05 Mart 2012 Pazartesi 23:16
DEVRİM YASALARININ İÇİ BOŞALTILIYOR
Panelin açılış konuşmasını yapan Kadın Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Necla Arat, devrim yasalarının birer birer ortadan kaldırıldığı bir sürecin yaşandığını söyledi. Türkiye’nin laik yapısını ve kurumlarını adım adım savunma cesaretinin gösterilmesi gerektiğine değinen Arat, bunun emek, özveri ve savaşım istediğini kaydetti.
 
Düşman kuşaklar yetiştirecek bir eğitim sistemini kabul etmenin mümkün olmadığını belirten Necla Arat, adım adım gerçekleştirmeye koydukları karşı devrimin halifelik sistemine doğru yol aldığını ve alıştıra alıştıra bu hedefe doğru ilerlediklerini bildirdi. Arat, “Artık yeter deme ve laik düzene sahip çıkmanın vakti gelmiştir” dedi.
 
Açılış konuşmasından sonra panele geçildi. Paneli yöneten İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Türkiye’yi laikleştiren Üç Devrim Yasası’nın içi boşaltılarak ve eğitim sistemini yozlaştırarak karşı devrimci bir sürecin yaşandığını söyledi. Tuskan, bu süreci ‘kadın haklarına bir darbe’ olarak niteledi.
 
Panelin ilk konuşmacısı Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, 200 yılı bulan çağdaşlaşma sürecinde Türkiye Cumhuriyetinin laiklik temelini oluşturan Üç Devrim Yasası ile Atatürk’ün süreci en iyi bir şekilde noktaladığını söyledi.
 
Atatürk’ü hedef tahtasına oturtanların, onun devrimlerini kendi yolları üzerinde engel oluşturduğuna inandıklarını belirten ve laikliğin önemine vurgu yapan Filiz, “Laiklik, Müslüman’ın Müslüman’dan korunmasıdır” dedi. Dinin siyasete alet edilmemesi, ya da dinin siyasallaştırılmaması gerektiğini belirten Şahin Filiz, inancın örgütlenemeyeceğini, inanç örgütlerinse o zaman din olmaktan çıkacağını, laikliğin ise din değil, siyasal bir tavır olduğunu anlattı.
 
Üç devrim yasasını Avrupa medeniyeti olarak algılamak gerektiğini, din temelli siyasetin kimseye hayır getirmeyeceğini kaydeden Filiz, laiklik olmadan sağlıklı bir dindarlık da olamayacağını, dini ahlakla değerlendirmek gerektiğini, evrensel bir ilke olan ahlakı istismar etmenin zor, dini istismar etmenin kolay olduğunu sözlerine ekledi.
 
Emekli Tümgeneral Osman Özbek de konuşmasından, Anayasamızın 2. ve 104. Maddeleri çerçevesinde Milli Eğitim Sisteminde arka arkaya yapılan değişiklikleri ve bu konuda atılan somut adımları belgeleriyle anlattı.
 
Osman Özbek, karşı devrim hareketleri çerçevesinde irticanın ve irticayı sahiplenen siyasal iktidarın basına yansıyan haber örnekleri ile konuşmasını renklendirdi.
 
İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, emperyalist işgallerin günümüzde artık toplu tüfekle yapılmadığını, zihinlerin işgaliyle gerçekleştirildiğini söyledi.
 
Emperyalizmin son on yıldır Türkiye’de dâhili işbirlikçiler ile bir proje uygulaması için çalıştığını, müellifi başka, taşeronu başka bu proje ile ülkenin genetikleri ile oynandığını belirten Kocasakal, “Türkiye bugün bir omurilik felci yaşıyor. Yeni faşistlerle karşı devrimciler yapmak istediklerini yapıyorlar. Çünkü mıntıka temizliği ile Anayasayı istedikleri gibi değiştirdiler, kuvvetler ayrılığını kuvvetler birliği haline getirdiler, muhalifleri ise ayrı bir yerde tutuyorlar” dedi.
 
Ülkede bir ‘yalan rüzgârı’ estirildiğini, yeni yeni yalanların ortaya atıldığını, bunlardan birinin de Atatürk’ün diktatörlüğüne ilişkin bir yalan olduğunu belirten Ümit Kocasakal, bu yalanın ‘Sümerlerde internet kullanımı çok kötüydü” demeye benzediğini ve bugünün koşullarında geçmişi değerlendirmenin yanlışlığına vurgu yaptı.
 
Özel Görevli Mahkemelerin Anayasa dışı olduğuna özellikle vurgu yapan Kocasakal, ÖGM’lerin bir ihtisas mahkemesi olmadığını, siyasal iktidarın korunma kalkanı olduğunu kaydetti. Kocasakal, Türkiye’nin yeni bir anayasaya acilen ihtiyacı bulunmadığını, bölünme ve Atatürk’e veda anlamını taşıyacak Anayasasının bir parçası olmayacaklarını, yeni Anayasa yapma heveslerinin altında, 2014 yılında Cumhurbaşkanı değil, üçüncü meşrutiyetin ilk padişahını seçmek için alt yapıyı oluşturmak bulunduğunu bildirdi.  
 
Kaos ortamından düzlüğe çıkmak için antiemperyalist Atatürkçülüğün bir akım haline getirilmesini, halkın gücünün bu akıma yönlendirilmesi için çalışılmalar yapılması gerektiğini belirten Kocasakal, hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseyi hor görmeden halkın gücüyle bu savaşın kazanılacağına inandığını, 88 yıl önce olduğu gibi karşı devrimcilerin savaşı yine kesinlikle kaybedeceklerini sözlerine ekledi. 
 
CHP Mersin Milletvekili İsa Gök de, Anayasa’nın 174. Maddesinin 8 Devrim Yasasını koruduğunu, bunlardan en önemlisinin de Üç Devrim Yasası olduğunu söyledi.
 
Gök, Şer’iyye ( Din işleri ) ve Evkâf ( Vakıflar ) Vekâleti ile Erkan-ı Harbiyei Umumiye’nin ( Genelkurmay ) 429 Nolu Kanunla kaldırıldığını, Tevhid-i Tedrisat’ın (Öğretim Birliği ) 430 Nolu Kanunla gerçekleştirildiğini ve medrese eğitimine son verildiğini, 431 Nolu Kanunla da Hilafetin kaldırılarak Osmanlı Hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarıldığını bildirdi.
 
Siyasal iktidarın devrim kanunlarının içini boşaltmaya çalıştığını, karşı devrim hareketini gerçekleştirmek üzere kadrolaştığını, laik eğitimi dinselleştirmeye, üniversite eğitimini medreseleştirmeye çalıştığını belirten İsa Gök, Özel Öğrenci Yurtları yönetmeliğinin değiştirildiğini, Milli Eğitim Müfettişlerinin buraları denetlemesinin yasaklandığını, denetimin ve din ahlak dersleri eğitiminin Diyanet İşleri imamlarına verildiğini kaydetti. 
 
Kur’an kurslarında yaş sınırının kaldırıldığını, KHK’larla önemli düzenlemeler yapıldığını hatırlatan Gök, bütün bu olumsuz gelişmeler karşısında antiemperyalist bir cephe oluşturarak Anadolu halkıyla bu gidişe ‘dur’ deme zamanının geldiğini sözlerine ekledi.

İstanbul Barosu 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol