YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR?
banner151

Özgürlük ve eşitlik temelinde yükselen bir toplumsal düzen kurulması, hukukun üstünlüğünü ve sosyal adaletin gerçekleştirilmesini en önemli devlet görevi kabul eden bir siyasal sistem, hepimizin asgari özlemi idi.
 
Amacımız, çağımızın değişen değerlerini, değişmeyen evrensel değerlerle harmanlayarak kamu haklarını önceleyen toplumcu bir bakışı, HUKUK ALANINDA topluma sunmaktı.

Hukukun soyut bir kavram olmaktan çıkıp hayatın gerçekleriyle yüzleştiği yargı sisteminin adaletsizlik ürettiğini biliyorduk. Bu nedenle, yargı mekanizmasının gerek mahkemeler sistemi, gerekse yargı dışı kurumlar aracılığıyla adil şekilde işletilmesi talebi, temel hedefimiz oldu.

Hayata ve olaylara olumlu şekilde bakıyorduk, yeni söylemlere ihtiyaç olduğunu görüyorduk, alışılmışın dışına çıkılmadan yenilik yaratılamayacağının farkındaydık.

Adımızı “Yeni Yaklaşımlar Platformu” koyduk.

Hukukun özü adalettir. Adalet kavramı, sadece bir duygu olarak değil, yerine getirilmesi gereken bir talep olarak toplumsal yaşamın sürdürülmesi bakımından vazgeçilmezdir. Hukuktan adalet olgusunu çekip aldığınızda geriye “hukuk” adına bir şey kalmaz. Bu nedenle, insanlarda ve toplumda adalet duygusu var oldukça, siyasal iktidarlar, görünüşte de olsa, hak arama olanaklarını bireylere / topluma tanımak bir zorundadırlar.

Adalet arayışının tükenmediği bir toplumda umut da tükenmez.

Kuşkusuz hukuk, tüm toplumsal sorunları çözen bir mekanizma olarak görülemez, görülmemelidir. Bu nedenle hukuku dokunulmaz kılmak, hukuku değersizleştirmek kadar yanlış bir tutumdur. Önemli olan hukukun kime hizmet ettiğinin farkında olmaktır.

“Yeni Yaklaşımlar” sitesinde buluşanlar, gördüklerimizin nereden baktığımıza bağlı olarak değişeceği gerçeğini, “durduğunuz yer, gördüklerinizi belirler” ilkesiyle açıklıyorlar. Bizler, adaletsizliği kabul etmiyoruz. Adaletsizliği kaçınılmaz bir yazgı olarak değil, kabul edilmez bir sonuç olarak görüyoruz.

Adaletsizlikler karşısında; özgürlük ve eşitliği aynı anda gerçekleştiren, toplumun ürettiği değer, olanak ve fırsatlardan herkesin hakça yararlandığı paylaşımcı, dayanışmacı bir toplumsal sistemi ve böyle bir düzenin üstün hukuk anlayışının savunucuları olmayı yeğliyoruz.

Cumhuriyetin aydınlık felsefesine ve devrimlere sahip çıkan, emeği önceleyen, insan haklarını önemseyen, her türlü tahakküme ve sömürüye karşı duran bir anlayışı temsil ediyoruz.

Böyle bir anlayışla, önce İstanbul Barosu avukatları arasında düşüncelerimizi yayan çalışmalar içinde olduk. İşe, bülten çıkartarak başladık. Toplantılar düzenledik. İlgi gördük, çoğaldık. Birbirimize inandık, güvendik. Tanınır hale geldik. Sonra iletişimin en kolay ve etkili yolu olan internet üzerinden yayın yapmayı planladık. Üç yıl kadar önce “yeni yaklaşımlar” sitesini kurduk. Bazıları bizleri Baroda seçimlerde bir yerlere gelmeye çalışan kişiler olarak gördüler. Elbette ki barolarla ilgilendik, barodaki seçimlerde rol oynadık, oynamaya da devam edeceğiz. Bizler, iktidarda olmanın, en azından iktidarı etkileyecek noktada olmanın önemini, siyasal gerçekçilik bakımından biliyoruz. Ancak kısa erimli hedefler yerine, Türkiye genelinde etkili olan, hukuk alanında (belki de her alanda) sözü dinlenen saygın, ciddiye alınır bir yapılanma içinde olmayı daha çok önemsiyoruz. Yolumuzu buna göre çiziyoruz.

Ataol Behramoğlu’nun tanımlamasıyla, uzunca bir süredir, kara vicdanlı bir rüzgar yurdu kasıp kavurmaktadır. Ülkemizde, hukuk ağır yaralıdır. Yargı bağımsızlığını yitirmiş, siyasetin hesaplaşma arenasına dönüşmüştür. Oluşturulan yeni HSYK, yargıyı siyasal iktidarın sopası haline getirmiştir. Özel görevli ağır ceza mahkemeleri eliyle muhalefet bastırılmış, bir korku toplumu yaratılmıştır.

Muhafazakarlaşma ve buna bağlı vurdumduymazlık had safhadadır.

Cumhuriyet demokratikleşeceğine, otoriterleşmektedir.

Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet, kendisi kimsesiz hale gelmiştir.

Bu tablo karşısında, barolar ve diğer hukuk kurumları, bireysel tepkilerle yetinen, birbirinden kopuk, etkisiz ve yetersiz bir konumdadırlar.

Toplum bir bütün olarak tepkisizdir.

İşte böyle bir ortamda önce kendimizi yenileyeceğiz.

İlerideki günlerde, arkadaşlarımız, Türkiye’nin gündemi, dünyanın gündemi, sanat ve kültür konuları yanında, yargı ve hukukla ilgili konularda özel bölümler hazırlayacaklar. En güvenilir kalemlerden, titiz çalışmaları ve tarafsız değerlendirmeleri Sitemizden okuma fırsat bulacaksınız.

Ancak biz, Yeni Yaklaşımları, gazetelerin, makalelerin okunduğu bir site olmanın ötesinde, yeni bir örgütlenme platformu olarak değerlendiriyor, çağın iletişim aracı olan internet üzerinden, hayallerimize konu Türkiye özlemine birlikte yürüyelim istiyoruz.

Yeni Yaklaşımlar Sitesi çevresinde buluşanlar olarak, dayanışma üretmek zorundayız.

Mevcut olanaklarımızı zorlayarak daha etkili olmanın, siz izleyicilerimizin beğenisini kazanmanın, sizleri aramıza katmanın, sizlerle çoğalmanın yollarını arayacağız ve bulacağız. Hep birlikte, gerçeği arama, bulma ve toplumu aydınlatma ve gerektiğinde tepki üretme görevimizi, canla başla, sürdürmeye devam edeceğiz.

Aydınlık bir geleceğe, yeni bir ufka doğru yol aldığımızı biliyoruz. Her türlü yozlaşmanın yaşandığı bu günlerde, tertemiz ve dimdik ayakta kalarak insanlığın aydınlık mücadelesini sürdürmekten geri durmayan siz dostlarımızı, yürünecek bu yolda tek tek selamlıyoruz.

Soruyoruz;

“Yeter artık, doğrul! Adına yakışır ol! Kimliğini bul!
Dikilmesi değilse eğer, karşısına
Hayatı yok edenlerin
Halkı halk yapan nedir?”

Biliyoruz;

“Bitmez değil, gün biter
Günü gelir hasret biter, güz biter

Evet evet, aşk biter
Alır gider başını, söz biter
Sabır biter, sınır biter, ah biter

Düş bitmez, ben biterim, düş bitmez.”
Nihat Behram

1 Şubat 2012, Av. Başar YALTI
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner134

banner137

banner138

banner139

300*250(6) -->