02 Ekim 2014 Perşembe 12:30
SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE MEDENİ YASAYI YOK SAYAN UYGULAMA

Sulh Mahkemesi’nin açıkça kanuna aykırı uygulaması

Resmi Defter Medeni Yasa'nın 619-631 inci maddeleri ile düzenlenmiştir. Yasa hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde tereke varlıklarının tespitini ve resmi defterin kim tarafından nasıl tutulacağını anlatmaktadır.Terekenin nasıl tespit edileceğini ve sonuçlarını bir başka yazıya bırakarak burada resmi defterin kim tarafından tutulacağını ve sulh mahkemelerindeki hatalı uygulamayı anlatacağız.

Medeni Kanunun 620/4  “
Resmi defterin nasıl tutulacağı tüzükle düzenlenir.” demektedir.   Tüzüğün ilgili maddesi şöyle:

TÜRK MEDENİ KANUNUNUN VELAYET, VESAYET VE MİRAS HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN TÜZÜK

Yürürlüğe Koyan Bakanlar Kurulu Kararnamesi: 2003/5960 - 21.7.2003

Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 10 Ağustos 2003 - Sayı: 25195

RESMİ DEFTER TUTULMASI

Madde 42- Terekenin resmi defteri hakimin gözetimi altında bu işle görevlendirilecek katibe tutturulur.

Bir Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tensibi:

Mahkememize tevzii edilen dava dilekçesinin mahkememizin esas defterine

kaydının yapıldığı, davanın tereke davası olduğu görüldü. Dava dilekçesi ve ekleri incelendi.

 

1.) Dava dilekçesinin HMK.nun 119. maddesindeki şartları taşıdığı

anlaşıldığından KABULÜNE,

 

2.) Dava, HMK.nun 382. maddesi gereğince çekişmesiz yargı işleri kapsamında

olup, yargılamanın HMK.nun 316 vd. maddeleri gereğince basit Yargılama Usulüne göre

yapılmasına,

 

3.) HMK.nun 385/2.maddesi gereği resen araştırma ilkesinin uygulanmasına,

4.) Davanın hasımsız olarak açılması mümkün olduğundan ve sulh

gerekmediğinden ön incelemenin HMK.nun 320. maddesi gereği duruşmasız olarak

yapılmasına,

 

Duruşmasız olarak yapılan ön incelemeye göre HMK.nun 114. maddede

yeralan genel dava şartlarından;

a.) Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunduğuna,

b.) Yargı yolunun caiz olduğuna,

c.) Mahkememizin görevli ve yetkili bulunduğuna,

d.) Davacının taraf ve dava ehliyetine sahip bulunduğuna karar verildi. Ön

incelemenin tamamlandığı görülmekle; tahkikat aşamasına geçilmesine karar verildi. T.C. İstanbul Anadolu 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ Esas No: 2014/45 Tereke

 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1.)Dava dilekçesinin ve eklerinin murisin yasal mirasçılarına tebliğine,

tebliğden itibaren iki hafta içende davaya cevap verilebileceği hususunun tebliğ zarfında

belirtilmesine,

 

2.) Cevap dilekçesi verilmesi halinde cevap dilekçesinin ve eklerinin davacı

tarafa tebliğine,

 

3.) Murisin nüfus kayıt örneğinin ve adres sorgulamasının UYAP'tan

çıkartılarak dosya içerisine konulmasına,

 

4.) Davacıya murise ait veraset ilam örneğini ibraz etmek üzere duruşma

gününe kadar süre verilmesine,

 

5.) İlgili İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, murisin adres

araştırması ile murisin yasal mirasçılarının tespitinin yapılarak ivedi mahkememize bilgi

verilmesinin istenilmesine,

 

6.) TMK.nun 619. vd. maddeleri uyarınca "murisin terekesinin resmi defterinin

tutulabilmesi, terekesine dahil taşınır ve taşınmaz mallarının, ayni ve kişisel haklarının, borç

ve yükümlülüklerinin saptanması bakımından;

 

a- İstanbul Barosu avukatlarından Eser Bayramoğlu'nun resen tereke defter

tutma memuru olarak atanmasına, bu konuda celse arasında beyanının alınmasına,

 

b- Davalı mirasçıya meşruhatlı davetiye çıkartılarak "miras bırakanın

terekesine ait bulunan ve kendisinde yahut başkasında olan tereke malları ve tereke borçları

hakkında" tebliğden itibaren 1 ay içerisinde mahkememize bilgi vermesinin istenilmesine,

 

c- Davacıya, terekenin resmi defterinin tutulması masrafları ile ilgili olarak

"sonradan mahsubu yapılmak üzere" 2.500,00.-TL gider avansını mahkeme veznesine depo etmek üzere iki hafta süre verilmesine,

 

d- Murisin alacaklılarının ve borçlularının ilan tarihinden itibaren bir ay

içerisinde alacaklarını ve borçlarını deftere kayıt ve beyan etmeleri aksi halde mirası tutulan

defter mucibince kabul eden mirasçılara karşı herhangi bir talepte bulunamayacakları

hususunda genel bir gazetede iki kez ilan (ikinci ilanın birinci ilanda belirtilen süre dolduktan

sonra) yapılmasına, ilan masraflarının gider avansından karşılanmasına,

 

e- Sözkonusu her iki ilanın ayrıca mahkeme divanhanesinde de yapılmasına,

ilanların asılma ve indirme tutanaklarının yazı işleri müdürü tarafından düzenlenerek dosya

içerisine konulmasına,

 

f- Murise ait taşınmaz mal varlığının TAKBİS ortamından sorgulanmasına,

 

g- Dava dilekçesinde bildirilen icra memurluklarına müzekkere yazılarak tereke

davası açıldığının bildirilmesi,

 

7.) Dosyanın durumuna göre diğer hususlara yer verilebileceğine,

 

8.) Bu nedenle duruşmanın 05/02/2015 günü saat 09:40'a bırakılmasına tensiben karar

verildi. 26/09/2014

4721 sayılı Medeni Yasa’nın 620/4. maddesine göre çıkarılan tüzüğün 42. maddesi açıkça resmi defterin hakim denetiminde katibe tuttturulur demesine rağmen, yasanın hiçbir yoruma yer bırakmadan hüküm vaz etmesine rağmen sulh mahkemesinin resmi defter tutulması ve tereke mallarının tespiti için bilirkişi listesinden bir avukatı tayin etmesi mahkemenin yasa ihlalidir.

 

YASAYA AYKIRI OLMASI BİR YANA AVUKATLIK MESLEĞİ İLE DEFTER TUTMANIN BAĞDAŞIR YANI YOK

 Sulh mahkemesi defter tutmayı abartmıştır. Hakim, toplama çıkarmadan ibaret bir işi Tek Düzen Muhasebe Sistemi ile karıştırmıştır. Tek Düzen Muhasebe Sistemi mali müşavirlerin tuttuğu 1. Sınıf defter için geçerlidir ve bu iş sadece mali müşavirler tarafından yapılabilir.

Miras Hukukunda Tutulacak Resmi defter

Medeni Yasa yapılacak işi açıkça yazmıştır. Terekede varlıkların ve borçların nasıl tespit edileceğinin yolunu göstermiştir. Bu tespitler yapıldıktan sonra yapılacak iş varlıkları bir tarafa yazmak, borçları diğer tarafa yazmaktır. İş bu kadar basit iken mahkemenin dava masraflarını artıracak, davacılara yük getirecek ve açıkça yasaya aykırı bir karar vermesi anlaşılır değildir.

USUL EKONOMİSİ İLKESİ

HMK’nın 30 inci maddesi “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”  demektedir. Sulh mahkemesinin kararı yasanın bu hükmüne de açıkça aykırıdır.

Davacı sulh mahkemesinin bu kararı karşısında ne yapabilir? Bunu bir başka yazında inceleyeceğiz. 

Hukukçulardan yorum ve görüş bekliyoruz.


Rahmi Ofluoğlu ( Hukukçu)

Son Güncelleme: 02.10.2014 17:07
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177