31 Mayıs 2012 Perşembe 23:05
İSTANBUL BAROSUNA BAROLARDAN BÜYÜK DESTEK

29 Mayıs 2012 Salı günü saat 15.00’da İstanbul Barosunda düzenlenen basın toplantısında, basın açıklamasını 25 Baro adına Ankara Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu sundu.

Basın toplantısının açılışında ev sahibi olarak konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, kendilerine destek veren ve bu desteğini belirtmek amacıyla İstanbul’a gelen ve ulaşım zorlukları nedeniyle gelemeyen tüm baro başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine ve meslektaşlarına teşekkür etti.

Toplantıda Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Ahmet Müsellem Görgün, Muğla Barosu Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan, Uşak Barosu Başkanı Av. Rıza Albay, Antalya Barosu Başkanı Av. Zafer Köken, Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İlhan, Edirne Barosu Başkanı Av. Ahmet Uludağ, Sakarya Barosu Başkan Yardımcısı hazır bulundular. Toplantıya ayrıca, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Genel Sekreter Av. Hüseyin Özbek, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Füsun Dikmenli, Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Av. Turgay demirci, Av. Özlem Aksungar, Av. İsmail Altay ve Av. Hasan Kılıç da katıldılar.

Ankara Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun barolar adına sunduğu basın açıklaması şöyle:

Baroların asli görevi ve "mevcudiyetlerinin sebebi", avukatlık mesleğini ve avukatları korumak, savunma hakkına yönelik ihlalleri önlemektir.

Özel görevli mahkemelerin karar ve uygulamaları, bugün, savunma hakkının özünü ortadan kaldırmaya yönelmiş durumdadır. Oysa etkin savunma hakkı, adil yargılamanın ve adalete ulaşılmasının koşulu, hukuk devletinin ve demokrasinin güvencesidir. 12 Eylül askeri darbesine hâkim olan zihniyetin ürünü olan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devamı niteliğindeki Özel Görevli Mahkemelerle demokrasinin bağdaşması mümkün değildir.

Savunma hakkına tahammülsüzlüğü yalnızca ulusal değil, uluslararası düzeyde de tescillenmiş olan Özel Görevli Mahkemelerde, sanıklardan sonra avukatlar da duruşmalardan yasaklanmaya başlanmıştır. Hukuk dışı uygulamalar bununla da kalmamış, bu mahkemelerde savunma yapan avukatlar, yaptıkları savunmalar sebebiyle sanık olarak yargılanır olmuştur. Avukatı yargılamanın bir parçası olmaktan çıkaran ve sanık durumuna getiren Özel Görevli Mahkemelerin baskıcı uygulamaları, ülkenin temeli olan adalete duyulan güveni tamamen yok etmek üzeredir.

Ülke geneline yayılmış hukuksuzlukların son örneği, adil yargılama hakkı için mücadele eden İstanbul Barosu Başkanı ile Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle bir Özel Görevli Mahkeme taralından suç duyurusunda bulunulmuş ve bu suç duyurusu üzerine soruşturma açılmış olmasıdır. Üstelik baro görevi kapsamında faaliyet gösterdikleri çok açık olan baro yöneticileri hakkındaki soruşturma Avukatlık Kanununun öngördüğü bütün güvenceler yok sayılarak açılmıştır.

Herkes bilmelidir ki avukatlar ve barolar, demokrasinin lokomotifi, hukuk devletinin savunucusu, adalelin güvencesidir.

Bizler, hukuksuzlukların tahammül sınırını aştığı bir dönemde kanundaki bütün güvenceler yok sayılarak, adil yargılama hakkını savundukları için kendilerini savunmak zorunda bırakılan İstanbul Barosu'nun yöneticilerinin yanında olduğumuzu ve bu yapılanların her avukata, her baroya ve özgürlüğün değerini bilsin bilmesin her bireye yapıldığını kamuoyuna ilan ederiz.

Basın açıklamasının okunmasından sonra söz alan İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, baro olarak vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olan savunma hakkını savunduklarını, bir hukuk kurumu olarak yasamızın verdiği yetki ve sorumlulukla adil yargılanma istediklerini ve bunun takipçisi olduklarını, bütün bunlar bir bedel ödemeyi gerektiriyorsa, bu bedeli ödemekten de kaçınmayacaklarını bildirdi.

Muğla Barosu Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan da, belli odaklarca kamuoyunda İstanbul Barosunun yargıyla çatışıyormuş algısının yaratılmaya çalışıldığını, oysa İstanbul Barosu yöneticileri yasal prosedüre göre ifadeye çağrılmadıkları için ifade vermeye gitmediklerini, Avukatlık Yasası’nın baro yönetiminin ifadesinin nasıl alınacağını belirlediğini söyledi.

İSTANBUL BAROSUNA DESTEK VEREN BAROLAR:

 

Av. Aziz Erbek, Adana Barosu Başkanı, 

Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Ankara Barosu Başkanı            

Av. Zafer Köken, Antalya Barosu Başkanı

Av. İzzet Varan, Artvin Barosu Başkam       

Av. Sümer Germen, Aydın Barosu Başkanı             

Av. Yaşar Meyveci, Balıkesir Barosu Başkanı

Av. Kamil Altan, Bartın Barosu Başkanı      

Av. Erkan Köroğlu, Çankırı Barosu Başkanı           

Av. Müjdat İlhan, Denizli Barosu Başkanı

Av. Ahmet Uludağ, Edirne Barosu Başkanı   

Av. Can Tekin,           Erzincan Barosu Başkanı       

Av. Rıza Öztekin, Eskişehir Barosu Başkanı

Av. Gültekin Uzunalioğlu, Giresun Barosu Başkanı           

Av. Gökmen Hakkı Gökmenoğlu, Isparta Barosu Başkanı

Av. Murat Şirvanlı,           Kayseri Barosu Başkanı          

Av. Fadıl Ünal, Manisa Barosu Başkanı               

Av. Mustafa İlker Gürkan, Muğla Barosu Başkanı

Av. Osman Çimen, Niğde Barosu Başkanı          

Av. Ateş Hatinoğlu, Rize Barosu Başkanı                 

Av. Nihat Nalbantoğlu, Sakarya Barosu Başkan

Av. Ali Galip Ergül, Sinop Barosu Başkanı                          

Av. Ahmet Müsellem Görgün, Tekirdağ Barosu Başkanı           

Av. Rıza Albay, Uşak Barosu Başkam

Av. Cevdet Bekler, Yalova Barosu Başkanı                       

Av. İbrahim Kerem Ertem, Zonguldak Barosu Başkanı

 
İstanbul Barosu

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Tahsin Yaşar Öztürk 5 yıl önce

Bir hukukçunun ilk bariz vasfı hukuki düşünebilmesidir.Bu bağlamda İstanbul Barosuna izhar edilen psikolojik desteğin,yapılacak yargılamada pratik hiçbir faydası olmayacaktır. Bu meslektaşlarımız, C.Savcısının başlattığ soruşturmanın Av.K.58 Md.sine aykırı olduğunu iddia eden Baroyu hangi hukuki gerekeç ile savunacaklar? Bu bağlamda,CMUK hükümleri ne göre mahkeme salonunda bulunması gereken yargı,iddia ve savunma dışında üçüncü kişi olarak bulunan baro başkan ve yönetim kurulu üyelerinin yargıya fiili müdahaleden ibret olan yasa dışı davranışını nasıl savunacaklar? Bu yasa dışı müdahalenin onların “görevi” olduğunu nasıl izah ve ispat edecekler? “Av.K.95/4 Md.göre hak ihlallerine karşı meslektaşlarını yargı organları önünde savunmak,95/21 Md.gereğince “hukukun üstün lüğünü” sağlamak ve savunmak, olayı yargı mercilerine taşımaktan ibaret bir hukuki işlem den ibaret iken yargıya fiili müdahaleyi nasıl savunacaklar?Demekki mesele poz verip fotoğraf çektirmek kadar basit değilmiş.Saygıla.