarını resmi ekonomi politikası yapmış, kısa süre sonra da siyasal iktidarı Özal'a devretmişti. 12 Eylül ile birlikte, çok sık tekrarlanan deyişle, sermaye sınıfı için gülme zamanı gelmişti.

Öte yandan, 12 Eylül darbesini "bizim çocuklar başardı" sözleriyle tarif eden ABD de, darbelerle hesaplaşma sürecinin dışında tutuluyor. TSK'nın emir-komuta zincirinde NATO ve ABD izni dışında bir darbe yapılamayacağı artık burjuva politikacıları tarafından dahi zikredilirken, iddianame ABD'nin darbe sürecindeki rolüne değinmeye bile gerek duymuyor. Dolayısıyla 12 Eylül darbesi, şimdi hayli yaşlanmış ve bazıları hayatını kaybetmiş olan birkaç generalin "kişisel tercihlerine" indirgenmiş oluyor. Türkiye emekçilerinin ve solunun karşılaştığı en şiddetli saldırının arkasındaki failler ise, el çabukluğuyla karanlığa itilmiş oluyor.

Darbecilerin hak talebi
Fakat AKP rejiminin 12 Eylül'le hesaplaşması ve darbeci generalleri yargılaması, bir başka açıdan daha imkansız görünüyor. Zira bugün AKP eliyle yürütülen ve sivilleşme-demokratikleşme etiketleriyle pazarlanan birçok uygulamanın, bizzat 12 Eylülcüler tarafından başlatıldığı biliniyor.

Örneğin 12 Eylül'le özdeşleşmiş bir kurum olan YÖK, "darbelerle hesaplaşan" AKP tarafından kaldırılmadığı gibi, yeni ve daha baskıcı işlevlerle güçlendiriliyor. YÖK'ün kuruluşuyla öğrenci hareketleri baskı altına alınmış, üniversitedeki bilimsel ve demokratik atmosfer dağıtılmış ve bu sürece direnenler de şiddetle cezalandırılmıştı. Ancak bu tür uygulamaların sorumlusu olan 12 Eylül yönetimini yargılayacağını iddia eden AKP, kendi iktidarı döneminde yüzlerce öğrenciyi hapishanelere doldurdu, üniversiteleri medreseye dönüştürdü ve eğitimin yönetimini doğrudan sermaye sınıfının eline verdi.

Türkiye'nin gericileştirilmesi sürecinde önemli bir aşama olan eğitimin gericileştirilmesi konusunda da AKP'nin 12 Eylül'ü yargılamaktan çok, onu takip ettiğini söylemek mümkün. Bugün AKP iktidarının büyük bir basınçla uygulamaya koyduğu imam hatip okulları ve eğitimin dinselleştirilmesi dayatmasının en yoğunlaştığı dönem olarak 12 Eylül karşımıza çıkıyor.

Aynı biçimde kitapların yakıldığı bir dönem olan 12 Eylül'le ve sorumlularıyla hesaplaştığını ileri süren AKP döneminde, yüzlerce gazeteci tutuklandı ya da haklarında dava açıldı. Hatta Başbakan'ın ağzından dökülen "kitaplar bazen bombadan daha tehlikelidir" sözüyle, henüz basılmamış kitaplar dahi toplatıldı.

Dolayısıyla, Evren ve Şahinkaya'nın "bizi yargılayamazsınız" biçimindeki sözlerini, AKP icraatlarına dair bir "hak talebi" olarak görmek mümkün. Yani Evren ve Şahinkaya'nın suçlu ilan edilebilmesi için, bugün AKP tarafından yürürlüğe sokulan toplumsal ve siyasal düzenlemelerin de halka karşı işlenmiş suçlar kapsamına alınması gerekiyor. Mahkemede kendilerine yöneltilen suçlamaları reddederken takındıkları rahatlık ve kayıtsızlık, AKP'nin beslendiği zemini 12 Eylül'ün yarattığını bilmelerinden kaynaklanıyor. Evren ve Şahinkaya, kendilerini yargılayan otorite AKP rejimi olduğunda, suçlanmayı değil takdir edilmeyi bekliyorlar.

Darbeciler halkı yargılıyor!
Ancak dava sürecinin en can alıcı noktası, sanık sıfatıyla mahkeme karşısına çıkarılan Evren ve Şahinkaya'nın, bu sayede kendilerini ve bütün bir 12 Eylül faşizmini aklamak için yepyeni bir fırsata kavuşmaları. Her iki general de, kendilerine sorulan sorular karşısında "biz kurucu iktidarız, bizi yargılayamazsınız" sözleriyle AKP'nin üzerine yerleştiği zeminin kendileri tarafından kurulduğunu ifade etmiş ve dava sürecinin sınırlarını göstermişlerdir.

Oysa "12 Eylül yargılanıyor" rüzgarının etkisiyle dikkatlerden kaçan, bizzat yargılandıkları söylenen darbecilerin Türkiye toplumunu yargılamakta olduğu. 12 Eylül'ün arkasındaki failleri ve sermayenin 12 Eylül planını deşifre etmeden girişilen bir yargılama sürecinde, darbe öncesi döneme dair klasik söylem de rahatlıkla yeniden yürürlüğe sokulabildi. Duruşmalarda 12 Eylül'den önce ülkenin bir kaos içinde olduğu, beceriksiz siyasetçilerin ülkeyi yönetilemez hale getirdiği, her gün sokakta insanların birbirini öldürdüğü, sağcıların da solcuların da cinayetler işlediği gibi klişelere dayanan tarih söylemi, Evren ve Şahinkaya tarafından yinelendi. Sonuç olarak generaller neredeyse darbe yaparak memlekete ne kadar büyük bir hizmette bulunduklarını ileri sürdü.

Bu nedenle Evren rahatlıkla "ülke o günkü olaylara layık değildi, gerekeni yaptık, bugün de olsa aynı şeyi yapardık" diyebiliyor; Şahinkaya kolaylıkla "Türk milleti için en doğru olanı yaptık, bizi ancak tarih yargılayabilir" şeklinde konuşabiliyor. AKP rejimi darbelerle hesaplaşıp darbeci generalleri yargılamak şöyle dursun, mahkeme adı altında Evren ve Şahinkaya'ya kendilerini savunmak için bir kürsü sunmuş oluyor. Darbeleri onun esas mağduru olan halk yargılamadığı sürece yargılanan darbeciler değil, halk oluyor.

(soL - Haber Merkezi)


Son Güncelleme: 23.11.2012 10:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol