banner237

Hukuk fakülteleri sayısındaki abartılı artışın sakıncalarına,  eğitim ve öğretim düzeylerindeki farklılıkların yarattığı sorunlara, mezunlarının bir elemeden geçmeden doğrudan avukat olabilmelerinin yanlışlığına, bu uygulamanın hukuk fakültelerini “avukat okulu” durumuna getirdiğine  yıllardır dikkat çekiyorum.(*)   Ancak olumsuzluklar sürüyor ve bunlar karşısında  bir şeyler söylemeden de durulmuyor.

Tanık olduğum son olumsuz örnek bazı hukuk fakültelerinin  öğrencilerine avukatlık bürolarında yaptırdığı zorunlu staj. Bu uygulama,  fakültelerimizin kendilerini  zorunlu staj uygulaması yaptıran ve  doğrudan mesleki eğitim veren fakülteler ile eş gördüklerinin kanıtıdır. Bu anlayış,  hukuk fakültelerini “hukukçu” yetiştiren değil, fakültenin öğrencisi olmakla  zaten bir anlamda avukatlığa hak kazandığını kabul eden öğrencileri avukatlığa daha da hızla yönlendirip getirilerinden nemalanma anlayışıdır ve içine girdiğimiz fasit dairenin ürünüdür. Avukat olabilmenin kolaylığı sürdükçe öğrenci sayısı artmakta, öğrenci/mezun sayısı arttıkça  avukatlığa giriş koşullarının düzenlenmesinden korkulmakta, sonuçta  savunma mesleği nicelik ve nitelik sorunları içinde boğulmaktadır.

Savunmanın ve genel olarak yargı erkinin sorunları hukuk eğitiminin uygulamaya yönelik kısmının arttırılması ile çözülemez. Fakültelerin her yönüyle yetersiz olan teorik alt yapılarının güçlendirilmesi  ve  güçlü bir alt yapının olanakları ile “hukukçu” yetiştirilmesi  gerekmektedir.  Hukuk fakültelerini eksiklerini gidermeye zorlayacak olan ise “akreditasyon” uygulamasının kurumlaştırılmasıdır. Türkiye Barolar Birliği tarafından sonuçları 18.7.2017 tarihinde  açıklanan hukuk eğitim ve öğretiminde standartların belirlenmesi çalışması ile fakültelerimizin  sıralaması belirlenmiştir. (https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/turkiye-nin-en-iyi-hukuk-fakulteleri-belli-oldu-77841)

 Türkiye Barolar Birliğinin “TÜRKİYENİN EN İYİ HUKUK FAKÜLTELERİ BELLİ OLDU” şeklinde  açıkladığı bu  liste “malumun ilanı” olarak kalmış,  ikinci aşamaya geçilmek istenmediği için yönlendirici/caydırıcı olamamıştır. İkinci aşama, Türkiye Barolar Birliği ve baroların standartlar  listesinde belirli bir sıranın altında kalan hukuk fakültelerinin mezunlarını avukatlık stajına kabul etmeyeceklerini açıklaması ile gerçekleşebilecekti.

Hukuk fakültelerinden  “hukukçu”  olarak mezun olanlardan avukat olmak isteyenler ise  barolar ya da   Adalet Akademisi eliyle mesleki eğitim almalıdır. Üye sayısı fazla olan barolarımız staj için başvuran binlerce kişinin yarattığı yük altında ezilmekte, diğer barolarımızda ise  az olan stajyer sayısı staj eğitimi için gerçek bir altyapı oluşturmayı imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle hukuk fakülteleri ile işbirliği içinde olacak bölgesel staj eğitim merkezleri kurulmasına ihtiyaç vardır.

Dünyada çok uzun yıllardır sürdürülen uygulama bu şekildedir, örneğin İtalya'da Scuola Superiore dell'Avvocatura  bu işlevi yerine getirmektedir.  Fransa'da avukatlık stajına  başlayabilmek için  baro bünyesindeki avukatlık okulunda eğitim almak gerekmektedir. Bu eğitimi almak isteyenlerin ise önce baro ve hukuk fakültesi işbirliği ile oluşturulan enstitüye kaydolup bir sene devam ederek  staj başlangıç sınavını (IEJ) başarmaları gerekmektedir.

Avrupa Birliğinin geliştirdiği kurallar hukuk öğretiminde, mesleğe kabulde ve mesleğin icrasında ortak kuralların uygulamaya konulmasını gerektirmektedir. Ulusal sınırların ötesinde hukuk hizmeti verebilme yeteneğine sahip hukukçu gereksinimi ancak böyle karşılanabilecektir.  24 Eylül 2018

(*)

http://www.yeniyaklasimlar.org/m.aspx?id=10612

https://www.academia.edu/10016330/T%C3%BCrkiyede_Hukuk_E%C4%9Fitimi_ve_Sorunlar%C4%B1

http://www.gurselertufan.av.tr/?s=84

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av.Ender Dedeağaç 2018-09-27 12:10:41

hani savunma sanattı. O halde sanatı fakülte mi öğretiyor. Bana göre fakülte lego oyununun parçalarını veriyor. Staj ise ondan tablo yapmayı öğretiyor. Bana usul kitaplarından hangisinde tahkikat aşamasında ki avukat değerlendirmesi ile sözlü yargılama aşamasındaki farkı anlatan olduğunu söyleyebilir misiniz? Ya da sözlü savunma ile yazı ile verilen metinin anı olmadığını sözle yapılan savunmada anlamı artıracak öğelerin olduğunu anlatana (Faruk Erem hocamın kitabı hariç)bir ders kitabından söz edebilir misiniz?
Okul eğitimin yeterli görenlerin yetiştirdiği avukat, "yazılı beyanlarımı tekrar ederim" demekle yetinecektir. Bu ise yargıya yapılan ayıp vatandaşa yapılan haksızlıktır. Yargılamanın hangi aşamasında ayağa kalkmamızı anlatan söylemler yerine, tahkikat aşamasının delil değerlendirme için sözlü yargılamanın ise değerlendirilen ve hakim tarafından kabul yada ret edilen delillere göre yapılması gereken hukuksal değerlendirme olduğunu anlatan söylemlere gerek duymaktayım.

Avatar
Av.Ender Dedeağaç 2018-09-27 12:11:03

Öğretim üyeleri bunun bilincinde olsa idi, HMK çıkarken, ret ve kabul edilen delillerin sadece gerekçeli karar da değil yargılamanın içinde olması gerektiğini savunur ve en azından sürpriz karar yasağına ilişkin teorilerinin uygulanmasına olanak verirlerdi. Beni yetiştiren tüm hocalarıma minnettarım Ancak, katılmadıklarımı söylemeyi bana onların öğrettiğini de unutmuyorum. Önce tüm hocalarıma sonra sana sevgi ve saygı ile