09 Temmuz 2012 Pazartesi 14:35
HACİZDE AVUKAT İŞLEVSİZ
 HACİZDE AVUKAT İŞLEVSİZ

6352 sayılı yasa icra ve haciz işlemlerinde reform sayılacak değişiklikler içeriyor. Bu değişikliklerden en önemlileri:

1-      Haczedilecek mala icra memurunun karar vermesi; ” İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” 16.maddenin 3.fıkrasının son paragrafı

2-      İcra memurlarının yapacakları bütün işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğu;”İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.” Madde 2

Bu iki düzenleme avukatı haciz işlemlerinde etkisiz duruma getirmiştir. Bu kanundan önceki uygulamada İİK’da böyle bir düzenleme olmamasına rağmen de facto olarak avukatlar bütün haciz işlemlerinde aktif olarak yer almaktaydı, hacze ve muhafazaya avukatlar karar vermekteydi. Yeni değişiklik bu uygulamayı yoruma yer bırakmayacak şekilde düzenlemiştir.

YENİ DÜZENLEMELER İCRA MEMURLARINA SINIRLAMALAR GETİRMEKTEDİR.

İcra memurlarına getirilen bu sınırlamalar aynı zamanda avukata getirilen sınırlamalardır. İİK 99.madde icra memuruna haczedilen malın muhafazası konusunda geniş yetki veriyordu. İİK’da yapılan yeni değişiklikle icra memurlarının bu takdir yetkisi kaldırıldı. Değişik 99. Maddeye göre artık haczedilen malın borçluya ya da üçüncü şahsa aidiyeti konusunda icra memuru karar veremeyecek. Maddenin yeni haline göre haczedilen şey üzerinde üçüncü şahıs hak iddiasında bulunduğunda mal muhafaza altına alınamayacak, alacaklıya istihkak davası açmak için yedi günlük süre verilecektir. Oysa maddenin eski halinde taşınır malın borçlunun veya üçüncü şahsın yedinde olup olmadığına icra memuru karar vermekteydi. Maddenin yeni halinde ise üçüncü şahsın her hangi bir hak iddiası yeterli görülmektedir.

AVUKAT HACİZDE GÖREVLİ DEĞİL

İİK’da yapılan bu köklü değişiklikler; eski, yanlış uygulamaların devamının engellenmesine yöneliktir. İİK’da bu değişiklikler yapılmadan önce, 14.03.2011 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi avukatın hacizde görevli olmadığına karar vermişti (2009/3133esas,2011/3082karar,14.03.2011tarihli).

Düzenleme öncesi uygulamada haczedilmezliğe, muhafazaya de facto olarak avukatlar karar vermekteydi. Oysa bu uygulama 2004 sayılı İİK’nun özüne ve sözüne (lafzına ve ruhuna) aykırıydı. Yeni düzenlemeyle açık bir şekilde haczedilmezliğin sınırları çizildi ve bu yeni kurallar doğrultusunda hangi malların haczedileceği doğrudan icra memuruna bırakıldı. Bu konuda avukatın talebinin bir önemi  kalmadı. Bunun gibi hangi durumlarda muhafaza kararı verilebileceğine de yeni düzenlemelerle açıklık getirildi.

AVUKATLARIN HACİZ MAHALLİNDEKİ DURUMU

Değişiklik öncesi uygulamada yasanın özüne ve sözüne aykırı olarak avukatlar işyerlerinde, evlerde hiçbir kural tanımaksızın hareket edebilmekteydiler. Evlerin en mahrem yerlerine kadar girmekte, işyerlerinde işyerine ait evrakları alt üst etmekteydiler. Artık Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı ve İİK’da yapılan yeni düzenlemelerden sonra avukatın haciz mahallin de dileği gibi hareket etmesi imkânsız hale gelmiştir. 4. Ceza Dairesinin kararı gözönünde bulundurulduğunda avukatın haciz mahalline alınmaması artık suç değildir. İİK’da yapılan yeni değişiklikler hacizde avukatı işlevsiz hale getirmiştir.

AÇIKLIK

6102 sayılı yeni TTK’nun genel gerekçesinde yasanın amacı;  açıklık (şeffaflık), denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik, adillik olarak tanımlanmaktadır. Çağımızda demokratik toplumlarda açıklık büyük önem kazanmaktadır. Artık çağımızda kayıt dışına, mafyaya, çeteye tolerans gösterilmemektedir. Her türlü derin ilişki Uluslararası küresel yapı tarafından yakın takibe alınmıştır. Türkiye’de bu süreç kısmen 90’lı yıllarda Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla başladı. Etkin uygulama ise son yıllarda ivme kazandı. Bunun ilk uygulaması ünlü mafya liderlerinin tutuklanmasıyla başladı. Daha sonra Ergenekon ve Balyoz davaları ile de mafyanın derin devletle ilişkileri gündeme geldi. Türkiye’de yaşanan süreç büyük küresel güçlerin ve bölgesel düzeyde AB’nin iradesi doğrultusunda gelişmektedir. Yeni TTK ile birlikte iş dünyasına getirilen yeni düzenlemelere paralel olarak İİK’da da açıklık, denetlenebilirlik, kişinin yaşam hakkına saygı, insan onuruna saygı, adillik, hesap verilebilirlik yeni düzenlemelerin esasını oluşturmaktadır.

İCRA MEMURLARININ PARA İLİŞKİSİNİN SINIRLANDIRILMASI

Açıklık ve denetlenebilirliğin İİK daki yeni düzenlemelere yansıyan en önemli hali artık icra dairelerine nakit ödeme yapılamamasıdır. Yasanın yürürlük tarihinden itibaren ödemeler Adalet Bakanlığı tarafından gösterilecek bankalara yapılabilecektir. İcra memurları haciz sırasında haczettikleri veya borçlular tarafından yapılan ödemeleri en geç takip eden iş günü mesai saati sonuna kadar bankaya yatırmak zorundadırlar. Bu hesaplarda biriken paralar alacaklıların takip taleplerinde bildirdikleri veya daha sonra bildirecekleri banka hesaplarına aktarılacaktır.

Bu düzenleme diğer düzenlemelerle birlikte dosya arası, masa altı ilişkileri zorlaştırmaktadır.

BORÇLUYU KORKUTMAK, BORÇLUYU TACİZ ETMEK

İİK’daki yeni düzenlemelere rağmen sırf borçluyu korkutmak, borçluyu sıkıntıya sokmak, taciz etmek için haciz yapılması zorlaşmaktadır.

Bazı baro başkanlarının İİK’da yapılan değişiklikleri eleştirmek amacıyla kullandıkları “korkutma” gibi ifadeler bir hukukçuya yakışmayacak ifadelerdir. Hukuk kişilerin psikolojisini olumsuz etkilemeyi, korkutmayı kabul etmez. Bu ifadeler hukukçulara yakışmaz. Hukukçular herkesten daha çok kişinin vücut bütünlüğüne ve yaşama hakkına saygı göstermek zorundadırlar.

SATIŞ İSTEME SÜRESİ

Muhafazanın ilk koşulu alacaklının muhafaza masrafını peşinen karşılamasıdır.

Eğer alacaklı muhafaza masrafını peşin olarak depo etmezse muhafaza yapılamayacaktır, Madde 17.

Alacaklının satış isteme süresi taşınırlarda altı ay, taşınmazlarda bir yıldır. Bu süre içerisinde satış istenmez ise alacaklı yeniden muhafaza giderlerini yatırmak zorundadır. 6352 sayılı yasanın 22.maddesi ile 2004 sayılı yasanın 110.maddesinde yapılan değişikliğe göre bir malın yasal süresi içerisinde satışı istenmez veya icra müdürünün vereceği 15 günlük süre içerisinde gerekli gider alacaklı tarafından karşılanmaz ise mal üzerindeki haciz kalkar.

İCRA MAFYASI

Yeni düzenleme icralarda oluşan ihale mafyasına da ciddi bir darbe indirmiştir. Yeni düzenlemelere göre taşınır veya taşınmaz malların ihalelerine elektronik ortamda katılmak mümkün olacaktır. İhaleye girmek isteyenler elektronik ortamda teklif verebileceklerdir.

İİK’daki yeni düzenlemeler eksik olmasına rağmen reform niteliğindedirler.

Bundan sonraki uygulamalarda İİK’da yapılan bu değişiklikleri yeterince anlayamayan icra memurları veya avukatlar ceza davalarının muhatabı olabileceklerdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177