06 Nisan 2012 Cuma 01:02
ADALET DİLENMİYORUZ: DİRENİYORUZ!
Kocasakal, mesleki sorun ve olumsuzlukların gittikçe ağırlaştığı bir dönemde savunmanın temsilcisi avukatlara görülmemiş saldırılar yapıldığını, özellikle özel görevli mahkemeler olmak üzere savunma hakkını keyfi bir biçimde sınırlandıranlar hakkında HSYK’ya şikâyette bulunacaklarını söyledi.

Bugünkü ağır koşullarda savunma görevini yapmaya çalışan her avukatın bir hukuk savaşçısı ve kahramanı olduğunu belirten Ümit Kocasakal, koşullar ne olursa olsun baskı, yıldırma, sindirme, kısıtlama çabalarının kendilerini yıldıramayacağını, asla umutsuzluğa ve yılgınlığa düşmeyeceklerini, hiçbir zaman adalet dilenmeyeceklerini, adalet için direneceklerini, çünkü avukatların topluma karşı görevi ve namus borcu bulunduğunu bildirdi.

İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal, daha sonra basın açıklamasını okudu.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı C Kapısı önünde yapılan toplantıda, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Berra Besler, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Genel Sekreter Av. Hüseyin Özbek, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Füsun Dikmenli, Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Av. Başar Yaltı, Av. Turgay Demirci, Av. Özlem Aksungar, Av. İsmail Altay, Av. Hasan Kılıç, TBB Yönetim Kurulu üyesi Av. Kadri Markoç, TBB Disip kurulu Üyesi Av. Mehmet Nuri Karahan, TBB Denetleme Kurulu Üyesi Av. İrfan Akyüz, Baro Merkez ve Komisyon başkanları ile kalabalık bir avukat topluluğu hazır bulundu.

BASIN AÇIKLAMASI

Sayın basın mensupları, sevgili meslektaşlarım,

Bir ‘5 Nisan Avukatlar Günü’ daha gelip çattı. Baromuzun da 134 Kuruluş Yıldönümünü kutladığımız bu günde hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının adım adım yok edildiği, avukata ve savunmaya yönelen fiziki ve manevi saldırıların, mesleki sorun ve olumsuzlukların gittikçe ağırlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Gerçekten savunmaya ve onun temsilcisi avukata hiçbir dönemde olmadığı ölçüde ağır ve pervasız sadırılar var. Daha acı olanı ise bu saldırıların, başta ve özellikle Özel Görevli Mahkemeler olmak üzere bazı yargı organları eliyle yürütülmesidir. Bu çerçevede savunma hakkının keyfi biçimde sınırlandırıldığı, hatta tamamen ortadan kaldırıldığı, artık avukatın fiziksel varlığına dahi tahammül edilemediği, bunun etkisiyle yaptığı savunmalar nedeniyle kanuna aykırı biçimde duruşmalardan men edildiği, söz verilmediği, yıldırma ve sindirme amaçlı suç duyuruları, gözaltı ve tutuklamaların sistematik hale geldiği, avukatın güpegündüz katledilebildiği günler yaşıyoruz.

SALDIRILAR SAVUNMA HAKKINA YÖNELİKTİR

Bu tür saldırılar bizlerden hak ettiği cevabı bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da alacaktır. Esasen tüm bu saldırılar bizzat avukata değil her vatandaşın vazgeçilmez hakkı olan hak arama özgürlüğü ve savunma hakkına yöneliktir. Avukat, vatandaşın bu haklarının işlevsel ve etkili olarak kullanabilmesinin aracı ve güvencesidir. Şu soruyu herkes kendisine sormalıdır: Hak aramanın vasıtası olan avukatın savunma hakkı ihlal edildiğinde, hak nasıl korunacaktır? Kendisi güvencede olmayan avukat temsil ettiği kişinin hakkını nasıl savunacaktır?

EĞER AVUKAT…

Yargı denilince sadece yargıç ve avukat akla geliyor, avukat göz ardı ediliyor, fazlalık olarak görülüyorsa; adliyede görevini yapmasına, fiziki varlığına tahammül edilemiyorsa; haksızlık, hukuksuzluk bizzat yargı eliyle meşrulaştırılarak hukuk ayaklar altına alınıyorsa; sadece görevini yapması nedeniyle avukatın bürosu aranıp gözaltına alınabiliyor, tutuklanabiliyorsa; dosyadaki deliller basına açık avukata gizli tutuluyorsa; meslek ve savunma güvenliği tehdit ve tehlike altındaysa; avukat savunma görevini yapması nedeniyle endişe duyuyorsa: hukuk güvenliği yoksa; geleceğinden emin değilse; iş alanı daraltılıyorsa; 'işçi avukat" olarak nitelenen genç bir avukat sınıfı oluşmaktaysa; avukat tamamen sistemin dışına çıkarılmaktaysa; saldırıya uğrayıp ölmekteyse; karakollarda darp edilip kötü muameleye maruz kalıyorsa; savunmayı temsil eden avukat idarenin, kolluğun, kimi hâkim ve savcıların baskısı ve engellemesi altında görevlerini yapmaya çalışıyorsa; bu ortamda kutlayacak bir şey yoktur'.

Bu şartlar altında görev yapan her avukat esasen birer hukuk savaşçısı ve kahramandır. Bu nedenle tüm bu olumsuzluklara, saldırılara, ihlallere karşın hak arama mücadelesini azimle sürdüren tüm meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

ADİL BİR YARGILAMA OLMADAN ADİL KARARA ULAŞILAMAZ

Önemle belirtmek isteriz ki; mesleki anlamda başka hiçbir sorunumuz hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı talebimizden daha öncelikli ve önemli değildir Çünkü bu temel olmadığı sürece yurttaşlarımızın haklarını etkin bir biçimde savunabilmek, sonuç alabilmek mümkün olamaz. Şu açıktır ki, adil bir yargılama olmaksızın, adil bir karara ulaşılamaz. Adil bir yargılamanın ön şartı ise savunma hakkına uyulması, savunmanın temsilcisi olan avukata gerekli olanakların tanınması ve hakkı olan saygının gösterilmesidir.

ASLA UMUTSUZ VE YILGIN DEĞİLİZ

Ülkemizde halen hukuk devletini, yargı bağımsızlığını, çağdaş hukuk uygulamalarını göremiyor olmak bizler için derin bir üzüntü kaynağıdır. Ancak asla umutsuz ve yılgın değiliz. 134 yıllık bir demokrasi ve hukuk mücadelesi veren İstanbul Barosu ve onun temel yapıtaşı avukatlar bu mücadeleyi yurttaşlarımız adına kararlılıkla sürdüreceklerdir. Baskılar, yıldırma ve sindirme girişimleri, kısıtlamalar hiçbir şekilde bizleri yıldıramaz, sindiremez. Barolar ve avukatlar olarak görevimizi bu zamana kadar her türlü zorluğa, olumsuzluğa rağmen var gücümüzle ve hukuk içinde kalarak yerine getirdik. Bundan sonra da aynı doğrultuda yerine getirmeye devam edeceğiz.

DİRENEREK KUTLUYORUZ…

Bu nedenlerle biz bu günü ve haftayı direnerek "kutluyor" mücadele azmi ve kararlılığımızı bir kez daha haykırıyoruz. Hak arama mücadelesi, hukuk devleti ve demokrasi mücadelesidir ve bu mücadeleyi biz kazanacağız. Çünkü tarihin en son yerinde son sözü hep direnenler söylemiştir ve söyleyecektir. Aynı şekilde her ne pahasına olursa olsun laik, demokratik, sosyal hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü, cumhuriyeti ve onun kazanımlarını sonuna kadar koruyacağız. Bu bizlerin topluma karşı görevi ve namus borcudur.

Bu duygularla, hukukun üstün kılındığı, hukuk devleti ilkelerinin hayata geçirildiği, savunmaya hak ettiği yerin verildiği eşitlik, özgürlük, kardeşlik duygularının egemen olduğu bir ülkede yaşama arzusuyla, tüm meslektaşlarımızın ve vatandaşlarımızın avukatlar gününü kutluyor, hukuk savaşçılarına uzun ve sağlıklı bir meslek hayatı diliyoruz. İyi ki varsınız.



Fotoğraflar aşağıdaki gibidir.

Fotoğraflar/ Adaletbiz-Yeşim TURAN
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177