04 Aralık 2014 Perşembe 20:35
Adalet Gündemi Kurucuları Hakim ve Avukatlar ile Çok Çarpıcı Bir Söyleşi

ADALETBİZ/ Yeşim TURAN; Sizi bir hukuk sitesi kurmaya yönelten nedenler nedir?

Av. MAHMUT ASRAĞ; 

Hukuk yaşamdan ayrılmaz diyalektik bir süreçtir. Yargının asli unsurlarından biri hâkimdir, diğer unsuru savcıdır ve diğer bir unsuru da savunmadır. Savunmayı da avukatlar temsil eder.  Fakat bu üçlü bir araya geldiği zaman tek başına bütünüyle yargıyı ifade etmiyor. Yargının sorunlarına ilişkin  tartışmaların verimli olabilmesi için sürece katılan öznelerin tümümün fikirlerinin alınması gerekir.

Yargının bilgi kaynakları vardır, akademi, teori, öğreti boyutu , teknik konularda bilgisine başvurduğu bilirkişiler var. Biz hukukçular çeşitli platformlarda, forumlarda bazı konuları tartışıyoruz ancak tıkanıp kalıyoruz. Mesela bir iş kazası ile ilgili bir davayı tartışırken bu konularda eksik bilgimiz olduğu için onunla ilgili afaki iddialarda bulunabiliyoruz. Bu anlamda bizim kuracağımız hukuk ve yaşam portalında hukukçuların,  akademi mensuplarının yanında bilirkişilerin de olmasını istedik. Onlar da bu hukuki sürecin ayrılmaz parçasıdır diye. Aynı şekilde mahkemelerin üzerinde çığ gibi yığılmış dosya sayılarını azaltmak için alternatif çözüm yollarından biri olan arabulucuların uzlaştırıcıları da bu portalda yeri bulunuyor.

Türkiye de maalesef yasa koyucunun ve idari makamların her şeyi yargının önüne koymak, bütün ihtilafları yargı çözsün  şeklinde bir alışkanlığı var. Yasa koyucunun ve idarenin her meseleyi yargının önüne atma alışkanlığından dolayı mahkemeler çok ağır bir iş yükü altında eziliyor.

Yasal düzenlemeler yasama organında düzenleniyor ve bu düzenlemeler için fikirleri alınan akademisyenler var. Akademisyenler, oturup Hukuk Usulü Muhakemeleri kanununu, ön inceleme kuruluna getiriyorlar ama bu ön incelemeyi uygulayacak uygulamacıların fikirleri net bir şekilde alınmıyor. Deneme yanılma yöntemi her alanda geçerli  imarda da böyle,  çevre planlama yapılırken de böyle…

Yasama organı da yasaları getirirken deneme yanılma yöntemini kullanıyor. Biz şunu öngörüyoruz denildikten sonra eller kalkıp iniyor.  Oysa  bir kural getirilmeden önce enine boyuna tüm ilgilileri tarafından tartışılmalı ve o getirilen kural ortak mutabakatta, ortak akılla tespit edilmeli, düzenleme   ihtiyaca göre olmalı, getirildikten sonra da değiştirilmemeli ve herkes ona uymalı. Bu medeniyetin zorunlu bir gereğidir. İşte biz bunu tartışmak, bunu konuşmak, bunun alt yapısını oluşturmak için çok farklı noktalardan toplanan arkadaşlar olarak bu mutabakatta  bağımsız ve özgür tartışma ortamı oluşturma konusunda birleştik. Böyle bir platforma ihtiyacımız var. Bu platformda karşılıklı saygı içerisinde farklı fikirlerin çatışmasıyla, tartışmasıyla, tez-antitez mücadelesiyle, bir bütünleyici senteze varılabileceği düşüncesiyle biz bu platformu kurmaya karar verdik.

HÂKİM NAZAN GÜÇKAN;    

Yargının 3 sacayağı dediğimiz uygulayıcıları, bunun yanında kanunların yapılmasında çok aktif olan akademisyenleri  bir şekilde birleştirmemiz gerekiyordu. Yine hukuk fakültesi mezunu olup, bizimle aynı alanda çalışan fakat yargıya dışarıdan desteği olan noterlerin de bizimle olmasını sağlayacak bir çözüm bulmamız lazımdı. Dedik ki hep beraber,  yargıyı hayatın içinden koparmadan, her alanında bir araya getirelim. Tabi birbirimizle bilgi paylaşalım, bilgi dağarcığımızı genişletelim. Bunun yanında mesleki sorunlarımızı ortaklaşa mutabakatlar çerçevesinde çözüme ulaştıralım, çözüm üretmek alanında birlikte hareket edelim, arada da bir nefes alma şansı olsun, hayata kopuk insanlarda değiliz sonuçta ve arada kültürel paylaşımlarda yapalım istedik.

Dostluğun, sevginin, saygının, oluştuğu, yerleştiği, hukuk kültürünün sadece yasaları uygulamakla sınırlı kalmadığı nefes alanı istedik kendimize. Aramızda hukuk öğrencileri de olacak. Neyi yapmaları ya da neyi yapmamaları gerektiğini görebilme şansına sahip olacaklar. Biz öğrenciyken hukukun sadece teorisiyle tanıştık. Okuldan mezun olduğumuzda elimizde bir sürü anahtar ve etrafımızda bir sürü kapı vardı ve biz hangi anahtar hangi kapıyı açar bunu önceden bilme şansımız yoktu. Bu yüzden en azından geleceğin hukukçuları  öğrencilikleri sırasında bizim içimize girsinler ki hem uygulamayı öğrenip, hem de teoriyi öğrenirlerken çok daha başarılı olurlar. Böylece bizim mesleğe başladığımız zamana göre mesleğe 2-0 önde başlamış olurlar.

HÂKİM OKAN ALBAYRAK,

Bizi bir araya getirip hukuk portalı kurmaya yönelten nedenlerden biri de yargıdaki HSYK seçimleri oldu. Seçim zamanı insanlar  daha fazla birbirleriyle konuşurlar tartışırlar diyaloğa girerler. HSYK seçimleri öncesinde bir çok hukukçuyla; hukukun üstünlüğü nasıl temin edilir? yargı sorunları nasıl çözülür? yargıya güven nasıl temin edilir? Yargıda talimatla hareket eden bir kısım meslektaşlarımızın hukuk dışı uygulamaları hukuk çerçevesinde nasıl önlenir? gibi soruları her platformda tartışarak çözümler üretmeye çalıştık.

Neredeyse gece gündüz demeden, durmadan yargı sorunları ve yargıya güvenin zedelenmesini konuşuyorduk. Ancak bu düşüncelerimiz tartışmalarımız ve çözüm önerilerimiz yazılı hale getirilmeli, aktif kendini yenileyen bir hale sokulmalıydı. Bunu hangi yöntemle yapmalıyız bir dergi mi çıkaralım? Bir hukuk portalı mı tanzim edelim, diye düşünürken bunların hepsinin olması gerektiği kanaatine vardık. Peki hukuk portalı sadece meslektaşların kendi aralarında mesleki sorunları tartıştığı bir platform mu olmalıydı? Bunun dar bir çerçeve olduğunu düşünüyorduk. Öyle bir 'şey' olmalıydı ki bütün hukukçular, özgürce, bir çok platformda yazışabilmeli tartışabilmeli, hukuk haberlerini takip edebilmeli, ülke gündemindeki hukuksal sorunlara ilişkin kanaate sahip olmalı, hukuk adamlarıyla söyleşiler olmalı, ayın hukuk dosyaları açılmalı, üniversitelerle sempozyumlar yapılmalı, makale kitap yarışmaları açılmalı, hukuk Nobel ödülleri verilmeli, yılın adalet adamı seçilmeli ve öğrencilerle muhakkak yolumuz kesişmeli diye düşünüyorduk. Bu şekilde Hukuku yaşamın , yaşamı hukukun  içerisine çekmeyi hedefliyorduk

Biz düşünce özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün içerisinde kalarak, kişilerin kendilerini ifade etmesini istiyoruz. Tek şartımız, kişilerin diğer kişileri ötekileştirmemesi, ayrıştırmaması, tahkir etmemesi ve bir yerden aldığı talimatları icra etmemesiydi. Bu noktada tüm arkadaşlar hemfikiriz. Forumda bir üyemiz diğer üyenin yazısını şikayet ederse önüne şu seçenekleri getiriyoruz, şikayet sebebiniz nedir?

Irkçılık

Küfür,

Kabalık,

İtham içeren sözler

Olumsuz kişisel yorumlar

Küçümseme

Alaycılık

İnsanları terbiyesizlik ve ahlaksızlıkla suçlama

Etnik sıfatlar yöneltmek

Üyelerin gözünde itibar kaybetmesine yol açacak sözler

Kötü algı oluşturma

Ölüm tehdidi, zorbalık içeren ifadeler

Yalancılık ve

Sayfayı kirletme

 

Şikayet sebebi belirtildikten sonra şikayet edilen üyemize savunma hakkı veriyoruz. Bundan sonra etik kurulumuz şikayet edilen yazı veya paylaşımı inceleyerek, şikayet edilen üyeye herhangi bir ceza verilmesine yer olmadığından,  geçici bir süre portala yazmanın engellenmesi, üyelikten çıkarmaya kadar bir çok yaptırıma kararı verebiliyor.

 

ADALETBİZ/ Yeşim TURAN; Hâkim ve savcıların yönetim sahibi olduğu hukuk siteleri genellikle hukukçulara açık oluyor, siz bu kuralı değiştiriyorsunuz, bunun nedenlerini açıklar mısınız?

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Hukuki süreçteki tartışmalarımız sadece avukat-hâkim-savcı arasında geçmeyecek. Mesela bir noter, bir adli tıp uzmanı, teknik bilirkişi de  tartışma sürecine kendi açısından katılabilecek. Öte yandan idari bir makam olan ve kimisi hukuk fakültesi mezunu olan kaymakamlar da tartışmalarımıza katılabilecek.  Açıklık getirmek gerekiyor ; Bilirkişiler adli komisyon listesinde yazılı olmak kaydıyla üye olabilecek. Türkiye’de sosyal ve ekonomik yaşamdan  dava üremesinin sebepleri var. Türkiye’nin idari yolla ( SPK’nın-SGK’nın- BDDK’nın) önüne geçebileceği milyonlarca dava var. İşte bunun için çözüm ortaklarının buranın içerisinde olması ve fikirlerini belirtmesini istedik. Bunun aksi dar bir tartışma alanına, kendi kendini doğrulayan konuşmalardan iltifatlardan ve yakınmalardan ibaret bir alana dönüşür. Biz ne kadar doğruyuz, ne kadar çalışıyoruz diyerek kendimizi avuttuğumuz bir yer olur.

HÂKİM OKAN ALBAYRAK,

Hukuk fakültesi öğrencilerini biz hukukçu kabul ediyoruz. Hukukçuların dışındaki meslek gruplarını kastediyorsanız bilirkişi listelerinde kayıtlı olmak koşuluyla diğer meslek gruplarında hukuk portalımıza üye olarak kabul ediyoruz. Hukuk portalımıza şu anda hukukçular, Hukuk fakültesi öğrencileri ve kayıtlı bilirkişiler üye olabiliyor. Bildiğiniz üzere hukukçular her meslek grubuna sirayet etmişlerdir, hâkim, savcı, avukat, akademisyen, noter, kaymakam, vali, müfettiş vs gibi bu meslek gruplarından birçok kişi yeni olmamıza rağmen sitemize üye oldular.

Forum kısımlarından hukukçular ve stajyerler aynı forumlarda tartışabilecekler, öğrenciler kendi aralarında tartışacaklar, mesleki forumlar haricinde öğrencilerle hukukçular ve stajyerler bir arada bulunup tartışabileceklerdir. Forumların mesleki bölümü dışındaki kısımlarını portalımıza üye olmadan herkes de görebilecektir.

ADALETBİZ/ Yeşim TURAN; Yayın Kurulunuz hangi meslek gruplarından oluşuyor?

HÂKİM OKAN ALBAYRAK,

Yayın kurulumuz hukukçulara ait tüm meslek grupları var örneğin, hakim, savcı, avukat, akademisyen, noter, kaymakam, vali, müfettiş hukuk dernekleri yöneticileri, Baro temsilcileri, STK temsilcileri, Yargıtay ve Danıştay üyeleri gibi…

Av. MAHMUT ASRAĞ;

BİZ TÜRKİYENİN RENKLERİYİZ.

Aslında biz bu şekilde ülkede yargının bir gökkuşağı oluyoruz. Ben Ümit Kocasakal ile de görüştüm ve aramızda olması için de bizzat kendisini ziyaret edeceğim. Baro Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarımızla da görüşeceğim. Av. Başar Yaltı, Av. Feyzi Çelik, Av. İsmail Altay, Av. Özlem Aksungar, Av. Aynur Tuncel Yazgan, Av. Merter Karagülle ve çok farklı anlayıştan  yayın kurulumuzda olacak. Kurulumuzda bir sınırlama bulunmamaktadır. Biz hukuk medeniyeti için geniş bir networka ihtiyaç var biz bunu oluşturmak istiyoruz.

Biz bütün Sivil Toplum Kuruluşlarına da ulaşıyoruz.  Biz bu ülkenin sorunlarına samimiyetle çözüm getirmeye çalışan, elinde fikirleri olan, bu fikirleri paylaşmak isteyen, her renkten, her türden oluşuma, hukukçu STK’ya, kişiye, hukukçuya açığız.  Adalet Gündemi Kurulumuzda olan kişiler aşağıdaki afişimizde yer almaktadır.


Adaletbiz adına Av. Çağlar Dilber; Vizyonunuz ve Yayın politikanız hakkında kısa bilgiler verir misiniz?

HÂKİM OKAN ALBAYRAK,

Aslında toplanma ve birlikte olma amacımız aynı zamanda vizyonumuzdur da. Bizim kurduğumuz hukuk portalı öyle bir şey ki ' Bir Hukuk Medeniyeti inşasıdır.' Ülkemizde Hukuk namına bir şey yapılacaksa bizim potalımızdaki hukuki değerlendirme, projelerden ve çalışmalardan esinlenilmesini hedefliyoruz, Portalımızda güncel hukuki meseleler yanında  kadim hukuki meseleler de tartışılmalı ve bunlara çözüm önerileri getirilmeli. Ülkemizdeki hukuki sorunlara portalımız ve üyelerimizin çalışmalarıyla çözüm önerileri sunmak istiyoruz. Biz Ülkemizin ve belki de ilerde dünyamızın hukuk mutfağı olmak istiyoruz, Ülkemizin hukuk gündemini oluşturmak, yargı politikasına tesir etmek istiyoruz. Akademi dünyasını uygulamacılarla her ay düzenleyeceğimiz sempozyumlarda buluşturmak, hukuk akademisi olmayı hedefliyoruz. Bu sempozyumları her üniversitedeki öğrenci temsilcilerimiz aracılığıyla yapmak istiyoruz. Hukuk öğrencilerine etkin sorumluluk vermeyi istiyoruz. Bu bağlamda bir çok üniversitesi hukuk fakültesi öğrencileri ve öğrenci kulüpleriyle temasa geçtik bu üniversitelerden bir kısmı şöyledir, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, FSM üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Aydın Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Beykent Üniversitesi gibi.

Bunun dışında Her sene Hukuk Nobel ödüllerini verelim yılın adalet adamını seçelim istiyoruz. Ayrıca adaletgundemi olarak yaptığımız işlere ilişkin 3 ayda bir dergi çıkartmak istiyoruz. Önümüzdeki seneden itibaren de uluslararası Hukuk sempozyumlara temsilcilerimizi gönderip ortak çalışmalar yapmayı da hedefliyoruz.

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Bu amaçlarla bir hukuk kütüphanesi oluşturacağız ve sanal raflarla kategori edeceğiz. Bunların içerisinde en önemlileri raflardan biri yargı reformu rafı olacaktır. Akademinin alt bölümlerinin rafları olacak. Bir kişi yargı reformu ile ilgili bir konuyu araştırdığında o konuyla ilgili yazılmış makale ve çalışmalara ulaşabilecek. Bu kütüphaneyi bütün hukukçularla birlikte oluşturmayı düşünüyoruz.

Ayrıca hukuk röportajlarımız olacak. İlk röportajımız HSYK Başkan vekili Metin Yandırmaz ile gerçekleştireceğiz, kendisi ile yargı sorunlarını konuşacağız. İkinci röportajımız en muhalif noktada olan bir kişi ile de olabilir. Biz bu anlamda kesinlikle çok renkli bir yayın politikası izleyeceğiz. Biz  bilginin  paylaşılması noktasında kesinlikle tarafsız bir hukuk sitesiyiz.

HÂKİM NAZAN GÜÇKAN;

BİZLER AYKIRI HUKUKÇULAR DİYE YOLA ÇIKTIK.

Evet, biz tarafsız bir hukuk siteyiz. Yandaş olmamız mümkün değil. Biz kurucular olarak bile zaten Mahmut beyin dediği gibi gökkuşağı gibiyiz. Hatta  bu amaçla  fikir paylaşımında bulunmak için oluşturduğumuz  Whatspp grubumuzun adı  AYKIRI HUKUKÇULAR BİÇİMİNDEYDİ. Belki normal zamanda yan yana gelmeyecek olan kişiler veya yan yana gelmiş olsalar bile fikirleri ve yaşam düzeni taban tabana zıt olan, hayat felsefesi farklı olan insanlar olarak bir araya geliyoruz. Bu farklılık bizim zenginliğimiz ve rengimiz zaten.

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Aslında biz şunu hissettirmek istiyoruz. Biz kendimizden ibaret değiliz. Biz kendimizle mutlu olamayız. Ancak ötekiyle mutlu olabiliriz, var olabiliriz ve bir şeyler üretebiliriz. Bu ülkenin çıkmaza girmiş çözülemeyen yığınla sorunları var. Bu sorunların çözülmeme sebebi şudur; iktidar noktasına gelen kişilerin “doğruyu sadece ben bilirim” demesi ki, bu sadece bugün ki iktidara ilişkin bir eleştiri de değil, ya da bugün ki iktidarı muaf da tutmuyoruz. Bizler, geçmişten geleceğe devam eden bu anlayışın artık kırılması gerektiğini düşünen, bunun için biraraya gelen insanlarız. Biz sadece 100 kişiden de ibaret değiliz. Ötekiler var… Ötekiler ne düşünüyor? Biz bunu duymak istiyoruz.  

Adaletbiz adına Av. Çağlar Dilber;  2010 12 Eylül referandumu sonrası gelişmeler ışığında Yargı Yürütme ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

HÂKİM OKAN ALBAYRAK;

2010 öncesinde hukuk sistemimizde şöyle bir sorun olduğunu düşünüyorum. Hukuk yargı sistemiz öyle bir haldeydi ki Yargıtay ve Danıştay HSYK yı, HSYK da Yargıtay ve Danıştay üyelerini seçiyordu. Yani yargıda bir kapalı devre sistemi vardı. Bu sistem de halkla ve halkın iradesi ile bütünleşemiyordu. Yargıda bir mezhepçi anlayış vardı. Ve yargı, jakoben halkla bütünleşmeyen, halkın değerlerini zaman zaman küçümseyen bir anlayışa sahipti. HSYK’nın evrensel değerler ve halkın değerleriyle buluşması için demokratik bir sistem olmalıydı yerel mahkeme hakimleri de HSYK üyelerinin seçiminde söz sahibi olmalıydılar. Bilindiği üzere bu düşünce ile anayasal sistemimizde değişiklik yapıldı ve yerel hakim savcılar HSYK’nın yarı üyesini belirler hale geldi. 2010 yılındaki,  anayasa değişikliğini bu sebeplerle destekleyerek hiçbir çekince koymadan 'evet' dedim Böylece yargıdaki tepeden inmeci anlayışın son bulanacağını, demokratik sistemin gelişeceğini ve hürriyetlerin, hukukun üstünlüğünün yerleşeceğini düşündüm. Bu değişiklikle HSYK'nın demokratik bir zemine kavuşacağını düşündüm. Zaten seçim olmadığı zaman demokrasi olmaz. Atama her zaman sıkıntılıdır. Atananların ekserisi siyasi iktidara ram olurlar bu itibarla Yargının demokratikleşmesi için 2010 HSYK değişikliğini önemsedim. Lakin Anayasa değişikliğinden sonra Türkiye’yi  keskin bir yargı istibdadının beklediğini açıkçası öngöremedim.

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Türkiye yargı her zaman baskın bir şekilde hükmetme aracı, toplumu terbiye etme ve zapturapt aracı olarak kullanılmıştır. Yargının bu yönüyle  hiçbir zaman tarafsız ve bağımsız olmamıştır. Bu ne yazık ki Türkiye’de  iktidar devlet  anlayışının  bir sonucudur.  Yargı ve yürütme  her zaman iç içe olmuştur. Aslında bu tartışmalar bir illüzyondan ibarettir.  Yargı ne zaman yürütmenin emrinde olmamıştı ki ?  Bugünkü verilerden yola çıkarak yargı dün mü yoksa bugün mü daha bağımsız diye sorulur ise ?  Kişisel görüşüm eğer bir yargı organı, 4 bakanın Başbakanın yakınını  gözaltına alacak ve tutuklatacak işlemler yapabiliyorsa yargı burada düne göre çok daha  bağımsız görünüyordur.  Bunu biraz da  geçmişte halkla yakın olduğu için lojmanlarının  yanında birkaç bomba patlatılan  hakimlerin olduğu jitemin astığı astık kestiği kestik olduğu dönemleri yaşayan biri olarak söylüyorum.  Bugün için yaşadıklarımız hukuki bir meseleden çok iktidar kavgasından ibaretti. Yargı gücü eliyle iktidar dizayn edilmek istendi.   Tartışmalarda uçuşan  yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı gibi kavramlar konunun özüne dokunmayan illüzyon yaratma amaçlı tartışmalardı

 17 aralıkta başlanan  girişimde 4 bakan soruşturulsa da soruşturulamasa da yargımız için  bağımsız ya da tarafsızdır diyemeyiz.  Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı bir bütün olarak en sıradan vatandaşın yani Hakkâri’de ya da Diyarbakır’da veya Manisa’da köylü teyzenin, amcanın yargıyla olan ilişkisinde gözlenmesi gerekir. Hak ihtilafında  önemli olan  sıradan insanın hissettiğidir. Yani yargının tarafsızlık ve bağımsızlığı sanal tartışmalardan çok  teyzenin kafasında yargının  bıraktığı izdir. Türkiye’de yaşayan insanlar yargı faaliyetinden mutlu değiller. Yargı sürecine giren davalı  ve davacı mutsuzdur, yargı faaliyetinden ikisi de memnun olmuyor, ikisi de hakkının yendiğini düşünüyor. Şöyle ki; Yargı kararını verdiği zaman verilen karar davalı ve davacılar tarafından bağrına basılabiliyorsa yani ‘şeriatın kestiği parmak acımaz’ hissiyatını veriyorsa o zaman yargının ne bağımsızlığının bir önemi vardır ne de tarafsızlığının bir önemi vardır. Yargı orada adalet dağıtma görevini yerine getirmiştir, herkes mutludur. Öteki türlü koyduğumuz dekoratif yetki ve modellerle HSYK şu kadar bağımsız olsun, Yargıtay üyelerini şunlar seçsin, Anayasa Mahkemesi şöyle kararlar verince yürütme ona saygı duysun, açılış konuşmasında şu kişi şu kadar konuşsun, diğerleri sessiz kalsın gibi dekoratif süreçler ve tartışmalar bizi hiçbir yere götürmez. Benim bu konuda görüşüm budur. Yargı ne bugün  ne de dün bağımız ve tarafsızdı.  Demem odur ki  dekoratif usul tartışmalarından sıyrılmamız gelecek ile ilgili tarafsız ve bağımsız yargıyı modellerken halkın adalet hizmetinden memnuniyetini baz almamız lazım…

HÂKİM NAZAN GÜÇKAN;

Referandumda bazı konular bana çok ters geliyordu. Bazı konular da mantığıma yatıyordu. Yargının özellikle hâkim ve savcıların kendi gelecekleriyle ilgili kararları verecek kurulda söz hakkı olması gerekiyordu. Dolayısıyla şuanda yaşadığımız gibi hiç değilse kısmi de olsa bir seçim yapabilmesi gerekiyordu. Ama kişisel olarak siyasi iktidarın ya da genel anlamda baktığımızda bir adalet bakanının ya da müsteşarın bu kurulda olmaması gerek şekilde düşüncem vardı. Yargıda görev yapanların tüm böyledir  diyemem çünkü en azından biz yapmadık ama bir kesimin siyasetin silahşoru olduğunu gördük. Bunu bizden önceki zamanlarda da bizim de içinde var olduğumuz zamanlarda da gördük. Bunun en büyük sebebi yargıda görev yapan arkadaşlarımızın özellikle büyüklerimizin kendileri böyle sırça köşkün üstünde görmeleridir. Ben hâkimim, ben savcıyım, ben üstünüm. Mademki Türk milleti adına yargılama yapıyoruz o zaman gerçekten milletin hukukunu, halkın hukukunu koruyabilelim. Bana göre yargı,  hâkim, savcı veya avukat kimsesizlerin kimsesi olmayı başardığı zaman yargı bağımsız olur. Yargının üç sacayağı olan iddia, savunma ve yargılamanın da halkın gözünde bir değeri olur.

Firavunlar zamanındaki mısırda tanrılaştırdıkları firavunu veya o firavunun eşini yargılama şansları varken hâkimin bizim dönemimizde hiçbir şey kalmadı. Bizim öncelikle kendimizi toplamamız gerek. Doğruyu bulmamız lazım zaten bunları yaptığımızda her şey yerine oturur.

Referandumdaki olayda kısmen belki bunu yapmak amaçlandı ama lanse edilişi farklıydı. Dolayısıyla benim ki aykırı insanlarda gittiler hayır oyu verdiler.  Ben yetmiyorsa hayır dedim.

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Tüm bu konular konuları konuşurken sözün Türkiye’deki malum yapıya gelmemesi mümkün değil. Malum yapının bir manav mantığı ile parlak elmaları üst tarafa dizdiği altında başka şeyler olduğu bir işmiş. Aslında hep bahaneymiş,  bütün amaç HSYK ve onun eliyle yargıyı istedikleri gibi düzenlemekmiş.

Adaletbiz adına Av. Gülşah Bilgeç;   Yeni HSYK’nın yapılanmasını nasıl buluyorsunuz?

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Biz bu seçimde çok ilginç  seçim süreci yaşadık.3 temel grup seçime girdi. Bağımsız olduğunu iddia eden, tek tek 50  kadar  adayın içinden 11 aday sanki tek bir merkezden yönetiliyormuş gibiydiler ancak bağımsız olduklarını iddia ederek seçime girdiler ve hepsi birbirine çok yakın oylar aldılar. Bunların tamamı malum yapıyla ilişkili olduğu düşünülen, bilinen insanlardı. Bu orkestranın başında da  yargısal süreçlere  uzun zaman hükmetmiş biri ya da birileri  bulunuyordu. Seçimin sonuçları çok ilginç oldu. Örneğin geçen seçim 7000 civarında oy olan İbrahim Okur bütün yargı camiasını bir bir tanıyan, hepsinin telefonunu bilen, hepsiyle konuşmuş biri  olmasına rağmen bu seçimde 700 oy aldı.

Yargıda birlik ne yaptı? Yargıda birlik bir refleks oluşumuydu. Yargıda birlik bu ülkeyi seven, değişik görüşte kendini ifade eden, kimisinin  sosyal demokrat dediği, kiminin muhafazakâr dediği, kiminin liberal dediği, kimin ulusalcı dediği ama ortak noktaları bu ülkeyi sevmek, bu ülkeye kendini ait hissetmek, bu ülkenin insanından güç almayı kabul eden, yargıyı oluşturan insan  unsurunun  refleks olarak bir araya gelmesiyle oluşturdukları bir birliktir. Bu bana Türkiye’deki demokrasi mücadelesi için  yepyeni bir nefes verdi. Türkiye gerçeğinde bu kadar uç noktadaki insanların üstelik devletin sopası dediğimiz yargı faaliyetini  yaparken böyle sivil kavramlardan ilham alarak bir araya gelmesi bana çok olumlu geldi.  Yargıyı kullanarak devleti  ele geçirmeye çalışan,  kilit noktalara kendisine yakın olan  talimatla hareket eden malum  yapıya karşı bir koruma içgüdüsüyle bir araya geldiler.   Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir yargının geleceğini, Türkiye’nin geleceğini kurtarmıştır. Oluşan HSYK bunun bilincinde olmalı ve biz öyle olacağını düşünüyoruz ve temenni ediyoruz.

HÂKİM NAZAN GÜÇKAN;

Yeni HSYK’da yani Yargıdaki Birlik Platformunda çok farklı düşünceler ve farklı yapıdaki insanlar bulunuyor. Açıkçası şunu anlatmak istediler; ‘biz farklı olabiliriz, taban tabana zıt fikirlere sahip olabiliriz ama bizim ortak paydamız yargıdır, adalettir, dolayısıyla hiç kimsenin emri, yönetimi altına girip, hiçbir şekilde her hangi bir düşünceye ya da herhangi bir yapıya biat etmek gibi bir durum söz konusu değildir’  dediler. Net olarak gerçekten gerçek adalete ulaşacak adaletin, yargının sorunlarına çözüm getirecek insanların bir araya gelmiş olması düşüncesiydi.  Mahmut beyin söylediği gibi bu bir refleksti, programlansa böyle bir şey olmazdı zaten. Birlikten kuvvet doğarmış bu bir kez daha ispatlanmış oldu.  Bu site aracılığıyla da daha güzel noktalara ulaşabiliriz.

HÂKİM OKAN ALBAYRAK;

2010 HSYK seçimi olduktan sonra şöyle bir sorun olduğunu gördük. Biz önce mezhepçi bir anlayıştan yargıdaki kapalı devre sisteminden kurtulalım derken, çok da farkında olmadan yargıyı belirli bir odağa, bir yapıya teslim ettiğimizi gördük. Bu yapı hepimizin bildiği din olgusuyla hareket eden ve devletin tüm kurumlarına sızmış olan malum yapıydı. Öyle bir yapı ki, bu yapıya tabi olan kişiler her türlü kılığa girebiliyor. Bu kılıklar kimi zaman milliyetçi, kimi zaman sosyal demokrat, kimi zamanda muhafazakâr oluyor ve daha binlerce kılık,. Yani tam bir maskeli balo hali.  Bu yapının temel felsefesi devleti dönüştürmek, devleti ele geçirmek. Bu yapının lideri,   tabii olanlarına talimat veriyor :' Hâkim, savcı olun, avukat olun gerekirse hâkim satın alın, buralarda öbekleşin'. Bu yapı, devleti ele geçirilecek bir 'şey' olarak görüyor. Bu yapıya dahil olan tüm kişiler akıllarını, abilerine ablalarına teslim ederek devletin her kadrosunda, işgal ettikleri  pozisyonlarda  kendilerine verilen talimatları harfiyen yerine getiriyorlar. Böylece devlet aygıtı bu yapıya bağlı çalışır hale gelmeye başladı.

Seçimle gelen ilk HSYK öyle bir uygulama yapmaya başladı ki; o yapıya tabii olmayan hiç kimse istediği yere atanamadı Kağıt üzerinde bu HSYK’nın tasarrufları usule uygun gibi gözüküyordu. Bu yapıya tabii olan hakim ve savcıların notları 90-100 iken tabii olmayan, hakim savcıların teftiş notları oluşturulan sebeplerle 60-68-70 di. Hatta bu rakamları kodluyorlardı. Örneğin 70 puan alanlar alevi, 68 puan alanlar sosyal demokrat veya tam tersi. Bu şekilde bir fişleme yöntemleri bulunuyordu. Bunu bir sonraki müfettiş geldiğinde, teftiş yaptıkları  hakim savcının aidiyetini bilsin istiyorlardı. Böylece devleti kilitlemiş oluyorlar ve devletin sistemini yok etmeye başlamışlardı. Bu yapı, kendileri için tehlike gördükleri kişiler hakkında, soruşturma başlattılar, iftira ve karalamalar yaptılar. Bir yargıcın bir kadınla ilişkisinden tutun da bal tuzakları kurmaya kadar. İnsanların zafiyetleri varsa bu zafiyetleri üzerine oynadılar, yoksa zafiyetler oluşturmak istediler ve itibar suikastları yaptılar.  Nöbet listelerini ayarladılar. Dinleme kararları faciaydı. Milyonlarca kişi dinlendi. İlgisiz alakasız bir şekilde insanların özel hayatlarına müdahale ettiler, röntgenlediler.

Kapalı devrenin tam manasıyla nasıl uygulandığını biz o zaman öğrendik. Hatta 2010’dan önceki HSYK’yı arar hale geldik. O insanlar her ne kadar mezhepçi bir yapıda olsalar da onlarla ilişki kurabiliyorduk. Bu malum yapıyla ilişki kuramıyorsunuz. Çünkü bu yapıda tabi olmak önemli. Bu yapıya dâhil olan hukukçular akıllarını, dimağlarını o yapıya teslim etmişler, hür düşünme yetilerini kaybetmişlerdi. Abileri ne talimat verirse onu uyguluyorlar. Hatta ben bunlara kısıtlılar diyordum. Biz onların sadece robotsal güler yüzlerini gördük, o güler yüzlerin arkasında bir talimat eri varmış. Kamuoyu bu faciayı 17 Aralık' ta tam manasıyla gördü. Adliyelerde başsavcılardan, savcılardan, hâkimlerden dosyalar saklanıyor, UYAP’a kaydedilmeden arama kararları veriliyor. Öyle bir koordine var ki neler yapıldığı bilinemiyor. Kolluk, savcılık, mahkemeler, yüksek yargı, kâtiplere varana kadar hepsi felaket bir yapı… Bu devletin sistemine ve beynine yapılan bir saldırıdır, Türkiye'mizi açık bir saldırıdır. Malum yapı bunu yaparken tek başına yapmıyor, uluslararası güç odaklarıyla beraber hareket ediyordu.

Devletin en gizli alanlarına girildi. Her gün bir kaset çıkıyordu en gizli toplantılar deşifre ediliyor bu sefer biz de ülkemize kuvvetli bir saldırı olduğunu görünce, hukuku, vatanı, ülkeyi ve demokrasiyi seven insanlar olarak, toplandık ve kendiliğinden oluşan bir birliktelik oluştu. Bu birliktelik sonucu son HSYK seçimlerinde malum yapı hezimete uğradı ve ülkemiz büyük bir tehlikeyi defetti.

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Demokratik bir rejimde, bir kişiye gönüllü olanlar, kendi kimlikleriyle STK’lar kurmalı, partisini kurabilmeli.  Sosyal demokrat, muhafazakâr, milliyetçi gibi başka kimliklerle kendini saklamamalı. Birlikte hareket ettikleri halde bağımsız çıktık,  birbirimizi hiç tanımıyoruz! dememeli.  Başka yapılara gidip guguk kuşu gibi yumurtasını bırakıp orada çoğalmak ve başka görüntülerle kendini topluma başka şekilde sunmak, Türkiye’nin yapısını, genetiğini bozan hareketlerdir. 

2014 yılı 17 Aralık ta da yolsuzluklar bir darbe gerekçesi olarak öne sürülmek istenmiştir. Gayrisafi milli hasılanın 3 te 2 sinin devlet eliyle dağıtıldığı bir ülkede yolsuzluk yoktur denemez mutlaka vardır. Ancak yolsuzluk kavramı ister istemez toplumsal işleyişin istenmeyen zorunlu devam araçlarından biridir, bunlar doğrudur olması gerekiyordur demiyorum inkâr edilemez diyorum. Kamu görevlilerinin elinde  verdikleri bir kararla   büyük servetler rantlar olduğu sürece i, imar planlarıyla ya da ihalelerle  zengin yaratmak mümkün olduğu sürece bunu  suiistimal etmeye kalkışan vatandaşlar, iş adamları ve siyasetçiler de olacaktır. Soruşturmaları siyasi darbenin, hükümete darbe yapmanın, hükümeti devirmenin aracı olarak kullanıp havai fişek patlatırcasına 4 soruşturmayı bir güne sığdırıp peş peşe patlatmaları, arkasından 25 Aralık’ın yani tamamen ısmarlama, adrese teslim bir soruşturma olarak yapılması karşısında bunlar yolsuzluk soruşturması olarak kabul edilmesi mümkün değil. Daha soruşturma başlamadan bir takım medya organlarında yatak odası görüntüleri, kutu içerisinde paralar, para sayma makinaları, ifade tutanakları bunların yayınlanması ortada yolsuzluk soruşturmasından çok iktidar devirmeye matuf bir algı operasyonu olduğunu gösteriyordu. Yargılama faaliyetine hile kattığınız zaman her şey değersizleşmeye başlıyor.

İşler tıkırında gidiyormuş gibi görünürken ansızın hep bir ağızdan bu ülkenin hükümetinin bakanları ve başbakanı yolsuzluk içinde, tarihin en büyük yolsuzlukları yapılıyor deyip duruyorsunuz ve ne tuhaftır ki o güne kadar hiçbir yolsuzluktan bahsetmezken bir anda yaygarayı koparıyorsanız, çok bağımsız ve oldukça tarafsız savcılar eliyle birbiriyle ilgisiz 4-5 soruşturmayı ardı ardına patlatırsanız işin doğasından gelebilen yolsuzluğu da meşrulaştırmış olursunuz. O yüzden diyorum ki bırakın tarafsız ve bağımsız yargı şeklindeki dekoratif tartışmaları, yargı siyasetin günlük çekişmelerinde araç olarak kullanılmamalıdır. İşte bu ortamda yapılan 2014 HSYK seçimleri bu yapılanmaya karşı bir reflekstir.

Adaletbiz adına Av. Gülşah Bilgeç;  Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ne düşünüyorsunuz?

HÂKİM OKAN ALBAYRAK;

Yargı aslında devleti, siyasi erki meşrulaştıran bir olgudur, kurumdur. Yargının içerisine demokratik unsurları kattığınız zaman, yargı ülke insanınıza ait olmuş oluyor. Yargı seçimleri bunu sağlıyor. Kuram olarak yargı siyasi iktidara, STK’lara, basına, ülkedeki tüm baskı gruplarına karşı bağımsız olmalıdır. Onlardan talimat, emir, yönerge veya yönlendirme almamalıdır. Hepsinden bağımsız olmalıdır. Ama yargının en büyük sorunlarından biri de iç bağımsızlığı yani kendi içinde de bir baskıya maruz kalmamasıdır. Bir zamanlar bunu Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk söylemişti. Yani Yüksek yargıçların, HSYK’nın, müfettişlerin Adalet Komisyonu başkanlarının ve Cumhuriyet Başsavcıların diğer meslektaşları üzerinde baskı kurmamaları tesir edememeleridir. Bunu sağladığımız zaman demokratik sistemi oluşturmuş olacağız. Biz de Adalet Gündemi olarak bunu hedefliyoruz. Hukukun üstünlüğünü, özgürlüğü ve yargı bağımsızlığını temin etmek için ülke insanımızla beraber çalışacağız.

Av. MAHMUT ASRAĞ;

Az öncede dediğim gibi Bağımsız ve tarafsız yargı farazidir, bunun hakikate yansıması ancak icraatları, kararları, hitap ettiği olayların tarafları yargının verdiği kararları kabul ediyorsa yargı bağımsız ve tarafsız bir yargıdır. Türkiye’de biliyorsunuz yargısal sürçler sonuna kadar gider, yani temyiz sürecinde kaybetmiş insan bile hep haklı olduğunu düşünür, yargının taraflı karar verdiğini düşünür. Çünkü bu yargı Türkiye’nin yapısını insani dokusun oluşturan bileşenlerini orantılı bir şekilde temsil etmiyor. Bir Türk yargıç Avrupa da olabiliyor ama bizde Rum, Ermeni, Musevi kökenli vatandaşlar olamaz kâğıt üzerinde olabilir ama fiiliyatta olamaz.  Buna engel gizli kanunlar vardır.  Olamaz Türkiye’de temel sorunlar çözülmeden tarafsız ve bağımsız yargıyı ancak rüyamızda görürüz. En temel iki sorun mezhep ve etnik temelde iki toplum kesiminin kendisini ötekileştirilmiş hissetmesine sebep olan hukuk düzenleme ve özellikle fiili, söylemsel uygulamalardır.  Bu sorunlar çözüldüğü zaman da zaten tarafsız ve bağımsız yargı gündemimiz olmaktan çıkar. Tartışmalar sadece gerçek sorunları perdelemenin aracıdır.

HÂKİM NAZAN GÜÇKAN;

Ben 19,5 yıllık hâkimim. 7 senede avukatlık yaptım. Toplamda 27 senedir bir hukukçu olarak çalışıyorum. Bugüne kadar sadece bir tane gerekçeli onama kararı gördüm. Yargı bağımsızlığı ile ilgili şöyle ki; İnsanların gözünde sizin verdiğiniz kararların güvenilir olduğunu sağlarsak işte o zaman biz yargıyı bağımsız hale getirebiliriz. Eğer hâkim verdiği kararlarda güvenilirliğe ulaşabiliyorsa o zaman yargı bağımsız olur.

 

BİZ ÜLKENİN GEÇMİŞTEN BUGÜNE GELEN GÜNCEL YARGI SORUNLARINA, TOPLUMSAL SORUNLARINA HUKUK PENCERESİNDEN KENDİ ÇÖZÜMLERİMİZİ SUNARAK BUNU YAPARKEN YAŞAMIN DİĞER ALANLARINDAN PAYLAŞIMLAR YAPABİLMEK İÇİN ADALET GÜNDEMİ. NET’de BULUŞMAYA KARAR VERDİK, BU BULUŞMA NOKTASINI KURMAYA ÇALIŞTIK, BU ÜLKENİN SORUNLARIYLA İLGİLENEN, KAFA YORAN, SÖZÜ OLAN HERKESİ BU BULUŞMA NOKTASINA DAVET EDİYORUZ. HERKESE AÇIĞIZ…

ADALET GÜNDEMİ.NET HUKUKÇULARIN HUKUK GÖZÜ, AKLI ve VİCDANIDIR.

 

Adaletbiz ekibi olarak öncelikle bu samimi ve içten röportaja olanak sağladığı için Taner Erdoğan’a ( Hakim) sonrasında Okan Albayrak’a ( Hakim), Nazan Üçkan’a ( Hakim) ve Mahmut Asrağ’a ( Avukat)  teşekkürlerimizi sunuyor, adaletgündemi.net platformunda kendilerine ve tüm kurucularına başarılar diliyoruz.

 

Site Yöneticisi Yeşim TURAN/ Av. Çağlar DİLBER /  Av. Gülşah BİLGEÇ

Fotoğraflar/ Yeşim TURAN






Nazan Hanım'ın getirmiş olduğu güzel pastalar...



Hakim Nazan Güçkan'ın şiir kitabı


Son Güncelleme: 05.12.2014 10:56
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol