Yazar: Murat AYGAR*

Yaklaşım / Kasım 2015 / Sayı: 275

I- GİRİŞ

İş sözleşmesinin en önemli unsurlarından biri olan ücret, işçiye yaptığı iş karşılığında işveren tarafından sağlanan ve parayla ödenen tutardır. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için de en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinde işçinin ücretinin çalıştıktan sonra ödenmesi öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24, 34 ve 102. maddelerinde ücretin zamanında ödenmemesi halinde, işçiye iş görme borcunu yerine getirmekten çekinme hakkı ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkanı tanınmış, ayrıca işverenler hakkında bu durumda idari yaptırım uygulanması öngörülmüştür. Bu makalenin konusunu, ücretin zamanında ödenmemesinin, 4857 sayılı İş Kanunu yönünden doğurduğu hukuki sonuçların incelenmesi oluşturmaktadır.

II- ÜCRET VE ÖDEME ZAMANI

4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinde ücret; Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. ...” biçiminde tanımlanmıştır.

Burada tanımlanan ücreti; ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil çalışması ücreti ve benzeri ücret alacakları da kapsayacak biçimde geniş ücret olarak anlamak gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nun 14. maddesinin aksine, 4857 sayılı Kanun’da ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücretinin bir ay çalışıldıktan sora ödenmesi gerekmektedir.

Nitekim 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 406. maddesinde de ücretin ödeme süresi “Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir. …” biçiminde belirlenmiştir.

Ücret ödeme zamanına ilişkin olarak yukarıda belirtilen kanunlardaki tanımlamaları; zorunlu bir takvimsel ödeme süresi olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Burada, kanuni düzenlemelerin lafzından ve ruhundan anlaşılması gereken, ücret ödeme döneminin, çalışılan ve hak edilen ücretin ödenme zamanının en fazla bir aylık zaman dilimini kapsamasıdır.

İşverenler tarafından yapılması gereken, sözleşmelerle veya imzalanan TİS’lerle ücretin ödeneceği tarihi belirlemek, ancak bu sürenin, işçinin işyerinde en fazla bir ay çalıştıktan sonraki bir süreyi geçmemesidir. İşe yeni giren işçilere de, işyerinde ücretin ödenmesi için belirlenmiş tarihe kadar çalışmaları karşılığında, “kıst ücret bordrosu” düzenleyerek işyerindeki ücret ödeme tarihine dahil olmaları sağlanması durumunda, kanuni düzenlemelere uygun hareket edilmiş olacaktır.

III- ÜCRETİN ZAMANINDA ÖDENMEMESİNİN SONUÇLARI

A- İŞÇİNİN İŞGÖRME BORCUNU YERİNE GETİRMEKTEN ÇEKİNME HAKKI

4857 sayılı İş Kanunu’nda ücret daha fazla güvence altına alınmış ve anılan Kanun’un 34. maddesinde, işçi ücretinin 20 gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiştir.

İş görmekten kaçınma hakkının kullanılabilmesine imkan verecek olan ücret alacağının mevcut iş ilişkisinde doğmuş olması gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrasında, işçiye tanınmış olan bu hak, asıl ücret yanında ücret ekleri için de kullanılabilir. Zira bu hükümle geniş anlamda ücret alacağının korunması amaçlanmaktadır. Prim, ikramiye gibi ücret eki niteliğindeki ödemeler, fazla çalışma ücreti alacağı da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Ayrıca ayni ödemeler de bu kapsamda değerlendirilecektir(1).

İşçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkından söz edebilmek için, ücret ödenmesinin en az 20 gün mücbir bir neden dışında gecikmiş olması ve işçinin bu nedenle iş görme borcunu yerine getirmemiş olması gerekir(2).

“Kanun’un bu hükmüne göre, ücretin, ödeme günü gelerek muaccel olmasına karşın işverenin zorlayıcı bir neden olmaksızın ödeme gününden itibaren 20 gün içinde işçinin ücretini ödememiş bulunması işçiye işten (işi yapmaktan) kaçınma hakkı vermektedir. Buradaki 20 günlük süre, iş günü değil takvim günü olarak hesap edilmek zorundadır. Sözleşmelerle kaçınma hakkının kullanılması bakımından daha kısa bir sürenin belirlenmesi mümkündür… Kanun’daki süre, geçici olarak ödeme güçlüğüne düşen iyi niyetli işvereni korumaya yöneliktir. Kanun işçinin çalışmaktan kaçınma hakkını kullanma bakımından bir süre öngörmediğinden, ücret ödenmediği sürece bu hak devam eder.”(3)

Ücreti gününde ödenmediğinden 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrası kapsamında çalışmaktan kaçınma hakkını kullanan işçiler, bir grup teşkil etseler bile kanundışı grev yaptıkları ileri sürülemeyecektir. Ancak bu kapsamda iş bırakan işçilerin, işyerlerinden ayrılmaları icap eder. Zira işçinin işyerindeki mevcudiyeti, çalışmak içindir. Unutmamak gerekir ki kanun, Anayasal bir hak olan grev hakkının kullanımı halinde dahi işyerinden ayrılmayı zorunlu görmektedir(4).

İşçiler Kanun’un 34. maddesine uygun olarak çalışmaktan kaçındıkları süreye ilişkin olarak ücret talebinde bulunamazlar. Çalışılmayan süre için ücret hakkı doğmaz(5).

B- İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESİH HAKKI

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse”, işçinin haklı nedenle, iş sözleşmesini kıdem tazminatı talep ederek feshetmesi söz konusu olacaktır. İşçinin bu madde kapsamında iş sözleşmesini feshetmesi durumunda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca ihbar tazminatı hakkı bulunmamaktadır.

Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasa’nın 33. maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.

Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır(6).

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili günü çalışması, genel tatil günü çalışması gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır.

C- FAİZ UYGULANMASI

İşverenlik tarafından işçilere gününde ödenmeyen ücretler için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanacaktır.

“Yirmi günlük sürenin işçinin iş görmekten kaçınma hakkını kullanabilmesi için bir ön koşul olduğu kabul edilmekle beraber, ücretin ödenmesi bakımından işverene tanınmış ek süre olup olmadığı tartışmalıdır. Bir görüşe göre 20 günlük süre yalnızca iş görmekten kaçınma hakkının kullanılması için ön koşul olmayıp, aynı zamanda işverene tanınmış ek süredir. Karşı görüş ise 20 günlük sürenin işverene ücret ödeme borcunu ifa etmesi için tanınmış olan ek süre niteliğinde olmadığını, iş görmekten kaçınma hakkının kullanılması için ön koşul niteliğinde olduğunu ileri sürmektedir. Bu sebepten işçi, iş görmekten kaçınma hakkı kullanmasa dahi gecikmenin başladığı ilk günden itibaren gecikme faizi isteyebilir.”(7)

D- YENİ İŞÇİ ALMA YASAĞI

4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ücretlerinin gününde ödenmemesi nedeniyle iş görme borçlarını yerine getirmeyen, yani çalışmayan işçilerin iş akitleri İşverenlik tarafından çalışmadıkları için feshedilemeyecek, bu işçilerin yerine işyerine yeni işçi alınamayacak, bu işler örneğin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca geçici iş ilişkisiyle de olsa başkalarına yaptırılamayacaktır.

E- İDARİ YAPTIRIM

4857 sayılı İş Kanunu’nun 102. maddesinde, işveren veya işveren vekilleri hakkında , işçinin Kanun’dan, toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret alacaklarını süresi içinde kasten ödememesi veya eksik ödemesi, asgari ücreti işçiye ödememesi veya noksan ödemesi halinde, bu durumda olan her işçi ve her ay için idari para cezası uygulanması hükme bağlanmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde ücretin kanun ve iş sözleşmesi şartları gereğince ödenmemesi durumunda işçiye tanınan fesih hakkında yukarıda belirtilen yargı kararında da belirtildiği üzere, işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü göz önüne alınmazken, ücretin süresinde ödenmemesi nedeniyle idari para cezası uygulanması açısından kast, yani söz konusu durumun isteyerek ve bilerek gerçekleştirilmiş olması şartı aranmıştır. Buna karşın, işyerinde asgari ücretle çalışan işçiler açısından kast şartı aranmamıştır. İşyerinde asgari ücretle çalışan işçiler açısından, ücretin eksik ödenmesi veya ödenmemesi söz konusu olduğunda kast unsuru aranmaksızın idari para cezası uygulanacaktır. Sözleşmelerle belirtilmiş olan tarihte, ücreti tam ya da kısmen ödememesi durumunda, idari para cezasının söz konusu olmaması için bu durumun kasten meydana gelmediğini işverenin kanıtlaması gerekmektedir.

IV- SONUÇ

4857 sayılı İş Kanunu’nda ücret daha fazla güvence altına alınmıştır. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. Aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti en geç işyerinde bir ay çalıştıktan sonra ödenmesi gerekmektedir.4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işyerlerinde ücret ödeme döneminin en fazla bir aylık süre olarak belirlenmesi söz konusudur. Nitekim 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 406. maddesinde de ücretin işçiye ödenme zamanı, iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süresi belirlenmiş olmadıkça ve aksi durum âdet olmadıkça, her ayın sonu olarak belirlenmiştir.

Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir. İş görmekten kaçınma hakkının kullanılabilmesine imkan verecek olan ücret alacağının mevcut iş ilişkisinde doğmuş olması gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca, işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkından söz edebilmek için, ücret ödenmesinin en az 20 gün mücbir bir neden dışında gecikmiş olması ve işçinin bu nedenle iş görme borcunu yerine getirmemiş olması gerekir.

İşverenlik tarafından işçilere gününde ödenmeyen ücretler için, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanacaktır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi söz konusu olacaktır.

Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 102. maddesinde, işveren veya işveren vekilleri hakkında, işçinin kanundan, toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret alacaklarını süresi içinde kasten ödememesi veya eksik ödemesi, asgari ücreti işçiye ödememesi veya noksan ödemesi halinde, bu durumda olan her işçi ve her ay için idari para cezası uygulanması hükme bağlanmıştır.



*           İş Başmüfettişi

(1)         Hamdi MOLLAMAHMUTOĞLU – Muhittin ASTARLI – Ulaş BAYSAL, İş Hukuku (Genel Kavramlar - Bireysel İş İlişkileri), 6. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara 2014, s. 689

(2)         Yrg. 9. HD.’nin, 27.11.2006 tarih ve E. 2006/22919, K. 2006/31264 sayılı; Yrg. 9. HD.’nin, 30.10.2007 tarih ve E. 2007/19022, K. 2007/31935 sayılı Kararları.

(3)         MOLLAMAHMUTOĞLU – ASTARLI - BAYSAL, age.

(4)         MOLLAMAHMUTOĞLU – ASTARLI - BAYSAL, age.

(5)         MOLLAMAHMUTOĞLU – ASTARLI - BAYSAL, age.

(6)         Yrg. 9. HD.’nin, 15.05.2014 tarih ve E. 2014/2756, K. 2014/10876 sayılı Kararı.

(7)         Dilek DULAY YANGIN, “Ücretin Ödenmemesi Sebebiyle İşçinin İş Görmekten Kaçınma Hakkı” TAAD, Yıl:3 Sayı: 10 (Temmuz 2012) s. 212, 213, 214

Yazarlar : 'MURAT AYGAR'

Kaynak : yaklaşım yayınları