12 Mart 2012 Pazartesi 13:02
AKP Düzeni Tartışıldı
Sosyalistlerin Meclisi ilk dışa açık etkinliğini İstanbul NHKM'de gerçekleştirdi. "İkinci Cumhuriyet'in Düzeni" başlıklı sempozyumun ilk ayağında "AKP'nin hukuku" ve "İkinci Cumhuriyet'te muhalefet" tartışıldı.

Sosyalistlerin Meclisi tarafından düzenlenen ve iki etaptan oluşan İkinci Cumhuriyet'in Düzeni Sempozyumu'nun İstanbul etabı dün İstanbul Kadıköy'deki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde Ruhi Su Salonu'nda yapıldı. "AKP'nin Hukuku" ve "İkinci Cumhuriyet'te Muhalefet" başlıklı iki oturumun gerçekleştirildiği sempozyumun dünkü bölümü Sosyalistlerin Meclisi'nin de dışa açık ilk etkinliği oldu. Sosyalistlerin Meclisi üyesi aydınların çeşitli başlıklarda hazırladıkları sunumlarını paylaştıkları Sempozyum kapsamında 17 Mart Cumartesi günü Ankara'da "İkinci Cumhuriyet'in Temelleri" ve "Dünyada dönüşüm ve Türkiye" başlıklı iki oturum daha gerçekleştirilecek.
 
"AKP'nin Hukuku" başlıklı ilk oturumda moderatörlük görevini Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Ali Rıza Aydın üstlendi. Eski Erzincan Başsavcısı ve CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner "AKP'nin Davaları: Ergenekon, Balyoz ve KCK'da ortak yönler", Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Alpay Dikmen "Kanun Hükmünde Kararnameler", eski Sayıştay üyesi Kadir Sev "Yasal düzenlemeler uluslararası sermayenin önünü nasıl açıyor" ve hukukçu Abdurrahman Bayramoğlu "Anayasa ile ne amaçlanıyor" başlıklı sunumlarını dinleyicilerle paylaştılar.
 
"İkinci Cumhuriyet'te Muhalefet" başlıklı ikinci oturumun moderatörü ise Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri'nden Prof. Dr. Rıfat Okçabol idi. Bu oturumda yazar ve TKP üyesi Aydemir Güler "Kürt ulusal siyaseti ne yapacak?", soL yazarı gazeteci Barbaros Tantan "Yerel muhalefet odaklarının AKP karşısında şansı nedir?", Cumhuriyet gazetesinden Mustafa Kemal Erdemol ise "Ulusalcıların açmazı" başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.
 
Sempozyuma çok sayıda kişi dinleyici olarak katılırken, sorulan çok sayıda soru ile tartışmalar derinleştirildi.
 
Aydemir Güler: Türkiye solundaki ağır akıl dağılmasına son vermek için yola çıktık
Sempozyumun açış konuşması Aydemir Güler yaptı. Güler, TKP'nin geçtiğimiz Temmuz ayında gerçekleştirilen 10. Kongre'sinde Türkiye'de köklü bir siyasal-tarihsel bir dönüşüm yaşandığı ve bu dönüşümün bir tarihsel evre değişikliğine denk düştüğü, böyle bir dönemde Türkiye solunun ise ağır bir akıl dağılması yaşadığı tespitinin yapıldığını hatırlattı. Sosyalistlerin Meclisi'nin Türkiye soluna bir akıl ortaklığı taşımak üzere bir aydın platformu olarak kurulması kararı aldıklarını belirten Güler, içinde bulunduğumuz yeni evrede ülkemiz ve bölgemizin temel meseleleri ile ilgili sosyalizmin konumlanışları konusunda güncelleme ihtiyacına yanıt vermeye çalıştıklarını dile getirdi.
 
 
Ahmet Alpay Dikmen: Kapitalizmde demokrasi bitmiştir
Güler'in açış konuşmasının ardından ilk sunumu Ahmet Alpay Dikmen Kanun Hükmünde Kararnameler konusunda yaptı. Kapitalizmde demokrasinin artık bittiğini ve hukukun artık bir oyun haline geldiğini belirten Dikmen, KHK'ların tüm dünyada kendini gösteren totaliteryan dönemin işareti olduğunu dile getirdi.
KHK'ların tüm kamusal mal ve hizmetlerin piyasaya açılması amacıyla gündeme getirildiğini belirten Dikmen, bir tür ilkel birikimin yeniden örgütlenmesinin söz konusu olduğunu ifade etti.
Derin bir dünya krizinin içinden geçilmekte olduğunu hatırlatan Dikmen, AKP'nin ciddi bir ekonomik ve siyasal krize hazırlık yaptığını, kendini hem ekonomik hem de siyasal olarak daha sağlama almak ve vazgeçilmez kılmayı hedeflediğini, hem KHK'ların hem de tüm baskıcı uygulamaların bu açıdan da değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Dikmen bu bağlamda AKP'nin uygulamalarının şaşırtıcı olmadığını, kapitalizmin içinde bulunduğumuz dönemi ile son derece uyumlu olduğunu savundu.
 
İlhan Cihaner: Davalar ve iddianameler çağındayız
Dikmen'in ardından söz alan Cihaner, "AKP'nin Davaları: Ergenekon, Balyoz ve KCK'da ortak yönler" başlıklı sunumunda, davalar ve iddianameler çağı nitelemesinin zamanın ruhunu açıkladığını ileri sürdü.
Solun belirli bölmelerinin sürecin başında yanlış konumlar aldığını ve iddianamelerde yer verilen iddiaları ve gizli tanık ifadelerini sanki gerçekmiş gibi kabul ettiğini belirten Cihaner, tüm siyasi iddianamelere sorgulayıcı yaklaşılmak gerektiğini savundu.
Mevcut siyasi davaları anlatmak için "Düşman ceza hukuku" kavramını kullanan Cihaner, cezalandırılabilirliğin öne çekildiğini, insanın hukuki güvencelerinin yok edilerek insana yok edilmesi gereken bir insanımsı olarak bakıldığını, terör kavramının belirsizlik ve dehşet duygusu yaratma ile ilişkili olduğu düşünüldüğünde şu an içinden geçilmekte olan sürecin kendisinin terör olduğunu, suç ve cezanın kanuniliğinin yok edildiğini, suç ile fiil arasındaki bağın etkisizleştirildiğini dile getirildi.
Cihaner, soruşturma ve dava süreçlerinin aşırı uzaması, lehe delil toplama gerekliliğinin yerine getirilmediğini, iddianamelerin kronoloji ve mantık hataları ile dolu olduğunu belirtti.
 
Kadir Sev: Hukukun oyuncak haline getirilmesinin tarihi eski
KadirSev,"Yasaldüzenlemeleruluslararasısermayeninönününasılaçıyor"başlıksunumundahukukunnasılsermayelehineoyuncakhalinegetirildiğinibirçokörnekvererekanlattı.
Bir ülkeye para girişinin görünürde canlanma yarattığını belirten Sev, ancak bu durumun ithalatı arttırdığını, ülkeyi daha bağımlı hale getirdiğini, sermayenin kendi hukukunu dayatmasını sağladığını vurguladı.
Ülke hukukunun sermaye lehine çiğnenmesinin tarihinin AKP'den çok önceye uzandığını, 80 öncesinde Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel'den, 80 sonrasında Özal'a, hatta 92'de SHP'nin de yer aldığı hükümete kadar birçok dönemden sermaye lehine hukuk garabeti örneklerini sıralayan Sev, özelleştirmelerin büyük bir hukuksuzluk içinde yapıldığını, sosyal demokratların da bu hukuksuzluklar altında imzası olduğunu ifade etti. Sev, uluslararası sermayenin uluslararası sözleşmeleri ve kendi tahkim mahkemelerini bağlayıcı kılarak ülkelerin iç hukuklarını da etkisiz hale getirdiğinin altını çizdi.
 
Abdurrahman Bayramoğlu: Sermaye diktatörlük istiyor
"Anayasa ile ne amaçlanıyor?" başlıklı sunumunda Abdurrahman Bayramoğlu, tüm dünyada liberalizmin dayatıldığını, liberalizmin ise özgürlüklerin genişlemesi anlamına gelmediğini, tüm dünyada sermayenin diktatörlük istediğini vurguladı.
Bayramoğlu, anayasaların devletin işleyişini belirleyen kurallar olduğunu, yeni anayasada devletin tüm kamusal sorumluluklarının kaldırılmasının hedeflendiğini, uluslararası ticari sözleşmelere uyumluluk ve uluslararası sermayenin isteklerinin belirleyici olacağını ve bu nedenle de "milli irade"nin söz konusu bile olmadığını dile getirdi.
 
Aydemir Güler: Kürt sorununun yeni bir statükoya taşınması gündemde
Aydemir Güler, "Kürt ulusal siyaseti ne yapacak" başlıklı sunumunda, içinden geçilmekte olan sürecin Kürt sorununda bir çözüm süreci olmadığının, kurulan yeni rejim ve ABD merkezli bölge projeksiyonu çerçevesinde Kürt sorununun yeni bir statükoya kavuşturulmasının gündemde olduğunun altını çizdi.
Tarafların "çözüm" değil, siyasal süreçlerin yönetilmesi ve hegemonya kurma perspektifi ile hareket ettiğini belirten Güler, diyalog ile askeri yöntemlerin iç içe geçmiş olmasına dikkat çekti. Güler, Gülen Cemaati tarafından organize edilen Abant Platformu toplantısında bir BDP'li vekilin konuşmacı olduğunu, diğer bir BDP'li vekilin Meclis'te anayasa filmi çektiğini, BDP'nin anayasa komisyonu üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın ise hapiste olduğunu hatırlattı.
Kürt hareketinin tek özneli bir yapıdan çıkartılmaya, BDP'nin kriminalize edilerek toplumsal-siyasal ittifak kanallarına darbe vurulmaya çalışıldığını belirten Güler bu süreçte Uludere ve Van'da kitlesel şiddet uygulandığını ifade etti.
Güler, solun mevcut hegemonya mücadelesi içinde bir pozisyon alamayacağını, sosyalist hareket ile ulusal hareketin zeminlerinin tamamen farklı olduğunu, sosyalist hareketin emekçi sınıflar adına konuşmak zorunda olduğunu belirtti.
Sosyalist Türkiye projesinin Kürt sorununun çözümü konusunda da söyleyeceği sözün güçlü dayanakları olduğu belirten Güler, hiçbir siyasi hareketin eşitlikçilik ve özgürlükçülük konusunda sosyalizm ile yarışamayacağını dile getirdi.
 
Barbaros Tantan: Yerel mücadele yerel kalmamalı
soL yazarı ve Kocaeli'de yerel gazeteci olan Barbaros Tantan, "Yerel muhalefet odaklarının AKP karşısında şansı var mı?" başlık sunumunda yerel mücadelelerin yerel kalması halinde AKP karşısında şanslarının olamayacağını vurguladı.
En küçük bir yerel mücadelenin bile ülke ölçeğini gözeten bir siyasal çerçeveye sahip olması gerektiğini belirten Tantan, aksi halde AKP'nin çok rahatlıkla yerel muhalefet odaklarını aşabildiğinin, kısmi kazanımların ise geçici olduğunun altını çizdi.
 
Mustafa Kemal Erdemol: Ulusalcılık sermayeyi aklıyor
Sempozyumun İstanbul ayağının son konuşmasını Mustafa Kemal Erdemol"Ulusalcıların açmazı" başlıklı sunumu ile yaptı. Ulusalcılığın kendine özgü bir ideolojisi olmadığını belirten Erdemol, birçok siyasi başlıkta ulusalcıların sağcılık ile çakıştığını ve sermayenin aklanmasına hizmet ettiğini savundu.
Örneğin laiklik konusunda ulusalcıların sorunlu bir anlayışa sahip olduğunu, islamcılar karşısında "biz islamı daha iyi biliriz, islam aslında iyi ama siz kötüye kullanıyorsunuz" gibi bir konumlanışa girdiklerini belirten Erdemol, ulusalcı gazetelerde "Hıristiyan misyonerler cirit atıyor, din elden gidiyor" söylemlerinin kullanılmasına herkesin şahit olduğunu dile getirdi.
Yaşanan tüm kötülüklerin sorumlusu olarak "Batı" ve "siyonizmin" gösterilmesinin ülke burjuvazisinin aklanmasına hizmet ettiğini, emperyalizme hizmeti ortada olan Erbakancıların bile milli güçler arasında gösterilebildiğini belirten Erdemol, ulusalcılığın milliyetçilik ile de sık sık çakıştığını ifade etti.
 
(soL - İstanbul)
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol