01 Nisan 2016 Cuma 11:23
Tapu Sicilinin Tutulmasından Kaynaklı Tazminat

 T.C.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi

E:2015/2480

K:2015/1981

T: 24.03.2015

Tapu Sicilinin Tutulmasından Kaynaklı Tazminat

Tazminatın Hesaplanması Usulü

Husumet

Özet: Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu, devletin zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu edeceği, tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün teşkil ettiğinden, bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK’nın 1007. maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğu, bu durumda; davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu taşınmaz üzerindeki kat irtifakının, kat mülkiyetine taşınması sırasında, düzenlenen resmi senede aykırı olarak davalı gerçek kişi adına tescil edilmesi nedeniyle açılan tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı tazminat davasında, taşınmazın emsal karşılaştırılması metodu ile değerinin belirleneceği, emsal satışların değerlendirme tarihi olan dava tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerektiği nazara alınmalıdır.

(4721 s. MK m. 1007)

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine vekili ile gerçek kişi vasisi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili 07.02.2012 havale günlü dilekçe ile, M... Ç... Mahallesi 1990 ada 4 parsel sayılı 6 numaralı bağımsız bölümü satın aldığı, resmi akit senedinin düzenlenmesine rağmen, kendi adına yerine davalı gerçek kişinin adına tescil edildiği, taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, üçüncü kişi tarafından ipotek karşılığı banka kredisi kullanıldığı, daha sonra ipotek ile birlikte tekrar davalı gerçek kişice satın alındığı, kredi borcu ödenmediğinden bankaca, 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/7090 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, icra memurlarınca kıymet takdiri için taşınmaza gelinmesi sonucu, vekil edenin durumdan haberdar olduğu gerekçesiyle vekil edenin uğradığı 100.000.-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı gerçek kişi vasisi vekili tarafından temyiz edilmiş, Hazine vekili tarafından 05.02.2005 tarihli dilekçe ile de, Şarkışla İcra Müdürlüğü'nün 2015/184 esas sayılı dosyasındaki Ahmet Turan adına olan alacağa ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.

Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

1-                   Hazine vekilinin ihtiyati haciz istemine ilişkin olarak; 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 13. maddesi, 2004 sayılı İİK'nın 258. maddesi atfıyla 50. maddesi ve HMK'nın 9 ve 390. maddeleri uyarınca istemin reddine karar verilmiştir.

2-                   Davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; 4721 sayılı TMK'nın sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesinde "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder." hükmü yer almakta olup, tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün teşkil ettiğinden, bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK'nın 1007. maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda; davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı gerçek kişinin zarardan müteselsilen ve müştereken sorumluluğuna karar verilmesi usûl ve yasaya aykırıdır.

3-                   Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; incelenen dosya kapsamına göre, dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu taşınmaz üzerindeki kat irtifakının, kat mülkiyetine taşınması sırasında, düzenlenen resmi senede aykırı olarak davalı gerçek kişi adına tescil edildiğine göre, tapu sicilinin tutulmasından, TMK 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumlu olduğu anlaşıldığından, davalı Hâzinenin diğer temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi gerekmiştir. Ancak, mahkemece, emsal karşılaştırılması metodu ile değer belirlenmesinde bir yanlışlık yok ise de, emsal satışların değerlendirme tarihi olan dava tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan değer biçilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

Bu nedenle; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü, benzer vasıflı ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması ve değerlendirme tarihi olan 2012 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.

Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentde açıklanan nedenlerle, davalı Hâzinenin 05.02.2015 tarihli dilekçe ile talep ettiği ihtiyati haciz isteminin (REDDİNE),

2) Yukarıda ikinci ve üçüncü bentde açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin ve davalı gerçek kişi vasisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), taraflarca 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 388/4. (HMK m. 297/ç) ve HUMK'nın 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire kararının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, temyiz harcının istek halinde iadesine 24.03.2015                     günü oy birliği ile karar verildi.

Son Güncelleme: 01.04.2016 11:25
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol