Rahmi
Rahmi
18 Haziran 2016 Cumartesi 08:45
Muhalif barolar ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamıyor
RAHMİ OFLUOĞLU 

İktidara muhalif barolara rakip olarak baro seçimlerine giren grupların muhalif barolara yönelttiği başlıca eleştiri muhalif baroların siyaset yaptığıdır.

Muhalif barolar siyaset yapıyor mu?

Siyaset  iktidarı amaçlar.. Siyasetin yapılabilmesi için mutlaka iktidar olmayı amaçlayan bir siyasi oluşum gerekir. Böyle bir siyasi oluşum olmadan siyasi laflar etmek, iktidarı, muhalefeti eleştirmek havaya mermi sıkmak gibi bir şeydir, boş iştir..

Barolarda çeşitli isimler altında yönetimde olan muhalif gruplar bu anlamda siyaset yapmıyorlar.. Yaptıkları kendilerini ve taraftarlarını tatmin etmekten ibarettir.

Bir baro başkanı düşünün; ana muhalefet partisinin üyesi ama her katıldığı toplantıda partisinin yönetimini hedef alır.. Görüşleri bir başkan partiye yakındır ancak orada istikbal görmediği için o partide değildir.

Peki, bu sayın başkan hangi siyasi oluşumun iktidarı için mücadele eder?
Hiçbir siyasi parti için değil şüphesiz, söyledikleri ve yaptıkları bireyseldir.. Bireysel bir davranış ve söylem de siyasi değildir, kişisel görüştür...

Peki, bu başkanın yaptığı siyaset neye yarar, kime hizmet eder?

Hitap ettiği kesimlere ne mesaj verebilir?

Tek bir mesaj verebilir; bakınız benim ne güzel düşüncelerim var, ben aslında yüksek yerlere layık olan biriyim..

Peki, böyle bir mesajda iktidar amacı mı vardır, bireysel bir özlem ifadesi mi vardır?

Aynı başkan yönetimde bulunduğu üç dönem boyunca siyaset adına ne iş, meslek adına ne iş yapmıştır?

Meslek adına yaptığı en büyük eylem Conrad Otel’de toplantı basmak olmuştur.

Arabuluculuk konusunun tartışıldığı günlerde bir kısım baro arabuluculuk kurumunun avukatlık mesleğine aykırı, adil yargılanmayı menfi yönde etkileyecek bir kurum olduğu iddiası ile hukuk ve meslek adına tepki göstermişlerdir.

Oysa arabuluculuk bizim hukuk sistemimizin bir parçası olduğu batı hukuk sistemlerinin geliştirdiği bir kurumdu.

Bu kuruma bütün eylemlerde olduğu gibi bir kısım barolar hesapsız kitapsız karşı koymuş ve doğal olarak da başarısız olmuşlardır.

Bugün 7 bin arabulucu mevcuttur ve bunların % 90’ını avukattır

İşte bu kuruma sırf karşı çıkmak için karşı çıkan İstanbul Barosu yönetimi Birleşmiş Milletlere bağlı UNDP’nin CONRAD Otelde yaptığı toplantıyı bir grup avukatla basıp kırmızı kart göstermiştir. Sonuç bir hiç, yasa çıktı ve arabuluculuğa en çok başvuran da avukatlar oldu.

Şimdi arabuluculuk yargıda zorunlu hale geliyor, avukatlar arabulucu olmak için yarış halindeler..

Mesleğe hiçbir  katkısı olmaya şirin görünmeye yönelik bir eylem..

Siyasetteki en büyük eylemleri de  Balyoz davasının görüldüğü mahkeme salonunda yapılan gösteridir.

Ne işe yaradı bu eylem?

Hiçççç…

Öyle Silivri’nin duvarlarını yıktık gibi sözler boş.. Gerici ittifak bozulmasaydı, 17-25 Aralık olmasaydı Ergenekon, Balyoz gibi davaların sonunun ne olacağı çok açıktı..

Bu nedenlerle muhalif barolar siyaset yapıyor, hele devrimci siyaset yapıyor iddiası bir yakıştırmadır. Muhalif baroların çoğu ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabiliyor, ne siyasette bir başarıları var, ne de meslek adına bir başarıları var..

 

 NOT: Muhittin Köylüoğlu'nun Facebook yorumu

Muhittin Köylüoğlu atladığınız çok önemli bir husus var. kırmızı kartlı arabuluculuk karşıtı eylemde en önde görülen ve facebook sayfasına bu eylemdeki resmini koyan yönetim kurulum üyesi arabuluculuk için ilk başvuran kişidir. Kendini arabulucu olarak üstelik bu alanda dernek başkanı olarak tanıtan kişidir.


 

Son Güncelleme: 18.06.2016 08:48
Anahtar Kelimeler:
BaroSiyasetAvukatlık
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177