Rahmi
Rahmi
15 Eylül 2016 Perşembe 07:47
AYM'mi, Danıştay mı, İdare Mahkemesi mi?

Rahmi Ofluoğlu
AVUKAT

Danıştay 5. Dairesi 4. 4. 2016 tarih, 2014/1845 E. , 2016/1931 K. Sayılı kararıyla “Kanun Hükmünde Kararnameler, yürütme organının bir işlemi olmakla birlikte, fonksiyonel açıdan kanun niteliği taşıyan hukuki düzenlemelerdir. Dolayısıyla, idari işlemlere karşı açılan davaların çözümüyle görevli idari yargıda, KHK hükmünün iptali için açılmış bir davanın incelenmesi hukuken olanaksızdır.

“Davacı, 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 90. Maddesi uyarınca şube müdürü görevinden alınmış sayılmış, KHK’de atama yapma konusunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem tesis etme olanağı tanımamıştır. Bu nedenle, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenleme ile görevinden alınmış sayılan davacı hakkında, davalı idarece kurulmuş, idari davaya konu olabilecek bir işlemin varlığından söz edilmesine olanak bulunmamaktadır” demiştir.[1]

1-                           Kanun yollarının tüketilmesinden bir sonuç alınması beklenmiyorsa, hakkı ihlal edilen kişiden kanun yollarına başvurması beklenmemektedir. Başvuruya konu olacak somut olayda, yüksek yargı organları tarafından yerleşmiş bir içtihada dayanarak verilen ve yakın zamanda tekrarlanan bir karardan farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir neden bulunmuyorsa, hakkı ihlal edilen kişiden kanun yollarını tüketmesi beklenemez. [2]

Somut Olayda Danıştay 5. Daire’nin söz konusu kararı karşısında AYM’ye bireysel başvuru için kanun yollarının tüketilmesine gerek olmadığı düşünülebilir ancak Danıştay dairelerinin birbiriyle çelişen birçok kararı bulunmaktadır.

Kanun yollarının tüketilmesine gerek olamayan tek istisna bu değildir.

2-                           Başvuruya konu olan normun esaslı anayasal sorunlar ortaya koyması ve mahkemenin kararının somut olay dışında benzer birçok durumu aydınlatacak olması söz konusu ise, bireysel başvurunun genel öneme sahip olması işlevi nedeniyle kanun yollarının tüketilmesi koşulu aranmayacaktır.[3]

KHK ile 60 bin memurun işinden edildiği düşünülürse ortada esaslı bir anayasal sorun olduğu,  AYM’nin kararının benzer durumda olan 60 bin olayı aydınlatacak olması olağan hukuk yollarının tüketmeden doğrudan AYM’ye gitmenin yerinde olacağının açık dayanağıdır.

Doğrudan AYM’ye gidilebilmesinin diğer nedeni:

3-                           Başvuruya konu edilecek işlemin derhal uygulanması nedeniyle ağır ve başka türlü giderilemeyecek bir zarar söz konusu ise ve bireysel başvuru sonucunda verilecek karar bu zararı önleyebilecek ise kişiden kanun yollarını tüketmesi beklenmemektedir.[4]

60 bin insanın kamu görevinden atılmış olduğu, bu kişilerin işsiz kaldığı, ekonomik sefalete sürüklendikleri düşünülürse başvuruya konu KHK’lerin uygulanmış olması nedeniyle giderilemeyecek büyük zararların ve toplumsal bir yaranın oluşmakta olduğu ve bunun kanun yollarını tüketmeye gerek olmadan AYM’ye bireysel başvuru yapma konusunda diğer esaslı bir neden olduğu tartışmasızdır.

Bu üç nedenden ötürü İdare mahkemesi veya Danıştay’a gitmeden doğrudan AYM’ye gitmenin doğru olacağı kanaatindeyiz.

İdare mahkemesi mi Danıştay ‘mı?

İdare mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve Danıştay birlikte idari yargıyı oluşturur. Somut olayda KHK bir hükümet kararı olduğu için her ihtimali düşünerek illa idari yargı yoluna gidilecekse bunun idare mahkemesi olmayıp Danıştay olacağı çok açıktır.

Ancak şimdiye kadar idare mahkemelerine başvurmuş olanların da bir hak kaybı söz konusu değildir. Çünkü İYUK’a göre yanlış mercie başvuru 60 günlük süreyi keser. Başvurulan hatalı merciin görev yönünden davayı ret etmesi halinde yeni bir 30 günlük sürede yetkili ve görevli mahkemede dava açılabilecektir.

İdare veya Danıştay’a açılacak davaların 200 lira gibi bir başvuru harcı olacaktır. Ayrıca davanın ret edilmesi halinde mahkeme hazine lehine 1000 lira dava harcına hükmedecektir.

Bu masraf bizce gereksiz bir masraftır ancak masrafı göze alabilenlerin idari yargıda dava açmasında bir sakınca yoktur.

Sonuç olarak mutlaka KHK’nin resmi Gazete’de yayınlandığı tarihten itibaren 30 günlük dava açma süresinde AYM’ye dava açılmalı, bu davalar mümkünse avukatlar vasıtası ile açılmalıdır.

 

 

 




[1] Av. Doğan Erkan
Odatv.com

 

[2] Anayasa Mahkemesi Raportörleri Ders Notları

 

[3] Anayasa Mahkemesi Raportörleri Ders Notları

[4] Anayasa Mahkemesi Raportörleri Ders Notları

Son Güncelleme: 15.09.2016 07:50
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177