Yazar: Mahmut YAVAŞİ*

Yaklaşım / Mart 2015 / Sayı: 267

I- GİRİŞ

Ticaret şirketleri kurucularından, ortaklarından, yöneticilerinden, işçilerinden ve alacaklılarından ayrı olarak tüzel kişiliğe sahiptir. Böylece, ayrı tüzel kişilik; haklara sahip olabilir ve sorumluluk üstlenebilir. Kazandırılması nispeten kolay olan tüzel kişiliğin, sona erdirilmesi oldukça uzun bir süreci içerir. Hatta o kadar ki, tüzel kişiliğin doğumunu sağlayan şirket hissedarları, diledikleri an tüzel kişiliği ortadan kaldırılmazlar. Tasfiyesinin tam olarak yapılması gerekir.

Hal böyle olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanun’un 10. maddesine kapsamında Oda kaydının re’sen silinmesi, Ticaret Sicilince şirketin infisah etmiş olduğu olarak kabul edilerek, Ticaret Sicilinden tüzel kişilik terkin edilmektedir. Ticaret Sicili Müdürlüklerinin dayanakları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7(1). maddesi olup, yasa koyucunun mülkiyet hakkına müdahale ettiği ve alacaklılar arasında eşitsizlik oluşturduğu düşünülmektedir.

Bu çalışmada, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun Kapsamında takibi ve tahsili mümkün olabilecek bir borç nedeni ile tüzel kişiliğin ortadan kaldırılması sonucunu doğuran ticaret sicilinden re’sen silme işleminin, 6183 sayılı Kanun kapsamında olmayan alacaklılar açısından eşitsizlik oluşturduğu ve mülkiyet hakkına bu şekilde müdahale edilemeyeceği incelenmektedir.

II- TÜZEL KİŞİLİK, TACİR VE ODAYA KAYIT

6102 sayılı Kanun’un 125. maddesine göre tüzel kişiliğe haiz ticaret şirketleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesi çerçevesinde, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. Diğer bir ifade ile, ticaret şirketleri, istisnalar saklı kalmak üzere, bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. 6102 sayılı Kanun’un 124(1). maddesine göre ticaret şirketleri olan kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketler, 6102 sayılı Kanun’un 16(1). maddesine uyarınca tacir sıfatına haiz olup, 5174 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre, ticaret siciline kayıtlı tacirler bulundukları yerdeki odaya kaydolmak zorunda olduklarından, ticaret şirketlerinin odaya kaydı zorunludur.

III- TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ

A- GENEL OLARAK

Gerçek kişilerin kişilikleri ölümle doğal olarak sona ererken, tüzel kişilerin kişilikleri gerçek kişilerin eylemleri veya kararları ile sona erer. Ticaret şirketlerinin Ticaret Sicilinden terkin edilmesi (silinmesi) ile tüzel kişiliklerinin sona ereği bilinmekle birlikte, şayet tasfiye işlemleri gereği gibi tamamlanmamış ise, Ticaret Sicilinden silinme ile tüzel kişilik sona ermez(1). Benzer şekilde, 4721 sayılı Kanun’un 52. maddesine göre, sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.

B- BASİTLEŞTİRİLMİŞ PROSEDÜR

6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanma Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Kanunla 6102 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. madde kapsamında, yıllar önce kurulmuş olan ancak artık değişik nedenlerle gayrı faal haldeki anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyesi ve ticaret silinden silinmesi prosedürü, olağan bir tasfiye ve sicilden terkin prosedürüne göre, 6335 ve 6102 sayılı Kanunların yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren iki yıl süre ile basitleştirilmiştir. Basitleştirilmiş usulden diğer ticaret şirketleri ile adi ortaklıkların yararlandırılması öngörülmemektedir.

Basitleştirilmiş usulün uygulanabilmesi için, sermaye şirketlerinin:

a- 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış,

b- Bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce veya yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olması

öngörülürken, kooperatifler açısından:

a- Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olma

şartı öngörülmektedir. Ayrıca;

a- Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler,

b- Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler

açısından da, basitleştirilmiş terkin işleminin yapılması öngörülmektedir.




Tablo-1: Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin 6102 sayılı Karun’un Geçici 7. Maddesi Kapsamında Basitleştirilen Yöntemle Sicilden Terkini



Şu kadar ki, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz (Geçici 7/2. madde). Basitleştirilmiş Ticaret Sicilinden silme işlemine tabi olacak şirket ve kooperatifler, ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtlar üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir.

C- TÜZEL KİŞİLİĞİN BORCUNUN TERKİN SEBEBİ OLMASI

Ticaret Sicili çeşitli nedenlerle 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamındaki tüzel kişilerin borçlarından haberdar olur. Örneğin icra takibi nedeni ile tüzel kişiliğin bilinen son adresinin mahkemeye bildirilmesi istenilmesi ile tüzel kişiliğin borçlu olabileceğinden haberdar olunabilir. Tüzel kişiliğin ticari borçları ve hatta vergi, SGK gibi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun Kapsamındaki borçları tüzel kişiliğin Ticaret Sicilinden silinmesini gerektirmemektedir.

Her ne kadar 6102 sayılı TTK’nuna göre tacir sıfatına sahip olabilmenin şartı değil ise de, 6102 sayılı Kanun’un 16(1). maddesine göre tacir sıfatına haiz olan 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesi kapsamındaki tüzel kişilikler, tacir sıfatına sahip olmaları nedeni ile 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanun’una göre ilgili Oda’ya kayıt yaptırmak zorundadır. Oda’ya kayıtla birlikte, aidat ödeme sorumluluğu başlamaktadır. Oda aidatının ödenmemesi halinde takibi ve tahsili 6183 sayılı Kanun’a tabi olarak yapılır. Bu aşamada, Oda aidatının zamanında ödenmemesinin olağan yaptırımının 6183 sayılı Kanun kapsamında takibinin ve tahsilinin yapılması olduğu belirtilebilir.

Bununla birlikte; 5174 sayılı Kanun’un 10. maddesinin:-

 İçinde bulunulan yıldan önceki iki yıldan itibaren adresleri ve durumları tespit edilemeyenler ile bu süre zarfında aidat ödemeyen üyeler, tüzel kişiliğin kayıtlı olduğu ticaret veya sanayi odasının yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re’sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. 

Yapılan düzenleme kapsamında, Ticaret Siciline yapılan bildirim üzerine ticaret sicili kaydının re’sen silinmesi, bir alacaklının alacağını tahsil edememesinin, borçlu tüzel kişiliğin tüzel kişiliğinin sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. 4721 sayılı Kanun’un 52. maddesine göre, sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder ise de, bu şekilde infisah ettiği kabul olunan tüzel kişiliklerin tasfiyesinin ne şekilde yapılacağı belirsizdir.

Oda aidatı borcunu ödemediğinden infisah ettiği kabul edilen tüzel kişiliklerin tasfiyesinin nasıl olacağı belirsizlik, mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde 6102 sayılı Kanun’un geçici 7(4). maddesi ile giderilmiştir. Buna göre; ticaret sicili müdürlüklerince, geçici 7. maddenin kapsamı dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü’ne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.

İhtarda, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir (6102 sayılı Kanun Geçici md. 7(4)(b)(2). Yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen … yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir (6102 sayılı Kanun Geçici md. 7(11)). Ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçları, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmez. Ancak, ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları, 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam eder (6102 sayılı Kanun Geçici md. 7(12)).  Tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. (6102 sayılı Kanun Geçici md. 7(15)).

İrdelenen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere; Oda aidatını ödemeyen tüzel kişilerin kişilikleri tasfiye edilmeksizin sona erdirilebilir, mal varlıkları Hazineye intikal edebilir. Bununla birlikte; anonim şirket ve kooperatiflerin yasal temsilcileri ile limited şirketlerin ortaklarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki Oda aidatını ödeme sorumlulukları devam etmektedir. Münhasıran Oda aidatının ödenmemiş olması sebebiyle tüzel kişiliğin sona erdirilmesi ve mal varlıklarının tasfiyeye tabi tutulmadan Hazineye intikal ettirilebilecek olması, mülkiyet hakkına müdahale sonucunu doğurmaktadır. Anayasanın 90. maddesi kapsamında ulusal hukukun üstünde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesinin öngördüğü, kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir düzenlemesi ile çeliştiği düşünülmektedir. Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi ve mallarının Hazineye intikal etmesindeki kamu yararı, demokratik bir devlette mülkiyet hakkının kısıtlanmasını gerektirecek boyutta değildir.

6183 sayılı Kanun kapsamındaki diğer alacaklılar ile takibi ve tahsili 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa tabi alacaklılar arasında bariz bir eşitsizliğin oluşumuna yasal olanak sağlanmış olması da, hukuka olan güvenin derinden zedelenmesine sebebiyet verebilecek boyuttadır.

IV- SONUÇ

Hukukun amaçlarının başında toplumsal düzeni ve barışı sağlama gelmektedir. Bu amaç, evrensel hukuk normları kapsamında eşitliği sağlamakla mümkün olabilir. Bu doğrultuda tüzel kişilerin alacaklarının eşit haklara sahip olmasını gerektirir. 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanun’u, ticaret ve/veya sanayi odalarına aidat borcunun ödenmemesine bağlı olarak kişiliğin sona erdirilmesi imtiyazı sağlamaktadır. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında tüzel kişiliklerin infisah etmiş olduğunun kabulü sözleşme özgürlüğünü derinden zedelemektedir. Mal varlığının Hazineye intikaline dair yasal düzenleme ise mülkiyet hakkına demokratik bir devletten beklenilmemesi gereken şekilde bir müdahaledir.

Sözleşme özgürlüğü kapsamında ihdas olunan tüzel kişilik, ancak onun sona erdirme hakkı tanınan ortakları/hissedarları tarafından sona erdirilebilmelidir. Yasalarla oluşturulan eşitsizlik, hukuka olan güveni zedeleyicidir.



*           Doç. Dr., Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

(1)         Bkz. Yrg. 11. HD.’nin, 12.02.2004 tarih ve E. 2003/6314, K. 2004/1181 sayılı;  Yrg. 10. HD.’nin, 21.02.2005 tarih ve E. 2004/12512, K. 2005/1543 sayılı; YHGK’nın, 06.02.2007 tarih ve E. 2007/10-358, K. 2007/337 sayılı Kararları.

(2)         İnceleme konumuz Oda aidatlarının ödenmemesine bağlı olarak tüzel kişiliğin sona ermesi olması nedeni ile, metin içerisinde ihtarda bulunması gereken hususların tamamına yer verilmemiştir. İhtarda bulunması gereken huşular 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesin uygulanmasına olanak sağlayan nedenlerle ve olaylara bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, sermayenin öngörülen tutara yükseltilmemesi halinde, yapılacak ihtarda; ihtarda “ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.

Yazarlar : 'MAHMUT YAVAŞİ'

Yaklasim Yayınları