24 Ocak 2012 Salı 09:41
FRANSA NE İSTİYOR

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Fransız Parlamentosunu soykırım inkârını cezaya bağlayan yasayı çıkarmaya iten 1915 olaylarının geniş bir özetini yaptı. Osmanlı İmparatorluğu hükümetinin tehcir kararının nedenlerini anlatan Özbek, 1915 olaylarına ilişkin politikaların Lozan Antlaşmasıyla bir süre unutulduğunu, daha sonra ASALA terör örgütünün Türk diplomatlara karşı terör uyguladığını, istedikleri gerçekleşmeyince bu kez siyasi alanda faaliyet sürdürüldüğünü bildirdi.

 

Ermeni Diasporasının kimi hükümetleri etkileyerek soykırımın inkârını suç kabul eden yasalar çıkarılmasını sağladıklarını, 20’ye yakın ülkede bunun başarıldığını, Fransa'nın bu zincirin yeni halkası olduğunu kaydeden Hüseyin Özbek, ülkemizde bazı iç odakların da bu politikaya hizmet ettiklerini, Hrant Dink, Rahip Santori ve Zirve Yayınevi cinayetlerinin arka planının gözden ırak tutulmaması gerektiğini söyledi.

 

Açılışta konuşan İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. Metin Uracin, Fransız Parlamentosunun kendisini yargıç yerine koyup bir düşünceyi yasaklama kararı almasını kınadıklarını söyledi. Düşünce özgürlüğü şampiyonu geçinen Fransa’nın düşünceyi yasaklamasının bir çelişki olduğunu belirten Uracin, “Fransa’nın kararı AB ilkeleriyle de ters düşmüştür. Bilgiye ulaşıma adeta duvar örmüştür. Diyalektiği iyi bilen Fransa, aldığı bu karardan dönmek zorunda kalacaktır” dedi. 

 

Açılış konuşmalarından sonra panele geçildi. Paneli yöneten İstanbul Barosu Eski Başkanlarından Av. Kazım Kolcuoğlu, ABD, İngiltere ve bazı devletlerin Irak'ı işgal ederek binlerce Müslüman’ın öldürülmesi, işkenceye tabi tutulması üzerine Uluslararası Ceza Mahkemesine suç duyurusunda bulunduklarını, ancak gücün hukuku egemen olduğu için bir sonuç alamadıklarını ayrıntılarıyla anlattı.

 

Aynı suçu Fransa'nın NATO'yu da arkasına alarak Libya'da işlediğini, Libya'da 25.000 kişinin ölümüne neden olduğunu, bu olayın bir vahşet olarak tarihe geçtiğini belirten Kolcuoğlu, insan hak ve özgürlükleri için mücadele eden bir ülkenin düşünceyi suç saymasını ve kendi kültürüne aykırı davranmasını anlamanın mümkün olmadığını söyledi.

 

Panelde konuşan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, konuya hukuk açısından yaklaştı. Yüzbaşıoğlu, Fransa’nın soykırım inkârını suç sayan kararının uluslararası hukuk ilkelerine, Avrupa Birliği’nin Kopenhag ölçütlerine, Fransa Anayasasına ve Fransız Meclisinin tarihsel ve kültürel mirasına aykırı olduğunu söyledi.

 

Yüz yıllık bir sorun için 2006’dan bu yana soykırım inkârını suç sayan yasalar çıkarılmaya başlandığını, oysa soykırım suçunun 1948 yılında tanımlandığını, bu tarihten önceki olaylara soykırım iddiasında bulunmanın suç ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğunu belirten Yüzbaşıoğlu, “Parlamentoların işi hak ve özgürlükleri korumaktır, tarih yazmak değil, yargılamak hiç değil. Fransa Meclisi Ortaçağ dogmalarını yıkan bir meclistir, ne yazık ki 2012 yılında yeni bir dogma yaratmanın peşine düşmüştür” dedi.

 

Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, olaya devletler hukuku açısından yaklaştı.  Köni, olaylara doğru teşhis koyabilmek için uluslararası konjonktürün iyi izlenmesi gerektiğini söyledi. Konjonktürel olarak bazı olayların geri plana atılabildiğini, bazılarının da ön planda tutulabileceğini belirten Köni, buna ilişkin dünya yaşanan olaylardan örnekler verdi. Köni son bir örnek olarak Fransa’nın 1915 olaylarını unutamadığı, ama yakın tarihte Kafkaslarda Ermeni-Azeri kapışmasını ise hiç hatırlamadığını bildirdi.

 

Panelin son konuşmacısı Emekli Büyükelçi Onur Öymen ise olaya siyasal açıdan yaklaştı. Öymen, Fransızların hep iyi yönleriyle alınıp, yüceltildiğini, oysa gerçeklerin böyle olmadığını, Fransa tarihinin de kara sayfalarla dolu olduğunu söyledi. Fransa’nın Çin Hindi, Madagaskar, Cezayir ve son olarak Libya’da binlerce kişinin ölümüne neden olduğunu belirten Öymen, İkinci dünya savaşında Fransa’nın bir bölümünü işgal eden Almanlara 76.000 Yahudiyi teslim ettiklerini, bunlardan ancak iki bin beş yüzünün sağ olarak kurtulduğunu bildirdi. Öymen, 1920’li yıllarda üç tabur Ermeni’ye Fransız üniforması giydirerek Güney Anadolu’da Türklere saldırttıklarını, Antep’in bunun için ‘Gazi’, Maraş’ın bunun için ‘Kahraman’ olduğunu kaydetti.

 

Soykırım inkârını suç sayan kararlar ve buna benzer olaylar için uluslararası mahkemelere gitmenin yanlışlığına işaret eden Onur Öymen, “Tarihimizde bir tek Bozkurt-Lotus davasını kazandık. Bunun dışında kazandığımız bir dava yok” dedi. Öymen, bu tür olaylarda beraber olmak ve birlikte hareket etmek gerektiğini, böyle olursa yapana ‘bedel ödetmenin’ daha kolay olacağını sözlerine ekledi.

 

İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. Metin Uracin’in kapanış konuşmasıyla panel sona erdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


İSTANBUL BAROSU

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol