29 Ekim Cumhuriyet Bayramı devlet tarafından törenlerle, halk tarafından da şölenlerle kutlandı.

 

Bayrama damgasını vuran, yasaklar ve buna karşı halkın takındığı tutumdu. Halk bayram yasağını her şeye karşın uygulatmadı, Ulustan Anıtkabire yürüdü.

Anadolunun pek çok ilinden 29 Ekim sabahı Ankarada olmak için otobüslerle yola çıkmaya hazırlananlar Aziz Nesinlik gerekçelerle engellenmek istendi.

29 Ekimde otobüsle Ankaraya gidip 30 Ekimde Silivriye duruşma salonuna gelen birkaç dostumuz yolda yaşadıklarını anlattı. Polis durdurunca otobüslerde Türk bayraklarını saklamışlar; yürüyüşe gidildiği anlaşılmasın diye. Bazıları da yan cama havlu bağlamış, düğüne gidiliyor süsü verilsin diye.

İleride bu iktidar dönemine ilişkin yazılacak pek çok yasak öyküsü olacak.

***

29 Ekim sabahı bedenimiz demir parmaklıkların arkasındaydı ama kalbimiz, ruhumuz Ulustaydı.

Bütün beklentimiz Anıtkabire yürüyüş aşamasıydı. On binler, yüz binler istihbarat”, “provokasyon engellerini, yasakları aşıp Ulusa gelmişti; polis barikatını aşıp Anıtkabire yürüyebilecek miydi?

Saat 13.00 sıralarında televizyon muhabirleri, Ulustan Anıtkabir yönüne doğru yürüyüş başladı deyince bir haykırış duydum; ben bağırmışım.

Şu söz bir kez daha kanıtlandı:

Örgütlü halktan büyük bir güç yoktur.

Bazen yasak, çağrı işlevi görür. 29 Ekimde öyle oldu. Devletin tepesinde de ciddi bir krize yol açan, Polis barikatını kim kaldırdı sorusunun yanıtı açıktır. Yasağı kaldıran halk, barikatı da kaldırdı.

O kalkan barikat, korku ikliminin de kalkması demektir.

Halkın, üzerindeki ölü toprağını da kaldırıp atması demektir.

Bilinçli insanların gerçek bir demokrasi için elini kaldırması demektir.

Karşıdevrime, karşı duruş demektir.

Bizler Silivride Cumhuriyet değerlerine bağlılığımızı bir kimlik olarak taşıdığımız için tutsağız. Kaldırılan barikat toplumla bizlerin arasına çekilmek istenen sis perdesinin de tümüyle kaldırılması demektir.

AKPnin, şölenlere katılan milyonlar için Bunlar Ergenekoncu demesi bunun en somut göstergesidir.

Ulus, Anıtkabirle birleşirken öteki illerdeki yüz binlerle ifade edilen şölenlere katılanları da barikatı kaldıranların arasında saymak gereklidir. Öyle ki 30-31 Ekim günleri gazetelerin ana sayfaları bir yana, magazin ekleri bile Cumhuriyet Bayramına bürünmüştü.

***

Ekim ayı boyunca yeri geldikçe, 100. yıl vurgusu yaptık. Cumhuriyetin 89. yılı kutlamaları, 100. yıla giden gerçek yoldur. Cumhuriyetin 100. yılına bu ruhun egemen olacağına inanıyorum.

29 Ekimde toplum bir doğum yaşadı. Cumhuriyeti, kuruluş felsefesiyle birlikte çağın değerleriyle bütünleştirerek 21. yüzyıla taşıdığını gösterdi.

Halk, görevini yaptı.

Sıra siyasette...

89. yılı büyük bir coşku, inanç, kararlılık ve cesaretle kutlayanlarla bütünleşecek siyasi güç, 100. yılın anahtarıdır.

Bu buluşma gerçekleşmiştir.

Şimdi bütün iş, buluşmadan doğan enerjiyi en iyi şekilde kullanabilmek, yönlendirebilmektir.

40’ın üzerinde sivil toplum kuruluşunun Ulusta olma kararlılığı, toplumsal meşruiyeti getirdi. Türkiye Gençlik Birliğinin (TGB) olağanüstü enerjisi, heyecanı getirdi. CHPnin topyekün katılımı, siyasal meşruiyeti ve bütünleşmeyi getirdi. Halkın katılımıyla her şey tamamlandı.

Şimdi sıra 10 Kasımda...

Cumhuriyet