27 Mart 2014 Perşembe 10:04
Zorbalık yalansız olmaz

Hakikaten hem dünyada hem de ülkede, ötekileşmenin düşmanlığa vardığı bir noktaya geliyoruz.

DIŞARIDA

Ukrayna olayından sonra, mesela Suriye yeniden gündemde.

Türkiye’den Suriye’ye sokulan ÖSO ve/veya IŞİD, kısaca alayı El Kaideci olan teröristleri korumak için bir Suriye uçağı düşürüldü.

Hükümet, uçağın sınır ihlali yaptığını söylese de paraşütle atlayan pilot epey içeride Suriye topraklarına indi.

Öte yandan Abdullah Öcalan’ın ortaya çıkan tapelerinde “Rojava”da yine hükümet desteği görülüyor.

El Kaideci ve PKK’lı teröristlere destek veriyoruz, bunların karşısında ülkesini, toprak bütünlüğünü savunan Beşar Esad’ı diktatörlükle suçluyoruz.

Aydınlık gazetesi, seçime sıkışan Erdoğan’ın olaydan çok önce, 20 Mart’ta Suriye savaş uçağı düşürülsün emri verdiğini yazıyor.

E zorbalık yalansız olmaz dedik işte.

Tüm bunlar olurken TSK ve Dışişleri Bakanlığı iki ayrı açıklama yapıyor.

Dışişleri Bakanlığı şöyle diyor:

“Türkiye’nin Lazkiye/Kesep bölgesinde muhalif güçlere topraklarını kullandırdığı veya diğer şekillerde destek sağladığı yönünde bazı kesimlerce ortaya atılan iddialar gerçek dışıdır”

E bu teröristler havadan mı geldiler de girdiler Kesep’e?

Oradaki köyler neden boşaltıldı?

Bakın Odatv’deki haberden alıyorum:

“İngiliz Financial Times, kuzey bölgeleri isyancıların elinde tutup tutamayacağının bilinmediğini söyledikten sonra “İsyancılar, Suriye’ye ait bir savaş uçağını düşüren Türkiye’den destek aldıklarını iddia ediyorlar” derken isminin gizli tutulmasını isteyen bir aktivistin ise “Türkiye, kendi sınırı yönünden isyancıların savaş alanlarına girmelerine izin veriyor” şeklindeki açıklamasına yer veriyor.”

TSK ise açıklamasında da şöyle diyor:

Türk Silahlı Kuvvetleri; Anayasamızda işaret edilen “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” ilkesine sadık, hukukun üstünlüğüne inanan, insan haklarına saygılı ve anti demokratik usul ve uygulamaları reddeden duruşunu muhafaza etmekte kararlıdır.”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Süleyman Şah Saygı Karakolu hariç, SURİYE topraklarında herhangi bir birliği bulunmamaktadır.”

Yunanistan’da yayın yapan “defencenet.gr” isimli internet sitesi Türk tank ve kobra helikopterlerinin Suriye’ye girdiğini ve Kesep bölgesinde ÖSO’ya destek verdiğini ileri sürdü.

İsrail’in Debkafiles benzeri, askeri haber alma ve sızdırma sitesi olan “defencenet”, Suriye ordusunun Halep yakınlarındaki SCUD-B füzelerini alarma geçirdiğini, ÖSO mensubu yaralıların Türk ambulanslarıyla Hatay’daki hastanelere kaldırıldığını iddia etti.

Şimdi başında TC ibaresi olan iki önemli kuruma mı inanacağız, yoksa biri İngiliz diğeri Yunan iki yabancı medyaya mı?

Bir seçim için, Suriye’de yenilen teröristler için, savaşa mı gireceğiz?

Yorum sizin.

İÇERİDE

Ancak şiddetten bahsetmişken yerel seçimlere doğru beklenen olayların ucu baş verdi. Ankara Batıkent’teki palalı saldırılarında 3 kişinin yaralandığı haber veriliyor.

Ankara’nın şiddete başvurmaktan çekinmeyen (Turgut Altınok ile çatışmalarını hatırlayın) Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “provokasyon lafları sonrası şehre gelen çakma ülkücü serseri takımı, seçim gecesi kaybetme olasılığına karşı ortalığı karıştırmaya hazırlanıyor.

Gökçek, halkı kışkırtıp sokağa dökerek, kaybedeceği belli olan seçimleri dalgaya getirmeye çalışıyor.

Mansur Yavaş da bunu açıkladı zaten.

CHPli olarak bilinen bölgelerde seçmen kayıtları iptal ettiriliyor. 1 milyona yakın Suriyeli’ye oy kullandırılacağı söyleniyor. 52 milyon seçmen varken 150 milyon seçmen pusulası bastırılıyor. Mühürler çalınıyor, sandık görevlilerine tehdit ve şantajlar yapıldığı ileri sürülüyor.

Twitter kapatılıyor, youtube sırada, seçim gecesi sadece internet değil elektriklerin bile kesileceği söyleniyor.

Ve tüm bunlar bol miktarda yalan sosuyla servis ediliyor.

Şiddet acizin çaresidir diye boşuna söylememişler. Zorda, darda kalan muktedirler, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Koltuğu bırakmamak için yapamayacakları şey yok. En iyi bildikleri ise zorbalık. 

Bel bağladıkları ise en büyük zorba, Irak, Suriye ve Ukrayna’ya palayla dalan ABD.

O ABD, kendine mecbur bıraktığı RTE için ‘son kullanma tarihini’ 2015’e uzatacak gibi görünüyor.

Çünkü 30 Mart’tan sonra bir ayaklanma var.

PKK unsurları, MİT ile iş bitiren Öcalan’ın talimatıyla isyana hazırlanıyorlar: “Ya müzakere, ya savaş” şiarıyla…

Yine bildiğiniz şiddet.

Ama barış istiyorlar…

Çalıp çırpıp, İslamcıyız diyenler, iktidar gitmesin de ne kadar kan akarsa aksın modunda. 

O Suriye’de etrafa saldıran El Kaideci manyakların görüntülerine bakıyorum.

Ellerinde her türlü silahlar, çılgınca bağırıp sağa sola ateş açıyorlar.

Kafa kesip, tecavüz edip, Müslümanız diyorlar.

Oysa İsrail’in boru hattı taşeronluğunu, “Kürdistan”a enerji koridoru fedailiği yapıyorlar.

Hepsi aldıkları, çaldıkları paraya bakıyor.

Haksız olmanın çıkmazında tam bir hezeyan hali.

Zorbalık yalansız olmaz dedik ya.

Cahilin cesareti ile yalancının zorbalığı birleşmeye görsün…

Halbuki “medeni dünyadan” patronları onlarla işleri bitince harcanacaklar.

Aynı Ukrayna’daki “devrimci” faşist sağ sektör liderinin dün bir barda polislerce kurşun yağmuruna tutulması gibi.

Hüseyin Vodinalı

Odatv.com

Son Güncelleme: 27.03.2014 10:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol