30 Kasım 2011 Çarşamba 10:12
Aklın iflas ettiği nokta
Ankara- Hukukçular, Cumhuriyet gazetesi yazarı, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın tutukluluğunun 1000. gününe ulaşmasını değerlendirdi. Yarım asırlık avukat Turgut Kazan, bu tutukluluğun ceza yargılamasının önlemi olmayıp “düşman ceza hukuku anlayışının” ürünü olduğuna işaret etti. Hukukçu Milletvekili İlhan Cihaner ise Balbay’ın durumunun tutukluluk olmayıp “tutsaklık” olduğunu, tutuklamaya karar verenlerin de bunu bildiğini söyledi.

Hukukçuların Mustafa Balbay’ın 1000. gününe ulaşan tutukluluğuna ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

Turgut Kazan (Avukat) Bu uygulama ceza yargılamasının gerekli kıldığı bir önlem değil, düşman ceza hukuku anlayışının ürünüdür. Alman hukukçusu Günther Jakobs’un önerisi olan ve 11 Eylül saldırılarından sonra çok sıcak bakılan “düşman ceza hukuku” anlayışı, bizde CMK’nin 250, 251, 252. maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası ile hayata geçiriliyor. Devlete, rejime veya iktidara düşman sayılan kişi ve çevreler için bu yasal kurallardan yararlanılarak ve yargı formatı kullanılarak bütün temel haklar askıya alınabiliyor. Balbay olayında yaşanan gerçek budur. Durum o kadar açıktır ki askeri vesayete son verme, 12 Eylül’ü yapanlardan hesap sorma türküleri söylenirken Balbay ve diğer 7 milletvekilinin, askeri vesayet ürünü olan anayasanın 83 ve 14. maddeleri aracılığıyla cezaevinde tutulmaları olağan sayılıp alkışlanıyor. Balbay’ın 1000 gündür tutuklu olması, Türkiye’de AİHM kararları ışığında hukukun değil, düşman ceza hukukunun uygulandığını gösteriyor. Çünkü, başka bir Alman hukukçusu olan Henning Rosenau’nun diliyle “düşman, düşman ceza hukuku yoluyla etkisiz hale getirilip tasfiye edilir”. Siyasal iktidarın düşman saydığı çevreler, yargı formatı kullanılarak düşman ceza hukuku kurallarıyla ezilip sindiriliyor, tasfiye ediliyor.

Prof. Dr. Ülkü Azrak: Tutuklama kararı ancak bir tedbirdir. O tedbirin de amaçları zaten anayasada gösteriliyor. Bizim ceza hukukuna en yakın olan Almanya ve İsviçre hukukuna bakalım. Kabul edilen süre prensip itibarıyla 6 aydır. Çok istisnai durumlarda 1 seneye kadar uzayabilir. Ama 1 seneden daha uzun tutukluluk Avrupa’nın hiçbir demokratik devletinde kabul edilmiyor. Tutuklama en ağır önlemdir. Onun için yargılamanın selametle yürütülmesi için başka yollara başvurulması gerekir. İkametgâha bağlama ve kefalet gibi. Kefalet hiç yürümedi Silivri duruşmalarında. Halbuki kefaletle salıverilme yoluna da başvurulabilir. Rakam yüksek de tutulabilir. Milletvekili seçilmesinden sonraki duruma bakalım. Halk boşuna seçmemiştir bu kişileri. Vekil olarak onların parlamentoda çok önemli görevleri var. İktidarın sürekli dile getirdiği milli irade kavramı içi boş hale getirilmiştir. İradeyse işte milli irade.

İlhan Cihaner (CHP Denizli Milletvekili) 1000 günlük tutukluluk dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde kabul edilebilecek bir süre değil. Ama baştaki tutuklama sürenin uzamasından daha vahim, bunu gözden kaçırmamak lazım. Sanki tutuklama doğaldı, kararı doğruydu, suçlamalar gerçekten ciddi delillere dayalı ama keşke bu kadar tutuklu olmasa gibi bir yaklaşım da getiriliyor beraberinde. Halbuki bu tutuklama ilk baştan beri sakattır. Bir gazetecinin aldığı, bildiği, ne zaman yazıp, ne zaman yazmayacağı suç olarak değerlendirilemez. Bu hem düşünce özgürlüğünün ihlalidir hem de basın özgürlüğüne müdahaledir. Aklın almayacağı bir tutukluluk. Tahliye taleplerinin defalarca reddedildip, 1000 güne ulaşması ayrıca garabet. Gerçek olsa bile eylem herhangi bir ceza yasasında tanımlanıp yaptırıma bağlanmış bir eylem değil. Gerçekten aklın iflası denilecek bir nokta. Balbay’ınki tutukluluk değil tutsaklık, siyasi rehine. Çünkü ne bizim anayasımız, ne ceza yasamız ne de Türkiye’ye onlarca mahkûmiyete mal olmuş AİHM’nin içtihatları bu tarz bir tutuklamaya, hele hele 1000 günü bulan bir tutukluluğa cevaz vermiyor.

cumhuriyet
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177