Yeşim
Yeşim
10 Eylül 2015 Perşembe 17:05
Boşanma davasını açan özgür olacak

Yargıtay, “Boşanma davası açıldıktan sonra sadakat yükümlülüğü kalmaz” dedi. Yeni içtihada göre, dava açıldıktan sonra tarafların başka kişilerle ilişki kurmaları nedeniyle tazminat, nafaka gibi konularda aleyhlerine karar verilmeyecek.

Kemal Göktaş-Ankara

Yargıtay, eşlerin boşanma davası açtıktan sonra da “sadakat” başta olmak üzere evlilik birliğinin devamıyla ilgili yükümlülüklerinin devam ettiğine ilişkin önceki içtihatlarını değiştirdi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin ilke kararlarında “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı” belirtildi. 
Böylece özellikle uzun yıllar süren boşanma davaları süresince tarafları bağlayan sadakat yükümlülüğü de ortadan kalktı. Yeni içtihada göre, boşanma davası açıldıktan sonra tarafların başka kişilerle ilişki kurmaları nedeniyle tazminat, nafaka ve velayet konularında aleyhte karar verilmeyecek. 
Kesinleşene kadar
Yargıtay, uzun yıllardır, boşanma davaları açıldıktan sonra da tarafların evlilikten kaynaklanan yükümlülüklerinin devam ettiğine hükmediyordu. Buna göre, boşanma davasına ilişkin karar kesinleşmeden önce tarafların sadakat yükümlülüğü de devam ediyordu. Ayrıca boşanma davası sürerken tarafların her türlü davranışları da kusur durumlarının belirlenmesinde etkili oluyordu. Bir davanın kesinleşmesi için yerel mahkemenin boşanma kararı vermesi de yetmiyor, kararın Yargıtay’ca onanması gerekiyor. 
Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu içtihadı değiştirdi. Dairenin ilke kararlarında “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların dikkate alınamayacağı” belirtildi. Daire bir kararında boşanma davasının davalısı olan kadının eşinin boşanma davası sürerken, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayın kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağının tabii olduğuna” işaret ederek temyiz itirazlarını reddetti. 
Kilit, dava tarihi
Kararlar genellikle oybirliği ile alınırken bir davada Başkan Vekili Mahmut Kamacı “evlilik sona erinceye kadar eşlerin sadakat yükümlülüklerinin devam ettiğini” savundu. Ancak diğer 4 üyenin oyuyla çıkan kararda “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların eldeki dosyada dikkate alınmayacağı” belirtildi. 
Kararı yorumlayan İzmir Barosu avukatlarından Fatih Karamercan 2. Hukuk Dairesi’nin, eşlerin boşanma dava tarihinden sonra sadakat yükümlülüklerinin devam ettiği görüşünden döndüğünü belirterek “Daire’nin önceki görüşü doktrin tarafından da eleştirilmekteydi. Bu ilke kararına göre artık eşlerin boşanma dava tarihinden sonra sadakat yükümlülükleri bulunmayacaktır. Yani eşlerden birisi veya her ikisi, boşanma dava tarihinden sonra sadakat yükümlüğünü ihlal etse bile bu durum boşanma davasında kusur durumlarını etkilemeyecektir” dedi.
 
Alınan karar sevgilileri de etkileyecek
Yargıtay’ın içtihat değişikliğinin bir sonucu da evli kişilerle birlikte olanların diğer eşlere tazminat ödemesiyle ilgili davalarda görülebilecek. Yargıtay bugüne kadar evli biriyle birlikte olan kişilere diğer eşin açtığı tazminat davalarını “haksız fiil” gerekçesiyle kabul ediyordu. Ancak boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin sadakat yükümlülüğü ortadan kalktığı için bu davalarda da farklı kararlar çıkabilecek.

 
http://www.milliyet.com.tr/bosanma-davasini-acan-ozgur-olacak-gundem-2080472/
Son Güncelleme: 10.09.2015 17:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Av. Yusuf Aslan 2017-09-12 20:37:12

Evlilik birliğine ilişkin yükümlülükler boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder. Paylaşılan kararda sadece eldeki davada dikkate alınmayacağı açıklanmıştır. Yeni bir dava veya karşı dava açıldığı ya da açılan dava ile birleştirildiği takdirde zina sebebiyle boşanmaya, tazminata ve nafakaya hükmedilir. Bu konuda Yargıtay'ın görüş değişikliği yoktur. Daha önce ayrı bir dava açılmasına gerek olmaksızın eldeki davada boşanma davasından sonra da dikkate alınıyordu, şimdi ise eldeki davada dikkate alınmayacağına karar verilmiştir. Yani ayrı bir dava açıldığı takdirde değişen bir şey yok... Haberde karar yanlış yorumlanmış...

Avatar
Av. Yusuf Aslan-Antalya 2017-09-13 20:58:59

Özet: Boşanma davası açılmasının, eşlerin sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, ancak sadece ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun surette bildirilen vakıalar hakkında değerlendirme yapılabileceği, davadan sonra oluşan vakıaların karşı tarafın açık muvafakatı olmaksızın hükme esas alınamayacağı, TMK ve HMK'da tahkikat aşamasında meydana gelen cinsel sadakatsizlik dahil bir istisnaya yer verilmemiş olduğundan olayın ancak yeni bir davanın konusu yapılabileceği/gerektiği takdirde birleştirilerek görülecek yeni davada bu sebebe istinaden boşanma kararı verilebileceği hk.

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/1895
K. 2015/15882
T. 15.9.2015

4721/m. 184, 185/3

6100/m. 25/1, 33, 119, 137, 140/3, 141/1, 187

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı tarafından, kocanın davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Eşler birbirine sadık kalmak zorundadırlar (TMK.md. 185/3). Bir boşanma davasının açılması durumunda eşlerin sadakat yükümlülüğü elbette ortadan kalkmaz. Bunun aksi de düşünülemez. Nitekim boşanma davasının açılmasıyla eşler arasındaki cinsel sadakat yükümlülüğünün "kalktığına" ve dava tarihinden sonra gerçekleşen sonraki cinsel sadakate aykırı davranışların "yeni bir dava” konusu yapılamayacağına ilişkin bugüne kadar alınmış hiçbir Yargıtay kararı da bulunmamakladır. Boşanma davalarında uygulanacak yargılama usulü Türk Medeni Kanununun 184 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile emredici olarak düzenlenmiş olduğundan eşlerin sadakat yükümlülüğünün evlilik süresince geçerli olmasına ilişkin "maddi hukuk kuralı” Taraflara ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun şekilde dayanılmayan vakıalara dayanma ve bu vakıalara ilişkin delil sunma hakkını vermez.

Boşanma davasına bakan mahkeme yargılamayı Türk Medeni Kanununun 184 ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. 119. 129. 137. 140/3 ve 187. hükümlerinde yer alan emredici düzenleme sebebiyle ön inceleme sonuç tutanağında yer alan ve taraflarca imzalanarak kabul edilen çekişmeli vakıaları gösteren tutanak esas alınmak suretiyle yürütmek zorundadır. Ön inceleme sonuç tutanağı boşanma davasının yol haritasıdır. Başka yoldan gidilmesi ancak karşı tarafın açık muvafakati ile mümkündür (HMK.md.141/1) Ön inceleme aşaması tamamlanana kadar usulüne uygun şekilde ileri sürülmemiş olan vakıalar, mahkemece kendiliğinden incelenemeyeceği gibi, hakim onları hatırlatacak hallerde dahi bulunamaz (HMK.md.25/1). O halde, sadece ön inceleme aşaması tamamlanana kadar usulüne uygun şekilde (HMK. md.141) bildirilmiş olan vakıalar boşanma davalarının sınırını çizmekte ve mahkemece ancak, bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmekledir. Aksinin kabulü: davacının dayandığı olguların, dolayısıyla elde etmek istediği nihai talebin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dahil, yargılamanın hangi aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde "boşanmada yargılama usulü" ayrıca düzenlenmiş: anılan maddenin ilk fıkrasında "Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir." hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının "genel yargılama usulüne” tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması özel usuller, Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların usulüne uygun şekilde dayanmadığı vakıaların ve özellikle tahkikat aşamasında meydana gelen boşanma sebebi oluşturan cinsel sadakatsizlik dahil her türlü vakıanın değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye bir başka deyişle istisnaya yer verilmemiştir.

Ön inceleme aşaması tamamlanana kadar usulüne uygun şekilde (HMK. md. 141) dayanılmayan bir vakıanın, tahkikat aşamasında gerçekleştiğinden bahisle davalıya kusur olarak yüklenmesine, açıklanan "emredici usul kuralları” sebebiyle imkan bulunmamaktadır.

Davacı-karşı davalının açtığı boşanma davası, davalı karşı davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesi ile kabul edilmiştir. Ne var ki mahkemece davalı karşı davacıya kusur olarak isnat edilen sadakatsizlik eylemi dava açılmasından sonra meydana gelmiştir. Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Davadan sonra oluşan vakıalar görülmekte olan boşanma davasında hükme esas alınamaz, ancak yeni bir dava konusu yapılır ve ispat edilirse birleştirilerek görülecek yeni boşanma davasında bu sebeple boşanma kararı verilebilir. Mahkemece davalı-karşı davacıya başka bir kusur da isnat edilmemiştir, gerçekleşen bu duruma göre, davacı-karşı davalının davasının kabulü ve tarafların eşit kusurlu kabul edilerek davalı-karşı davacı kadının tazminat taleplerinin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA. bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere (2.) bentteki bozma sebebinde oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle 15.09.2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun ikinci bentteki bozma kararına katılmıyorum. 15.09.2015

Avatar
Avukat Vedat Atak 2017-09-14 01:04:45

Haberi okudum ancsk Yargitay Kararı ile kastedilen husus kanımca bam başka .Şöyleki:
Yüksek Mahkeme boşanma davası açıldıktan sonra meydana gelen aldatma vb gibi hususların açılan davada boşanma için gerekçe olamayacağını belirtmiş ancak diğer eş boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen bu durum için ayrı bir boşanma davası açabilecektir.Yargıtay kararının. tümünü yayınlanmadığı için okuyamamakla birlikte okuduğumuz kısımda söylenen eldeki davada dikkate alınmayacaktır demiştir.