Değerli meslektaşlar,
Bundan iki yıl önce 2008 yılında bir başkan ve 10 yönetim kurulu üyesini seçtik. Baro yönetim kurulunun, başlıca görevleri Avukatlık Kanununun 95. maddesinde 22 bentte sayılmıştır. Yönetim kurulumuz bu iki yılda, kurul olarak gerçekleştirdikleri, nimette ve külfette ortaklaşa hak ve sorumluluk altında bulundukları çalışmalarını içeren çalışma raporlarını genel kurulun bilgisine ve onayına sunacaklar. 6 Kasım 2010 günü, geçmiş iki yıllık çalışma döneminde neler yapılıp neler yapılmadığını, seçilmeden önce söylenenlerin ne ölçüde gerçekleştiğini değerlendirecek, varsa övgülerimizi, eleştirilerimizi dile getireceğiz. Sonucunda da yönetim kurulunu geçmiş iki yıllık çalışma dönemi için ibra edip etmeyeceğimize karar vereceğiz.
Yönetim kurulundaki 10 meslektaşımızdan 9'u, önümüzdeki dönemde de baro başkanı, yönetim kurulu üyesi ve TBB delegesi olarak genel kurulda adaylığını açıklayıp, bizlerden yeniden görev istiyorlar. Aslında onuncu meslektaşımız da yönetim kurulu üyesi olmak isteğini kendi grubunda açıklayıp aday adayı olmuş, kendi grubunun iç hukukuna göre yaptıkları önseçimde seçilerek, grubunun adaylarından birisi olmayı da başarmıştı. Ancak, Önce İlke grubunun temsil ettiği ilke ve değerlere uygun bir aday olmadığı şeklindeki iddialar üzerine, grubu kendisinin adaylığını iptal etmiş bulunuyor. Evet, mevcut yönetim kurulunda halen birlikte görev yapan meslektaşlarımız -biri hariç- yeniden aday olarak karşımıza çıktılar.
Buraya kadar her şey olağan. Elbette bu arkadaşlarımız yeniden aday olabilirler. Meslektaşlarımız da, onların iki yıl içindeki performanslarına bakarak, yani yönetim kurulumuzun iki yıldaki çalışmalarını değerlendirerek tercihlerini yapar.
Yalnız bu defa meslektaşların kafasını karıştıracak önemli bir sorun, açmaz var: Yeniden adaylıklarını açıklayan bu meslektaşlarımız bu defa üç farklı listeden, üç ayrı gruptan seçim yarışına katılıyorlar. Yani, eğer yönetim kurulumuz başarılı ise, bu başarıyı hangi meslektaşımızın hanesine yazacak, hangi gruba ve nasıl paylaştıracağız. Zira, her üç grup da yönetim kurulunu başarılı buluyor olacaklar ki, bu meslektaşlarımıza kendi listelerinde aday olarak yer vermişlerdir. Burada sorun ve açmaz, yönetim kurulumuzun iki yıllık faaliyetinin başarısını meslektaşlarımızın hangi gruba mal edeceğindedir.
Önce İlke Grubu, aynı grup ismiyle ve fakat iki ayrı aday listesi ile seçimlere katılıyor.
Birinci liste şimdiki baro başkanımız sayın Muammer Aydın'ın başkanlığındaki listedir. Yönetim kurulumuzun üç üyesi (biri yine yönetim kurulu, ikisi TBB delegesi olarak) bu listeden yeniden aday gösteriliyor.
İkinci Önce İlke listesinden de dört yönetim kurulu üyemiz aday oluyorlar. Biri başkan adayı, üçü de yeniden yönetim kurulu üyesi adayı olarak.
Üçüncü liste Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG) listesi. İki yıl önce gruptan ayrılan bir kısım meslektaşımızın da katılımıyla oluşan Katılımcı Avukatlar (KAV) Grubundan sonra, bu dönemde de Özgürlükçü Hukuk Platformundaki avukatlar ÇAG'dan ayrıldılar ve onlar da tıpkı KAV grubu gibi seçimlere ayrı bir liste ile katılıyorlar. İşte, bünyesinde son dönemde giderek çatlaklar yaşayan, tıpkı Önce İlke gibi bölünen ÇAG da, yönetim kurulumuzun iki üyesini kendi listesinden (TBB delegeliğine) yeniden aday olarak gösteriyor.
Neresinden bakarsanız bakın, halen daha birlikte çalışan yönetim kurulumuzun mesleğimiz, yargı ve hukuk sorunları konusunda yaptığı çalışmaları yeterli ve başarılı bulan avukatların işi gerçekten de çok zor.
Neden mi?
Bu başarıdan yönetim kurulu üyelerimize ve onların aday oldukları listelere ne ölçüde pay düşecektir? Her iki Önce İlke grubu da, ÇAG da bu seçimlerde, herhalde geçmiş iki yıllık faaliyet döneminde yapılan işlerden sitayişle ve övgüyle bahsedeceklerdir. Öyle ya, eleştirecek olsalar bu faaliyetin sorumlularına kendi listelerinde yer vermezlerdi herhalde!..
Önce İlke yönetimindeki baronun çalışmalarından memnun olmayanların ise böyle bir dertleri yok. Onlar, zaten baronun yönetiminden mutlu ve memnun değiller. Onlar, bu dönemde de eleştirilerini, kendi hedeflerini, programlarını, farklılıklarını, ilkelerini ve değerlerini, yönetime seçilmeleri halinde mesleğin, yargının ve hukukun sorunlarına nasıl yaklaşacaklarını, mesleğimiz ve ülkemiz için neler yapacaklarını anlatacaklar ve meslektaşlarımızın oyunu isteyecekler.
Aralarında elbette nüanslar vardır. Ama görünen o ki, baro yönetimini başarılı bulan meslektaşlarımızın oyları, yönetim kurulu üyelerinin yeniden aday gösterildiği iki Önce İlke listesi ve ÇAG listesi arasında bölünecektir.
Baro yönetiminden memnun olmayanlar ise siyasi, mesleki ve toplumsal sorunlara, hukuka, yargıya ve avukatlık mesleğine yaklaşımına bakarak Katılımcı Avukatlar (KAV) Grubu, Hukukun Üstünlüğü Platformu ve Özgürlükçü Hukuk Platformu arasında bir tercih yapacaklar...
Baro yönetimini başarılı bulan meslektaşlarımızın cevap bulması gereken esas soru ise, madem bu kadar başarılıydılar neden üçe bölündüler?
Av. Akın Atalay
Katılımcı Avukatlar (KAV) Grubu
TBB Delege Adayı