18 Ekim 2011 Salı 10:54
KUŞ ARAYAN KAFESLER!
İçinde bulunduğu kafesin farkına varan, Bay K’nın  Dava’sı varoluşsal bir bunaltı öyküsüdür. Farkeden insanın, çoğunluğun umursamazlığı ve mutluluğu karşısındaki şaşkınlığı ya da, bir başka deyişle…
Umarım farkında değilsiniz. Farkındaysanız, vay halinize…
Yazının devamını okuma ya da okumama kararınızı, şimdi verin lütfen.
Yok yok…
Türkiye’nin içinde bulunduğu halden; yani siyasetten, yargıdan, şikeden ve “Cumartesi yetmez ama…” diyen, TOKİ zengini Ağaoğlu’ndan söz etmeyeceğim.
Yaşadığı, doğal çevrenin yanında, insanlığı da yok eden “insan”a dair söyleyeceklerim.
***
Emperyalizmin ünlü çığırtkanlarından, New York Times yazarı, Thomas Friedman “Küreselleşmenin işleyebilmesi için Amerika sınırsız bir süper güç olarak hareket etmekten korkmamalıdır. Piyasanın gizli eli, gizli bir yumruk olmadan asla işleyemez. Gizli yumruk ABD ordusudur…” diyor pişkinlikle.
Ve sözde Dünya barışını sağlamak için kurulan Birleşmiş Milletler’in gözetimi altında, yani 2. Dünya Savaşı’dan sonra yeryüzünde gerçekleşen 150’ye yakın savaşta, 60 milyondan fazla insan, hayatını kaybetmiştir. Bu sayı, 2. Dünya Savaş’ında ölen insan sayısının 3 katıdır.
Son 10 yılda Irak ve Afganistan’da yaşanan savaşların ABD’ye maliyetinin 3 trilyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Kimin ödediği belli olan, Dünya askeri harcama bütçesi ise, 600 milyar doları ABD’nin olmak üzere yaklaşık 1,5 trilyon dolar…
***
Yeni egemenlerin dini olan Evangelizm’in, ABD’de 70, Brezilya’da 30 milyon taraftarı olduğu biliniyor.
Silahlı 60 milyon kovboyun, sokaklarında dolaşmakta olduğu, Afrika’lı Obama’nın ülkesi ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan, siyah erkeklerin üçte biri, ya hapiste ya da gözaltında…
11 Eylül’ün, bir emperyalist senaryo olduğu artık kesin. Bugün, Dünya üzerinde, neredeyse her 100 kişiye 1 güvenlik kamerası düşüyor. Uydu kameraları da cabası…
 1984’ün yazarı George Orwell’ın dediği gibi; “Dindarların ve ahlaksızların doğal olarak birbirlerini buldukları bir gerçektir.”
***
Türkiye’de 800 kişiye bir imam, 1.000 kişiye bir hekim düşüyor. Cemaat nüfusunun ise 5-6 milyon olduğu tahmin ediliyor.
225 milyon adet cep telefonu ithal ederek, 20 milyar Dolar ödediğimiz, uluslararası tekellere, her yıl silah alımı için de 11 milyar dolar aktarıyoruz.
Ve İsrail-Türkiye ikili ticaret hacmi, 2011 yılının ilk altı ayında yüzde 26 büyüyerek 2 milyar dolara ulaşmış…
Recep Tayyip Erdoğan haklı olarak diyor ki; “Temennimiz, İsrail hükümetinin yaptığı yanlış hesaptan bir an evvel geri dönmesidir.”
Her gün, tüketilen 120 milyon ekmeğin, 12 milyonunun çöpe atıldığı, %99’u Müslüman olan Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi’nde Dünyanın 76. ülkesi. Gelişme eğilimi ise, son otuz yıldır hiç değişmemiş.
***
Tüm Dünyada;
Temel koruyucu sağlık ve beslenme masrafları için, yıllık 13 milyar dolara gereksinim varken, AB ve ABD’nin evcil hayvan yemi harcaması 17 milyar,
Herkesin temel eğitim alması için yıllık, 6 milyar dolar yeterliyken, yalnızca ABD’nin kozmetik harcaması 8 milyar dolar,
Açlıktan ölen insan sayısı yaklaşık 5 milyon, Obezite hastalığına yakalanan insan sayısı ise 350 milyon kişidir.
Ve 1994 yılında, 40 gün içinde 800 bin insanın birbirini kestiği, Ruanda ile 300 bini aşkın insanın katledildiği Darfur’daki soykırımın asıl nedenin kuraklık ve açlık olduğu artık herkes tarafından bilinmektedir.
“Kral da dilenci de aynı iştahla acıkır.” demiş Monteigne. Ama, 500 yıldır krallar doymak bilmiyor, ne yazık ki…
***
Dünyanın en zengin 3 kişisinin toplam mal varlığı, 600 milyon nüfuslu az gelişmiş ülkelerin toplam gelirinden ve Dünyanın en zengin 200 kişisinin mal varlığı ise tüm dünya gelirinin %41’inden daha fazladır.
Sanayileşmiş ülkeler, Dünya üzerindeki tüm patentlerin %97’sine sahip iken, çok uluslu küresel işletmeler bütün teknoloji ve üretim patentlerinin %90’nını ellerinde bulundurmaktadır.
Ve en borçlu 20 ülkenin borç iyileştirmesinin maliyeti, bir adet görünmez uçak maliyetinden bile daha az…
***
18. yüzyılın ortalarına kadar, 150.000 yılda 1derece yükselen Dünya ısı ortalaması, Sanayi Devrimi sonrasındaki 150 yılda, 1 derece yükseldi. Böyle giderse, önümüzdeki 15 yılda da 1 derece daha yükselecek.
Bu felaketin boyutlarını anlatmak için kendimi yetkin görmediğim gibi, bu yazının konusu da değildir. Ancak, şu kadarını söylemek gerekir ki; Zenginlerin refahı için harcanan her türlü doğal kaynağın bedeli, yoksullar tarafından, kuraklık, açlık ve daha çok ölüm olarak ödeniyor.
Yani, Kuzey yarıkürenin “uygar” toplumları, Güney yarıkürenin “ilkel” toplumlarının kanıyla besleniyor.
Son söz Kafka’nın;
"Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.”


Av.Abdurrahman Bayramoğlu/ Yeni Yaklaşımlar
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177