03 Haziran 2013 Pazartesi 10:41
Cumhuriyetin zaman ayarı ile oynamak
OSMANLI’da civar yerleşim yerlerine su dağıtımı için Taksim’e bir su deposu ve yönetim binası inşa edilmiş, suyun taksim edildiği yer olması nedeniyle de bölge ‘Taksim Meydanı’ olarak anılmaya başlamış, sadece İstanbul’un değil, bütün Türkiye’nin, siyasal ve sosyal hafızasında hayati bir öneme sahip. Zaman içinde, mekân çeşitlenmesi sonucu fiziki alan daralmakla beraber, sembolik önemi hâlâ büyük....

Yakın geçmişin en önemli ve hatta trajik siyasal eylemlerine tanıklık yapmıştır. Kıbrıslı soydaşlara yapılan mezalim üzerine ‘Ya Taksim, ya ölüm’ sloganı yüz binlerce kişi tarafından haykırılmış, bırakın meydandaki ağaçları korumayı, sınır ötesindeki ‘hakkın, hukukun’ savunulması bu meydanda başlatılmıştır. Hemen yanında bulunan Taksim Gezisi’ne (park), bir kışla ve AVM inşası nedeniyle, bu yapılanmaya karşı, bir şehirli hassasiyeti Taksim’de direnme eylemleri yapıyor, güvenlik güçleri, sert müdahalelerde bulunuyor, kalabalıkların sayısında artış gözleniyor. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi nedeniyle yaralanmalar meydana geldi/geliyor. Güvenlik güçlerinin, ‘baskı’ altında oldukları anlaşılıyor. (Hiç olmazsa dün öğleden sonraya kadar.)
Başbakan toplu gösterilere gereksiz tepkiler veriyor.
Baskıcı yöntemlere karşı direniş çığ gibi büyür. İnsanlar tabii ki farklı hassasiyetlerde olacaklar. Tornadan çıkmış gibi aynı davranış kalıbını beklemek, hem sosyal psikolojiye hem de siyaset sosyolojisine aykırı değil midir?
Ağaçlara sahip çıkanlara gaz bombası atmak, basiretli bir yönetici aklına uymuyor. Taksim Parkı’ndaki ağaçlar çok değerlidir, onlar meydanın, gerici Kanlı Pazar’ın ve 1 Mayısların, demokrasinin tanıklarıdır.

TAKSİM HAKİKİ MUHALEFETTİR

Kentler gelenekleri ile yaşar. AVM’lerde muhalefet yapılmaz, yenilir, içilir, alıveriş yapılır.
Son kapatma davasında, oyu ile AKP’yi kapatılmaktan kurtaran Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bile “Hayat tarzlarına müdahale, yorgun vicdanları daha da yorar” eleştirisinde bulunuyorsa, durumun vahim bir istikamete doğru yönlenme tehlikesini işaret etmektedir.
‘İleri demokrasi’ safsataları ile, Cumhuriyet’in zaman ayarı ile oynamak yanlıştır. 

Uyanıyor musun? Türkiyem!
Uyanmak üzere misin?
Yatağında yaptığı hafif mırıldama mı, bir kımıldama mı?
Ümit ŞEN

Evet neyin daniskası

HANİ Başbakan diyor ya, “Ben çevreciliğin daniskasıyım” diye!
Evet, daniskası ama tam da kendi tanımında yatan ‘dindar ve kindar’ bir neslin daniskası!
Taksim düzenlemesi, tarihe saygı, yaya alanlarının açılması arkasına gizlenen  bir büyük yalan!
Mürteciliğin ve irticanın simgesi o Topçu Kışlası’nın yapılması, o kışlayı topa tutan, irticanın soluğunu kesen Hareket Ordusu ve modern Türkiye kavramına geçişe itirazdır! (Oranın tarihi gerici bir kalkışmanın merkezidir; 31 Mart gericilik ayaklanmasında, ‘Şeriat isteriz’ nidalarıyla sokaklara dökülen softaların, alaylı askerlerin, ‘Mektepli subaylara ölüm!’ diye tekbirler getirerek, ölümüne üzerlerine yürüdükleri, gördükleri yerde çağdaş eğitimle eğitim görmüş subayları tepeledikleri yer... K.A.) 3. köprüye, hilafeti getiren Yavuz Sultan Selim’in adının konulması yine bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Tam da yandaşlarının belirttiği gibi 100 yıllık bir hesabın görülmesini, oraya ‘kışla-anıt’ın yapılmasını siz hâlâ basit bir düzenleme veya AVM ısrarı mı sanıyorsunuz?
Dün (31 Mayıs 2013) bir milattı!
Bir sosyolog hocamıza bunu sorduğumuzda “Bu uyanış, geriye gidişe karşı beklenmedik bir halk hareketidir. Yeter artık dedi, yapılan dayatmalardan usandım, artık parti de istemiyorum, dedi. Daha güçlü eylemler beklenebilir, bunlardan bir muhalefet lideri de çıkabilir” demesini derince bir düşünmeliyiz.

Polis anayasa suçu işliyor

BİBER gazı solunum yollarında daralma (ödem) oluşturarak nefes darlığı oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak da özellikle riskli grupta (yaşlılar, solunum sistemi hastaları, alerjik insanlar) ölümlere yol açmaktadır. Geçici körlük, ciltte yanma, yaralanma hafif sayılacak etkilerdendir. (Tıbbi bilgi.)
Taksim Gezi Parkı’nda toplanan insanlar, şehirlerinin temiz havasını, sağlıklarını korumaya çalışan kişilerdir. Halk koyun veya esirler sürüsü değildir. Bir kişinin emrine uyması istenemez. İstanbulluların yaptıkları suç değildir. Meşru müdafaadır. Polisin onlara gaz ve su sıkması vatandaşa tecavüzdür, suçtur. Anayasamıza göre amirin suç teşkil eden emrine uymak, polisi suçlu olmaktan kurtarmaz. Diktatörlük değilsek halkın haklı isteğine rağmen iş yapılamaz.
Dinçer ÖNAL-Hukukçu

GÜNÜN SÖZÜ

“VALLAHİ sizi bir kaşık suda boğarız ama dua edin ki biz demokrasiye inanıyoruz. Bizde kaba kuvvet ve eşkıyalık yok.” (Melih GÖKÇEK)

Haberin tarifi budur

CNN International muhabiri önceki gece özellikle Amerikalıların anlayabilmesi için konuyu çok güzel özetledi. Yorumu şöyle: “New York’un göbeğinde Times Square’in savaş alanına döndüğünü düşünün, on binlerce protestocu ve onların üzerine gaz bombalarıyla saldıran binlerce polis var. Ve ülkedeki tüm TV kanallarında bunlar sanki yaşanmıyormuş gibi normal yayın akışının sürdürüldüğünü hayal edin. İstanbul’daki durum işte bu.” İktidar bunu anladı mı şimdi.

Topçu Kışlası; gerici bir kalkışmanın merkezidir

İSTANBUL Gezi Parkı’nda tarihi bir yermiş. Ne varmış orada? Başbakan söylüyor. Oranın tarihini biliyor musunuz?
Evet, biliyoruz.
Orasının tarihi, gerici bir kalkışmanın merkezi; 31 Mart Gericilik Ayaklanmasında, şeriat isteriz nidalarıyla sokaklara dökülen softaların, alaylı askerlerin, “Mektepli Subaylara Ölüm!” diye tekbirler atarak, ölümüne üzerlerine yürüdükleri, gördükleri yerde çağdaş eğitimle eğitim görmüş subayları tepeledikleri yer...
Sultan İkinci Abdülhamit, hep büyük vehimler içinde, kendi yönetimine karşı yeni bir kalkışmanın başlayacağından korkuyordu. Genç subaylar bir yıl önce büyük bir kalkışmaya yönelmiş; Sultan’a zorla 1876’da kaldırdığı Anayasa’yı yeniden uygulamaya koydurmuşlardı. Ordu, modern eğitimle yetişsin diye reform hareketlerinin yapılmaya çalışıldığı bir dönemdi. Bu gelişmelerden, Said-i Nursi, Derviş Vahdeti gibi dönemin gerici söylemine sahip kişiler; okullu subaylara karşı halkı ve alaylı subayları kışkırtan yazılar yazıyor; kadınların artık açılmaya başladığından, ahlakın bozulduğundan, dinin elden gittiğinden söz ediyor ve sultanı yeniden şeriat hükümlerini uygulamaya çağırıyorlardı.
Böyle bir aşamada Abdülhamit, Topçu Kışlası’na Alaylı topçu subaylarını ve askerleri yerleştirmiş, onlar sayesinde kendini güvencede duymak istemişti.
Ancak gün geldi; 13 Nisan 190 günü, dananın kuyruğu koptu. Topçu Kışlası’ndan çıkan Alaylı subaylar, kimi dinci kişi ve grupların da katılımıyla “Şeriat Elden Gidiyor” diye bağırmaya, gördükleri mektepli subayları öldürmeye, pek çok yeri yağmalamaya başlamışlardı. İstanbul, bir süre sonra onların eline geçti. Olayları yatıştırmak için Sultan hiçbir şey yapmadı.
Sonunda Selanik’te merkezi bulunan Hareket Ordusu İstanbul’a doğru harekete geçti. İstanbul’da kanlı çarpışmalar olduktan sonra, Hareket Ordusu olaylara hâkim oldu. Bu ordunun kurmay heyeti arasında Mustafa Kemal Atatürk de yer almıştı. İstanbul’a hakim olan Hareket Ordusu, olayların merkezi olan Topçu Kışlası’nı yoğun bir top ateşine tutarak yerle bir etti. Tarihte bir ibret levhası olarak yer almış olan Topçu Kışlası, bu top atışından sonra artık bir moloz yığını haline gelmişti. Yıllar boyunca, tam 30 yıl bu halde kaldı. Kimi yerleri ufak tefek onarımdan geçmiş; değişik amaçlarla kullanılmıştı.
Bu görüntü, 1940’lara kadar bu biçimde kaldı. 1940’lı yıllarda, yeniden düzenlenen alanda, halkın rahatça gezebileceği yeşil bir park yapılmak istendi. Böylece, çok eskiden bir Ermeni Mezarlığı olan ve 1780’de kışla haline getirilen alan, 1940’da Modern Cumhuriyetin bir mirası olarak sonraki kuşaklara kaldı.
İş burada kaldı mı?
Hayır.
Pek çok tarihsel olaya tanıklık eden Taksim; uzunca zaman Türkiye’de İslamcı Siyasetçilerin; cami yapılacak bir alan olarak görüldü ve bu bata Necmettin Erbakan olmak üzere pek çok İslamcı siyasetçi için bir hedef haline geldi. Taksim’in yıkılması ve yerine bir cami yapılması düşüncesi; uzunca zaman ülkenin gündemini meşgul etti.
Bugün de temsil ediyor.
Ne günlere kaldık.
Tanrım, Sen Yüce Türk Milleti’ni koru…
Kemal ARI

Rize’de “Vur vur inlesin Tayyip dinlesin’

SOSYAL medya üzerinden örgütlenerek Rize kent merkezindeki Belediye Parkında toplanan ve çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu yaklaşık bin kişi, sloganlar eşliğinde alkışlarla Taksim direnişine destek verdi.
Çeşitli sivil toplum örgütlerinin destek verdiği protesto gösterisi nedeniyle çevrede geniş güvenlik önlemleri alan polis, biber gazıyla hazırlıklı gelmesine rağmen, kalabalığa müdahale etmedi ve gösteri olaysız şekilde tamamlandı.
Ömer ŞAN- RİZE

Kayseri’de 200 gözaltı

TAKSİM’deki protestoların Kayseri’ye de sıçradı.
Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen binlerce kişi AKP iktidarını protesto etti. Bazı gruplar Cumhuriyet Meydanı’ndaki eylemin ardından AKP İl Başkanlığı’na yürüdü. Gruptan bazı kişiler AKP İl Başkanlığı önüne siyah çelenk bırakırken, kalabalığın içinde bazı kişilerin polisin üzerine taş ve pet şişe atmasının ardından emniyet güçleri gruba tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.
Hastane Caddesi üzerindeki çatışma, önce Mimarsinan Parkı’nın içine ardından da Cumhuriyet Meydanı’na taştı.
Kayseri tarihi günlerinden birini yaşadı.
Polis telsizlerinden geçen anonslarda gösteriye katılan vatandaşlardan gözaltına alınanların sayısının yaklaşık 200 kişi olduğu ifade ediliyor.
Gözaltına alınan gençlerden bazılarının darp edildiği ve kendilerine ağır küfür edildiği iddia edildi.
Orhan KARAKOÇLUOĞLU

AKP, alkol ve sigaradan daha fazla zarar veriyor

ELBETTEKİ içki ve sigara insanlar için zararlıdır, fakat insanlara bunlar çok daha zarar vermeye başladılar.
Sigara yasağını doğru yaptılar; abartılı uygulamaları olsa da.
Sigarasız alkol da hiç keyif vermiyor. Hiç değilse, sigara içilen, içilmeyen şeklinde mekânları ikiye ayırmaya izin verilmeliydi.
Son olarak da ‘Alkol Yasası ile alkol yasağı getirildi. Bırakın onların sınırlama getirdik demelerine ‘getirilen’ resmen yasaktır. Batı normlarını uygulamışlar, doğrudur, batı normlarını uyguladılar, fakat kendi ideolojik normları da altan-altan dayattılar.
Başbakan yeni ‘Alkol Yasasını’ dini referanslar vererek savunmaya başladı; ‘İki tane ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da, inancın emrettiği niçin reddedilmesi gerekiyor.”
Bunun neresi batı normlarına göre Alkol Yasası hazırlamak? Bu resmen karanlık bir ideoloji normlarına göre hazırlanmış bir yasa, çünkü başbakan devam ediyor; “Fatih nesline anlamlı bir yasa armağan eden Meclis’i yürekten kutluyorum.”
Yasa(k)lar, insanlara inanırlığı hissettirmelidir, ideolojiyi hissettiren yasa(k)lar, insanlara zarar verir; onların kimyasını bozar. Her iktidar, böylesi ‘Yasa(k)lar’ ı kendi ideolojisi ile biçimlendirir ise, doğaldır ki, insanları gerilime sokar.
Yapılanlarla zarar verilmesini anladık, fakat söylenenlerle insanlara zarar verir oldular.
Kendi ideoloji yanlıları bile böylesi söylemlerle karşı olmaları, hiç düşündürmüyor.
Hurşit Güneş “Şeriata göre yasa yapma başlamış demek!”le doğru söylüyor.
Kim samimi ve demokrat Allahaşkına...
Şevket ÇORBACIOĞLU

CHP Büyükşehir Belediye Meclis grubu, Kışla’ya oy vermediği gibi bu girişi sürekli eleştirdi

CHP İBB Grup Sözcüsü mühendis Nehmet Yıldız, “CHP meclis gurubu Taksim’e (gezi parkı kastedilerek) oy verdi” söylemi ve bu konudaki haberlerinin AKP’nin Gezi parkı gaspına meşruluk arayışı olduğunu belirterek “Bu iddia kocaman bir yalandır.” dedi. Yıldız’ın bu konudaki açıklaması şöyle sürüyor:
“Kışla ile ilgili plan değişikliği Belediye Meclisine gelmemiştir. Kışlayı kurul tescil etmiştir.
Taksim Kışlası süreci, Belediye’nin müracaatı üzerine, II Numaralı Koruma Bölge Kurulu’nun, 09.02.2011/4225 sayılı kararı ile 1. Sınıf Eski Eser olarak tescil edilmesi ile başlamıştır.
Bu kararın Belediye Meclisi ile ilgisi yoktur.

SİT ALANLARINDA YETKİ KİMİN

Beyoğlu bölgesi, Gezi Parkı dahil Sit Alanıdır. Sit Alanlarında plan onama yetkisi Koruma Kurullarınındır.
Beyoğlu İmar Planında da, “Koruma Kurullarının yetkili“ olduğuna ilişkin plan notu vardır. Beyoğlu ve Büyükşehir Belediyesi, II Numaralı Koruma Kurulu’na müracaat ederek; Kışla’nın 1. Derece tarihi eser olarak tescil edildiğini, Gezi Parkı’na yapılmasına izin verilmesini istemiştir. 

CHP GRUBU İTİRAZ ETTİ

CHP Gurup Yönetimi, bir çalışma yaparak, Gezi Parkı’na neden Kışla yapılamayacağına ilişkin bir dilekçeyi Koruma Kurulu’na sunmuştur. (13.11.2012 tarihli dilekçe ektedir.)
Bu dilekçede; yapılacak yapının eskisini yansıtmayacağı, tarihi değeri olmayacağı, Gezi Parkının tüm planlarda yeşil alan olduğu ve parkın da tarihi değer taşıdığı belirtilmiştir.
Koruma Bölge Kurulu; Gezi Parkı’nın da tarihi değeri olduğunu, yetersiz belgelerle hazırlanan Kışla Projesi ile yapılacak Kışlanın eskisini yansıtamayacağını, bu konuda başka bilgi ve belge varsa Kurula sunulması” yönünde bir karar vermiştir. Başbakan’ın kızdıran ve “Bizde sizin reddinizi ret edeceğiz” dediği  karar bu karardır.

KARAR BAŞBAKANIN

Başbakan bu karardan sonra “Ne olursa olsun Topçu Kışlasını yapacağız” diye kararlılığını kürsülerden ilan etmiştir.
Belediye, Bölge Kurulu kararına itiraz ederek, Yüksek Kurul’a götürmüş, Yüksek Kurul’da Başbakan’ın görüşü doğrultusunda karar vermiştir.
Yüksek Kurul 16 üyeden oluşur. Bu üyelerin 10 tanesi; ilgili bakanlıkların müsteşar yardımcıları, yada genel müdürlerinden oluşmaktadır. Hepsi Başbakan’ın memurlarıdır.
Diğer 6 üye Bölge Kurullarının Başkanları arasından Kültür Bakanı Tarafından seçilmektedir.
Bu üyeler Başbakan’ın iradesi hilafına Kışla yapılmasına karşı çıkabilir mi?
Taksim Topçu Kışlası için yasal yetki koruma kurullarında, ancak fili karar Başbakandadır.

CHP KIŞLAYA HEP KARŞI ÇIKTI

Taksim Meydanı’nın yayalaştırılması Kışladan bağımsız başka bir konudur.
Karar süreçleri de, karar alan kurumlar da değişiktir.
Yayalaştırma, ulaşımla ilgili müdürlüğün Belediye Meclisine sunduğu, bir trafik düzenleme planıdır.
CHP Gurubu yayalaştırmayı uygun bulmuş, planına oy vermiştir.
Gerekçesi de Meydan’ın taşıtlara değil insana ait olması ve hizmet etmesidir.
Koruma Kurulu’nda yayalaştırma kararı alındıktan nice sonra, Kışla konusu görüşülüp reddedilmiştir.
Bu gerçek ortada iken, CHP Meclis Gurubu’nu” Topçu Kışlası’na oy verdiği” iddiaları, kötü niyet değilse en azından aymazlıktır.
AKP’nin yaptıklarını görmezden gelmektir.
AKP ve ısrarcı Başbakan’a ortak yaratarak tepkileri CHP üzerine çevirme ve gerçeği saptırma planıdır.
Yalan ve saptırma ile “algı yönetimi” planı, ahlak dışı yöntemlerle “Taksim’de” de sürdürülüyor.
CHP Gurubu, Gezi Parkı’na Taksim Kışlası yapımına yasal yollardan engel olmak için üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya devam edecektir.”
CHP Grubuna bir soru, size AKP’nin böyle bir ‘oyun oynayacağını’ tahmin ettiğinize göre, neden baştan dosyanın tümüne red veya çekimser oy vermediniz?
Son Güncelleme: 05.06.2013 15:59
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177